Ziynet Alacağı Davası: Düğün Takıları Kime Aittir? İspat, Bedel ve Zamanaşımı (2026)
Güncelleme tarihi: 5 gün önce
Kısa cevap: Ziynet alacağı davası, düğünde takılan altın, takı ve paraların (ziynet eşyasının) elinde kalan eşten aynen iadesinin ya da bedelinin istendiği davadır. Yargıtay'ın 2024 içtihat değişikliğinden beri takıların kime ait olduğu; önce eşlerin anlaşmasına, sonra yerel örf ve adete, bunlar yoksa takının türüne ve kime takıldığına göre belirlenir.
Bu rehberde ziynet davasının bütün aşamalarını bulacaksınız:
Ziynet eşyası nedir, düğünde takılan para ve altınlar buna girer mi?
Düğün takıları kime aittir: 2024 Yargıtay içtihat değişikliği ve güncel kurallar
İspat yükü kimde, hangi delillerle ispat edilir, yemin teklif edilebilir mi?
Takılar bozdurulduysa veya harcandıysa geri alınabilir mi?
Dilekçe nasıl yazılır: aynen iade mi, bedel mi; harç, kısmi dava ve 2026 HMK değişikliği
Aynen iade kararı icrada nasıl tahsil edilir (İİK m.24, Örnek 2), ilam kesinleşmeden takip başlatılabilir mi, bedel hangi tarihe göre hesaplanır, zamanaşımı kaç yıldır?
Rehber; Türk Medeni Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, İcra ve İflas Kanunu ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2. ve 12. Hukuk Dairelerinin 2021-2026 tarihli, karar metinleri üzerinden doğrulanmış kararları esas alınarak hazırlanmış; 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren HMK değişikliği (7589 sayılı Kanun) dâhil 10 Eylül 2026 tarihinde güncellenmiştir.
Kısaca: Ziynet Alacağı Davasında Bilinmesi Gerekenler
Kim alır: Anlaşma veya ispatlanmış örf-adet yoksa, ekonomik değeri olan her şey kime takıldıysa onundur; kadına özgü takılar her hâlde kadının (Y. 2. HD 2023/5704 E., 2024/2402 K.).
Mal paylaşımına girmez: Ziynet kişisel maldır (TMK m.220/1); bağımsız bir alacak davasıdır, kusur aranmaz, boşanma şart değildir.
İspat yükü: Takıların erkekte kaldığını iddia eden kadın, hem varlığını hem kendisinde olmadığını ispatlar; evden zorla ayrılmışsa yük erkeğe geçer.
Talep şekli sonucu belirler: Yalnızca aynen iade istenirse bedel, icrada haciz tarihindeki rayice göre alınır (İİK m.24/4); terditli talepte dava tarihindeki bedelle sınırlı kalınır.
Harç ve kısmi dava: Nispi harç zorunludur; değer bilinmiyorsa kısmi dava açılıp HMK m.109/4 ile bir kez artırılır (belirsiz alacak davası 31.07.2026'da kaldırıldı).
Kesinleşme beklenmez: Ziynet ilamı boşanmanın eki olmadığından istinaf aşamasında da icraya konulabilir (HMK m.367/2 dışı); zamanaşımı 10 yıl, kesinleşmeden itibaren (TBK m.146, m.153/1-3).
Ziynet Eşyası Nedir? Düğünde Takılan Para ve Altınlar Ziynet Sayılır mı?
Kısa cevap: Ziynet, altın ve gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış süs eşyasıdır: bilezik, kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, küpe, yüzük ve saat bu kapsamdadır. Yargıtay, evlilik dolayısıyla gelin ve damada verilen hediyeleri ziynet eşyası olarak nitelendirir; düğünde takılan çeyrek, yarım, tam altın, döviz ve nakit para da ekonomik değer taşıyan takı olarak aynı dava içinde istenir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 16.06.2026 tarihli, 2026/136 E., 2026/6720 K. sayılı kararında ziyneti "altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış, insanlar tarafından takılan süs eşyası" olarak tanımlamış; bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takıların ziynet eşyası kabul edildiğini belirtmiştir. Aynı kararda eşlere ait mücevher, saat ve takıların yalnızca kişisel kullanıma yönelik eşya olarak TMK m.220/1 uyarınca o eşin kişisel malı olduğu vurgulanmıştır.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken iki nokta vardır:
Nişan ve kına takıları da düğün takılarıyla aynı ilkelere tabidir; talep edilirken ayrıca sayılmalıdır.
Düğünde takılan nakit para ve döviz, dar anlamda "süs eşyası" olmasa da Yargıtay'ın 2024 içtihadında "erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey" ifadesiyle aynı çerçeveye alınmıştır. Dilekçede altınlardan ayrı bir kalem olarak açıkça yazılmalıdır; yazılmayan para için mahkeme kendiliğinden karar veremez (HMK m.26).
Düğün Takıları Kime Aittir? Yargıtay'ın 2024 İçtihat Değişikliği
Kısa cevap: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.04.2024 tarihli, 2023/5704 E., 2024/2402 K. sayılı kararıyla "düğünde kime takılırsa takılsın her şey kadınındır" kuralını terk etti. Yeni ilkeye göre önce eşler arasındaki anlaşmaya, sonra iddia ve ispat edilen yerel örf ve adete bakılır; bunlar yoksa ekonomik değeri olan her şey kime takıldıysa ona aittir. Yalnızca karşı cinse özgü takılar, kime takılmış olursa olsun o cinse ait sayılır.
Dairenin eski içtihadı, aksine anlaşma veya örf-adet yoksa düğünde kim tarafından hangi eşe ne takılırsa takılsın (ziynet, altın, döviz, para) hepsinin kadına ait olduğu yönündeydi. 2024'te bu görüş; toplumun gelenek ve göreneklerinin değiştiği, düğünlerde kadına özgü takıların dışında yeni bir yaşam kuracak eşlere maddi katkı amacıyla ekonomik değeri olan başka şeylerin de takıldığı gerekçesiyle değiştirildi. Daire, 16.06.2026 tarihli kararında da bu ilkeleri aynen tekrar etmiştir; yani 2024 içtihadı yerleşmiştir.
Yeni ilkenin adım adım uygulanışı şöyledir:
Anlaşma var mı? Eşler takıların paylaşımı konusunda anlaşmışsa (örneğin protokol, yazışma, tanıkla ispatlanan sözlü anlaşma) paylaşım bu anlaşmaya göre yapılır.
Yerel örf ve adet var mı? Anlaşma yoksa, "bizim yöremizde düğünde takılan her şey geline verilir" gibi bir örf ve adet iddia ve ispat edilirse paylaşım bu kurala göre yapılır. Örf ve adet kendiliğinden gözetilmez; ileri süren taraf ispatlamalıdır.
Takının türü ve kime takıldığı: İkisi de yoksa, erkeğe ve kadına takılan ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak takılan eşe aittir. Takılar içinde karşı cinse özgü bir şey varsa (erkeğe takılan bilezik gibi) o cinse verilmiş sayılır.
Cinsiyete özgülük çekişmeliyse bilirkişi incelemesi yapılır. Bilirkişi takının her iki cinse de uygun olduğunu belirlerse takı, takılan eşe ait olur.
Takı sandığına veya torbasına konulan şeylerden kadına ya da erkeğe özgü olanlar o cinse verilmiş sayılır; her iki cinse özgü olanlar (çeyrek altın, para gibi) ortak kabul edilir.
Takı türüne göre aidiyet tablosu (anlaşma ve örf-adet yoksa)
Takı / değer | Kadına takıldıysa | Erkeğe takıldıysa | Sandık/torbaya konulduysa |
Bilezik, set, gerdanlık, küpe (kadına özgü) | Kadının | Kadının | Kadının |
Erkeğe özgü takı (erkek saati, kol düğmesi vb.) | Erkeğin | Erkeğin | Erkeğin |
Çeyrek, yarım, tam altın, gram altın | Kadının | Erkeğin | Ortak |
Nakit para, döviz | Kadının | Erkeğin | Ortak |
Alyans, çift olarak takılan takılar | Her eşe kendi takılan | Her eşe kendi takılan | Ortak |
Tablo, Yargıtay'ın 2024 ilkelerinin özetidir; somut olayda anlaşma veya ispatlanmış örf ve adet varsa önce onlar uygulanır.
Ziynet Eşyaları Mal Paylaşımına Girer mi?
Kısa cevap: Hayır. Ziynet eşyaları, eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya olarak kişisel maldır (TMK m.220/1); edinilmiş mallara katılma rejimindeki artık değer hesabına ve mal paylaşımı davasına dâhil edilmez. Ziynet, mal rejimi tasfiyesinden bağımsız, ayrı bir alacak talebidir.
Bu ayrımın pratik sonuçları şunlardır:
Ziynet talebi, boşanmanın "fer'i" (eki) sayılan nafaka ve tazminattan farklı olarak bağımsız bir alacak davasıdır; boşanma davasıyla birlikte istense de ayrı harca tabidir ve ayrı esas üzerinden görülebilir.
Mal paylaşımı davası boşanma kesinleşmeden karara bağlanmazken, ziynet davası boşanma davasından bağımsız yürüyebilir ve daha önce sonuçlanabilir.
Mal rejimi tasfiyesinde kusur (zina, hayata kast) payı etkileyebilirken, ziynet alacağında kusur hiçbir rol oynamaz; daha ağır kusurlu eş de takılarını geri alır.
Takılar bozdurulup diğer eş adına ev veya araç alındıysa ziynet davasının yanında mal rejimi tasfiyesinde değer artış payı (TMK m.227) ve katılma alacağı da gündeme gelir; bu üçlü ilişki aşağıda "Takılarla ev veya araba alındıysa" başlığında açıklanmıştır.
Mal paylaşımının nasıl yapıldığı için boşanmada mal paylaşımı rehberimize bakabilirsiniz.
Ziynet Alacağı Davası Nedir? Kim, Kime Karşı Açar?
Kısa cevap: Ziynet alacağı davası; kendisine ait takıların diğer eşte kaldığını veya bozdurulup harcandığını ileri süren eşin, takıların aynen iadesini ya da bedelini istediği davadır. Davacı çoğunlukla kadın eştir; 2024 içtihadından sonra kendisine takılan altın ve paraları isteyen erkek eş de aynı davayı açabilir.
Davacı: Takıları rızası dışında elinden çıkan veya kendisine iade edilmeyen eş.
Davalı: Bu hâlde görevli mahkemenin değişebileceğine dikkat edilmelidir (aşağıdaki görev bölümüne bakınız).
Talep: Yalnızca aynen iade, yalnızca bedel veya "aynen iade, mümkün değilse bedel" şeklinde kademeli (terditli) talep. Hangi yolun seçileceği tahsil aşamasını ve altın fiyat değişiminden kimin etkileneceğini doğrudan belirler; aşağıda ayrıntılı açıklanmıştır.
Ziynet davası bir "boşanma davası" değildir; kusur tartışılmaz, tarafların evliliği sona erdirmek isteyip istemediğine bakılmaz. Tek sorun, takıların kime ait olduğu ve kimde kaldığıdır.
Ziynet Davası İçin Boşanmak Şart mı? Evlilik Sürerken Açılabilir mi?
Kısa cevap: Hayır, boşanma şart değildir. Ziynet iadesi boşanmaya bağlı bir hak olmadığından, evlilik sürerken de, boşanma davasıyla birlikte de, boşanma kesinleştikten sonra da istenebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 21.05.2024 tarihli, 2023/9642 E., 2024/3687 K. sayılı kararıyla onanan ilk derece mahkemesi gerekçesinde, ziynet eşyalarının iadesinin boşanmaya bağlı hakların kullanılmasına ilişkin olmadığı, taraflar arasında boşanma davası bulunmasa bile istenebileceği açıkça belirtilmiştir.
Uygulamada üç yol vardır:
Boşanma davasıyla birlikte: Boşanma dilekçesinde ayrı bir talep olarak, nispi harcı yatırılarak istenir. Bazı mahkemeler ziynet talebini boşanma dosyasından ayırıp (tefrik) ayrı esasa kaydeder; bu, hak kaybı doğurmaz.
Ayrı dava: Boşanma davası sürerken veya kesinleştikten sonra aile mahkemesinde bağımsız ziynet davası açılır.
Evlilik devam ederken: Eşler boşanmadan da ziynet iadesi istenebilir; ancak fiilen birlikte yaşayan eşler arasında takıların "kadında kaldığı" karinesini çürütmek daha güçtür.
Ziynet Davasında İspat Yükü Kimdedir?
Kısa cevap: İspat yükü, hayatın olağan akışına aykırı bir durumu iddia eden tarafa düşer (HMK m.190). Olağan olan, kadına özgü ziynetlerin kadının elinde kalmasıdır; bu nedenle takıların erkekte kaldığını veya harcandığını iddia eden kadın, hem takıların varlığını (cins, gram, adet) hem de kendisinde olmadığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlamalıdır (TMK m.222/1).
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 16.06.2026 tarihli kararı bu ilkeyi şöyle özetler: Ziynet alacağı davalarında olağan olan, kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunmasıdır; aksini iddia eden kadın iddiasını ispatla yükümlüdür ve dava konusu altınların varlığı ile bunların kadında olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmalıdır.
İspatın iki aşaması vardır:
1. Takıların varlığı ve miktarı
Hangi takının, kaç adet, kaç gram ve kaç ayar olduğu ortaya konmalıdır. Düğün fotoğraf ve videoları, takı listeleri, kuyumcu fişleri ve düğünde bulunan tanıklar bu aşamanın delilleridir. Miktar konusunda kesin bilgi yoksa mahkeme bilirkişi incelemesiyle takıların niteliğini belirler; 16.06.2026 tarihli kararda, bilirkişi raporu alınmadan takıların niteliği hakkında hüküm kurulması bozma sebebi yapılmıştır.
2. Takıların kadında kalmadığı
Uygulamada yerleşik ayrım şudur:
Kadın evden olağan biçimde, kendi iradesiyle ayrılmışsa takılarını yanında götürdüğü kabul edilir; takıların evde kaldığını veya elinden alındığını kadın ispatlar.
Kadın evden şiddet görerek, kovularak, apar topar veya eşyalarını toplayamadan ayrılmışsa takılarını alamadığı kabul edilir; bu hâlde kadının takıları yanında götürdüğünü erkek ispatlamalıdır.
Takılar evlilik içinde erkeğe verilmişse (araba, ev, borç, iş için bozdurulmak üzere) erkek, takıların kadının rızasıyla ve iade edilmemek üzere verildiğini ispatlamalıdır; ispatlayamazsa iade veya bedelle yükümlüdür.
Bu nedenle "zorla alındı" veya "apar topar çıktım" gibi iddiaların da tanık, kolluk tutanağı, darp raporu, mesaj kaydı gibi delillerle desteklenmesi gerekir; iddia tek başına ispat yükünü karşı tarafa geçirmez. Şiddet olaylarında 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararı ve tutanaklar ziynet davasında da delil olarak kullanılır.
Ziynet Davasında Hangi Deliller Kullanılır? Yemin Teklif Edilebilir mi?
Kısa cevap: Düğün video ve fotoğrafları, tanık beyanları, takı listesi, kuyumcu ve banka kayıtları, mesaj yazışmaları ve bilirkişi raporu temel delillerdir. Boşanma davasındaki yemin yasağı (TMK m.184) ziynet talebi için geçerli değildir; başka delil yoksa karşı tarafa yemin teklif edilebilir ve yemin deliline dayanan tarafa mahkeme bu hakkını hatırlatmak zorundadır.
Delilleri önem sırasına göre değerlendirirsek:
Düğün ve kına videosu, fotoğraflar: 2024 içtihadıyla en önemli delil hâline gelmiştir; çünkü artık yalnızca takının varlığı değil, kime takıldığı da sonucu belirler. Görüntülerin kesintisiz ve tarihli olması, takı anını göstermesi gerekir.
Tanıklar: Düğünde bulunan ve takıları gören kişiler, ayrıca takıların bozdurulduğunu bilen yakınlar. 16.06.2026 tarihli kararda erkeğin annesinin "çeyrek altınlar herhalde harcandı, borçlara vermiş olabiliriz" beyanı ile kadın tanığının "altınlar araba tamiri için bozduruldu" beyanı birlikte değerlendirilerek çeyrek altınlar yönünden davanın ispatlandığı kabul edilmiştir. Karşı tarafın yakınlarının beyanları dahi aleyhe delil oluşturabilir. Ayrıntı için boşanma davasında tanık rehberimize bakabilirsiniz.
Kuyumcu ve banka kayıtları: Takıların alım fişleri, bozdurma işlemleri, altın hesabına yatırılan gramlar, kasa kayıtları.
Mesaj ve ses kayıtları: "Altınları araba için bozdurduk, sonra yaparım" gibi yazışmalar hem takıların varlığını hem de erkekte kaldığını ispatlar; ayrıca ikrar niteliği taşıyabilir. Kayıtların hukuka uygun elde edilmesi için boşanma davasında dijital deliller rehberimize bakabilirsiniz.
Bilirkişi (kuyumcu) raporu: Takıların cinsi, ayarı, gramı ve dava tarihindeki değeri ile takının hangi cinse özgü olduğu bilirkişiyle belirlenir.
Yemin: Ziynet alacağı boşanmanın eki sayılmadığından genel ispat kuralları uygulanır; TMK m.184'teki yemin yasağı burada işlemez. Dilekçede yemin deliline dayanılmışsa mahkeme, ispat edilemeyen kalemler için davacıya yemin hakkını hatırlatmak ve teklif hâlinde karşı tarafa usulüne uygun yemin yaptırmak zorundadır. 16.06.2026 tarihli kararda, yemin deliline dayanan kadına yemin hakkı hatırlatılmadan davanın reddedilmesi bozma sebebi olmuştur. Buna karşılık dilekçede "yemin" delili yazılmamışsa sonradan bu yola başvurulamaz.
Takılar Bozdurulduysa, Harcandıysa veya Eşim "Kendisi Verdi" Diyorsa
Kısa cevap: Takıların ev, araba, düğün borcu, iş kurma veya kredi ödemesi için bozdurulup harcanmış olması iade yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Erkek, takıların kadının rızasıyla ve geri verilmemek üzere verildiğini ispatlamadıkça, takıları aynen (aynı gram ve ayarda) iade etmek ya da bedelini ödemekle yükümlüdür.
Uygulamadaki en yaygın savunma "altınlar ortak ihtiyaçlar için harcandı, kadın da razıydı" savunmasıdır. Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımına göre kadının takıların bozdurulmasına rıza göstermesi, onları erkeğe bağışladığı anlamına gelmez; kadın takılarını evlilik birliğine ödünç vermiş sayılır ve rızanın "iade edilmemek üzere" olduğu ispatlanmadıkça alacak hakkı devam eder.
Şu davranışlar takıların erkekte olduğunun veya harcandığının delili sayılabilir:
Takıların bir kısmının dava sırasında iade edilmesi,
Erkeğin veya yakınlarının takıların bozdurulduğunu, kasada saklandığını veya borca verildiğini beyan etmesi,
Mesajlarda "altınlarını sonra yaparım" türünden ifadeler,
Kuyumcu bozdurma kaydının erkek adına olması.
Takılarla ev veya araba alındıysa: ziynet alacağı, değer artış payı ve katılma alacağı
Bozdurulan takılarla erkek adına ev, araç veya başka bir mal alınmışsa kadının önünde tek bir talep değil, üç ayrı hukuki yol vardır; bunların birbirinden farkı, özellikle değeri artan taşınmazlarda sonucu katlanarak değiştirir:
Ziynet alacağı: Takıların aynen iadesi veya bedeli. Bu talep, takıların kadının kişisel malı olmasına dayanır; alınan malın sonradan kazandığı değerden pay vermez.
Değer artış payı (TMK m.227): Ziynet, kadının kişisel malıdır (TMK m.220/1). Bir eş, diğer eşe ait bir malın edinilmesine hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında o malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkı doğar (TMK m.227/1). Kadının bozdurulan takılarıyla erkek adına alınan ev, tam olarak bu hükmün konusudur: kadının kişisel malı, erkeğin edinilmiş malının edinilmesine harcanmıştır. Değer artış payı, katkının yapıldığı tarihteki para tutarına göre değil, katkı oranının malın tasfiye anındaki değerine (TMK m.235/1) uygulanmasıyla hesaplanır. Mal değer kaybetmişse katkının başlangıçtaki değeri esas alınır; mal daha önce elden çıkarılmışsa hâkim hakkaniyete uygun bir alacak belirler (TMK m.227/1-2).
Katılma alacağı (TMK m.231, 236): Erkek adına alınan ev, evlilik içinde edinildiği için erkeğin edinilmiş malıdır. Kadın, bu malın artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağına sahiptir. Artık değer hesaplanırken kadının değer artış payı alacağı, edinilmiş mala ilişkin bir borç olarak düşülür; katılma alacağı kalan tutarın yarısıdır.
Bu üç talep şu şekilde birleşir: Katılma alacağı her hâlde ayrıca istenir; aynı takı katkısı için ise ziynet alacağı ile değer artış payından yalnızca biri elde edilebilir. Kadın hem takıların bedelini alıp hem de aynı takılarla alınan evdeki değer artışından pay isterse aynı katkı iki kez karşılanmış olur; bu nedenle iki yoldan hangisinin seçileceği, malın değer artışına ve ispat durumuna göre belirlenmelidir.
Basit bir örnekle: Ev 2020'de erkek adına 1.000.000 TL'ye alınmış, bedelin 300.000 TL'si kadının bozdurulan takılarından, kalanı erkeğin edinilmiş malından karşılanmış olsun. Tasfiye anında evin değeri 5.000.000 TL ise:
Kadının katkı oranı %30'dur; değer artış payı 5.000.000 × %30 = 1.500.000 TL olur.
Evin artık değeri, değer artış payı borcu düşülerek 5.000.000 − 1.500.000 = 3.500.000 TL'dir; kadının katılma alacağı bunun yarısı, 1.750.000 TL'dir.
Kadının mal rejimi tasfiyesinden toplam alacağı 3.250.000 TL olur. Aynı katkı için yalnızca ziynet bedeli istenseydi alacak, takıların dava tarihindeki değeri (veya icrada haciz tarihindeki rayici) ile sınırlı kalır; katılma alacağı ise değer artış payı düşülmeden 2.500.000 TL olarak hesaplanırdı.
Örnekteki rakamlar yalnızca hesaplama mantığını göstermek içindir; katkı oranı, evin edinme ve tasfiye tarihindeki değeri, kredi borçları ve eklenecek değerler her dosyada bilirkişi incelemesiyle belirlenir.
Uygulama açısından dikkat edilecek noktalar:
Değer artış payı ve katılma alacağı, ziynet davasında değil mal rejimi tasfiyesi davasında istenir; tasfiye, boşanma davasının kesinleşmesiyle birlikte sonuçlandırılır.
Değer artış payı için kadının, takılarının bozdurulduğunu ve bedelin ev alımında kullanıldığını ispatlaması gerekir; kuyumcu bozdurma kaydı, banka hareketleri ve tapu satış bedeliyle tarih uyumu belirleyici delillerdir.
Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artış payından vazgeçebilir veya pay oranını değiştirebilir (TMK m.227/3); anlaşmalı boşanma protokolündeki genel feragat ifadeleri bu açıdan dikkatle kaleme alınmalıdır.
Takıların kadının rızasıyla ve iade edilmemek üzere verildiği (bağışlama) ispatlanmış olsa bile değer artış payı düşmez; tersine, "karşılık almaksızın katkı" şartı bu durumda daha açık biçimde gerçekleşmiş olur.
Mal rejimi tasfiyesinin işleyişi için boşanmada mal paylaşımı rehberimize bakabilirsiniz.
Ziynet Davası Dilekçesi Nasıl Yazılır? Aynen İade mi, Bedel mi?
Kısa cevap: Dilekçede her takı cins, adet, gram ve ayarıyla tek tek yazılmalı; talep sonucu bilinçli olarak seçilmelidir. Terditli (aynen iade, olmazsa bedel) talep zorunlu değildir; yalnızca aynen iade istenebilir ve mahkeme yalnızca aynen iadeye karar verir. Bu tercih, takılar bulunamadığında bedelin hangi tarihe göre ödeneceğini değiştirir: terditli hükümde dava tarihindeki bedel, yalnızca aynen iade hükmünde ise icra aşamasında haczin yapıldığı tarihteki güncel rayiç esas alınır.
Üç talep seçeneği ve sonuçları
Talep şekli | Mahkeme ne karar verir? | Takılar bulunamazsa bedel hangi tarihe göre alınır? |
Yalnızca aynen iade | Takıların cins, gram ve ayarıyla aynen iadesine (HMK m.26; talep aşılamaz) | İcra dairesince haczin yapıldığı tarihteki rayice göre (İİK m.24/4) |
Aynen iade, olmazsa bedel (terditli) | Aynen iadeye; mümkün olmazsa dava tarihindeki bedele | Hüküm fıkrasında yazılı olan dava tarihindeki bedel (İİK m.24/4, "ilamda yazılı değer") |
Yalnızca bedel | Dava tarihindeki bedele; aynen iadeye karar veremez | Hükmedilen bedel, ilamlı para alacağı olarak (Örnek 4-5 icra emri) |
Mahkeme, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır (HMK m.26). Yalnızca aynen iade istenmişse mahkeme bedele hükmedemez; yalnızca bedel istenmişse aynen iadeye karar veremez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.06.2021 tarihli, 2017/1678 E., 2021/757 K. sayılı kararında bu ayrımı açıkça ortaya koymuştur: davacı yalnızca aynen iade istemişse mahkeme yalnızca teslime karar verir, terditli hüküm kuramaz; ilamda harca esas olarak gösterilen değerler ise "ilamda yazılı değer" sayılmaz ve takılar bulunamadığında bedel, icra memuru tarafından haczin yapıldığı tarihteki rayice göre belirlenir.
Hangi talep ne zaman tercih edilmeli?
Yalnızca aynen iade: Altın fiyatlarının yükseldiği dönemlerde davacıyı korur. Yargılama iki-üç yıl sürse ve takılar tahsil sırasında bulunamasa bile bedel, davanın açıldığı tarihteki değil, haciz tarihindeki güncel kuyumcu rayicine göre hesaplanır. Ziynet, gram ve ayarıyla belirlenebilen misli eşya olduğundan aynen iade hükmünün infazı fiilen mümkündür: borçlu aynı gram ve ayarda altını teslim ederek de borcundan kurtulur. Uygulamada bu nedenle davanın yalnızca aynen iade talebiyle açılması güçlü bir seçenektir.
Terditli talep: Takıların bozdurulup tüketildiği kesinse ve davacı mahkemeden doğrudan bir para alacağı ilamı almak istiyorsa tercih edilir; ancak bedel dava tarihine sabitlenir ve yargılama süresince oluşan değer artışı yalnızca faizle kısmen karşılanır.
Yalnızca bedel: Takıların yok edildiği, satıldığı ve aynen iadenin hiçbir şekilde söz konusu olmadığı durumlarda kullanılır; hükmedilen tutar dava tarihindeki değerdir.
Talep nasıl yazılır?
Yalnızca aynen iade talebi için örnek kalıp:
"Düğünde davacıya takılan 6 adet 22 ayar 20'şer gram bilezik, 1 adet 22 ayar 50 gram takı seti, 1 adet 14 ayar 8 gram küpe, 40 adet çeyrek altın ve 15.000 TL nakit paranın davalıdan alınarak davacıya aynen iadesine karar verilmesini talep ederim."
Terditli talep tercih edilecekse bu kalıba "aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde dava tarihindeki değeri üzerinden bedelinin yasal faiziyle birlikte tahsiline" ibaresi eklenir. Her iki hâlde de dikkat edilecek noktalar:
Cins, adet, gram, ayar: Somutlaştırma yükü gereği takılar tek tek belirtilmelidir; "düğün takılarımın iadesi" gibi genel bir ifade yetersizdir. Aynen iade hükmünde de gram ve ayar yazılır; aksi hâlde ilam infaz edilemez.
Harca esas değer: Aynen iade davasında da takıların dava tarihindeki değeri harca esas değer olarak gösterilir. Bu değerin ilamda yer alması, hükmü bedel hükmüne dönüştürmez; HGK'nın 2021 kararında harç için gösterilen değerlerin takıların başına yazılmış olmasının dahi mahkemenin verdiği kararı değiştirmediği belirtilmiştir.
Bedel istenecekse tarih: Yargıtay uygulamasında bedel, aynen iadenin mümkün olmaması hâlinde dava tarihindeki değer üzerinden belirlenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 30.04.2026 tarihli, 2025/7288 E., 2026/4945 K. sayılı kararında, takıların aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde dava tarihindeki bedellerine hükmedilmesi ve harcın da bilirkişi raporu tarihindeki değere göre değil dava tarihindeki değere göre alınması gerektiği belirtilmiştir. Aynı dosyada davacı, ıslah dilekçesiyle bedeli "fiili ödeme tarihindeki değer" üzerinden istemiş; istinaf mahkemesi bu nedenle yalnızca aynen iade kararıyla yetinmiş ve Yargıtay bu bölümü bozma kapsamı dışında bırakmıştır.
Harç ne kadar?
Ziynet talebi nispi harca tabidir: dava değeri üzerinden hesaplanan karar ve ilam harcının dörtte biri dava açılırken peşin yatırılır; kalan kısım karar sonunda haksız çıkan taraftan alınır. Harca esas değer, takıların dava tarihindeki değeridir. Harç yatırılmadan yalnızca "boşanma dilekçesinin içine" yazılan ziynet talebi hakkında mahkeme karar vermez; bu, uygulamada en sık hak kaybı sebeplerinden biridir.
Değer bilinmiyorsa: kısmi dava ve 2026 HMK değişikliği
Takıların tam değeri dava açılırken çoğu zaman bilinmez; altın fiyatı da yargılama boyunca değişir. Bu sorun uzun süre "belirsiz alacak davası" (HMK m.107) ile çözülüyordu. 16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanun ile HMK m.107 yürürlükten kaldırılmış ve belirsiz alacak davası 31 Temmuz 2026 itibarıyla hukukumuzdan çıkarılmıştır. İnternetteki rehberlerin büyük kısmı hâlâ bu davayı önermektedir; bu bilgi güncel değildir.
Yeni düzende yol şudur:
Dava, kısmi dava olarak açılır (HMK m.109/1): takılar tek tek sayılır, harca esas değer olarak şimdilik bir kısmı gösterilir ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulur; kısmi dava açılması, açıkça feragat edilmedikçe kalan kısımdan feragat anlamına gelmez (HMK m.109).
Bilirkişi takıların değerini belirledikten sonra talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sonuna kadar artırılır (HMK m.109/4, 7589 sayılı Kanunla eklenen fıkra). Artırılan kısım için ayrıca ıslah gerekmez; eksik harç tamamlanır.
Artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır (m.109/4, son cümle).
Yalnızca aynen iade istenen davada bu mekanizma, harca esas değerin tamamlanması için kullanılır; hüküm yine bedele değil, takıların aynen iadesine ilişkin olur.
Dava açılmadan önce eksik bırakılan takılar da sonradan eklenebilir: 30.04.2026 tarihli kararda Yargıtay, dava dilekçesinde sayılmayan takıların ıslahla eklenmesinin mümkün olduğunu, bunlar hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
Dilekçenin genel yapısı için boşanma dilekçesi nasıl yazılır rehberimize bakabilirsiniz.
Ziynet Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kısa cevap: Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme, genel yetki kuralı gereği davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m.6); boşanma davasıyla birlikte istendiğinde ise boşanma davasının görüldüğü mahkeme talebi de inceler.
Ankara'da ziynet davaları, davalının yerleşim yerine göre Ankara Adliyesi'ne bağlı aile mahkemelerinde (Söğütözü ek hizmet binası), Etimesgut ve Sincan için Ankara Batı Adliyesi'nde ya da kendi aile mahkemesi bulunan ilçe adliyelerinde görülür; aile mahkemesi kurulmamış ilçelerde asliye hukuk mahkemesi davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakar (4787 sayılı Kanun m.2).
Önemli istisna — dava üçüncü kişiye yöneltilirse: Aile mahkemelerinin görevi, 4787 sayılı Kanun m.4 uyarınca Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabından (üçüncü kısım hariç) doğan dava ve işlerle sınırlıdır. Davalı eş değil de kayınvalide, kayınpeder gibi üçüncü bir kişiyse, taraflar arasında aile hukuku kapsamında bir ilişki bulunmadığından aile mahkemesi görevli değildir; bu dava genel mahkemede (asliye hukuk mahkemesinde) görülür. Görev kamu düzenindendir ve yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilir; yanlış mahkemede açılan dava görevsizlikle sonuçlanır ve zaman kaybına yol açar. Bu nedenle takıların üçüncü kişide olduğu dosyalarda, davanın kime yöneltileceği ile hangi mahkemede açılacağı birlikte planlanmalıdır.
Aynen İade Kararı Nasıl Tahsil Edilir? İİK m.24 ve Örnek 2 İcra Emri
Kısa cevap: Takıların aynen iadesine ilişkin ilam, icra dairesine verilir ve borçluya "taşınır teslimine ilişkin icra emri" (Örnek 2) gönderilir; borçlu yedi gün içinde takıları teslim etmelidir. Takılar veya aynı gram ve ayarda misli borçluda bulunursa zorla alınıp alacaklıya verilir; bulunmazsa borç para borcuna dönüşür ve takıların değeri icra memuru tarafından haczin yapıldığı tarihteki rayice göre kuyumcular odasından sorularak belirlenir, ödenmezse yeni bir icra emrine gerek olmadan haciz yoluyla tahsil edilir (İİK m.24).
Tahsil süreci adım adım şöyle işler:
Takip talebi ve Örnek 2 icra emri: İlam, takip talebiyle icra dairesine sunulur. İcra müdürü, taşınır teslimine ilişkin icra emri (Örnek 2) düzenleyerek borçluya tebliğ eder ve yedi gün içinde takıların teslimini emreder. İlamda hükmedilen yargılama gideri ve vekâlet ücreti için ayrıca para alacağına ilişkin icra emri (Örnek 4-5) gönderilir.
Teslim: Borçlu takıları veya aynı cins, gram ve ayarda altını icra dairesine teslim ederse takip sonuçlanır.
Zorla alma: Borçlu teslim etmez ve takılar elinde bulunursa icra dairesi takıları zorla alarak alacaklıya verir (İİK m.24/3).
Para borcuna dönüşme: Takılar borçluda bulunmazsa borçlu aynen ifaya zorlanamaz; teslim borcu kanun gereği para borcuna dönüşür (İİK m.24/4). Değer ilamın hüküm fıkrasında terditli olarak yazılıysa bu değer alınır; yazılı değilse veya taraflar değer üzerinde anlaşamazsa icra müdürü değeri haczin yapıldığı tarihteki rayice göre, borsa veya kuyumcular odasından, bunlar yoksa bilirkişiden sorarak takdir eder ve muhtırayla borçludan ister.
Haciz: Bedel ödenmezse ayrıca icra emri tebliğine gerek kalmadan borçlunun malları haczedilerek alacak tahsil edilir (İİK m.24/4). Değer takdirine karşı taraflar icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.06.2021 tarihli, 2017/1678 E., 2021/757 K. sayılı kararına konu olayda aile mahkemesi yalnızca aynen iadeye karar vermiş, borçlu takıların elinde olmadığını bildirerek ilamda harç için gösterilen 2011 tarihli değerleri yatırıp dosyanın kapatılmasını istemiştir. Hukuk Genel Kurulu, terditli hüküm kurulmadığı için ilamdaki değerlerin "ilamda yazılı değer" sayılamayacağına, takıların değerinin haczin yapıldığı tarihteki rayice göre belirlenmesi gerektiğine karar vermiştir. Aynı kararda, bedeli doğrudan icrada isteme yetkisi bulunan alacaklının takıların değeri için ayrıca alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı da belirtilmiştir.
Bu kararın pratik sonucu açıktır: Yalnızca aynen iade hükmü alan davacı, altın fiyatları yükseldiğinde tahsil tarihindeki değere ulaşır; terditli hüküm alan davacı ise dava tarihindeki bedelle bağlıdır.
Ziynet İlamı Kesinleşmeden İcraya Konulabilir mi?
Kısa cevap: Evet. Ziynet alacağı ilamı, boşanmanın eki (fer'i) olmayan, yalnızca malvarlığını etkileyen bir eda ilamıdır; HMK m.367/2'deki kesinleşme şartı aile hukukuna ilişkin kararlar ile boşanmanın eklentisi olan tazminat, nafaka ve yargılama giderleri için geçerlidir, ziynet hükmü için geçerli değildir. İlam istinaf veya temyiz aşamasındayken bile Örnek 2 icra emriyle takibe konulabilir.
HMK m.367/2 gereğince kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez; boşanma kararının eklentisi olan yargılama gideri, tazminat ve nafaka hükümleri de aynı kurala tabidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 16.01.2023 tarihli, 2022/12458 E., 2023/203 K. sayılı kararında aile mahkemesinin ziynet alacağı ilamına dayanan taşınır teslimi takibinde, borçlunun "ilam kesinleşmeden takibe konulamaz" şikâyetinin reddini onamış; ziynet alacağının tarafların şahsi veya ailevi durumlarında değişiklik yaratmayan, sonuçları itibarıyla yalnızca malvarlığını etkileyen, boşanma ilamının fer'i niteliğinde olmayıp ondan bağımsız bir eda ilamı olduğunu ve diğer eda ilamları gibi kesinleşmeden icraya konulabileceğini kabul etmiştir. Aynı Daire, 02.10.2025 tarihli, 2025/3520 E., 2025/5878 K. sayılı kararında nişanın bozulmasına dayalı takı iadesi ilamı için de aynı sonuca varmış; hükmün TMK'nın aile hukuku bölümünde yer almasının tek başına kesinleşme şartı doğurmayacağını belirtmiştir.
Ziynet talebi boşanma davasıyla birlikte hükme bağlanmışsa da sonuç değişmez: İlamın boşanma, nafaka ve tazminata ilişkin bölümleri kesinleşmeyi beklerken, ziynet bölümü ayrıca takibe konulabilir. Bu, takıların icra aşamasında bulunma ihtimalini artırdığı gibi, borçlunun kanun yolu süresini uzatarak zaman kazanmasını da engeller.
Borçlu ne yapabilir? Tehir-i icra (icranın geri bırakılması)
Kesinleşmeden başlatılan takibe karşı borçlunun tek yolu, İİK m.36 uyarınca icranın geri bırakılması (tehir-i icra) kararı almaktır. Şartları şunlardır:
Borçlu ilama karşı süresinde istinaf veya temyiz yoluna başvurmuş olmalıdır; kanun yoluna gitmeyen borçlu tehir-i icra isteyemez.
Borçlu, hükmolunan takıları veya paranın resmî bir mercie depo edildiğini ispat etmeli ya da hükmolunan eşya değerinde, icra mahkemesince kabul edilecek teminat (taşınır veya taşınmaz rehni, hisse senedi, tahvil, banka teminat mektubu) göstermelidir; hükmolunan değeri karşılayacak malı zaten haczedilmişse ayrıca teminat gerekmez. Devlet ve adli yardımdan yararlananlar teminat göstermek zorunda değildir.
Teminat gösterilince icra müdürü borçluya, takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı getirmesi için uygun bir süre verir; bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.
Tehir-i icra kararı takibi durdurur ama alacaklıyı güvencesiz bırakmaz: İstinaf başvurusu kesin olarak esastan reddedilir veya Yargıtay hükmü onarsa, alacaklının istemi üzerine başka bir işleme gerek kalmadan teminata konu para alacaklıya ödenir; mal ve haklar ise icra dairesince paraya çevrilir. İstinaf kararına karşı temyiz yolu açıksa icranın geri bırakılması kararının etkisi temyiz süresi dolana kadar devam eder (İİK m.36, 7343 sayılı Kanunla değişik hâliyle). İlam alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır. Buna karşılık kanun yolu incelemesinde hüküm kaldırılır veya bozulursa teminatın iadesine, başvurunun haklı görülmesi hâlinde bölge adliye mahkemesince, bozma hâlinde ise bozma sonrası esası inceleyecek mahkemece karar verilir.
Alacaklı açısından pratik sonuç: Ziynet ilamı alınır alınmaz takip başlatmak, borçluyu ya takıları teslim etmeye ya da takıların değerinde teminat göstermeye zorlar; alacak, kanun yolu süreci boyunca bu teminatla güvence altına alınmış olur.
Ziynet Bedeli Hangi Tarihe Göre Hesaplanır? Faiz İşler mi?
Kısa cevap: Mahkemece bedele hükmedilecekse bedel, takıların dava tarihindeki değerine göre bilirkişi tarafından hesaplanır ve dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebilir. Yalnızca aynen iadeye hükmedilmişse ve takılar icrada bulunamazsa bedel, mahkemece değil icra dairesince, haczin yapıldığı tarihteki rayice göre belirlenir (İİK m.24/4).
Altın fiyatlarının hızla yükseldiği dönemlerde iki yol arasındaki fark büyüktür: terditli hükümde bedel dava tarihinde sabitlenir ve yargılama iki yıl sürerse aradaki değer artışı faizle ancak kısmen karşılanır; yalnızca aynen iade hükmünde ise değer, tahsil aşamasındaki güncel rayice göre alınır. Bu nedenle uygulamada:
Takıların hâlâ mevcut olabileceği veya altın fiyatının yükseleceği öngörülen dosyalarda dava yalnızca aynen iade talebiyle açılabilir; bedel talebi eklenmez.
Terditli talep tercih edilmişse, bilirkişi raporunun dava tarihi esasıyla düzenlenmesine dikkat edilmelidir. 30.04.2026 tarihli kararda bilirkişi raporu tarihindeki değere göre harç alınması bozma sebebi olmuştur.
Takıların mevcut olmadığı belli ve bedel isteniyorsa dava gecikmeden açılmalıdır.
Ziynet Davasında Zamanaşımı Kaç Yıl?
Kısa cevap: Ziynet bedeli alacağı 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir (TBK m.146). Evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları için zamanaşımı işlemez (TBK m.153/1-3); süre boşanma kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 21.05.2024 tarihli, 2023/9642 E., 2024/3687 K. sayılı kararında; 2009'da kesinleşen yabancı boşanma kararı sonrasında 2022'de açılan ziynet davasının zamanaşımı nedeniyle reddi onanmış, sürenin yabancı kararın Türkiye'de tanınma-tenfiz tarihinden değil, boşanmanın kesinleştiği tarihten başladığı kabul edilmiştir.
Dikkat edilecek noktalar:
Zamanaşımı hâkim tarafından kendiliğinden gözetilmez; davalı süresinde itiraz etmelidir.
Boşanma davası açılması zamanaşımını başlatmaz; başlangıç, boşanma hükmünün kesinleşme tarihidir.
Takılar hâlâ aynen mevcutsa, mülkiyete dayalı aynen iade talebi bakımından zamanaşımı savunmasının işlemeyeceği görüşü uygulamada ileri sürülmektedir; ancak bedel alacağı için 10 yıllık süre geçerlidir. On yılı yaklaşan dosyalarda dava beklemeden açılmalıdır.
Ziynet Davası Ne Kadar Sürer? Masrafları Nelerdir?
Kısa cevap: Tek başına açılan ziynet davası, tanık ve bilirkişi aşamalarıyla birlikte ilk derecede ortalama 1-2 yıl sürer; boşanma davasıyla birlikte görülüyorsa boşanmanın süresine bağlı olarak uzar. Masraflar nispi harç, bilirkişi ücreti, tanık ve tebligat giderleri ile karşı vekâlet ücretinden oluşur.
İlam alındıktan sonra tahsil için kesinleşmenin beklenmesi gerekmez; ziynet hükmü kanun yolu aşamasında da takibe konulabilir (bkz. yukarıdaki tehir-i icra bölümü).
Önemli bir risk: Talep edilen miktarın bir kısmı reddedilirse, reddedilen kısım üzerinden karşı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilir. 30.04.2026 tarihli kararda da reddedilen miktar yönünden erkek yararına vekâlet ücretine hükmedildiği görülmektedir. Bu nedenle ispatlanamayacak, abartılı takı listeleriyle dava açmak davacıyı zarara sokabilir; liste, delillerle desteklenebilen takılarla sınırlı tutulmalıdır. Süreler için Ankara'da boşanma davası ne kadar sürer rehberimize bakabilirsiniz.
Anlaşmalı Boşanmada Ziynet: Protokole Ne Yazılmalı?
Kısa cevap: Ziynet alacağı, anlaşmalı boşanma için üzerinde anlaşılması zorunlu olan "boşanmanın mali sonuçları" (TMK m.166/3) kapsamında değildir. Protokolde düzenlenmemişse anlaşmalı boşanmaya engel olmaz ve boşanmadan sonra ayrı dava ile istenebilir; ancak protokole "ziynetten karşılıklı feragat" yazılmışsa bu hak kaybedilir.
Protokolde ziynet düzenlenecekse iki yol vardır: takıların hangi tarihe kadar aynen teslim edileceği veya bedelinin nasıl ödeneceği açıkça yazılır ya da taraflar ziynet konusunda karşılıklı olarak haklarını saklı tuttuklarını belirtir. Anlaşmalı boşanma protokolü için anlaşmalı boşanma şartları ve protokol rehberi yazımıza bakabilirsiniz.
Erkek Eş Ziynet Davası Açabilir mi?
Kısa cevap: Evet. 2024 içtihadıyla birlikte erkeğe takılan çeyrek, yarım, tam altın ve paralar, aksine anlaşma veya örf-adet yoksa erkeğe ait sayıldığından; bu değerler kadında kalmışsa erkek de aynen iade veya bedel davası açabilir. İspat yükü bu kez erkektedir: takıların kendisine takıldığını ve kadında kaldığını ispatlamalıdır.
Erkeğe takılan takı, kadına özgü nitelikteyse (bilezik, set) kadına ait sayılır; erkek bunları isteyemez.
Ziynet İçin Arabuluculuk Zorunlu mu?
Kısa cevap: Hayır. Ziynet alacağı, aile hukukundan kaynaklanan bir alacak olup dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir; doğrudan dava açılabilir. Taraflar dilerse ihtiyari arabuluculukla anlaşabilir ve anlaşma belgesi ilam niteliği kazanabilir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Ziynet talebini boşanma dilekçesine harç yatırmadan, "tazminat" başlığı altında yazmak; mahkeme bu talep hakkında karar vermez.
Takıları cins, gram, ayar ve adet belirtmeden "düğün takılarım" diye istemek.
Yalnızca bedel isteyip aynen iadeyi talep etmemek veya altın yükselirken gereksiz yere terditli bedel talebi ekleyip bedeli dava tarihine sabitlemek; yalnızca aynen iade hükmünde bedel icrada haciz tarihindeki rayice göre alınır.
Dilekçede yemin deliline dayanmamak veya duruşmada yemin teklif etmemek.
Düğün videosunu, kına ve nişan görüntülerini toplamadan dava açmak; 2024'ten beri kime takıldığı ispatın merkezindedir.
31 Temmuz 2026'dan sonra hâlâ "belirsiz alacak davası" açmaya çalışmak; dava türü kaldırılmıştır, kısmi dava ve HMK m.109/4 kullanılmalıdır.
İspatlanamayacak abartılı listeyle dava açıp reddedilen kısım için karşı vekâlet ücreti ödemek.
Ziynet ilamının kesinleşmesini bekleyip takibi geciktirmek; ziynet hükmü boşanmanın eki olmadığından kesinleşmeden icraya konulabilir.
Takılarla eş adına alınan evde yalnızca ziynet bedeliyle yetinip mal rejimi tasfiyesinde değer artış payı ve katılma alacağını istememek.
Boşanma kesinleştikten sonra on yılı geçirmek.
Dava Öncesi Kontrol Listesi
Düğün, kına ve nişan video ve fotoğrafları (tarihli, takı anını gösteren) toplandı mı?
Takı listesi cins, adet, gram, ayar ve kime takıldığı bilgisiyle hazırlandı mı?
Kuyumcu fişleri, bozdurma kayıtları, banka altın hesabı dökümleri alındı mı?
Takıların bozdurulduğuna veya erkekte kaldığına ilişkin mesaj ve ses kayıtları hukuka uygun biçimde saklandı mı?
Düğünde bulunan ve bozdurma olayını bilen tanıkların isim ve adresleri belirlendi mi?
Evden ayrılış şiddet veya zorla olduysa kolluk tutanağı, darp raporu, 6284 tedbir kararı dosyaya konuldu mu?
Talep şekli (yalnızca aynen iade mi, terditli mi) altın fiyatı ve takıların mevcudiyeti gözetilerek bilinçli seçildi; dilekçede yemin delili yazıldı mı?
Harca esas değer gösterilip nispi harç yatırıldı; değer belirsizse kısmi dava kurgulandı mı?
Ankara Ziynet Alacağı Davası Avukatı Desteği
Ziynet davalarının sonucu; 2024 içtihadıyla birlikte takıların türünün ve kime takıldığının doğru delillerle ortaya konmasına, ispat yükünün doğru yönetilmesine ve talep şeklinin (yalnızca aynen iade mi, terditli mi) tahsil aşaması düşünülerek kurulmasına bağlıdır. Ankara'da ziynet davaları, davalının yerleşim yerine göre Ankara Adliyesi'ne bağlı aile mahkemelerinde (Söğütözü ek hizmet binası), Etimesgut ve Sincan için Ankara Batı Adliyesi'nde ya da kendi aile mahkemesi bulunan ilçe adliyelerinde görülür; aile mahkemesi kurulmamış yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar (4787 sayılı Kanun m.2). Av. Murat Akman (Ankara Barosu, Sicil No: 42294), Ankara'da ziynet alacağı, mal paylaşımı ve boşanmaya bağlı taleplerin kurgulanması ile sürecin baştan sona takibi konusunda hukuki destek sunmaktadır. Dosyanıza özel değerlendirme için: +90 312 911 67 90
İlgili Yazılarımız
Sık Sorulan Sorular
Düğünde takılan altınlar kimin olur?
Eşler arasında anlaşma veya ispatlanan yerel örf ve adet yoksa, Yargıtay'ın 2024 içtihadına göre ekonomik değeri olan her şey kime takıldıysa ona aittir. Bilezik, set, küpe gibi kadına özgü takılar erkeğe takılsa bile kadınındır; erkeğe takılan çeyrek, tam altın ve paralar erkeğe ait sayılır.
Erkeğe takılan altınlar kimin olur?
2024 içtihadından beri erkeğe takılan ve cinsiyete özgü olmayan çeyrek, yarım, tam altın ve paralar kural olarak erkeğe aittir; kadına özgü takılar erkeğe takılsa da kadına aittir. Eski "hepsi kadınındır" kuralı artık uygulanmamaktadır.
Takı sandığına veya torbaya atılan altınlar kimin olur?
Sandığa konulan şey kadına ya da erkeğe özgüyse o cinse verilmiş sayılır; çeyrek altın ve para gibi her iki cinse özgü olanlar ortak kabul edilir.
Ziynet eşyası mal paylaşımına girer mi?
Hayır. Ziynet, eşin kişisel kullanımına yarayan eşya olarak kişisel maldır (TMK m.220/1) ve edinilmiş mallara katılma rejimindeki paylaşıma dâhil edilmez; ayrı bir alacak davasıyla istenir.
Ziynet davası için boşanmak şart mı?
Hayır. Ziynet iadesi boşanmaya bağlı bir hak değildir; evlilik sürerken de, boşanma davasıyla birlikte de, boşanmadan sonra da istenebilir.
Ziynet davasında ispat yükü kimdedir?
Kadına özgü takıların kadında kalması olağan olduğundan, takıların erkekte kaldığını iddia eden kadın hem takıların varlığını hem de kendisinde olmadığını ispatlar. Kadın evden şiddetle veya zorla ayrılmışsa takıları götürdüğünü erkek ispatlar.
Düğün videosu yoksa ziynet ispatlanabilir mi?
Evet. Tanık beyanları, kuyumcu kayıtları, takı listesi, mesaj yazışmaları ve karşı tarafın ikrarı da ispat aracıdır; başka delil yoksa yemin teklif edilebilir.
Ziynet davasında yemin teklif edilebilir mi?
Evet. Boşanmadaki yemin yasağı (TMK m.184) ziynet talebi için uygulanmaz. Dilekçede yemin deliline dayanılmışsa mahkeme, ispatlanamayan takılar için davacıya yemin hakkını hatırlatmak zorundadır.
Altınlar bozdurulup ev veya araba için harcandıysa geri alınır mı?
Evet. Erkek, takıların kadının rızasıyla ve iade edilmemek üzere verildiğini ispatlamadıkça bozdurulan takıları aynı gram ve ayarda iade etmek ya da bedelini ödemekle yükümlüdür; bozdurmaya rıza göstermek bağışlama sayılmaz.
Takılarım bozdurulup eşim adına ev alındı, ne isteyebilirim?
Üç talep gündeme gelir: takıların ziynet alacağı olarak iadesi veya bedeli; kişisel malınızla eşinizin edinilmiş malının alımına katkı yaptığınız için TMK m.227 uyarınca katkı oranınızın evin tasfiye anındaki değerine uygulanmasıyla hesaplanan değer artış payı; ve evin artık değerinin yarısı olan katılma alacağı. Katılma alacağı her hâlde ayrıca istenir; aynı takılar için ziynet alacağı ile değer artış payından yalnızca biri alınabilir.
Ziynet bedeli hangi tarihe göre hesaplanır?
Mahkemece bedele hükmedilirse bedel, takıların dava tarihindeki değerine göre belirlenir. Yalnızca aynen iadeye hükmedilmiş ve takılar icrada bulunamamışsa bedel, icra dairesince haczin yapıldığı tarihteki rayice göre takdir edilir (İİK m.24/4); altın yükselirken bu yol davacı lehinedir.
Ziynet davasında zamanaşımı kaç yıl?
Bedel alacağı için 10 yıldır (TBK m.146). Evlilik sürdüğü sürece zamanaşımı işlemez; süre boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren başlar.
Ziynet davasında sadece aynen iade istenebilir mi?
Evet. Terditli talep zorunlu değildir; yalnızca aynen iade istenirse mahkeme yalnızca aynen iadeye karar verir. Karar, Örnek 2 icra emriyle takibe konur; takılar bulunamazsa bedel haciz tarihindeki güncel rayice göre alınır (HGK 2017/1678 E., 2021/757 K.).
Aynen iade kararı nasıl icra edilir?
İlam icra dairesine verilir, borçluya Örnek 2 taşınır teslimi icra emri gönderilir ve yedi gün içinde teslim istenir. Takılar veya aynı gram ve ayarda altın borçludaysa zorla alınır; yoksa değeri icra memurunca kuyumcular odasından sorulup haciz tarihindeki rayice göre belirlenir ve haciz yoluyla tahsil edilir (İİK m.24).
Ziynet ilamı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
Evet. Ziynet alacağı boşanmanın eki olmayan, yalnızca malvarlığını etkileyen bir eda ilamı olduğundan HMK m.367/2'deki kesinleşme şartına tabi değildir; istinaf veya temyiz aşamasında da takibe konulabilir (Y. 12. HD 2022/12458 E., 2023/203 K.). Borçlu ancak teminat göstererek icra mahkemesinden tehir-i icra kararı alabilir (İİK m.36).
Ziynet davasında belirsiz alacak davası açılabilir mi?
Hayır. HMK m.107, 7589 sayılı Kanunla 31 Temmuz 2026'dan itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Değeri bilinmeyen takılar için kısmi dava açılır ve talep, bilirkişi raporundan sonra HMK m.109/4 uyarınca bir defaya mahsus artırılır.
Ziynet davası ne kadar sürer?
Tek başına açılan ziynet davası ilk derecede ortalama 1-2 yıl sürer; boşanma davasıyla birlikte görülüyorsa boşanmanın süresine bağlı olarak uzayabilir.
Ziynet talebini boşanma dilekçesine yazmak yeterli mi?
Hayır. Ziynet bağımsız bir alacak olduğundan harca esas değer gösterilip nispi harcı yatırılmalıdır; harçsız yazılan talep hakkında mahkeme karar vermez.
Erkek de ziynet davası açabilir mi?
Evet. 2024 içtihadıyla erkeğe takılan altın ve paralar erkeğe ait sayıldığından, bunlar kadında kalmışsa erkek de aynen iade veya bedel davası açabilir.
Kayınvalidede duran altınlar için kime dava açılır?
Takıların üçüncü kişide tutulduğu ispatlanabiliyorsa dava, uygulamada o kişiye de yöneltilebilir; ispat yükü davacıdadır. Ancak dava yalnızca üçüncü kişiye karşı açılıyorsa aile mahkemesi görevli değildir; taraflar arasında aile hukuku ilişkisi bulunmadığından dava asliye hukuk mahkemesinde görülür (4787 sayılı Kanun m.4). Görev kamu düzenindendir, mahkemece resen gözetilir.
Resmî kaynaklar: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu.
Kaynak ve doğrulama notu: Bu rehberde atıf yapılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1678 E., 2021/757 K. (15.06.2021), Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/12458 E., 2023/203 K. (16.01.2023) ve 2025/3520 E., 2025/5878 K. (02.10.2025) ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/5704 E., 2024/2402 K. (04.04.2024), 2023/9642 E., 2024/3687 K. (21.05.2024), 2025/7288 E., 2026/4945 K. (30.04.2026) ve 2026/136 E., 2026/6720 K. (16.06.2026) sayılı kararları karar metinleri üzerinden doğrulanmıştır. HMK m.107'nin yürürlükten kaldırıldığı ve m.109'a dördüncü fıkra eklendiği, 7589 sayılı Kanun değişikliklerinin işlendiği resmî mevzuat metninden; İİK m.24 ve m.36'nın güncel metni de aynı şekilde teyit edilmiştir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Ziynet davalarının sonucu, takıların türüne, kime takıldığına ve dosyadaki delillere göre değişir; kesin bir sonuç önceden garanti edilemez. Son güncelleme: 10 Eylül 2026.

