top of page

Boşanmada Kadının Hakları Nelerdir? Nafaka, Tazminat, Velayet ve Mal Paylaşımı (2026)

5 Eyl 2024
23 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 5 gün önce

Kısa cevap: Boşanmada kadının hakları; tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, velayet ve iştirak nafakası, mal paylaşımı (katılma alacağı), ziynet alacağı, aile konutu koruması, şiddet hâlinde 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı ve adli yardımdır. Bu hakların çoğu kusurdan bağımsızdır; yoksulluk nafakası ve tazminat ise kusur dengesine göre belirlenir.


Boşanma davasında kadının talep edebileceği haklar başlıklar hâlinde şunlardır:


  1. Tedbir nafakası (dava süresince, kusura bakılmaz)

  2. Yoksulluk nafakası (boşanma sonrası; daha ağır kusurlu olmamak şartıyla)

  3. Maddi ve manevi tazminat (kusursuz veya daha az kusurlu ise)

  4. Velayet ve çocukla kişisel ilişki

  5. İştirak nafakası (çocuk için)

  6. Mal paylaşımı: edinilmiş mallarda katılma alacağı

  7. Ziynet (düğün takıları) ve çeyiz alacağı

  8. Aile konutu koruması ve tapu şerhi

  9. 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı

  10. Adli yardım ve ücretsiz avukat


Bu rehber; Türk Medeni Kanunu (TMK), 6284 sayılı Kanun, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve güncel Yargıtay uygulaması esas alınarak hazırlanmış; Anayasa Mahkemesi'nin 4 Haziran 2026 tarihli süresiz nafaka kararı ve Yargıtay'ın 2024 tarihli ziynet içtihadı dâhil son gelişmelerle 5 Eylül 2026 tarihinde güncellenmiştir.



Boşanmada Kadının Hakları: Tek Tabloda Özet

Hak

Kusur şartı

Ne zaman istenir?

Dayanak

Tedbir nafakası

Yok

Dava açılınca, dava boyunca

TMK m.169

Yoksulluk nafakası

Daha ağır kusurlu olmamak

Boşanma davasıyla birlikte (sonradan 1 yıl içinde)

TMK m.175, 178

Maddi tazminat

Kusursuz veya daha az kusurlu olmak

Boşanma davasıyla birlikte (sonradan 1 yıl içinde)

TMK m.174/1, 178

Manevi tazminat

Kusursuz/az kusurlu + kişilik hakkı ihlali

Boşanma davasıyla birlikte (sonradan 1 yıl içinde)

TMK m.174/2, 178

Velayet

Yok — çocuğun üstün yararı

Boşanma davasında

TMK m.182, 336

İştirak nafakası

Yok — çocuğun ihtiyacı

Velayetle birlikte

TMK m.182, 327-330

Mal paylaşımı (katılma alacağı)

Kural olarak yok

Ayrı dava; boşanma kesinleşince görülür

TMK m.218-241

Ziynet alacağı

Yok

Boşanma davasıyla birlikte veya ayrı dava

TMK m.220 + Yargıtay 2024 içtihadı

Aile konutu koruması

Yok

Evlilik sürerken ve dava boyunca

TMK m.194, 169

Koruma kararı (şiddet)

Yok

Her zaman, boşanmadan bağımsız

6284 sayılı Kanun

Adli yardım

Yok

Dava açılırken

HMK m.334 vd.


Tablodaki her hak aşağıda ayrı bir başlıkta; şartları, uygulamada nasıl istendiği ve sık yapılan hatalarla birlikte açıklanmıştır.



Hangi Haklarımı İsteyebilirim? (Adım Adım Karar Ağacı)

  1. Dava boyunca geçim sıkıntınız olacak mı? Evet ise tedbir nafakası isteyin; kusura bakılmaz, dava dilekçesiyle birlikte talep edilir.

  2. Boşanma sonrası yoksulluğa düşecek misiniz? Evet ve eşinizden daha ağır kusurlu değilseniz yoksulluk nafakası isteyin.

  3. Şiddet, hakaret, aldatma, aşağılama gibi kişilik haklarınızı zedeleyen bir olay var mı? Evet ve kusursuz ya da daha az kusurluysanız maddi ve manevi tazminat isteyin.

  4. Ortak çocuk var mı? Evet ise velayet, iştirak nafakası ve kişisel ilişki düzeni talep edin; çocuk için dava süresince ayrıca tedbir nafakası istenir.

  5. Evlilik içinde edinilmiş ev, araç, birikim var mı? Evet ise mal rejimi tasfiyesi (katılma alacağı) için ayrı dava planlayın.

  6. Düğün takıları eşinizde veya harcandı mı? Evet ise ziynet talebini dilekçeye yazın; talep şeklini (yalnızca aynen iade mi, yoksa terditli mi) tahsil aşamasını düşünerek seçin.

  7. Şiddet veya tehdit var mı? Evet ise boşanma davasını beklemeden 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı alın.



Hangi Haklar Kendiliğinden Verilir, Hangileri Talebe Bağlıdır?

Kısa cevap: Tedbir nafakası, velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası kamu düzenine ilişkindir; hâkim bunları talep olmasa da kendiliğinden karara bağlar (TMK m.169, 182). Yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat ise yalnızca talep hâlinde ve talep edilen miktarla sınırlı olarak verilir (TMK m.174-175, HMK m.26). Ziynet alacağı ve mal paylaşımı boşanmanın eki değildir; ayrı harca tabi bağımsız taleplerdir.


Talep

Hâkim kendiliğinden karar verir mi?

Dilekçede ne olmalı?

Tedbir nafakası

Evet (TMK m.169)

Miktar yazılması kararı hızlandırır

Velayet ve kişisel ilişki

Evet (TMK m.182)

Çocuğun yararına ilişkin somut olgular

İştirak nafakası

Evet (TMK m.182/2)

Yazılan miktar üst sınırdır

Yoksulluk nafakası

Hayır — talep şart

Açık talep + miktar

Maddi ve manevi tazminat

Hayır — talep şart

Açık talep + miktar + kusur olayları

Ziynet alacağı

Hayır — bağımsız dava

Terditli talep + nispi harç

Mal paylaşımı

Hayır — ayrı dava

Ayrı dava dilekçesi + ihtiyati tedbir


Bu ayrımın pratik sonucu şudur: Talebe bağlı haklar dilekçeler aşamasında (dava, cevap, cevaba cevap) ileri sürülmemişse, sonradan ancak ıslah yoluyla veya karşı tarafın açık rızasıyla eklenebilir (HMK m.141); aksi hâlde mahkeme bu talepler hakkında karar vermez ve TMK m.178'deki bir yıllık süre içinde ayrı dava gerekir.



Tedbir Nafakası: Dava Süresince Geçim Nasıl Sağlanır?

Kısa cevap: Boşanma davası açıldığında hâkim, eşlerin ve çocukların geçimi için dava sonuna kadar geçerli olmak üzere tedbir nafakasına karar verebilir (TMK m.169). Kusur araştırması yapılmaz; ölçüt, tarafların gelir ve ihtiyaç durumudur.


Tedbir nafakası, boşanma davasının açılmasıyla birlikte hâkimin alacağı geçici önlemlerden biridir. Kanun, hâkime dava süresince eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların bakımı için gerekli önlemleri kendiliğinden (re'sen) alma görevi verir. Bu yönüyle tedbir nafakası, yalnızca talep hâlinde verilebilen yoksulluk nafakası ve tazminattan ayrılır; yine de talebin dava dilekçesinde açıkça ve miktar belirtilerek yazılması, kararın gecikmemesi için önemlidir.


  • Hâkim, tedbir nafakasını kural olarak dava tarihinden itibaren başlatır; dilekçede talep varsa ilk ara kararla hükmedilebilir.

  • Kadının düzenli ve geçimine yeten bir geliri varsa kendisi için tedbir nafakası verilmeyebilir; çocuk için tedbir nafakası ise annenin gelirinden bağımsız olarak, babanın gücü oranında istenebilir.

  • Tedbir nafakası boşanma kararının kesinleşmesine kadar sürer; kesinleşmeden itibaren yerini, hükmedilmişse yoksulluk ve iştirak nafakasına bırakır.

  • Boşanma davası açmadan da, eşlerin ayrı yaşamada haklı olduğu durumlarda TMK m.197 uyarınca aile mahkemesinden tedbir nafakası istenebilir.


Miktarın nasıl belirlendiği için hâkim nafakayı nasıl hesaplar rehberimize bakabilirsiniz.



Yoksulluk Nafakası: Boşanma Sonrası Geçim Güvencesi

Kısa cevap: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak koşuluyla, karşı taraftan mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir (TMK m.175). Kadının eşit kusurlu olması nafakaya engel değildir; daha ağır kusurlu olması ise talebin reddine yol açar.


Yargıtay uygulamasında "yoksulluk", kişinin yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde gelirinin bulunmaması olarak anlaşılır. Bu nedenle:


  • Çalışıyor olmak tek başına nafakaya engel değildir; asgari ücret düzeyindeki gelir, somut olayın koşullarına göre yoksulluğu ortadan kaldırmayabilir.

  • Tarafların gelirleri birbirine yakınsa (örneğin her ikisi de benzer düzeyde emekli maaşı alıyorsa) boşanmayla yoksulluğa düşme koşulu gerçekleşmez ve talep reddedilir.

  • Kısa süreli evliliklerde nafaka talebi reddedilmez; ancak evlilik süresi miktar ve süre değerlendirmesinde dikkate alınır.

  • Yoksulluk nafakası talebe bağlıdır: hâkim, istenmeyen nafakaya kendiliğinden hükmedemez ve istenen miktarı aşamaz (HMK m.26). Talep, dilekçeler aşamasında ileri sürülmemişse sonradan ancak ıslahla veya karşı tarafın açık rızasıyla eklenebilir (HMK m.141).

  • Nafaka, boşanma davasıyla birlikte istenmelidir. Boşanma davasında istenmemişse, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde ayrı dava açılabilir (TMK m.178); bu süre geçince hak zamanaşımına uğrar.

  • Nafaka, durumun gereğine göre aylık (irat) veya toptan ödenmesine karar verilebilir. Aylık bağlanan nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar; evlenmeden fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürme hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır; tarafların mali durumu değişirse artırılması veya azaltılması istenebilir (TMK m.176).


2026 Güncellemesi: Anayasa Mahkemesi'nin Süresiz Nafaka Kararı

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, bir aile mahkemesinin itiraz başvurusu üzerine (E. 2025/156), 4 Haziran 2026 tarihinde TMK m.175/1'deki "süresiz olarak" ibaresini oy çokluğuyla Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiştir. Kamuoyuna yansıyan bilgiye göre iptal hükmünün yürürlüğü, gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren 9 ay ertelenmiştir.


Bu kararın doğru okunması önemlidir:


  • Yoksulluk nafakası kaldırılmamıştır. İptal edilen, nafakanın süre sınırı olmaksızın istenebilmesine imkân veren ibaredir.

  • Mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermez. Anayasa m.153 uyarınca iptal kararları geriye yürümez; kesinleşmiş nafaka ilamları, yeni bir yasal düzenleme veya ayrı bir dava olmaksızın değişmez.

  • Bu rehberin güncellendiği tarih itibarıyla aile mahkemeleri TMK m.175'i mevcut hâliyle uygulamaya devam etmektedir. Nafakanın hangi süreyle bağlanacağına ilişkin ölçütler (evlilik süresi, yaş, çalışma kapasitesi, çocuk durumu gibi) TBMM'nin yapacağı düzenlemeyle netleşecektir.

  • Devam eden davalarda, nafakanın süreli veya süresiz belirlenmesine ilişkin taleplerin ve karşı savunmaların bu gelişme gözetilerek kurgulanması gerekir.


Kusur dengesi için yoksulluk nafakasında kusur şartı, süre tartışması için süreli nafaka olabilir mi rehberlerimizi inceleyebilirsiniz.



Maddi ve Manevi Tazminat: Kusurlu Eşten Ne İstenebilir?

Kısa cevap: Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş, kusurlu eşten uygun bir maddi tazminat isteyebilir (TMK m.174/1). Boşanmaya sebep olan olaylar kişilik haklarına saldırı oluşturuyorsa ayrıca manevi tazminat istenebilir (TMK m.174/2). Eşit kusurda her iki tazminat da reddedilir.


Maddi tazminatta korunan, evliliğin devamı hâlinde elde edilecek olan ekonomik menfaattir: eşin gelirinden, sosyal güvencesinden, ortak yaşamın sağladığı destekten yoksun kalma gibi. Miktar, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, evlilik süresi, kusurun ağırlığı, paranın alım gücü ve hakkaniyet (TMK m.4) gözetilerek belirlenir; kanunda alt veya üst sınır yoktur. Maddi tazminat toptan ya da aylık ödenebilir; manevi tazminat ise yalnızca toptan para olarak ödenir, aylık bağlanamaz (TMK m.176).


Manevi tazminat için kusur yetmez; boşanmaya yol açan olayların kadının kişilik haklarını (onur, saygınlık, beden bütünlüğü, aile bütünlüğü) zedelemiş olması gerekir. Uygulamada fiziksel ve psikolojik şiddet, hakaret ve aşağılama, sadakatsizlik, ailesi önünde küçük düşürme, evden kovma gibi olaylar bu kapsamda değerlendirilir.


Yargıtay Uygulamasında Kusur Dengesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasında tam kusurlu eş, kusursuz eşe karşı açtığı boşanma davasında boşanma kararı elde edemez; eşit kusurlu eşler birbirinden tazminat isteyemez; daha az kusurlu eşin tazminat talebi ise kabul edilir. Kusur belirlemesi, dilekçede ileri sürülen ve ispatlanan somut vakıalara göre yapılır; hâkim tarafların söylemediği olayları kendiliğinden dikkate alamaz (HMK m.25) ve dilekçede yazılmayan olaylar kusur olarak yüklenemez. Boşanma davasının kendine özgü bir ispat kuralı da vardır: hâkim, boşanmaya dayanak olgular hakkında taraflara yemin öneremez ve tarafların ikrarıyla bağlı değildir; olguların varlığına vicdanen kanaat getirmesi gerekir (TMK m.184). Tazminat da tıpkı yoksulluk nafakası gibi talebe bağlıdır; hâkim istenen miktarı aşamaz (HMK m.26).


Bu nedenle tanık, mesaj kaydı, darp raporu, adli tıp raporu ve kolluk tutanağı gibi delillerin dava açılmadan önce toplanması belirleyicidir; delil türleri için boşanma davalarında delil rehberi yazımıza bakabilirsiniz.


Boşanma davasında istenmeyen tazminat, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde ayrı dava ile talep edilebilir (TMK m.178); ancak bu davada kusur, kesinleşen boşanma kararındaki tespitlere göre değerlendirilir. Ayrıntı için boşanmada maddi ve manevi tazminat rehberimize bakabilirsiniz.



Velayet: Çocuk Anneye mi Verilir?

Kısa cevap: Velayet otomatik olarak anneye verilmez; ölçüt, ana-babanın kusuru değil çocuğun üstün yararıdır (TMK m.182, 336). Mahkeme; çocuğun yaşı, anne bakımına muhtaç olup olmadığı, ebeveynlerin bakım ve barınma koşulları, çocuğun idrak yaşındaysa görüşü ve sosyal inceleme (uzman) raporunu birlikte değerlendirir.


Uygulamada küçük yaştaki çocukların anne bakım ve şefkatine muhtaç olduğu kabul edilir; bu, mutlak bir kural değil, çocuğun yararına ilişkin fiilî bir değerlendirmedir. Annenin boşanmadaki kusuru (örneğin sadakatsizlik), çocuğa yönelik bir tehlike oluşturmadıkça tek başına velayetin babaya verilmesini gerektirmez. Velayet kararı kesin değildir; koşullar değişirse velayetin değiştirilmesi her zaman istenebilir (TMK m.183).


Yargıtay, tarafların anlaşması ve çocuğun yararına uygun düşmesi hâlinde ortak velayeti de kabul etmektedir. Ayrıntı için boşanmada velayet nasıl belirlenir ve ortak velayet nedir rehberlerimizi inceleyebilirsiniz.



İştirak Nafakası: Çocuğun Giderlerine Baba Ne Kadar Katılır?

Kısa cevap: Velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmak zorundadır (TMK m.182/2, 327-330). İştirak nafakası kusurdan bağımsızdır; yalnızca çocuğun ihtiyacına ve ana-babanın ekonomik gücüne göre belirlenir.


  • Hâkim, iştirak nafakasını talep olmasa da kendiliğinden belirler; ancak dilekçede bir miktar yazılmışsa Yargıtay uygulamasında bu miktar üst sınır kabul edilir ve ıslah yapılmadıkça aşılamaz (HMK m.26). Bu nedenle çocuğun gerçek ihtiyacını yansıtan bir miktar yazılmalı, gerekirse süresinde ıslaha başvurulmalıdır.

  • İştirak nafakası çocuğun ergin olmasıyla sona erer; çocuk eğitimine devam ediyorsa, eğitimi sona erinceye kadar ana-babanın bakım yükümlülüğü sürer ve ergin çocuk bu nafakayı kendi adına isteyebilir (TMK m.328/2).

  • Çocuğun ihtiyaçları ve tarafların gelirleri değiştikçe nafakanın artırılması istenebilir; hâkim, istem hâlinde nafakanın gelecek yıllarda ne oranda artacağını (örneğin TÜFE oranında) kararında baştan belirleyebilir (TMK m.182/4).

  • Velayet babaya verilirse iştirak nafakası yükümlüsü anne olur; kural her iki ebeveyn için aynıdır.



Mal Paylaşımı: Evlilik İçinde Edinilen Mallar Nasıl Bölüşülür?

Kısa cevap: 1 Ocak 2002 sonrası edinilen mallar için, aksine mal rejimi sözleşmesi yoksa edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m.218-241); bu tarihten önce evlenenlerin 2002 öncesinde edindiği mallarda ise kural olarak eski mal ayrılığı rejimi geçerlidir (4722 sayılı Kanun m.10). Her eş, diğer eşin edinilmiş mallarındaki artık değerin yarısı üzerinde alacak hakkına sahiptir (TMK m.236/1). Malın kimin adına kayıtlı olduğu tek başına belirleyici değildir.


Neler edinilmiş mal sayılır? Evlilik süresince çalışma karşılığı edinilenler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücü kaybı tazminatları, kişisel malların gelirleri ve bunların yerine geçen değerler (TMK m.219). Neler kişisel mal sayılır? Evlilikten önce sahip olunanlar, miras veya bağış yoluyla edinilenler, manevi tazminat alacakları ve yalnızca kişisel kullanıma özgülenmiş eşyalar (TMK m.220).


Kadının bilmesi gereken kritik noktalar:


  • Ev hanımı olmak alacak hakkını ortadan kaldırmaz. Evlilik süresince çalışmamış olan kadın da eşinin edinilmiş mallarındaki artık değerin yarısını isteyebilir; rejimin amacı, evlilik içindeki ev emeğinin ve karşılıklı desteğin karşılığını tasfiyede vermektir.

  • Tapunun kocada olması sonucu değiştirmez. Evlilik içinde kredi veya kazançla alınan ev/araç kimin adına kayıtlı olursa olsun edinilmiş maldır.

  • Zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını hakkaniyete göre azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m.236/2). Diğer boşanma sebeplerinde kusur mal paylaşımını etkilemez.

  • Mal kaçırmaya karşı koruma: Boşanma davasından önceki bir yıl içinde yapılan olağan dışı bağışlar ve alacağı azaltmak kastıyla yapılan devirler, hesaba "eklenecek değer" olarak katılır (TMK m.229). Dava açılırken mallar üzerine ihtiyati tedbir istenmelidir.

  • Usul: Mal rejimi tasfiyesi ayrı bir davadır; boşanma davasıyla aynı anda açılabilir, ancak boşanma kesinleşmeden karara bağlanmaz. Mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer (TMK m.225/2); mallar tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır (TMK m.235). Zamanaşımı, Yargıtay uygulamasında boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 10 yıldır.


Hesaplama mantığı ve örnekler için boşanmada mal paylaşımı rehberimize bakabilirsiniz.



Ziynet Eşyası (Düğün Takıları): Kime Aittir, Nasıl Geri Alınır?

Kısa cevap: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 04.04.2024 tarihli, 2023/5704 E., 2024/2402 K. sayılı kararıyla "düğünde takılan her şey kadınındır" kuralı terk edilmiştir. Yeni ilkeye göre önce tarafların anlaşmasına, sonra yerel örf ve adete bakılır; bunlar yoksa ekonomik değeri olan her şey kural olarak kime takıldıysa ona aittir; yalnızca karşı cinse özgü takılar (bilezik, set, küpe gibi) kime takılmış olursa olsun o cinsiyete ait sayılır.


Bu içtihat değişikliğinin kadın açısından pratik sonuçları şunlardır:


  • Kadına takılan bilezik, kolye, set, küpe ve kadına özgü diğer takılar kadınındır; erkeğe takılmış olsalar bile kadına ait sayılır.

  • Erkeğe takılan çeyrek, yarım, tam ve cumhuriyet altını gibi cinsiyete özgü olmayan ziynetler, aksine anlaşma veya örf-adet ispatlanmadıkça erkeğe ait kabul edilebilir.

  • Takı sandığına veya torbasına atılan takılar, hangi cinse özgüyse ona, her iki cinse uygun olanlar ise ortak kabul edilir.

  • Takıların evin ihtiyaçları, düğün borcu veya eşin işi için harcanmış olması, kadının rızasıyla ve iade edilmemek üzere verildiği ispatlanmadıkça, iade yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.


İspat ve talep şekli: Ziynetlerin evlilik boyunca kadının uhdesinde kaldığı kabul edilir; takıların elinden alındığını veya eşinde kaldığını kadının ispat etmesi gerekir. Düğün fotoğraf ve videoları, kuyumcu faturaları, banka kasası kayıtları, mesaj yazışmaları ve takıları gören tanıklar temel delillerdir.


Boşanma davasındaki yemin yasağı (TMK m.184) ziynet talebi için geçerli değildir; ziynet alacağı boşanmanın eki (fer'isi) sayılmadığından genel ispat kuralları uygulanır ve başka delil yoksa karşı tarafa yemin teklif edilebilir. Uygulamada yemin deliline dayandığı hâlde duruşmada açıkça yemin teklif etmeyen kadının ziynet talebi ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilebilmektedir; bu nedenle yemin, avukat eşliğinde ve zamanında kullanılmalıdır. Erkeğin takıların bir kısmını dava sırasında iade etmesi veya kasada sakladığını söylemesi gibi davranışlar, takıların kendisinde olduğunun örtülü kabulü olarak değerlendirilebilir.


Talep şekli bilinçli seçilmelidir. Terditli talep (aynen iade, olmazsa bedel) zorunlu değildir; yalnızca aynen iade de istenebilir. Bu tercih sonucu doğrudan etkiler: terditli talepte bedel dava tarihindeki değere göre belirlenirken, yalnızca aynen iade hükmünde takılar icrada bulunamazsa bedel, haczin yapıldığı tarihteki güncel rayice göre takdir edilir (İİK m.24/4; HGK 15.06.2021, 2017/1678 E., 2021/757 K.). Altın fiyatlarının yükseldiği dönemlerde yalnızca aynen iade talebi davacıyı korur. Ziynet alacağı boşanma davasıyla birlikte veya ayrı bir dava olarak istenebilir; boşanma davasında istenecekse bağımsız bir talep olarak, nispi harcı yatırılarak açılmalıdır. Usulüne uygun açılmamış (harcı yatırılmamış) ziynet talebi hakkında mahkeme karar vermez.


Ayrıntı için ziynet alacağı davası rehberimizi inceleyebilirsiniz.



Çeyiz Eşyaları ve Mehir Senedi

Kısa cevap: Çeyiz, kadının evlenmeden önce sahip olduğu veya evlenirken kendisine ailesi tarafından verilen eşyadır; mal rejiminin başlangıcında kadına ait olduğu için kişisel malıdır (TMK m.220/2) ve boşanmada aynen iadesi, mümkün değilse bedeli istenebilir. Mehir, Türk hukukunda düzenlenmiş bir kurum değildir; Yargıtay uygulamasında mehir senedi, henüz teslim edilmemiş şeyler bakımından bağışlama sözü verme olarak nitelendirilir ve yazılı şekle bağlıdır (TBK m.288/1).


Çeyiz eşyasında ispat düzeni: Çeyizin kadına ait olduğunu ve boşanma sırasında erkekte kaldığını kadının ispat etmesi gerekir. Bunun için kanunun sunduğu iki karine önemlidir: eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen eşya her ikisinin paylı mülkiyetinde sayılır ve bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir (TMK m.222). Bu nedenle çeyizin evlilikten önce alındığı ve kadına ait olduğu; evlilik öncesi tarihli faturalar, damat veya ailesi tarafından imzalanmış çeyiz senedi, teslim tutanağı, fotoğraflar ve eşyayı gören tanıklarla ortaya konmalıdır. Evlilik içinde birlikte alınan ev eşyası ise çeyiz değil edinilmiş maldır ve mal rejimi tasfiyesine tabidir.


Çeyiz talebi, ziynet gibi, boşanmanın eki sayılmayan bağımsız bir alacak talebidir; boşanma davasıyla birlikte harcı yatırılarak veya ayrı dava ile istenir.


Mehir senedinde üç ayrım: Senede konu para, ziynet veya eşya kadına fiilen teslim edilmişse bu elden bağışlamadır ve kadının mülkiyetine geçmiştir; teslim edilmemişse yazılı senet bağışlama sözü niteliğindedir ve yerine getirilmesi senedi imzalayandan (koca veya senedi imzalayan babası gibi üçüncü kişi) istenebilir; yazılı senet yoksa teslim edilmemiş mehir istenemez.


Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 26.03.2025 tarihli, 2023/8876 E., 2025/3113 K. sayılı kararında, muhtar huzurunda düzenlenmiş bir mehir senedine dayalı alacak davasında, senette imzası bulunan tanıkların dinlenerek senede konu eşya ve ziynetlerin kadına gerçekten teslim edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini vurgulamıştır. Karar, mehir senedinin varlığının tek başına sonuca götürmediğini; teslim ve alacak iddiasının ayrıca ispatlanması gerektiğini gösterir.



Aile Konutu: Evde Kim Kalır?

Kısa cevap: Eşlerin birlikte yaşadığı konut "aile konutu"dur ve tapuda kimin adına kayıtlı olduğuna bakılmaksızın kanunun koruması altındadır. Evlilik sürerken koca, karısının açık rızası olmadan aile konutunu satamaz, devredemez, üzerinde ipotek kuramaz ve kira sözleşmesini feshedemez (TMK m.194/1). Boşanma davası açılınca hâkim, dava süresince konutta kimin kalacağına karar verir (TMK m.169); şiddet varsa konut 6284 sayılı Kanun kapsamında doğrudan kadına tahsis edilebilir (6284 m.5/1-b). Boşanma kesinleşince ise aile konutu koruması sona erer ve konut, mal rejimi tasfiyesinin konusu olur.


Evlilik sürerken: rıza şartı ve aile konutu şerhi

  • Rıza şartı şerhe bağlı değildir; ancak şerh korumayı kesinleştirir. Kadının rızası olmadan yapılan satış veya ipotek, tapuda şerh bulunmasa da kanuna aykırıdır. Ne var ki şerh yoksa, konutun aile konutu olduğunu bilmeden edinen iyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı korunabilir (TMK m.1023) ve kadın konutu geri alamayabilir. Şerh, üçüncü kişinin "bilmiyordum" savunmasını ortadan kaldırır; bu nedenle dava açmadan da alınabilecek en etkili önlemdir.

  • Şerh nasıl konur: Malik olmayan eş, mahkeme kararına gerek olmaksızın doğrudan tapu müdürlüğüne başvurarak şerh konulmasını isteyebilir (TMK m.194/3); evlilik kaydı ve konutta oturulduğunu gösteren belge yeterlidir. Koca haklı sebep olmadan rıza vermiyorsa veya rıza alınamıyorsa hâkimin müdahalesi istenebilir (TMK m.194/2).

  • Kiracıysanız: Kira sözleşmesi kocanın adınaysa kadın, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir; bu andan itibaren koca sözleşmeyi tek başına feshedemez, kadın da kira borcundan müteselsilen sorumlu olur (TMK m.194/4).

  • Evden ayrılmak hak kaybettirmez. Şiddet, tehdit veya haklı sebeple konuttan ayrılan kadın (TMK m.197) ne şerh isteme hakkını ne de konut üzerindeki mal rejimi alacağını kaybeder; "evi terk eden haksız olur" inancı hukuken doğru değildir.


Boşanma davası sürerken: konutun tahsisi

Hâkim, dava süresince eşlerin barınmasına ilişkin önlemleri kendiliğinden alır ve konutu, çocukların durumunu ve tarafların koşullarını gözeterek eşlerden birine tahsis edebilir (TMK m.169).


Şiddet hâlinde bu sonuç boşanma davası beklenmeden, 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet uygulayanın konuttan uzaklaştırılması ve konutun kadına tahsisi kararıyla sağlanır (6284 m.5/1-b); gecikmesinde sakınca varsa bu tedbiri kolluk amiri de alabilir (6284 m.5/2).


Boşanma kesinleştikten sonra: konut kime kalır?

  • Mülkiyet tapudaki kişide kalır; diğer eşin hakkı para alacağıdır. Konut evlilik içinde edinilmişse, tapuda olmayan eş konutun kendisini değil, tasfiye anındaki değeri üzerinden hesaplanan katılma alacağını (kural olarak artık değerin yarısı, TMK m.236) para olarak ister. Konut tapuda her iki eş adına kayıtlıysa paylı mülkiyet devam eder ve taraflar anlaşamazsa ortaklığın giderilmesi davası gündeme gelir.

  • Aile konutu şerhi boşanmayla işlevini yitirir. Şerh evlilik birliğini korur; boşanma kesinleşince konutun aile konutu niteliği sona erer ve şerh tapudan terkin ettirilebilir. Şerh, kadına boşanmadan sonra konutta oturmaya devam etme hakkı vermez.

  • "Konutta kalma hakkı" şerhi (TMK m.254) her boşanmada uygulanmaz. Bu hüküm, yalnızca eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle paylaşmalı mal ayrılığı rejimini seçtiği evliliklerde, boşanma sonrasında konutta kimin kalacağını düzenler. Türkiye'de evliliklerin büyük çoğunluğunda geçerli olan yasal rejimde (edinilmiş mallara katılma) böyle bir hüküm yoktur; boşanma sonrası konutta kalma, tarafların anlaşmasına, kira sözleşmesindeki sıfata veya tasfiye sonucuna göre belirlenir. İnternette yaygın olarak yazılanın aksine m.254, yasal mal rejimine tabi eşler için uygulanabilir bir dayanak değildir.

  • Kiracı konutta: TMK m.194/4 uyarınca sözleşmenin tarafı hâline gelen kadın, boşanma sonrasında da kiracı sıfatını korur; kimin çıkacağı taraflar arasında anlaşmayla, anlaşma yoksa kira sözleşmesinin genel hükümlerine göre çözülür.


Şerh başvurusu ve belgeleri için aile konutu şerhi nedir, nasıl konulur rehberimize bakabilirsiniz.



Şiddet Hâlinde Koruma Kararı: 6284 Sayılı Kanun

Kısa cevap: Fiziksel, psikolojik, ekonomik veya cinsel şiddete ya da şiddet tehdidine maruz kalan kadın, boşanma davası açmasına gerek olmaksızın 6284 sayılı Kanun kapsamında aile mahkemesinden uzaklaştırma, evden çıkarma, iletişim yasağı ve benzeri koruyucu ve önleyici tedbirleri isteyebilir. Başvuru; aile mahkemesine, kolluğa, Cumhuriyet savcılığına veya mülki amire yapılabilir; koruyucu tedbir kararı için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz (6284 m.8/3).


Kadın açısından pratik noktalar:


  • Tedbir kararı gecikmeksizin verilir; ihlal hâlinde üç günden on güne kadar, tekrarında on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsi uygulanır (6284 m.13).

  • Şiddet uygulayan ailenin geçimini sağlayan kişiyse hâkim, TMK'ya göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla, talep edilmese dahi kadın ve çocuklar için tedbir nafakasına hükmedebilir (6284 m.5/4).

  • Koruma kararı, boşanma davasında kusur ispatı için de önemli bir delil kaynağıdır; darp raporu ve kolluk tutanaklarıyla birlikte sunulmalıdır.

  • Acil durumlarda tüm acil çağrılar için tek numara olan 112, şiddet danışma hattı ALO 183 (Aile ve Sosyal Hizmetler) ve KADES uygulaması kullanılabilir; sığınma evi ve geçici maddi yardım da bu kanun kapsamındadır.


Ayrıntı için 6284 sayılı Kanun: koruma kararı ve uzaklaştırma tedbiri rehberimize bakabilirsiniz.



Çocukla Kişisel İlişki Engellenirse Ne Yapılır?

Kısa cevap: Velayet kendisine bırakılmayan eşin çocukla düzenli kişisel ilişki kurma hakkı vardır (TMK m.182, 323). Mahkeme kararına rağmen çocuk teslim edilmiyorsa, 7343 sayılı Kanunla bu işlemler icra dairelerinden alınmış ve Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri aracılığıyla, uzman eşliğinde ve harçsız olarak yürütülmektedir (5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/A ve devamı).


Bu düzenlemenin (7343 sayılı Kanun) kadın açısından iki yönü vardır: Velayet kendisindeyse ve çocuğu babaya göstermeyi haklı sebep olmaksızın engelliyorsa, müdürlüğün teslim emrine uymamak disiplin hapsi yaptırımı doğurur. Ayrıca mahkeme, velayet kararında kişisel ilişki düzenlemesine uyulmaması hâlinde velayetin değiştirilebileceğini baştan ihtar eder (TMK m.182/2); engellemenin sürmesi, çocuğun yararına aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilmesine yol açabilir. Velayet babadaysa ve çocuk anneye gösterilmiyorsa aynı mekanizma anne lehine işler.


Her iki hâlde de teslim, kanunun açık ifadesiyle uzman veya öğretmen marifetiyle, gerekirse kolluk yardımıyla yapılır (ÇKK m.41/B/3-c); işlemler her türlü harçtan istisnadır ve avukatlık ücreti dışındaki tüm masraflar Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır (ÇKK m.41/H/1).



Nafaka Ödenmezse Ne Olur?

Kısa cevap: Mahkemece hükmedilen tedbir, yoksulluk veya iştirak nafakası ödenmiyorsa icra takibi başlatılır; ayrıca nafaka borcunu ödemeyen eş hakkında, şikâyet üzerine icra ceza mahkemesince üç aya kadar tazyik hapsi uygulanabilir (İİK m.344).


  • Tazyik hapsi için icra takibinin kesinleşmiş olması ve ödenmeyen nafakanın, birikmiş eski borç değil, takipten sonra işleyen aylık (cari) nafaka olması aranır. Şikâyet, ödemenin yapılmadığının öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde yapılmalıdır (İİK m.347). Hapis uygulanmaya başladıktan sonra borç ödenirse borçlu tahliye edilir; borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması için dava açmış olması hâlinde hapsin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir (İİK m.344).

  • Yargıtay uygulamasında cari nafaka alacağı için maaş haczinde olağan alacaklardaki dörtte bir sınırı uygulanmaz; aylık nafaka tutarı maaştan doğrudan kesilebilir.

  • Nafaka borçlusu mallarını kaçırırsa iki yol vardır: alacaklı, borçlunun mal kaçırma amaçlı devirlerini tasarrufun iptali davasıyla (İİK m.277 vd.) hükümsüz kılabilir; ayrıca haciz takibinden sonra veya takipten önceki iki yıl içinde alacaklısını zarara sokmak amacıyla mallarını devreden, gizleyen veya gerçek olmayan borç ikrar ederek malvarlığını suni biçimde azaltan borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine altı aydan üç yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılır (İİK m.331).



Adli Yardım ve Ücretsiz Avukat

Kısa cevap: Dava harç ve giderlerini karşılayamayacak durumda olan kadın, HMK m.334 ve devamı uyarınca adli yardım talep ederek harç ve masraflardan geçici olarak muaf tutulabilir. Avukat ücretini karşılayamıyorsa, Ankara Barosu Adli Yardım Bürosu'na başvurarak ücretsiz avukat görevlendirilmesini isteyebilir (Avukatlık Kanunu m.176 vd.).


Adli yardım talebi dava dilekçesiyle birlikte veya ayrı bir dilekçeyle, mali durumu gösteren belgelerle (gelir belgesi, muhtarlık fakirlik belgesi, tapu ve araç kaydı sorgusu) aile mahkemesine sunulur. Talebin kabulü davanın esasını etkilemez; dava kaybedilirse ertelenen giderler ödenir. Şiddet mağduru kadınlar için 6284 sayılı Kanun kapsamındaki başvurular ayrıca harçtan muaftır.



Boşanan Kadının Soyadı

Kısa cevap: Boşanan kadın kural olarak evlenmeden önceki soyadına döner (TMK m.173). Kocanın soyadını kullanmaya devam etmek otomatik değildir; kadının bunda menfaati bulunduğu ve kocaya zarar vermeyeceği ispat edilirse hâkim, kadının kocasının soyadını taşımasına izin verebilir. Bu talep boşanma davasında veya sonradan ayrı bir davayla ileri sürülebilir; koşullar değişirse koca iznin kaldırılmasını isteyebilir.


Soyadı davalarına ilişkin diğer hâller için soyadı değişikliği davası rehberimizi inceleyebilirsiniz.



Anlaşmalı Boşanmada Kadının Hakları

Kısa cevap: Evlilik en az bir yıl sürmüşse eşler, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda anlaşarak anlaşmalı boşanabilir (TMK m.166/3). Kadının nafaka, tazminat, ziynet, velayet ve kişisel ilişkiye ilişkin tüm hakları protokolde düzenlenir. Hâkim, tarafları bizzat dinledikten sonra tarafların ve çocukların menfaatini gözeterek protokolde değişiklik yapabilir; taraflar bu değişikliği kabul etmezse anlaşmalı boşanmaya karar verilemez (TMK m.166/3).


Anlaşmalı boşanmada en sık yapılan hata, sonradan telafisi güç haklardan habersiz vazgeçmektir:


  • Tazminat ve nafaka saklı tutulamaz. TMK m.166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma için tarafların boşanmanın mali sonuçları (yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat) ve çocukların durumu üzerinde anlaşmış olmaları zorunludur. Bu konularda "haklarımı saklı tutuyorum" beyanı anlaşma sayılmaz; böyle bir beyan varsa hâkim anlaşmalı boşanmaya karar veremez ve dava çekişmeli olarak (TMK m.166/1) görülmeye devam eder. Kadının önündeki seçenek ikidir: tazminat ve nafaka protokolde miktarıyla yer alır ya da bu haklardan vazgeçilir; vazgeçilmişse boşanma kesinleştikten sonra bir daha istenemez.

  • Buna karşılık iştirak nafakası çocuğun hakkıdır; protokolde düşük belirlenmiş olsa bile çocuğun ihtiyacı değiştikçe sonradan artırılması istenebilir.

  • Mal rejimi tasfiyesi ve ziynet alacağı, TMK m.166/3'teki "boşanmanın mali sonuçları" kapsamında sayılmaz; bunlar boşanmanın eki değil bağımsız alacaklardır. Protokolde düzenlenmemişlerse anlaşmalı boşanmaya engel olmaz ve boşanmadan sonra ayrı dava ile istenebilirler. Protokole "mal paylaşımından ve ziynetten karşılıklı feragat" yazılıyorsa bunun ne anlama geldiği bilinerek imzalanmalıdır.

  • Protokolden dönme mümkündür. Anlaşmalı boşanmanın fer'i sonuçlarına ilişkin anlaşma, hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz (TMK m.184/5); hâkim, tarafları bizzat dinlemeden ve iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmeden anlaşmalı boşanmaya karar veremez. Yargıtay uygulamasında taraflardan biri, baskı altında imzalamış olması gerekmeksizin, sonradan fikir değiştirerek boşanma kararı kesinleşinceye kadar protokolden ve anlaşmalı boşanma iradesinden dönebilir; bu hâlde dava çekişmeli olarak sürer ve kusur, nafaka ve tazminat genel kurallara göre belirlenir.


Ayrıntı için anlaşmalı boşanma şartları ve protokol rehberi yazımızı inceleyebilirsiniz.



Kusur Durumuna Göre Kadının Hakları

Kısa cevap: Kusur, yalnızca yoksulluk nafakasını ve tazminatı etkiler; tedbir nafakası, iştirak nafakası, velayet, ziynet alacağı ve (zina/hayata kast dışında) mal paylaşımı kusurdan bağımsızdır.


Kadının kusur durumu

Tedbir/İştirak nafakası

Yoksulluk nafakası

Maddi-manevi tazminat

Velayet

Mal paylaşımı

Ziynet

Kusursuz

Üstün yarar

Daha az kusurlu

Üstün yarar

Eşit kusurlu

Üstün yarar

Daha ağır kusurlu

Üstün yarar

✔ (zina/hayata kastta azaltılabilir)

Tam kusurlu

Üstün yarar

✔ (zina/hayata kastta azaltılabilir)


Tablo genel eğilimi yansıtır; kusur belirlemesi her davada ileri sürülen ve ispatlanan somut olaylara göre yapılır.



Sık Sorulan Özel Durumlar

Çalışmayan (ev hanımı) kadının hakları nelerdir?

Ev hanımı kadın; tedbir nafakası, boşanma sonrası yoksulluk nafakası, kusur şartları varsa tazminat ve eşinin evlilik içinde edindiği malların artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı isteyebilir. Evlilik süresince çalışmamış olmak bu hakların hiçbirini ortadan kaldırmaz; aksine yoksulluk nafakası değerlendirmesinde lehe bir olgudur.


Çocuğu olmayan kadının hakları nelerdir?

Velayet ve iştirak nafakası dışındaki tüm haklar aynen geçerlidir: tedbir ve yoksulluk nafakası, tazminat, mal paylaşımı, ziynet alacağı, aile konutu koruması ve koruma kararı.


Boşanmadan ayrı yaşayan kadının hakları nelerdir?

Ortak hayat nedeniyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düşen eş, boşanma davası açmadan ayrı yaşayabilir ve aile mahkemesinden kendisi ve çocuklar için tedbir nafakası, konutun kullanımı ve çocukların bırakılmasına ilişkin önlemler isteyebilir (TMK m.197). Şiddet varsa 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirler her zaman açıktır.


Kısa süreli evlilikte kadının hakları nelerdir?

Evlilik süresi, hakların varlığını değil miktarını ve ödeme biçimini etkiler. Bir yıldan kısa süren evliliklerde anlaşmalı boşanma yolu kapalıdır; ancak çekişmeli boşanmada nafaka, tazminat ve ziynet talepleri aynı şartlarla ileri sürülebilir.


Uygulamadaki en önemli fark yoksulluk nafakasının ödeme biçimidir. TMK m.176/1, yoksulluk nafakasının aylık (irat) yerine toptan ödenmesine karar verilebilmesine imkân tanır. Yargıtay, evliliğin çok kısa sürdüğü ve ortak çocuğun bulunmadığı dosyalarda kadın yararına aylık süresiz nafaka yerine tek seferlik toptan yoksulluk nafakasına hükmedilmesini isabetli bulmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 20.03.2025 tarihli, 2024/6372 E., 2025/2903 K. sayılı kararında, Ankara Batı Aile Mahkemesince tarafların çok kısa süre evli kalmaları ve ortak çocuklarının olmaması gerekçesiyle toptan yoksulluk nafakasına hükmedilmesi yerinde görülmüş; ancak iki noktadan bozma yapılmıştır: hükmedilen toptan nafaka miktarı tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile günün ekonomik koşullarına göre az bulunmuş ve toptan nafakanın "aylık X TL'den bir yıllık toplam" şeklinde süre gösterilerek kurulması hatalı sayılmıştır; toptan nafaka tek bir götürü tutar olarak belirlenmelidir.


Kadın açısından pratik sonuç: kısa evlilikte nafaka hakkı kaybolmaz, ancak talep toptan ödemeye göre ve gerçekçi bir tutarla kurgulanmalı; kısa süreli evlilikte maddi ve manevi tazminat da kusur şartları varsa aynen istenebilir.


Davayı önce açan taraf avantajlı mı?

Hayır. Davayı kimin açtığı kusur belirlemesini ve hakları etkilemez; belirleyici olan ispat edilen olaylardır. Bununla birlikte zina sebebine dayanan davada 6 aylık ve 5 yıllık hak düşürücü süreler (TMK m.161) ve mal kaçırma riski nedeniyle gereksiz beklemek zarar verebilir. Ayrıntı için zina nedeniyle boşanma davası rehberimize bakabilirsiniz.



Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

  • Tazminat, ziynet ve iştirak nafakası taleplerini dava dilekçesine yazmamak; sonradan istemek ayrı dava, harç ve zaman kaybı demektir.

  • Kusur oluşturan olayları dilekçede somut olarak (tarih, yer, olay) anlatmamak; dilekçede yer almayan olaylar kusur olarak yüklenemez.

  • Ziynet talebini "aynen iade, olmazsa bedel" şeklinde terditli yazmamak veya harcını yatırmadan, "maddi tazminat" başlığı altında istemek; ziynet ve katılma alacağı tazminat değildir, ayrı harca tabi bağımsız taleplerdir.

  • Nafaka ve tazminat miktarını düşük yazıp ıslah süresini kaçırmak; hâkim istenen miktarın üzerine çıkamaz.

  • Anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka ve tazminattan, bir daha istenemeyeceğini bilmeden vazgeçmek; mal paylaşımı ve ziynetten gereksiz yere feragat etmek.

  • Boşanma davası açılmadan önce mallar üzerine ihtiyati tedbir istemeyerek mal kaçırılmasına imkân vermek.

  • Aile konutu şerhi ile boşanma sonrası konutta kalma hakkını karıştırmak.

  • Şiddet olaylarında darp raporu almamak ve 6284 başvurusunu boşanma davasına erteleyerek delil kaybına yol açmak.

  • Adli yardım ve baro avukat görevlendirmesini bilmediği için hakkını aramaktan vazgeçmek.



Dava Öncesi Kontrol Listesi

  • Tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası talepleri miktarıyla birlikte dilekçede yer aldı mı?

  • Maddi ve manevi tazminat talepleri, dayandığı olaylarla birlikte yazıldı mı?

  • Ziynet listesi (cins, gram, adet) hazırlandı; düğün fotoğraf/videosu, fatura ve tanık bilgileri toplandı mı?

  • Edinilmiş mallar (tapu, araç, banka hesabı, şirket payı) tespit edildi; ihtiyati tedbir talebi eklendi mi?

  • Aile konutu için tapu şerhi konuldu ve dava süresince konutun kullanımına ilişkin talep yazıldı mı?

  • Velayet ve kişisel ilişki talebi, çocuğun yararına ilişkin gerekçelerle yazıldı mı?

  • Şiddet varsa darp raporu, kolluk tutanağı ve 6284 tedbir kararı dosyaya eklendi mi?

  • Mali durum yetersizse adli yardım ve baro avukat görevlendirmesi başvurusu yapıldı mı?



Ankara'da Boşanma Davaları

Ankara'daki boşanma davalarına, davacının veya davalının yerleşim yerine ya da eşlerin son altı ayda birlikte oturdukları yere göre (TMK m.168) Ankara Adliyesi (Söğütözü) veya Ankara Batı Adliyesi (Sincan) aile mahkemeleri bakar. Ankara Barosu Adli Yardım Bürosu ve Gelincik Merkezi, şiddet mağduru kadınlara ücretsiz hukuki destek sağlamaktadır. Sürelere ilişkin Ankara'da boşanma davası ne kadar sürer rehberimize bakabilirsiniz.



Ankara Boşanma Avukatı Desteği

Boşanma davasında kadının haklarının eksiksiz alınması; kusur dengesinin doğru kurulmasına, tüm taleplerin dilekçede zamanında yer almasına ve delillerin usulüne uygun toplanmasına bağlıdır. Av. Murat Akman, Ankara'da boşanma ve aile hukuku davalarında nafaka, tazminat, velayet, mal paylaşımı ve ziynet taleplerinin kurgulanması ve sürecin baştan sona takibi konusunda hukuki destek sunmaktadır. Dosyanıza özel değerlendirme için: 0312 911 67 90




Sık Sorulan Sorular

Boşanma davasında kadının talep edebileceği haklar nelerdir?

Tedbir ve yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, velayet ve iştirak nafakası, mal paylaşımı (katılma alacağı), ziynet alacağı, çeyiz eşyalarının iadesi, aile konutu koruması, şiddet hâlinde 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı ve adli yardım başlıca haklardır.


Kadın hangi durumlarda nafaka alamaz?

Boşanmada eşinden daha ağır kusurlu bulunan kadın yoksulluk nafakası alamaz. Yoksulluğa düşmeyecek düzeyde geliri veya malvarlığı olan kadının talebi de reddedilir. Tedbir nafakası ve çocuk için iştirak nafakası ise kusurdan etkilenmez.


Çalışan kadın yoksulluk nafakası alabilir mi?

Evet, çalışmak tek başına engel değildir. Gelirin zorunlu ihtiyaçları karşılamaya yetip yetmediğine bakılır; asgari ücret düzeyindeki gelir somut olaya göre yoksulluğu ortadan kaldırmayabilir.


Yoksulluk nafakası hâlâ süresiz mi?

Bu rehberin güncellendiği tarih itibarıyla evet. Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026'da TMK m.175'teki "süresiz olarak" ibaresini iptal etmiş, iptal hükmünün yürürlüğünü gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımından itibaren 9 ay ertelemiştir. Mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermez; süre ölçütleri yeni yasal düzenlemeyle belirlenecektir.


Eşit kusurlu kadın hangi hakları alabilir?

Eşit kusurda maddi ve manevi tazminat reddedilir; ancak yoksulluğa düşecekse yoksulluk nafakası, ayrıca tedbir nafakası, iştirak nafakası, velayet, mal paylaşımı ve ziynet alacağı hakları devam eder.


Düğün takıları kime aittir?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 04.04.2024 tarihli 2023/5704 E., 2024/2402 K. sayılı kararına göre anlaşma veya örf-adet yoksa takılar kime takıldıysa ona aittir; bilezik, set, küpe gibi kadına özgü takılar erkeğe takılsa bile kadınındır. Erkeğe takılan çeyrek ve tam altınlar erkeğe ait kabul edilebilir.


Takılar evin ihtiyaçları için harcandıysa iade istenebilir mi?

Evet. Takıların bozdurulup harcanması, kadının iade edilmemek üzere rızasıyla verdiği ispatlanmadıkça, erkeğin iade yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.


Ev hanımı kadın mal paylaşımından pay alabilir mi?

Evet. Evlilik süresince çalışmamış olsa bile kadın, eşinin evlilik içinde edindiği malların artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağına sahiptir (TMK m.236). Tapunun kocada olması sonucu değiştirmez.


Mal paylaşımı davası boşanma davasıyla birlikte açılabilir mi?

Açılabilir; ancak ayrı bir dava olarak görülür ve boşanma kesinleşmeden karara bağlanmaz. Zamanaşımı boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 10 yıldır.


Aile konutu şerhi boşanmadan sonra devam eder mi?

Hayır. Şerh evlilik sürerken kocanın kadının rızası olmadan konutu satmasını veya ipotek ettirmesini engeller; boşanma kesinleşince konutun aile konutu niteliği ve şerhin koruması sona erer. Boşanma sonrası konutta kalma hakkı şerhi (TMK m.254) yalnızca paylaşmalı mal ayrılığı rejimi seçilmişse uygulanır; yasal rejimde konut, mal rejimi tasfiyesinin konusudur.


Ev tapuda kocamın üzerine, boşanınca evi alabilir miyim?

Evin kendisini değil, evlilik içinde edinilmişse tasfiye anındaki değerinin kural olarak yarısını katılma alacağı olarak para şeklinde isteyebilirsiniz (TMK m.236). Evi satmasını önlemek için dava açılırken ihtiyati tedbir, evlilik sürerken de aile konutu şerhi istenmelidir.


Çeyiz eşyalarımı geri alabilir miyim?

Evet. Evlenmeden önce alınan veya ailenizin evlenirken verdiği çeyiz kişisel malınızdır (TMK m.220/2); erkekte kaldığını fatura, çeyiz senedi, fotoğraf ve tanıkla ispatlayarak aynen iadesini, mümkün değilse bedelini isteyebilirsiniz. Evlilik içinde birlikte alınan ev eşyası ise mal paylaşımına girer.


Mehir senedi ile ne istenebilir?

Senede konu şeyler teslim edilmişse zaten kadınındır; teslim edilmemişse yazılı senet bağışlama sözü sayılır (TBK m.288/1) ve senedi imzalayandan yerine getirilmesi istenir. Yazılı senet yoksa teslim edilmemiş mehir istenemez; teslim iddiası ayrıca ispatlanmalıdır.


Velayet otomatik olarak anneye mi verilir?

Hayır. Ölçüt kusur değil çocuğun üstün yararıdır. Küçük yaştaki çocukların anne bakımına muhtaç olduğu kabul edilir; ancak mahkeme yaş, bakım koşulları ve uzman raporunu birlikte değerlendirir.


Çocuğumu babasına göstermezsem ne olur?

Mahkeme kararına rağmen çocuk teslim edilmezse, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü teslim emri gönderir; emre uymamak disiplin hapsine yol açar ve mahkemenin velayet kararında yaptığı ihtar gereği velayetin değiştirilmesine yol açabilir (5395 sayılı Kanun m.41/C, TMK m.182/2). Ayrıntı için velayet değişikliği davası rehberimize bakabilirsiniz.


Boşanma davası sonuçlandıktan sonra nafaka veya tazminat istenebilir mi?

Evet, ancak boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde ayrı dava açılmalıdır (TMK m.178). Bu süre geçerse hak zamanaşımına uğrar.


Eşim nafakayı ödemezse ne yapabilirim?

İcra takibi başlatabilir ve şikâyet yoluyla üç aya kadar tazyik hapsi uygulanmasını isteyebilirsiniz (İİK m.344). Nafaka artırımı için nafaka artırım davası rehberimize bakabilirsiniz.


Şiddet gören kadın boşanmadan koruma kararı alabilir mi?

Evet. 6284 sayılı Kanun kapsamında aile mahkemesi, kolluk, savcılık veya mülki amire başvurarak boşanma davasından bağımsız olarak uzaklaştırma ve diğer tedbirler istenebilir; koruyucu tedbir için delil veya belge aranmaz (6284 m.8/3).


Boşandıktan sonra kocamın soyadını kullanmaya devam edebilir miyim?

Kural, evlenmeden önceki soyadına dönmektir. Menfaatiniz olduğunu ve kocanıza zarar vermeyeceğini ispatlarsanız hâkim izin verebilir (TMK m.173).


Anlaşmalı boşanmada nafakadan vazgeçersem sonradan isteyebilir miyim?

Kural olarak hayır; protokolde yoksulluk nafakası ve tazminattan feragat, kesinleşen boşanmadan sonra bu hakların yeniden istenmesini engeller. İştirak nafakası ise çocuğun hakkı olduğundan sonradan istenebilir veya artırılabilir.


Dilekçede istemediğim nafakayı hâkim kendiliğinden verir mi?

Tedbir ve iştirak nafakası ile velayet için evet; hâkim bunları talep olmasa da karara bağlar. Yoksulluk nafakası ve tazminat ise yalnızca talep hâlinde ve istenen miktarla sınırlı olarak verilir (HMK m.26).


Anlaşmalı boşanmada tazminat hakkımı saklı tutabilir miyim?

Hayır. TMK m.166/3 uyarınca tazminat ve yoksulluk nafakası konusunda anlaşma anlaşmalı boşanmanın şartıdır; saklı tutma beyanı anlaşma sayılmaz ve dava çekişmeli olarak sürer. Tazminat ya protokolde miktarıyla yer alır ya da vazgeçilir; vazgeçilirse kesinleşmeden sonra istenemez. Mal rejimi ve ziynet alacağı ise bu kapsamda değildir, sonradan ayrı dava ile istenebilir.


Anlaşmalı boşanma protokolünü imzaladım, vazgeçebilir miyim?

Evet. Boşanma kararı kesinleşinceye kadar protokolden ve anlaşmalı boşanma iradesinden dönülebilir; bu hâlde dava çekişmeli olarak devam eder ve nafaka, tazminat, kusur genel kurallara göre belirlenir.


Kısa süren evlilikte nafaka alabilir miyim?

Evet; evlilik süresi hakkı ortadan kaldırmaz. Ancak çok kısa ve çocuksuz evliliklerde Yargıtay, aylık süresiz nafaka yerine tek seferlik toptan yoksulluk nafakasına hükmedilmesini uygun görmektedir (TMK m.176/1; Y. 2. HD 2024/6372 E., 2025/2903 K.).


Dava masraflarını karşılayamıyorum, ne yapabilirim?

Aile mahkemesinden adli yardım (HMK m.334 vd.) isteyebilir ve avukat ücreti için Ankara Barosu Adli Yardım Bürosu'na başvurabilirsiniz.




Kaynak ve doğrulama notu: Bu rehberde atıf yapılan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/5704 E., 2024/2402 K. (04.04.2024), 2023/8876 E., 2025/3113 K. (26.03.2025) ve 2024/6372 E., 2025/2903 K. (20.03.2025) sayılı kararları, karar metinleri üzerinden doğrulanmıştır. TMK m.182, m.194, m.236 ve m.254; TBK m.288; 6284 sayılı Kanun m.5; İİK m.344; 5395 sayılı Kanun m.41/B, 41/C ve 41/H; İİK m.331 metinleri resmî mevzuat kaynağından teyit edilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 4 Haziran 2026 tarihli kararına ilişkin bilgiler, gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte güncellenecektir.


Son güncelleme: 11 Eylül 2026 (2)


Son Yazılar

Hepsini Gör
  • Whatsapp
bottom of page