Boşanmada Mal Paylaşımı: Katılma Alacağı, Değer Artış Payı ve Katkı Payı (2026 Rehberi)
Güncelleme tarihi: 5 gün önce
Boşanmada Mal Paylaşımı Nedir?
Kısa cevap: Boşanmada mal paylaşımı, evlilik boyunca edinilen malların "mal rejiminin tasfiyesi" kurallarına göre eşler arasında paylaştırılmasıdır. Türk hukukunda aksine sözleşme yapmayan tüm eşler için 1 Ocak 2002'den itibaren geçerli yasal rejim, edinilmiş mallara katılma rejimidir (TMK m.202). Bu rejim yalnızca 2002'den sonra evlenenler için değil, o tarihten önce evlenmiş eşler için de 1 Ocak 2002'den itibaren uygulanır (4722 sayılı Kanun m.10).
Mal paylaşımı, boşanmanın eki niteliğinde olmayan, bağımsız ve teknik bir hesaplama sürecidir. Malların kimin üzerine kayıtlı olduğu değil, hangi mal grubuna girdiği ve hangi dönemde edinildiği belirleyicidir. Bu rehberde; hangi malların paylaşıldığını, katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı kavramlarını, aralarındaki farkı ve mal paylaşımının nasıl hesaplandığını ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.
Türkiye'de Yasal Mal Rejimi Hangisidir?
Kısa cevap: Türkiye'de 1 Ocak 2002'den itibaren geçerli yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Eşler bir mal rejimi sözleşmesi yapmamışsa bu rejim uygulanır. 2002'den önce evlenmiş eşler bakımından da durum aynıdır: 1 Ocak 2002'ye kadar mal ayrılığı rejimi geçerliyken, bu tarihten sonra bir yıl içinde başka bir rejim seçmeyen eşler yasal rejimi seçmiş sayılır ve 1 Ocak 2002'den itibaren edinilen malları edinilmiş mallara katılma rejimine tabidir (4722 sayılı Kanun m.10).
Mal rejimi, hangi malların paylaşıma tabi olduğunu belirleyen hukuki çerçevedir. Eşler dilerlerse mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini seçebilir; mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır ya da evlenme başvurusu sırasında yazılı olarak bildirilir (TMK m.205). Böyle bir sözleşme yoksa yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma uygulanır. 2002 öncesinde edinilen mallar bakımından ise o dönemin kuralları (mal ayrılığı) dikkate alınır; bu nedenle evlilik tarihi paylaşımda önemli rol oynar.
Hangi Mallar Paylaşılır, Hangileri Paylaşılmaz?
Kısa cevap: Edinilmiş mallara katılma rejiminde paylaşıma tabi olan mallar, mal rejiminin devamı süresince karşılığı verilerek edinilen "edinilmiş mallardır" (TMK m.219). Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olan mallar ile miras veya bağış yoluyla gelen "kişisel mallar" (TMK m.220) paylaşıma tabi değildir.
Paylaşıma tabi olan edinilmiş mallar (TMK m.219):
Çalışmanın karşılığı olan gelirler ve bunlarla alınan mallar (ev, araba, birikim),
Sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurumlarının yaptığı ödemeler,
Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
Kişisel malların gelirleri,
Edinilmiş malların yerine geçen değerler.
Paylaşıma tabi olmayan kişisel mallar (TMK m.220):
Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar,
Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olan mallar (kural olarak evlenme tarihinde; 2002'den önce evlenenlerde 1 Ocak 2002 itibarıyla sahip olunanlar)
Miras yoluyla veya karşılıksız kazanma (bağış) yoluyla edinilen mallar,
Manevi tazminat alacakları,
Kişisel malların yerine geçen değerler.
Eşler ayrıca mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti nedeniyle doğan ve normalde edinilmiş mal sayılacak değerlerin kişisel mal sayılacağını ya da kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dâhil olmayacağını kararlaştırabilir (TMK m.221).
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse bunu ispatla yükümlüdür. Bu genel kuralın iki farklı sonucu vardır (TMK m.222):
Mülkiyet belirsizse: Bir malın hangi eşe ait olduğu ispatlanamıyorsa, o mal eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır (TMK m.222/2). Bu, kesin olmayan bir karinedir; taraflardan biri aksini ispatlayabilir.
Mülkiyet belli, niteliği belirsizse: Bir malın hangi eşe ait olduğu belliyse ama kişisel mal mı yoksa edinilmiş mal mı olduğu tartışmalıysa, o mal aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılır (TMK m.222/3). Kişisel mal olduğunu iddia eden eş bunu ispatlamakla yükümlüdür.
Katılma Alacağı Nedir?
Kısa cevap: Katılma alacağı, her eşin diğer eşin "artık değerinin" yarısı üzerinde sahip olduğu alacaktır (TMK m.231, m.236). Artık değer; eklenecek değerler ve denkleştirme de dâhil olmak üzere bir eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar düşüldükten sonra kalan net tutardır. Sonuç eksi çıkarsa artık değer sıfır kabul edilir; değer eksilmesi diğer eşe yansıtılmaz (TMK m.231/2). Katılma alacağı için eşin o mala katkıda bulunduğunu ispatlaması gerekmez.
Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin en temel kurumudur. Evlilik boyunca eşlerden her biri, diğerinin çalışarak edindiği malların net değerinin yarısına hak kazanır. Örneğin ev yalnızca bir eşin üzerine kayıtlı olsa bile, bu ev edinilmiş mal ise diğer eş değerinin yarısı oranında katılma alacağı talep edebilir. Bu alacak "ayni" değil, "parasal" bir alacaktır; yani eş malın kendisine değil, değerinin yarısına hak kazanır. Karşılıklı katılma alacakları takas edilir.
Değer Artış Payı Nedir?
Kısa cevap: Değer artış payı, bir eşin diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almadan katkıda bulunması hâlinde, o malda ortaya çıkan değer artışından katkısı oranında talep edebileceği alacaktır (TMK m.227). Hesaplama, kural olarak malın tasfiye anındaki değeri üzerinden yapılır.
Değer artış payı, katılma alacağından farklı olarak belirli bir mala yapılan somut katkıya dayanır. Örneğin bir eş, diğerinin üzerine kayıtlı evin kredisine ya da tadilatına parasal katkıda bulunmuşsa, bu evin değer artışından katkısı oranında pay isteyebilir. Malın değeri düşmüşse katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artış payından vazgeçebilir veya oranını değiştirebilir.
Katkı Payı Alacağı Nedir?
Kısa cevap: Katkı payı alacağı, 1 Ocak 2002 öncesindeki mal ayrılığı rejimi döneminde, eşlerden birinin diğerinin malvarlığının edinilmesine parasal ya da emek katkısı yapması hâlinde talep edebileceği alacaktır. Bu alacak, kanunda özel bir maddeyle değil, genel hükümler ve Yargıtay uygulamasıyla şekillenmiştir.
Katkı payı alacağı, 2002 öncesi dönemde geçerli olan mal ayrılığı rejimiyle ilişkilidir. O dönemde eşler kural olarak kendi mallarına sahip olduğundan, diğer eşin malına yapılan katkılar ancak "katkı payı alacağı" adı altında istenebiliyordu. Bu alacakta, edinilmiş mallara katılma rejimindeki gibi otomatik yarı pay yoktur; Yargıtay uygulamasında önce katkı oranı belirlenir, ardından bu oran malın karar tarihine en yakın tarihteki değeriyle çarpılarak alacak bulunur. Evliliği 2002'den önce başlayan çiftler bakımından, bu dönemde edinilen mallar için katkı payı alacağı gündeme gelebilir.
Katılma Alacağı, Değer Artış Payı ve Katkı Payı Arasındaki Fark
Kısa cevap: Üç kavram; dayandıkları dönem, hukuki temel ve hesaplama biçimi bakımından ayrışır. Katkı payı 2002 öncesi mal ayrılığı dönemine, değer artış payı ve katılma alacağı ise 2002 sonrası edinilmiş mallara katılma rejimine ilişkindir. En önemli fark, katılma alacağının katkı ispatı gerektirmemesidir.
Üç alacak türü şu noktalarda ayrışır:
Katkı payı alacağı: 1 Ocak 2002 öncesi mal ayrılığı dönemine ilişkindir. Genel hükümlere dayanır. Katkı oranı belirlenip malın güncel değeriyle çarpılır; otomatik yarı pay içermez.
Değer artış payı (TMK m.227): 2002 sonrası edinilmiş mallara katılma rejiminde geçerlidir. Bir eşin diğerinin belirli bir malına karşılıksız katkısını gerektirir. Katkı oranında, o maldaki değer artışından pay verir.
Katılma alacağı (TMK m.231, 236): 2002 sonrası rejimde geçerlidir. Belirli bir mala katkı ispatı aranmaz. Eşin edindiği malların net artık değerinin yarısı üzerinden alacak sağlar.
Kısaca; katılma alacağı, evlilik boyunca edinilen malların yarısına ilişkin genel bir haktır. Değer artış payı ise yalnızca diğer eşin belirli bir malına yapılan katkının karşılığıdır. Katkı payı ise bu kurumların bulunmadığı 2002 öncesi dönemin çözümüdür. Bir dosyada evliliğin başlangıç tarihine göre bu türlerden biri veya birkaçı birlikte gündeme gelebilir.
Mal Paylaşımı Nasıl Hesaplanır?
Kısa cevap: Mal paylaşımında önce her eşin edinilmiş mallarının toplam değeri bulunur; buna eklenecek değerler katılır, borçlar düşülür ve kalan "artık değer" hesaplanır (TMK m.231). Her eş, diğer eşin artık değerinin yarısına hak kazanır; karşılıklı alacaklar takas edilerek aradaki fark ödenir.
Hesaplamanın temel adımları şöyledir:
Her eşin edinilmiş mallarının tasfiye anındaki değeri belirlenir,
Eklenecek değerler hesaba katılır (TMK m.229): eşin, rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğerinin rızası olmadan yaptığı olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler, edinilmiş mallara eklenir Değerleme anı bakımından önemli bir ayrım vardır: mevcut edinilmiş mallar tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılırken (TMK m.235/1), eklenecek değerler devrin gerçekleştiği tarihteki değeri üzerinden hesaplanır (TMK m.235/2).
Kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasındaki denkleştirme yapılır (TMK m.230),
Edinilmiş mallara ilişkin borçlar düşülerek artık değer bulunur,
Her eş, diğerinin artık değerinin yarısı oranında katılma alacağına hak kazanır.
Basit bir örnek: Bir eşin edinilmiş mallarının net değeri (artık değeri) 2.000.000 TL, diğerininki 1.000.000 TL olsun. Her eş diğerinin artık değerinin yarısına hak kazanır; alacaklar takas edildiğinde, daha fazla artık değere sahip eş aradaki farkın yarısı olan 500.000 TL'yi diğer eşe öder. Bu tutarlar temsilîdir; gerçek hesap, dosyadaki mallara ve değerlere göre bilirkişi incelemesiyle yapılır.
Katılma alacağı ve değer artış payı, niteliği itibarıyla bölünebilir para alacaklarıdır. Dava açılırken malların kesin değeri henüz bilinmediğinden, uygulamada bu davalar genellikle kısmi dava olarak açılır; dilekçede şimdilik belirlenen bir miktar talep edilir ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulur (HMK m.109). Bilirkişi raporuyla kesin değer belirlendikten sonra, 7589 sayılı Kanunla HMK m.109'a eklenen dördüncü fıkra uyarınca talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erinceye kadar artırılabilir.
Ev veya Araba Eşin Üzerine Kayıtlıysa Diğer Eş Hak İddia Edebilir mi?
Kısa cevap: Evet. Bir malın tapuda veya ruhsatta kimin üzerine kayıtlı olduğu tek başına belirleyici değildir. Ev, araba gibi mallar evlilik içinde çalışma geliriyle edinilmişse edinilmiş mal sayılır ve diğer eş, değerinin yarısı oranında katılma alacağı talep edebilir.
Uygulamada en çok karıştırılan konu budur. Tapunun yalnızca bir eşin adına olması, o eşi malın tek sahibi yapmaz; önemli olan malın hangi dönemde ve hangi kaynakla edinildiğidir. Evlilik boyunca elde edilen gelirle alınan mal, kimin üzerine kayıtlı olursa olsun tasfiyeye girer. Buna karşılık evlenmeden önce alınmış ya da miras/bağış yoluyla gelmiş mallar kişisel mal olarak paylaşım dışında kalır.
Evin tapusu eşinizin üzerindeyse ve orada birlikte yaşıyorsanız, mal paylaşımı davasından bağımsız olarak aile konutu şerhi ile konutun sizin rızanız olmadan satılmasını veya ipotek edilmesini önceden engelleyebilirsiniz.
Mal Paylaşımı Davası Ne Zaman ve Nerede Açılır?
Yetkili mahkeme TMK m.214'e göre üç ayrı duruma göre belirlenir: mal rejiminin boşanmayla sona erdiği hâllerde, boşanma davasına bakan veya bakmış olan mahkeme yetkilidir — bu kural, tasfiye davası boşanmayla birlikte açılsın veya boşanma kesinleştikten sonra ayrıca açılsın aynı şekilde uygulanır. Mal rejiminin ölümle sona ermesi hâlinde ölen eşin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Diğer sona erme sebeplerinde (örneğin sözleşmeyle rejim değişikliği) ise davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
Mal paylaşımı talebi bağımsız bir dava niteliğindedir; boşanma dilekçesinde ayrı bir talep olarak birlikte istenebileceği gibi, boşanma kesinleştikten sonra da müstakil bir dava olarak açılabilir. Uygulamada mahkemeler, bilirkişi incelemesinin kapsamı ve süresi nedeniyle bu talebi boşanma dosyasından ayırıp (tefrik) ayrı esasa kaydetme eğilimindedir; ancak tefrik zorunlu değildir. Burada iki ayrı kural karıştırılmamalıdır. TMK m.225/2, mal rejiminin ne zaman sona erdiğini düzenler: mahkeme kararıyla boşanma hâlinde rejim, karar tarihinde değil dava tarihinde sona ermiş sayılır. Buna karşılık tasfiye hükmünün kurulabilmesi için boşanma kararının kesinleşmesi gerekir; tasfiye davası boşanma derdestken açılmışsa mahkeme, boşanmanın kesinleşmesini bekletici mesele yapar. Yani hangi malların tasfiyeye gireceğini dava tarihi belirler, tasfiye kararının verilebilmesi ise kesinleşmeye bağlıdır. Katılma alacağı ve değer artış payı talepleri için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden, Yargıtay uygulamasında genel zamanaşımı hükmü (TBK m.146) uyarınca on yıllık süre uygulanır; Yargıtay uygulamasında bu süre, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar (mal rejiminin dava tarihinde sona ermesi, zamanaşımının da o tarihte başladığı anlamına gelmez). Hakların zamanaşımına uğramaması için sürecin doğru takibi önemlidir.
Katılma Alacağı Nasıl Ödenir? Faiz, Erteleme ve İcra
Kısa cevap: Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir; derhâl ödeme borçlu eşi ciddi güçlüğe düşürecekse uygun bir süre ertelenmesi istenebilir. Aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden, yani karar tarihinden itibaren faiz yürütülür (TMK m.239).
Ödeme biçimi: Alacak ayın (mal) veya para olarak ödenebilir; aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır ve bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir (TMK m.239/1).
Erteleme: Derhâl ödeme borçlu eş için ciddi güçlük doğuracaksa, borçlu eş ödemelerin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir; durum ve koşullar gerektiriyorsa güvence istenebilir (TMK m.239/2-3).
Faiz: Aksine anlaşma yoksa katılma alacağına ve değer artış payına tasfiyenin sona ermesinden başlayarak faiz yürütülür (TMK m.239/3). Yargıtay uygulamasında bu, karar tarihidir; boşanmanın eki niteliğindeki tazminatlardan farklı olarak kesinleşme beklenmez.
İcra: Katılma alacağı ilamı boşanmanın eki değil, bağımsız bir eda ilamıdır. Bu nedenle boşanma ilamının aksine, kesinleşmesi beklenmeden icraya konulabilir.
Harç: Mal rejiminin tasfiyesi davası, boşanmanın eki olmadığından talep edilen değer üzerinden nispi harca tabidir; kısmi dava olarak açıldığında harç önce gösterilen miktar üzerinden yatırılır, artırımda tamamlanır.
Aldatma veya Kusur Mal Paylaşımını Etkiler mi?
Kısa cevap: Kural olarak boşanmadaki kusur, mal paylaşımını etkilemez; kusurlu eş de katılma alacağı talep edebilir. Ancak zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin katılma alacağını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya tamamen kaldırabilir (TMK m.236/2).
Mal paylaşımı, tazminat ve nafakadan farklı olarak kural gereği kusura bağlı değildir. Yani eşlerden biri aldatmış olsa dahi, kural olarak edinilmiş mallar üzerindeki payını korur. Bunun istisnası, boşanmanın zina veya hayata kast gibi ağır sebeplere dayandığı hâllerdir; bu durumlarda mahkeme, kusurlu eşin katılma alacağında hakkaniyet temelinde indirim yapabilir. Bu değerlendirme her dosyada ayrıca yapılır.
Mal Paylaşımı Davasında Hangi Deliller Kullanılır?
Kısa cevap: Mal paylaşımı davasında; tapu ve trafik tescil kayıtları, banka hesap ve kredi hareketleri, SGK kayıtları, alım-satım belgeleri, tanık beyanları ve bilirkişi incelemesi başlıca delillerdir. Malların değeri ve katkı oranları çoğunlukla bilirkişi raporuyla belirlenir.
Mal paylaşımı davaları belge yoğun davalardır. Malların ne zaman, hangi kaynakla edinildiğinin ve varsa yapılan katkının ispatı büyük önem taşır. Kredi ödemeleri, banka dekontları ve tapu kayıtları gibi belgeler; malın edinilmiş mi yoksa kişisel mal mı olduğunu ve katkı oranını ortaya koymada belirleyicidir. Bu nedenle delillerin baştan doğru toplanması, davanın sonucunu doğrudan etkiler.
Sık Sorulan Sorular
Evlenmeden önce aldığım mal paylaşılır mı?
Hayır. Mal rejiminin başlangıcında sahip olunan mallar kişisel maldır ve paylaşıma dâhil edilmez. Ancak bu malın mal rejimi süresince elde edilen gelirleri (örneğin kira geliri) edinilmiş mal sayılır (TMK m.219/2); eşler sözleşmeyle bunun aksini kararlaştırabilir (TMK m.221/2).
Miras veya bağış yoluyla gelen mal paylaşılır mı?
Hayır. Miras ya da bağış (karşılıksız kazanma) yoluyla edinilen mallar kişisel maldır ve paylaşıma tabi değildir. Bu durumu iddia eden eşin ispatlaması gerekir.
Çalışmayan eş mal paylaşımından pay alır mı?
Evet. Katılma alacağı için eşin çalışıyor olması şart değildir. Diğer eşin evlilik boyunca edindiği malların net artık değerinin yarısı, çalışma durumundan bağımsız olarak talep edilebilir.
Ev kredisini ben ödedim ama tapu eşimde; hakkım var mı?
Evet, ancak talep türü evin niteliğine göre değişir. Ev evlilik içinde çalışma geliriyle alınmışsa edinilmiş maldır; kim öderse ödesin diğer eş katılma alacağı (net değerin yarısı) talep eder. Ev eşinizin kişisel malıysa (örneğin evlenmeden önce alınmış ve krediyi evlilik içinde siz ödediyseniz) katılma alacağı yerine, katkınız oranında değer artış payı gündeme gelir (TMK m.227). Kredi ödemelerine ilişkin banka kayıtları her iki hâlde de temel delildir.
Ziynet eşyaları (altın, takı) mal paylaşımına girer mi?
Ziynet eşyaları kural olarak kişisel mal kabul edilir ve mal rejimi tasfiyesinden ayrı olarak "ziynet alacağı" kapsamında değerlendirilir. Bu, bağımsız bir talep ve ispat konusudur; mal paylaşımı davasıyla birlikte de istenebilir.
Boşandıktan ne kadar sonra mal paylaşımı davası açabilirim?
Katılma alacağı ve değer artış payı için özel bir süre öngörülmediğinden, genel zamanaşımı hükmü (TBK m.146) uyarınca on yıllık süre uygulanır; bu süre, Yargıtay uygulamasında boşanma kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar. Mal rejiminin TMK m.225/2 uyarınca dava tarihinde sona ermiş sayılması, zamanaşımının da o tarihte başladığı anlamına gelmez. Yine de hak kaybı yaşamamak için sürecin geciktirilmemesi önerilir.
Aldatan eş mal paylaşımından pay alabilir mi?
Kural olarak evet; kusur tek başına payı ortadan kaldırmaz. Ancak boşanma zina veya hayata kast sebebiyle gerçekleşmişse, hâkim kusurlu eşin katılma alacağını hakkaniyete göre azaltabilir veya kaldırabilir.
Mal paylaşımı davası boşanma dilekçesiyle birlikte mi açılmalı?
Zorunlu değildir. Talep boşanma dilekçesinde birlikte ileri sürülebileceği gibi, boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava olarak da açılabilir. Mahkemeler bilirkişi sürecinin kapsamı nedeniyle genellikle tefrik eder, ancak bu zorunlu bir kural değildir.
Mal paylaşımı davası hangi mahkemede açılır?
Boşanmaya bağlı tasfiye taleplerinde yetkili mahkeme, boşanma davasına bakan veya bakmış olan mahkemedir (TMK m.214). Bu kural, tasfiye boşanmayla birlikte istensin veya kesinleşmeden sonra ayrıca açılsın aynı şekilde uygulanır.
Malın kime ait olduğu belli değilse ne olur?
Bir malın hangi eşe ait olduğu ispatlanamıyorsa, o mal eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır (TMK m.222/2). Bu farklıdır: mal kimin üzerine kayıtlı olduğu belli ama kişisel mi edinilmiş mi olduğu tartışmalıysa, aksi ispatlanmadıkça edinilmiş mal sayılır (TMK m.222/3).
Mal paylaşımı davası kısmi dava olarak açılabilir mi?
Evet. Katılma alacağı ve değer artış payı bölünebilir para alacaklarıdır. Dava açılırken kesin değer bilinmediğinden genellikle kısmi dava olarak açılır, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulur ve bilirkişi raporu sonrası talep bir defaya mahsus artırılabilir (HMK m.109).
Katılma alacağına faiz ne zamandan itibaren işler?
Aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden, yani karar tarihinden itibaren faiz yürütülür (TMK m.239/3). Bu alacak boşanmanın eki olmadığından, faiz için boşanma kararının kesinleşmesi beklenmez.
Katılma alacağı kararı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
Evet. Katılma alacağı ve değer artış payı ilamları boşanmanın eki değil, bağımsız eda ilamlarıdır; boşanma ilamından farklı olarak kesinleşme beklenmeden icra takibine konu edilebilir.
Artık değer eksi çıkarsa ne olur?
Sıfır kabul edilir. Bir eşin edinilmiş mallarına ilişkin borçları mallarının değerini aşıyorsa, bu eksi bakiye diğer eşe yansıtılmaz (TMK m.231/2).
Eşim boşanmadan önce malları başkasına devrederse ne olur?
Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan dışı karşılıksız kazandırmalar ile rejim süresince katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler, hesapta edinilmiş mallara eklenir (TMK m.229). Bu devirler yapılmamış gibi hesaplama yapılır; devri alan üçüncü kişiye de davanın ihbar edilmesi hâlinde karar ona karşı ileri sürülebilir.
2002'den önce evlendik; hangi rejim uygulanır?
1 Ocak 2002'ye kadar edinilen mallar için mal ayrılığı rejimi ve buna bağlı katkı payı alacağı; bu tarihten sonra edinilen mallar için ise edinilmiş mallara katılma rejimi ve katılma alacağı uygulanır (4722 sayılı Kanun m.10). Aynı dosyada iki dönem ayrı ayrı hesaplanır.
Ankara'da Mal Paylaşımı Davası Nerede Açılır?
Ankara'da mal paylaşımı davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir; Ankara Adliyesi'ne bağlı aile mahkemeleri Söğütözü'ndeki ek hizmet binasında görev yapar. Yetkili mahkeme, TMK m.214 uyarınca boşanma davasına bakan veya bakmış olan mahkemedir; boşanma davanız hangi aile mahkemesinde görüldüyse mal paylaşımı davası da orada açılır. Boşanmadan bağımsız bir tasfiye talebinde ise davalı eşin yerleşim yerine göre Ankara Adliyesi, Etimesgut ve Sincan için Ankara Batı Adliyesi ya da kendi aile mahkemesi bulunan ilçe adliyeleri yetkilidir; aile mahkemesi kurulmamış ilçelerde asliye hukuk mahkemesi davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakar (4787 sayılı Kanun m.2).
Mal paylaşımı davaları uzun bilirkişi süreçleri gerektirdiğinden, dosyanın doğru mahkemede ve eksiksiz delillerle açılması sürecin süresini doğrudan etkiler. Dosyanızın değerlendirilmesi için Ankara boşanma avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Mal Paylaşımı İçin Arabuluculuğa Başvurmak Zorunlu mu?
Kısa cevap: Hayır. Aile hukukundan kaynaklanan bu tür parasal uyuşmazlıklarda arabuluculuk şu an bir dava şartı (zorunlu ön koşul) değildir; iş, ticaret, tüketici ve kira uyuşmazlıklarındaki zorunlu arabuluculuktan farklıdır. Ancak taraflar, üzerinde serbestçe anlaşabildikleri bu konuları ihtiyari (isteğe bağlı) arabuluculukla da çözebilir.
Taraflar dilerse dava açmadan önce veya dava sürerken arabulucuya başvurarak mal paylaşımı konusunda anlaşabilir; bu, süreci hızlandırabilir. Buna karşılık boşanma ve velayet gibi kamu düzenini ilgilendiren konular kesin ve bağlayıcı arabuluculuğa elverişli değildir.
Ankara Mal Paylaşımı ve Aile Hukuku Avukatı Desteği
Mal paylaşımı davaları; malların doğru sınıflandırılmasını, edinim tarihlerinin ve katkı oranlarının belgelerle ortaya konulmasını ve titiz bir bilirkişi sürecini gerektiren teknik davalardır. Katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı taleplerinin doğru kurgulanması, sonucun belirleyici unsurudur.
Av. Murat Akman (Ankara Barosu, Sicil No: 42294), Ankara ve çevresinde mal rejiminin tasfiyesi, katılma alacağı ve aile hukuku uyuşmazlıklarında; malvarlığının değerlendirilmesi, delil stratejisinin kurulması ve sürecin baştan sona takibi esasıyla hukuki destek sunmaktadır. Dosyanıza özel değerlendirme için: +90 312 911 67 90
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her dosya kendi koşullarında değerlendirilmelidir.
Eşinizin mal varlığını elden çıkarmasını önlemek isterseniz Tasarruf Yetkisinin Sınırlanması (TMK m.199) yazımıza da göz atabilirsiniz.
İlgili Yazılarımız
Son güncelleme: 11 Eylül 2026

