top of page

Boşanmada Velayet Nasıl Belirlenir? Hâkimin Dikkate Aldığı Kriterler (2026)

14 Tem
10 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 12 Eyl

Kısa Cevap: Boşanma davasında velayet, çocuğun üstün yararı ilkesi esas alınarak hâkim tarafından resen (taraflar talep etmese bile) belirlenir. Hâkim; çocuğun yaşını, sağlık-eğitim-ahlak açısından ihtiyaçlarını, ebeveynlerin ilgi ve şefkat düzeyini, yaşam koşullarını, varsa idrak çağındaki çocuğun kendi görüşünü ve kardeşlerin ayrılmaması ilkesini birlikte değerlendirir. Tek başına ekonomik güç, cinsiyet veya "anne/baba olmak" velayeti otomatik olarak belirlemez.

Velayeti Kim Belirler? (TMK m.336)

TMK m.336 uyarınca evlilik devam ettiği sürece velayet ana ve baba tarafından birlikte kullanılır. Boşanma davasında ise velayet, çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa ait olur — yani hâkim, boşanma kararıyla birlikte velayeti taraflardan birine verir. Bu, tarafların anlaşması ile değil, kanunda belirtilen kriterler çerçevesinde hâkimin resen yapacağı bir değerlendirmeyle olur; anlaşmalı boşanmalarda dahi hâkim, tarafların velayet konusundaki anlaşmasını çocuğun üstün yararına aykırı bulursa onaylamayabilir.

Çocuğun Üstün Yararı İlkesi: Velayetin Temel Ölçütü

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre, velayet düzenlemesinde ana ve baba ile çocuğun yararının çatışması hâlinde çocuğun yararına üstünlük tanınır. Diğer bir deyişle hâkimin velayete ilişkin takdirini oluştururken esas alacağı temel ilke çocuğun üstün yararıdır; aşağıda sayılan tüm kriterler bu ilke etrafında değerlendirilir.

Velayet kamu düzenine ilişkin bir konudur ve bunun üç pratik sonucu vardır. Birincisi, hâkim taraflarla ve taleplerle bağlı değildir; delilleri kendiliğinden araştırır, gerekirse sosyal inceleme raporu aldırır. İkincisi, taraflar velayet konusunda anlaşmış olsalar dahi hâkim bu anlaşmayı denetler ve çocuğun üstün yararına aykırı bulursa onaylamaz. Üçüncüsü, velayete ilişkin talepler yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir ve velayet kararları kesin hüküm oluşturmaz; şartlar değiştiğinde yeniden değerlendirilebilir.

Hâkim Velayeti Belirlerken Hangi Kriterlere Bakar?

  • Çocuğun yaşı ve gelişim dönemi: Özellikle anne bakım ve şefkatine muhtaç olduğu kabul edilen küçük yaş grubundaki çocuklarda bu ihtiyaç önemli bir kriterdir; ancak annenin sağlık durumu, bağımlılığı veya çocuğu ihmali gibi ciddi bir olumsuzluk varsa bu kural mutlak değildir.

  • Ebeveynin ilgi, şefkat ve zaman ayırma kapasitesi: Maddi imkân tek başına belirleyici değildir; Yargıtay, ekonomik durumu zayıf olsa da çocuğa daha fazla zaman ve şefkat gösterebilen ebeveyni tercih edebilir.

  • Yaşam ve barınma koşulları: Çocuğun düzenli bakımı, günlük yaşam ritmi, okul ve sosyal çevresiyle süreklilik kurulup kurulamayacağı.

  • Sağlık, eğitim, ahlak ve güvenlik: Çocuğun bu dört alandaki ihtiyaçlarının hangi ebeveyn yanında daha iyi karşılanacağı.

  • Çocuğun kendi görüşü: İdrak çağındaki (genellikle 8 yaş ve üzeri kabul edilen) çocuklar, uzman pedagog/psikolog eşliğinde dinlenir; çocuğun açıkça ifade ettiği ve üstün yararına aykırı olmayan tercihi karara yansıtılır.

  • Kardeşlerin ayrılmaması ilkesi: Birden fazla ortak çocuk varsa mahkeme, aksini gerektiren özel bir durum olmadıkça velayetlerini aynı ebeveyne vermeye eğilimlidir.

  • İstikrarın korunması: Yargıtay, çocuğun mevcut yaşam düzeninin sürdürülmesini boşanmanın sarsıcı etkisine karşı bir denge unsuru olarak değerlendirir.

Örnek Karar: Kardeşlerin Ayrılmaması ve Üstün Yarar Birlikte Nasıl Değerlendirilir?

Karar ayrıca, çocukların fiilen kimin yanında düzen kurduğunun ve ebeveynin çocuklarla ilgilenme durumunun üstün yarar değerlendirmesinde birlikte ele alındığını göstermektedir.

Çocuğun Görüşünün Alınması: Şekli Bir İşlem Değil, Zorunluluk

İdrak çağındaki çocuğun velayet konusunda dinlenmesi uygulamada tercihe bağlı bir işlem değildir. Bu zorunluluğun dayanağı Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin 3. ve 6. maddeleridir; bu hükümler idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınmasını ve bu görüşe gereken önemin verilmesini öngörür. Yargıtay yerleşik uygulamasında, idrak çağındaki çocuğun görüşü alınmadan kurulan velayet hükmünü eksik inceleme nedeniyle bozmaktadır.

Kesin bir yaş sınırı yoktur; ölçüt yaş değil idraktir. Uygulamada soyutlama yeteneğinin gelişmeye başladığı kabul edilen yedi-sekiz yaş ve üzeri çocukların görüşünün alınmaması güçlü bir bozma sebebi sayılmaktadır. Sekiz yaşındaki bir çocuğun idrak çağında olmadığı yönündeki savunmalar Yargıtay tarafından kabul görmemektedir.

Çocuğun görüşü hâkimi bağlar mı?

Bağlamaz. Çocuğun beyanı alınmak zorundadır ancak hâkim bu beyanla bağlı değildir; çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa görüşünün aksine karar verilebilir. Belirleyici olan, çocuğun kendi yararı için nasıl bir karar verebileceği konusunda uygun ortam ve koşullarda görüşünü ifade etmesine imkân tanınmış olmasıdır.

Çocuk nerede ve nasıl dinlenir?

Yargıtay, çocuğun duruşma salonunda tarafların veya vekillerin huzurunda dinlenmesini sakıncalı bulmaktadır. Uygun olan, hâkimin çocuğu pedagog veya sosyal çalışmacı gibi bir uzman eşliğinde, baskıdan uzak bir ortamda dinlemesidir. Uygulamada bu görüşme çocuk görüşme odalarında yapılır. Ebeveynlerden birinin çocuğu diğerine karşı yönlendirmesi veya vaatlerle ikna etmeye çalışması bu aşamanın en büyük riskidir; uzman raporu bu yönlendirmeyi tespit ederse çocuğun beyanına verilen ağırlık azalır.

Velayet Otomatik Olarak Anneye mi Verilir?

Hayır. Türk hukukunda velayetin doğrudan anneye ait olduğuna dair mutlak bir kural yoktur; kanun cinsiyete göre bir öncelik tanımaz. Uygulamada küçük yaştaki çocuklar için anne bakımına verilen önem, kanuni bir zorunluluk değil, çocuğun üstün yararı değerlendirmesinin bir sonucudur. Annenin sağlığı, yaşam tarzı veya çocuğa ilgisi bakımından ciddi bir olumsuzluk tespit edilirse velayet babaya verilebilir; nitekim yukarıdaki örnek karar da bunu göstermektedir.

Ortak Velayet Mümkün müdür?

Anlaşmalı boşanmalarda taraflar ortak velayeti talep edebilir ve hâkim bunu çocuğun üstün yararına uygun bulursa onaylayabilir. Çekişmeli boşanmada ise ortak velayetin şartları ve uygulamadaki tartışmalı yönleri farklıdır. Konuyu ayrıntılı işlediğimiz Ortak Velayet Nedir? rehberimize göz atabilirsiniz.

Dava Sürerken Çocuk Kimde Kalır? Geçici Velayet

Boşanma davası aylarca hatta yıllarca sürebildiğinden, bu süre içinde çocuğun kimde kalacağı ayrıca düzenlenir. TMK m.169 uyarınca hâkim, boşanma veya ayrılık davası açılınca eşlerin barınmasına, geçimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır. Bu kapsamda çocuğun dava süresince hangi ebeveyn yanında kalacağı ve diğer ebeveynle kişisel ilişkinin nasıl kurulacağı tedbiren belirlenir; ayrıca tedbir nafakasına hükmedilir.

Bu geçici düzenleme yargılamanın sonucunu bağlamaz; ancak uygulamada önemli bir etkisi vardır: çocuğun uzun süre bir ebeveyn yanında yerleşik düzen kurmuş olması, nihai velayet değerlendirmesinde istikrarın korunması yönünde bir unsur olarak dikkate alınabilir. Bu nedenle geçici velayet talebi, davanın başında ciddiyetle ele alınmalıdır.

Velayet Kararı Kesin midir? Sonradan Değiştirilebilir mi?

Boşanma kararıyla belirlenen velayet düzenlemesi kesin hüküm oluşturmaz. TMK m.183 uyarınca ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, resen veya ana babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır. Uygulamada velayetin değiştirilmesi için aranan ölçüt, mevcut velayet düzeninin çocuğun bedensel, zihinsel veya ahlaki gelişimini olumsuz etkilemesi, velayet hakkının kötüye kullanılması ya da velayet sahibinin görevlerini ihmal etmesidir. Velayet sahibi ebeveynin çocuğa ilgisizliği, sağlık sorunları veya kişisel ilişki düzenlemesine uymaması bu kapsamda değerlendirilir.

Velayetin değiştirilmesi davasında çocuğun güncel yaşam koşulları ve idrak çağındaysa güncel tercihi yeniden uzmanlar aracılığıyla tespit edilmelidir; eksik incelemeyle karar verilmesi bozma sebebidir. Ayrıca velayetin değiştirilmesi şartları oluşmasa dahi, çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa kişisel ilişki düzenlemesi yeniden yapılandırılabilir.

Velayet uyuşmazlığı bazen çocuğun biyolojik babalık bağının tartışmalı olmasından kaynaklanır; bu durumda gündeme gelebilecek soybağının reddi davası hakkında ayrıntılı bilgiye ilgili yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Velayeti Alamayan Tarafın Hak ve Yükümlülükleri Nelerdir?

TMK m.182 uyarınca velayeti kendisine verilmeyen eş ile çocuk arasındaki kişisel ilişki, çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak yararı esas alınarak hâkim tarafından düzenlenir. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlüdür (iştirak nafakası). TMK m.324/1 uyarınca ana babadan her biri diğerinin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınmakla yükümlüdür. 7343 sayılı Kanun'la TMK m.324'e eklenen üçüncü fıkra ise bunu yaptırıma bağlamıştır: velayet kendisine bırakılan ana veya baba kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir ve bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ayrıca ihtar edilir.

Kişisel ilişki her zaman kurulur mu?

Kişisel ilişki kurulması kuraldır, fakat mutlak değildir. TMK m.323 velayeti kendisine bırakılmayan ebeveyne çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı tanır; TMK m.182 hâkimin bu ilişkiyi düzenlemesini öngörür. Buna karşılık TMK m.324/2, dört hâlde kişisel ilişki kurma hakkının reddedilebileceğini veya kaldırılabileceğini düzenler: kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi, ebeveynin bu hakkını çocuğun eğitilmesini ve yetiştirilmesini engellememe yükümlülüğüne aykırı kullanması, çocukla ciddi olarak ilgilenmemesi veya diğer önemli sebeplerin bulunması.

Uygulamada kişisel ilişkinin tümüyle kaldırıldığı hâller istisnaidir ve ağır olgulara dayanır: çocuğa yönelik cinsel istismar veya ağır şiddet, çocuğu kaçırma ya da izinsiz yurt dışına çıkarma riski, çocuğun güvenliğini doğrudan tehdit eden bağımlılık veya sağlık durumu, ya da uzman raporuyla saptanmış biçimde görüşmelerin çocuğun ruh sağlığına ciddi zarar vermesi. Ayrıca 6284 sayılı Kanun kapsamında, çocuklarla kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde kurulmasına, sınırlanmasına veya kaldırılmasına önleyici tedbir olarak da karar verilebilir.

Mahkemeler bu sonuca gitmeden önce kural olarak ara çözümleri dener: görüşme süresini ve sıklığını azaltmak, yatılı görüşmeyi kaldırmak veya görüşmenin uzman ya da güvenilir bir yakın refakatinde, çocuk görüşme merkezinde yapılmasına karar vermek. Kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması son çaredir. Bu kararlar da kesin değildir; kaldırılmayı gerektiren koşullar ortadan kalktığında kişisel ilişkinin yeniden kurulması istenebilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Velayet, boşanma davasının fer'îsi olarak aynı davada karara bağlanır; görevli mahkeme aile mahkemesidir. Boşanma davasında yetki TMK m.168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Boşanmadan bağımsız olarak açılan velayetin değiştirilmesi davasında ise yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesidir; çocuk velayet sahibiyle birlikte başka bir yere taşınmışsa dava orada açılır.

Ankara'da aile mahkemeleri Ankara Adliyesi'nin Söğütözü'ndeki ek hizmet binasında görev yapar; velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakasına ilişkin talepler buraya yöneltilir. Yerleşim yeri Sincan veya Etimesgut ise Ankara Batı Adliyesi yetkilidir.

Karar Uygulanmazsa Ne Olur? Çocuk Teslimi ve Kişisel İlişkinin İcrası

Velayet ve kişisel ilişkiye dair kararın kâğıt üzerinde kalmaması ayrı bir aşamadır. 7343 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonra çocuk teslimi ile çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların yerine getirilmesi icra dairelerinden alınmış ve Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri'ne verilmiştir. Teslim, çocuğun psikolojik bütünlüğü gözetilerek uzman eşliğinde ve gerektiğinde teslim mekânlarında gerçekleştirilir; süreç çocuk yönünden zorlayıcı olmayacak biçimde yürütülür.

Karara uymayana hangi yaptırım uygulanır?

Çocuk Koruma Kanunu'na 7343 sayılı Kanun'la eklenen hükümler, ilama uymamayı disiplin hapsine bağlamıştır. Çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararının gereğine aykırı hareket edenler ile bunun yerine getirilmesini engelleyenler, fiil ayrıca suç teşkil etse dahi üç aya kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır. Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair karara aykırı davrananlar için öngörülen yaptırım ise üç günden on güne kadar disiplin hapsidir.

Kural yalnızca velayet sahibi için işlemez. Kişisel ilişki kurulması amacıyla kendisine çocuk teslim edilen hak sahibi, kararda belirtilen sürenin bitiminde çocuğu belirlenen yere getirmezse, o da üç aya kadar disiplin hapsiyle karşılaşır. Yani hem çocuğu göstermemek hem de görüşme sonunda iade etmemek yaptırıma tabidir.

Burada kaçırılmaması gereken kritik süre şudur: bu yaptırımlar kendiliğinden uygulanmaz, ihlal tarihinden itibaren bir ay içinde şikâyette bulunulması gerekir. Şikâyetten vazgeçilmesi veya çocuğun teslim edilmesi hâlinde dava bütün sonuçlarıyla düşer. Ayrıca yükümlünün bir defa dahi teslim emrine aykırı hareket etmesi hâlinde müdürlüğün aile mahkemesinden danışmanlık tedbiri talep etmesi zorunludur.

Son olarak bir uyarı: süreç yalnızca bu kanal üzerinden yürütülmelidir. Tarafların kendi imkânlarıyla veya kolluk çağırarak çocuğu zorla almaya çalışması hukuka aykırıdır ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gibi ağır suçlamalara yol açabilir.

Kişisel ilişkiye sürekli engel olunması yalnızca icra sorunu değildir; TMK m.324 uyarınca ana babadan her biri diğerinin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğe aykırılık, velayetin değiştirilmesi talebine dayanak oluşturabilir. Buna karşılık çocuğun huzuru tehlikeye girerse veya kişisel ilişki hakkı yükümlülüklere aykırı kullanılırsa, aynı madde uyarınca kişisel ilişki hakkı reddedilebilir veya kaldırılabilir.

Velayet Konusunda Sık Yapılan Yanlışlar

  • ❌ "Velayet otomatik olarak anneye verilir." — Doğrusu: Kanunda cinsiyete dayalı bir öncelik yoktur; belirleyici olan çocuğun üstün yararıdır.

  • ❌ "Daha yüksek gelirli ebeveyn velayeti alır." — Doğrusu: Ekonomik güç tek başına yeterli değildir; ilgi, şefkat ve zaman ayırma kapasitesi daha belirleyicidir.

  • ❌ "Boşanmada kusurlu olan taraf velayeti hiçbir zaman alamaz." — Doğrusu: Kusur tek başına velayeti belirlemez; ancak çocuğa yönelik ihmal, şiddet veya olumsuz örnek teşkil eden davranışlar üstün yarar değerlendirmesinde dikkate alınır.

  • ❌ "Çocuk kiminle kalmak istiyorsa velayet ona verilir." — Doğrusu: İdrak çağındaki çocuğun görüşü önemli bir kriterdir ama tek başına belirleyici değildir; hâkim bunu diğer kriterlerle birlikte değerlendirir.

  • ❌ "Velayet kararı bir kez verildikten sonra asla değişmez." — Doğrusu: Şartların değişmesi hâlinde ayrı bir dava ile velayetin değiştirilmesi istenebilir.

  • ❌ "Velayeti alamayan ebeveynle kişisel ilişki her hâlde kurulur." — Doğrusu: Kural budur; ancak TMK m.324/2 uyarınca çocuğun huzuru tehlikeye girerse veya diğer önemli sebepler varsa kişisel ilişki hakkı reddedilebilir ya da kaldırılabilir.

Örnek Senaryo

Kurgusal örnek: Evli çifte ait 5 ve 9 yaşlarında iki çocuk bulunmaktadır. Anne, boşanma sürecinde başka bir şehre taşınmayı planlamakta ve çalışma saatleri nedeniyle çocuklarla düzenli ilgilenme konusunda güçlük yaşamaktadır. Baba ise çocukların okuluna yakın oturmakta, esnek çalışma saatlerine sahiptir ve sosyal inceleme raporunda çocuklarla güçlü bir bağ kurduğu tespit edilmiştir. 9 yaşındaki çocuk, uzman eşliğinde dinlendiğinde babasıyla kalmak istediğini belirtmiştir. Bu tabloda hâkimin; çocukların istikrarını, kardeşlerin birlikte kalması ilkesini ve büyük çocuğun beyanını birlikte değerlendirerek velayeti babaya verme yönünde karar alması kuvvetle muhtemeldir. Sonuç, somut dosyanın tüm delillerine göre değişebilir.

Sık Sorulan Sorular

Velayet davasında avukat tutmak zorunlu mudur?

Zorunlu değildir, ancak velayet kriterlerinin ispatı (sosyal inceleme raporu, tanık, ekonomik/sosyal koşullara ilişkin belgeler) teknik bir süreç olduğundan, alanında deneyimli bir aile avukatından destek almak sürecin doğru yönetilmesi açısından önemlidir.

Anlaşmalı boşanmada velayeti istediğimiz gibi paylaşabilir miyiz?

Taraflar anlaşabilir, ancak hâkim bu anlaşmayı çocuğun üstün yararına aykırı bulursa onaylamayabilir ve resen araştırma yapabilir.

Çocuğun görüşü kaç yaşından itibaren alınır?

Kanunda kesin bir yaş sınırı yoktur; ölçüt yaş değil idraktir. Uygulamada soyutlama yeteneğinin gelişmeye başladığı kabul edilen yedi-sekiz yaş ve üzeri çocukların görüşünün alınmaması güçlü bir bozma sebebi sayılır. Dinleme, hâkim tarafından pedagog veya sosyal çalışmacı eşliğinde, duruşma salonu yerine baskıdan uzak bir ortamda yapılmalıdır.

Baba velayeti hiç alamaz mı?

Alabilir. Kanunda cinsiyete dayalı bir öncelik yoktur; annenin sağlığı, yaşam tarzı veya ilgisizliği gibi durumlarda velayet babaya verilebilir.

Velayeti alamayan ebeveyn çocuğunu hiç göremez mi?

Kural olarak hayır: TMK m.323 uyarınca velayeti kendisine bırakılmayan ebeveyn, çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir ve hâkim bu ilişkiyi TMK m.182 uyarınca düzenler. Ancak bu mutlak bir hak değildir. TMK m.324/2, kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girerse, ebeveyn bu hakkını yükümlülüklerine aykırı kullanırsa, çocukla ciddi olarak ilgilenmezse ya da diğer önemli sebepler varsa kişisel ilişki kurma hakkının reddedilebileceğini veya kaldırılabileceğini öngörür. Uygulamada bu, istisnai ve ağır koşullara bağlı bir sonuçtur.

Dava sürerken çocuk kimde kalır?

TMK m.169 uyarınca hâkim, dava açılır açılmaz çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır. Çocuğun yargılama boyunca hangi ebeveyn yanında kalacağı, diğer ebeveynle kişisel ilişkinin nasıl kurulacağı ve tedbir nafakası bu aşamada belirlenir. Bu düzenleme nihai kararı bağlamaz; ancak çocuğun uzun süre kurduğu yerleşik düzen, velayet değerlendirmesinde istikrar unsuru olarak dikkate alınabilir.

Çocuğumu göstermiyorlar, ne yapabilirim?

Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların yerine getirilmesi, 7343 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonra Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri tarafından yürütülür; teslim uzman eşliğinde gerçekleştirilir. Karara uyulmaması disiplin hapsi doğurur: çocuk teslimine aykırılıkta üç aya kadar, kişisel ilişkiye aykırılıkta üç günden on güne kadar. Bu yaptırım için ihlalden itibaren bir ay içinde şikâyet şarttır. Ayrıca TMK m.324/3 uyarınca kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmeyen velayet sahibi bakımından, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilmesi gündeme gelebilir. Çocuğu zorla almaya çalışmak hukuka aykırıdır; süreç yalnızca bu kanaldan yürütülmelidir.

Çocuk kiminle kalmak istediğini söylerse hâkim buna uymak zorunda mı?

Hayır. İdrak çağındaki çocuğun dinlenmesi zorunludur ve bu yapılmadan verilen karar bozulur; ancak hâkim çocuğun beyanıyla bağlı değildir. Çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa görüşünün aksine karar verilebilir. Çocuğun bir ebeveyn tarafından yönlendirildiği tespit edilirse beyanına verilen ağırlık azalır.

İlgili Yazılarımız

Velayet ve boşanma sürecine dair diğer kapsamlı rehberlerimiz:

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza özgü hukuki tavsiye için mutlaka bir aile hukuku avukatına danışınız.

Av. Murat Akman — Ankara Boşanma ve Aile Hukuku Avukatı. Detaylı bilgi ve randevu için: www.muratakman.com

Son güncelleme: Eylül 2026

Velayet, boşanma davasının en önemli sonuçlarından biridir; nafaka, tazminat ve mal paylaşımı dahil boşanma sürecinin bütünü için Ankara boşanma avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Son Yazılar

Hepsini Gör
  • Whatsapp
bottom of page