top of page

Hâkim Nafakayı Nasıl Hesaplar? Nafaka Miktarı Neye Göre Belirlenir? (2026)

14 Tem
7 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 5 gün önce

Kısa Cevap: Hakim, nafaka miktarını matematiksel sabit bir formülle değil; tarafların gelir/malvarlığı, sosyal-ekonomik durumu, evlilik süresi, kusur durumu ve (varsa) çocuğun ihtiyaçlarını TMK m.4'teki hakkaniyet ilkesi çerçevesinde birlikte değerlendirerek belirler. Nafaka türüne göre dayanak madde değişir: tedbir nafakası TMK m.169, yoksulluk nafakası TMK m.175-176, iştirak (çocuk) nafakası TMK m.182 ve m.330'a dayanır. Anayasa Mahkemesi'nin 4 Haziran 2026'da TMK m.175/1'deki "süresiz olarak" ibaresini iptal etmesi, hesaplamanın miktar boyutunu değil, ileride süre boyutunu da güncel bir tartışma konusu hâline getirmiştir.

Nafaka Hesaplamasının Hukuki Dayanağı: Sabit Bir Formül Yoktur

Türk hukukunda nafaka miktarını doğrudan hesaplayan bir kanun maddesi veya matematiksel formül yoktur. Hâkim, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki genel ilkeye dayanır: "Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir." Nafaka miktarının belirlenmesi de bu hakkaniyet ilkesinin en sık uygulandığı alanlardan biridir; hâkim, dosyaya yansıyan somut veriler ışığında serbestçe ama gerekçeli bir takdir yetkisi kullanır.

Hâkim Nafaka Miktarını Belirlerken Hangi Somut Ölçütlere Bakar?

  • Tarafların gelir ve malvarlığı: Maaş bordroları, vergi levhası, SGK/e-Devlet kayıtları, banka hesap dökümleri, taşınır/taşınmaz mal varlığı.

  • Sosyal ve ekonomik durum araştırması (SED): Mahkeme, taraflarının bulunduğu yer emniyet müdürlüğü/muhtarlık aracılığıyla veya doğrudan kolluk vasıtasıyla taraflarının yaşam standardı, ikametgahı, çalışma durumu hakkında rapor talep eder.

  • Evlilik süresi: Kısa süreli evliliklerde nafaka talebi ve miktarı, uzun süreli evliliklere göre farklı değerlendirilebilir.

  • Kusur durumu: Yoksulluk nafakası için nafaka talep edenin kusurunun karşı taraftan ağır olmaması gerekir (TMK m.175); tazminatlarda da kusur oranı doğrudan etkilidir.

  • Çocuğun yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları: İştirak nafakasında TMK m.330 uyarınca çocuğun ihtiyaçları ile ana-babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri birlikte değerlendirilir.

  • Günün ekonomik koşulları: Yargıtay, enflasyon ve geçim şartlarındaki güncel durumun gözetilmesini ısrarla arar (bkz. aşağıdaki güncel içtihat).

Güncel Yargıtay İçtihadı: Nafaka Miktarının Denetimi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 07.05.2026 tarihli, 2026/3299 Esas ve 2026/5251 Karar sayılı güncel ilamında, yerel mahkemece hükmedilen iştirak nafakası miktarının "tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre az" olduğu gerekçesiyle, TMK m.4'teki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerektiğine karar vererek kararı bozmuştur. Bu karar, Yargıtay'ın nafaka miktarını sadece talep edilen rakamla değil, dosyadaki somut ekonomik verilerle ve günün koşullarıyla karşılaştırarak denetlediğini göstermesi bakımından önemlidir.

Nafaka Türüne Göre Hesaplama Farkları

Tedbir Nafakası (TMK m.169)

Boşanma veya ayrılık davası açılır açılmaz, hâkim davanın devamı süresince eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların bakımı için gerekli geçici önlemleri kendiliğinden (re'sen) alır. Tedbir nafakası, davanın sonucunu beklemeden, dava süresince tarafın asgari geçimini sağlamayı amaçlar; miktarı genellikle taraf beyanları ve dosyadaki ilk verilerle hızlıca belirlenir, dava ilerledikçe değişebilir.

Yoksulluk Nafakası (TMK m.175-176)

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, diğer taraftan malî gücü oranında nafaka isteyebilir (TMK m.175). Nafakanın toptan veya irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir (TMK m.176/1); hâkim, istem hâlinde iradın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumuna göre ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir (TMK m.176/5) — uygulamada bu, karara veya protokole "yıllık TÜFE oranında artış" şeklinde yansır. Sona erme bakımından TMK m.176/3 iki ayrı rejim öngörür: alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde nafaka kendiliğinden kalkar; alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise ancak mahkeme kararıyla kaldırılır.

Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, asgari ücret seviyesinde gelire sahip olmak tek başına yoksulluk nafakasına engel sayılmaz; hâkim, kişinin gelirinin zorunlu giderlerini (barınma, beslenme, sağlık, ulaşım) karşılayıp karşılamadığını somut olarak değerlendirir.

2026'da Süresiz Yoksulluk Nafakasında Ne Değişti?

2026 Güncellemesi: Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 4 Haziran 2026 tarihinde, bir aile mahkemesinin itiraz başvurusu üzerine (E.2025/156) TMK m.175/1'deki "süresiz olarak" ibaresini oy çokluğuyla iptal etmiştir. Bu, hesaplamanın miktar boyutunu değil süre boyutunu ilgilendirir: yoksulluk nafakası kurumu kalkmamış, yalnızca nafakanın süre sınırı olmaksızın talep edilebilmesine imkân veren ibare iptal edilmiştir. İptal hükmü, gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir; bu süre içinde TBMM'nin nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenleme yapması beklenmektedir. Anayasa m.153 uyarınca iptal kararları geriye yürümediğinden mevcut ve kesinleşmiş nafaka kararları kendiliğinden sona ermez.




İştirak (Çocuk) Nafakası (TMK m.182, m.330)

Velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK m.182). TMK m.330 uyarınca nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir; çocuğun kendi geliri varsa bu da hesaba katılır. Nafaka her ay peşin ödenir ve hâkim, istem hâlinde gelecek yıllar için sosyal-ekonomik duruma göre artış oranı da belirleyebilir. İştirak nafakası, çocuğun ergin olmasıyla (18 yaşını doldurmasıyla) kendiliğinden sona erer ve bunun için ayrıca bir mahkeme kararına gerek yoktur. Eğitimi devam eden çocuk için ana-babanın bakım yükümlülüğü TMK m.328 uyarınca sürebilir; ancak bu, artık reşit olan çocuğun kendi adına ayrı bir (yardım niteliğinde) nafaka davası açmasını gerektiren, hukuki niteliği farklı yeni bir taleptir — mevcut iştirak nafakası kararının otomatik devamı değildir.

Yardım Nafakası (TMK m.364-365)

Boşanma dışında, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeşlere karşı kanuni yardım nafakası yükümlülüğü de düzenlenmiştir; kardeşlerin bu yükümlülüğü refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Nafakanın birden fazla yükümlüden istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim, yükümlülüğü azaltabilir veya kaldırabilir.

Nafakanın Artırılması, Azaltılması veya Kaldırılması

TMK m.176/4 uyarınca tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde, irat biçimindeki nafakanın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Uygulamada bu, ayrı bir "nafakanın artırılması/azaltılması/kaldırılması davası" ile talep edilir; enflasyon, tarafların gelirindeki değişim, nafaka alacaklısının yeniden çalışmaya başlaması veya nafaka yükümlüsünün işsizlik/emeklilik durumu gibi sebepler bu davaların en sık dayanaklarındandır.

Nafakanın azaltılması veya artırılmasından ayrı olarak, yoksulluk nafakasının büsbütün sona erdiği hâller TMK m.176/3'te düzenlenmiştir ve ikiye ayrılır. Kendiliğinden kalkan hâller: alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü; bu hâllerde ayrıca dava açmaya gerek yoktur. Mahkeme kararıyla kaldırılan hâller: alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi; bu hâllerde nafakanın kaldırılması için dava açılması ve iddianın ispatlanması gerekir. Manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine ise hiçbir hâlde karar verilemez (TMK m.176/2).

Hakim Nafaka Miktarını Belirlerken Hangi Sırayı İzler?

Yukarıdaki ölçütler, uygulamada genellikle aşağıdaki genel değerlendirme sırasıyla bir araya getirilir. Bu sıralama kanunda yazılı bir usul değildir; hakimin izlediği mantıksal çerçeveyi özetler:

  • 1) Nafaka türü nedir? (tedbir, yoksulluk, iştirak veya yardım nafakası)

  • 2) Tarafların gelir ve malvarlığı nedir?

  • 3) Tarafların zorunlu giderleri nelerdir?

  • 4) Ortak çocuk var mı, varsa ihtiyaçları nelerdir?

  • 5) Kusur şartı aranan nafaka türlerinde kusur dengesi nasıldır?

  • 6) Tüm bu somut veriler ışığında hakkaniyete uygun miktar nedir?

Hakim Maaşın Belirli Bir Yüzdesini mi Esas Alır?

Hayır. Türk hukukunda nafaka miktarının maaşın %20'si, %30'u veya %40'ı gibi sabit bir orana bağlanmasını öngören bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Aynı gelire sahip iki kişi için dahi nafaka miktarı; çocuk sayısı, giderler, yaşam standardı, evlilik süresi ve dosyaya özgü diğer somut koşullara göre farklılık gösterebilir. "Maaşın şu kadarı nafaka olarak ödenir" şeklindeki genellemeler, gerçek uygulamayı yansıtmaz.

Mahkeme Nafaka Belirlerken Hangi Belgeleri İnceleyebilir?

  • Maaş bordroları

  • SGK / e-Devlet kayıtları

  • Vergi levhası ve vergi kayıtları

  • Banka hesap hareketleri

  • Tapu kayıtları

  • Araç kayıtları

  • Ticaret sicili ve şirket ortaklığı kayıtları

  • Sosyal ve ekonomik durum araştırması (SED) raporu

Örnek Senaryo

Kurgusal örnek — Eşlerden biri aylık 90.000 TL gelir elde etmekte, diğer eş çalışmamakta ve ortak çocuk annede bulunmaktadır. Hakim yalnızca tarafların gelirine bakmaz; kira, kredi borcu, çocuğun eğitim ve sağlık giderleri ile tarafların genel yaşam standardını birlikte değerlendirerek hakkaniyete uygun bir nafaka miktarına karar verir. Aynı gelir düzeyindeki başka bir dosyada, giderler ve koşullar farklı olduğundan sonuç da farklı olabilir.

Nafaka Hakkında Sık Yapılan Yanlışlar

  • ❌ "Asgari ücret alan nafaka ödemez." — Doğrusu: Asgari ücretle çalışan kişi de nafaka yükümlüsü olabilir; hakim, gücü oranında bir ödeme yükümlülüğü belirler.

  • ❌ "Nafaka, maaşın yüzde 25'idir." — Doğrusu: Kanunda böyle sabit bir oran yoktur; miktar somut koşullara göre belirlenir.

  • ❌ "Çalışan kadın nafaka alamaz." — Doğrusu: Asgari ücret seviyesinde gelire sahip olmak tek başına yoksulluk nafakasına engel değildir; belirleyici olan gelirin zorunlu giderleri karşılayıp karşılamadığıdır.

  • ❌ "Nafaka her yıl otomatik olarak iki katına çıkar." — Doğrusu: Artış otomatik değildir; hakim istem hâlinde genellikle TÜFE oranında bir artışa karar bağlayabilir.

  • ❌ "Çocuk 18 yaşına girince nafaka tamamen biter, hiçbir hak kalmaz." — Doğrusu: İştirak nafakası, çocuğun ergin olmasıyla (18 yaşını doldurmasıyla) kendiliğinden sona erer; ayrıca bir mahkeme kararına gerek yoktur. Ancak çocuğun eğitimi devam ediyorsa, TMK m.328 uyarınca ana ve babanın bakım yükümlülüğü eğitim sona erinceye kadar devam edebilir. Bu, eski iştirak nafakasının kendiliğinden uzaması anlamına gelmez: artık reşit olan çocuğun, kendi adına ebeveynine karşı ayrı bir (yardım niteliğinde) nafaka davası açması gerekir.

Nafaka Talep Etmeden Önce Hazırlanması Faydalı Olabilecek Belgeler

  • ☐ Gelir belgeleri (maaş bordrosu, SGK dökümü)

  • ☐ Kira sözleşmesi

  • ☐ Düzenli faturalar (elektrik, su, doğalgaz, iletişim)

  • ☐ Çocuğun okul ve eğitim giderlerine ilişkin belgeler

  • ☐ Sağlık giderlerine ilişkin belgeler/faturalar

  • ☐ Banka hesap dökümleri

Sık Sorulan Sorular

Nafaka hesaplamak için kesin bir oran veya tablo var mı?

Hayır. Kanunda gelire göre sabit bir yüzde veya tablo yoktur; hâkim, TMK m.4'teki hakkaniyet ilkesi çerçevesinde dosyadaki somut verilere göre takdir yetkisini kullanır.

Asgari ücretle çalışan biri yoksulluk nafakası alabilir mi?

Evet, alabilir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre asgari ücret seviyesinde gelir, tek başına yoksulluğu ortadan kaldırmaz; hâkim gelirin zorunlu giderleri karşılayıp karşılamadığını değerlendirir.

Nafaka miktarı her yıl otomatik artar mı?

Otomatik değildir. Ancak hâkim, istem hâlinde iradın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumuna göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir (yoksulluk nafakası için TMK m.176/5, iştirak nafakası için TMK m.182/3). Uygulamada bu genellikle yıllık TÜFE artış oranı şeklinde karara veya protokole yazılır. Böyle bir hüküm yoksa artış için ayrıca nafaka artırım davası açılması gerekir.

Süresiz Nafaka Kalktı mı, Hesaplamayı Etkiler mi?

Hayır, kurum kalkmadı. AYM'nin 4 Haziran 2026 tarihli kararı (E.2025/156) yalnızca TMK m.175/1'deki "süresiz olarak" ibaresini iptal etmiştir; kamuoyuna yansıyan bilgiye göre iptal hükmü, gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir (kesin tarih, gerekçeli kararın yayımıyla netleşecektir) ve Anayasa m.153 uyarınca mevcut/kesinleşmiş kararları etkilemez. Gerekçeli karar, bu yazının güncellendiği 10 Eylül 2026 tarihi itibarıyla henüz yayımlanmamıştır; bu nedenle miktarın nasıl hesaplanacağına ilişkin yerleşik ölçütler değişmemiş olup mevcut TMK m.175-176 hükümleri uygulanmaya devam etmektedir.

İştirak nafakası çocuk 18 yaşına gelince biter mi?

Kural olarak ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder (TMK m.328/1); bu nedenle iştirak nafakası çocuğun on sekiz yaşını doldurmasıyla kendiliğinden sona erer ve ayrıca karar alınması gerekmez. Ancak çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar bakmakla yükümlüdür (TMK m.328/2). Bu hâlde nafaka kendiliğinden devam etmez; ergin olan çocuğun kendi adına ve kendi açacağı dava ile talep etmesi gerekir. Bu talep, eğitim hayatının gerçekten sürdüğünün (öğrenci belgesi gibi) ispatına bağlıdır.

Nafaka miktarı sonradan değiştirilebilir mi?

Evet. TMK m.176 (yoksulluk nafakası) ve m.331 (çocuk nafakası) uyarınca tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde, ayrı bir dava ile nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması istenebilir.

İlgili Yazılarımız

Nafaka ve boşanma sürecinin diğer yönlerine ilişkin rehberlerimize aşağıdan ulaşabilirsiniz:


Bu sayfadaki bilgiler TMK'nın ilgili maddelerine ve güncel Yargıtay/Anayasa Mahkemesi kararlarına dayanmaktadır; genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut dosyanıza özgü nafaka hesaplaması için doğrudan iletişime geçmenizi öneririz.

Av. Murat Akman — Ankara Barosu Sicil No: 42294 Korkutreis, Strazburg Cd. Belgin İş Merkezi No:17/1, 06430 Çankaya/Ankara Telefon: +90 312 911 67 90 | E-posta: av.muratakman@gmail.com

Son güncelleme: 10 Eylül 2026

Son Yazılar

Hepsini Gör
  • Whatsapp
bottom of page