top of page

Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davası: Şartları, İspatı, Süreleri ve Sonuçları

15 Kas 2023
12 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 2 gün önce

Kısa cevap: Zina, evlilik devam ederken eşlerden birinin başka biriyle cinsel ilişkiye girmesidir ve Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinde düzenlenen özel ve mutlak bir boşanma sebebidir. Zina ispatlandığında hâkim, ortak hayatın çekilmez hâle gelip gelmediğini ayrıca araştırmadan boşanmaya karar verir. Dava, zinanın öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmeden açılmalıdır; affeden eşin dava hakkı yoktur. Yargıtay, cinsel ilişkinin gerçekleştiğine kuşkuya yer vermeyecek bir karine aramaktadır. Zina sebebiyle boşanmada, şartları varsa tazminat ve nafaka talep edilebilir; hâkim kusurlu eşin mal rejimindeki artık değer payını hakkaniyete göre azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m.236/2).

Zinanın Tanımı ve Unsurları

TMK m.161'e göre eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

  • Evlilik bağının devam etmesi: Eylem, evlilik sürerken gerçekleşmiş olmalıdır. Eşlerin fiilen ayrı yaşaması evliliği sona erdirmez. Yargıtay, ilk boşanma davası açıldıktan sonraki fiili ayrılık döneminde başka bir kadınla aynı hanede karı-koca gibi yaşayan erkeğin zina eyleminin gerçekleştiğinin kabulü gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, E.2020/1606, K.2020/5481).

  • Cinsel ilişki: Zinanın kurucu unsuru üçüncü kişiyle cinsel ilişkidir. Mesajlaşma, flört, duygusal yakınlık veya samimi fotoğraflar, içeriklerinden cinsel ilişkinin gerçekleştiği anlaşılmadıkça tek başına zina sayılmaz; bu davranışlar evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166/1) kapsamında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.

  • İrade: Zina, eşin kendi iradesiyle gerçekleştirdiği bir cinsel ilişkiyi ifade eder; iradesi dışında cinsel saldırıya uğrayan eş bakımından zinadan söz edilemeyeceği kabul edilir.

Mutlak Boşanma Sebebi Niteliği

Zina, kanunda sınırlı olarak sayılan özel boşanma sebeplerindendir ve mutlak niteliktedir. Anayasa Mahkemesi'ne göre zina eylemi, sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmesinin özel bir biçimi olarak mutlak boşanma nedenleri kapsamında öngörülmüştür ve zinanın ispatlanması hâlinde hâkim başkaca bir araştırma yapmaksızın boşanmaya karar verir (AYM, E.2024/83, K.2024/227).

Yargıtay da "Zina (TMK m. 161), yasal koşullar gerçekleştiğinde başkaca hiçbir şey aranmaksızın mutlak olarak boşanmayı sağladığı için özel boşanma sebeplerindendir" demektedir (Yargıtay 2. HD, E.2014/13389, K.2014/23684). Zinanın ispatlanması hâlinde genel boşanma sebebinin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ayrıca bakılmaz (Yargıtay 2. HD, E.2014/24287, K.2015/10320).

Zina bugün bir suç değildir. 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu'nun kocanın zinasını düzenleyen 441. maddesi (AYM, E.1996/15, K.1996/34) ve kadının zinasını düzenleyen 440. maddesi (AYM, E.1998/3, K.1998/28) Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda da zina suçuna yer verilmemiştir. Zina davası, aile mahkemesinde görülen bir boşanma davasıdır.

Zina, Sadakat İhlali ve Güven Sarsıcı Davranış Ayrımı

Uygulamada "aldatma" olarak anlatılan her olay hukuken zina değildir. Hangi nitelendirmenin yapıldığı, ispat edilmesi gereken olguyu, süre şartını ve mal rejimine etkisini doğrudan değiştirir.

Ölçüt

Güven sarsıcı davranış / sadakat ihlali

Zina

Dayanak

TMK m.166/1, m.185/3

TMK m.161

İspat edilecek olgu

Gizli yazışma, samimi fotoğraf, başkasıyla yakınlaşma gibi kusurlu davranışlar

Cinsel ilişki veya bunu kuşkuya yer vermeyecek biçimde gösteren karine

Boşanma sebebinin niteliği

Genel sebep; evlilik birliğinin temelinden sarsılması aranır

Mutlak sebep; ayrıca çekilmezlik aranmaz

Süre

Hak düşürücü süreye bağlı değildir

6 ay / 5 yıl hak düşürücü süre

Mal rejimine etkisi

TMK m.236/2 uygulanmaz

Artık değer payı azaltılabilir veya kaldırılabilir

Yargıtay, ilk derece mahkemesinin sadakat yükümlülüğünün ihlali olarak nitelendirdiği samimi fotoğrafların güven sarsıcı davranış boyutunda kaldığını belirterek tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi gerektiğini belirtmiş ve kararı kusur yönünden bozmuştur (Yargıtay 2. HD, E.2025/5202, K.2025/7097). Başka bir kadınla evden çıkarken ve sokakta yürürken görülen erkeğin davranışları da "zina değil, 'güven sarsıcı davranış' niteliğinde" bulunmuştur (Yargıtay 2. HD, E.2016/15989, K.2018/4730).

Zinanın İspatı

Yargıtay'a göre "Zina olayının mevcut sayılabilmesi için en önemli koşul, 'cinsel ilişkinin' varlığının kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış olmasıdır" (Yargıtay 2. HD, E.2016/15989, K.2018/4730). Güncel kararlarda da zina sebebiyle açılan davanın kabulü için cinsel ilişkinin gerçekleşmesi veya gerçekleştiğine delalet edecek, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde bir karinenin bulunması aranmaktadır (Yargıtay 2. HD, E.2025/1886, K.2026/608; Yargıtay 2. HD, E.2024/4091, K.2025/2705). Bu karinenin usule ve kanuna uygun elde edilmiş delillerle kanıtlanması gerekir (Yargıtay 2. HD, E.2023/2519, K.2023/5205).

Hâkim, boşanma davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz ve kanıtları serbestçe takdir eder (TMK m.184/1, 184/4). Bu nedenle deliller tek tek değil, birlikte değerlendirilir.

Zinayı Gösteren Deliller

  • Aynı otel odasında kalma: Yargıtay'a göre eşin "otelde bir başka erkekle aynı odada kalması, zinaya delalet eder" (Yargıtay 2. HD, E.2013/5132, K.2013/28378). Otel kayıtlarına göre erkeğin başka bir kadınla aynı odada birden çok kez konakladığı dosyada da zina kanıtlanmış kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, E.2023/3085, K.2024/808). Uçuş ve otel kayıtları müzekkere ile getirtilebilir (Yargıtay 2. HD, E.2020/1854, K.2020/3542).

  • Başka biriyle birlikte yaşama: Kolluk tutanağıyla başka bir kadınla karı-koca gibi fiilen birlikte yaşadığı tespit edilen erkeğin zina eyleminin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, E.2019/97, K.2019/4376). Ortak çocuğun ve bitişik komşunun beyanlarıyla kadının başka bir erkekle aynı hanede yaşadığının anlaşıldığı dosyada da zina sabit görülmüştür (Yargıtay 2. HD, E.2022/4569, K.2022/10095).

  • Uygunsuz fotoğraf ve birlikte kalma: Erkeğin başka kadınla uygunsuz fotoğrafının olması ve başka kadınla birlikte yaşaması, cinsel ilişkinin güçlü karineyle yaşandığına ve zinanın varlığına delalet eder (Yargıtay 2. HD, E.2019/4012, K.2019/12142).

  • Başka bir eve birlikte girme: Eşini takip eden kadının, erkeğin başka bir kadınla bir eve birlikte girdiğini gördüğü ve bunun tanık beyanıyla ispatlandığı olayda zinanın ispatlandığı kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, E.2024/2435, K.2024/4350).

  • Eve yabancı birini alma: Eşin evde olmadığı bir zamanda, gece geç saatte eve yabancı birinin alınması, meşru bir amaca yönelik olduğu kanıtlanmadıkça zinanın varlığına delalet eder (Yargıtay 2. HD, E.2009/11464, K.2010/15575).

  • Yazışmalar: İçerikleri itibarıyla zinaya muhakkak gözüyle bakılmasını gerektiren sosyal medya yazışma ve görüntüleri zinanın varlığına delalet edebilir (Yargıtay 2. HD, E.2022/4815, K.2022/6778).

Tek Başına Yetersiz Görülen Deliller

  • Telefon görüşmeleri: Başka biriyle telefonda konuşulduğu, ancak konuşma içeriğinden cinsel birleşmenin gerçekleştiğinin anlaşılamadığı durumda eylem güven sarsıcı davranış olarak nitelendirilmiştir (Yargıtay 2. HD, E.2015/19056, K.2016/11165).

  • Sevgi sözcükleri ve birlikte yemek fotoğrafı: Başkasına "aşkım, canım" gibi mesajlar gönderilmesi ve başka bir kadınla aynı evde yemek yenildiğine ilişkin fotoğrafların tanıklarca görülmesi, zinanın gerçekleştiğini kabule yeterli bulunmamıştır (Yargıtay 2. HD, E.2025/1886, K.2026/608).

  • Başka delille desteklenmeyen mesajlaşmalar: Davacı eşin, diğer eşin sevgilisi olduğunu ileri sürdüğü kişiyle kendisinin yaptığı ve başka delille desteklenmeyen mesajlaşmalar zinanın ispatı için yeterli görülmemiştir (Yargıtay 2. HD, E.2023/2519, K.2023/5205).

Bu davranışlar zina için yeterli görülmese bile, davada evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına da dayanılmışsa kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

İkrar, Tanık ve Hukuka Aykırı Deliller

Tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz (TMK m.184/3). Yargıtay'a göre bu kuralın amacı, eşlerin kanunun öngördüğü şartlara uymadan anlaşarak boşanmalarını önlemektir; maddi olayların kabul edilmesi hâlinde başkaca kanıt aramaya gerek bulunmayabilir, ancak bu olayların boşanmayı gerektirip gerektirmediğini yine hâkim takdir eder (Yargıtay 2. HD, E.2024/101, K.2024/7537). Hâkim ikrarı vicdani kanaatine göre delil olarak kabul edebilir; ancak ikrarın kapsamı aşılarak zina eyleminin gerçekleştiği kabul edilemez (Yargıtay 2. HD, E.2024/4091, K.2025/2705).

Soyut açıklamalardan ibaret, duyuma ve yoruma dayalı tanık beyanları ispat için yeterli görülmeyebilir (Yargıtay 2. HD, E.2024/101, K.2024/7537). Tanık delili hakkında ayrıntı için boşanma davasında tanık yazımıza bakabilirsiniz.

Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz (HMK m.189/2). Mahkeme, delilin elde ediliş biçimini karşı taraf itiraz etmese bile kendiliğinden gözetir (Yargıtay 2. HD, E.2024/101, K.2024/7537). Yargıtay, kadının erkeğin arabasının bagajında bulduğu telefondan izinsiz aldığı video ve fotoğrafların özel hayatın gizliliği ihlal edilerek elde edildiğini ve hükme esas alınamayacağını belirterek zina sebebiyle verilen boşanma kararını bozmuştur (Yargıtay 2. HD, E.2023/2519, K.2023/5205). Ayrıntı için boşanma davasında dijital deliller yazımıza bakabilirsiniz.

Eşin telefonunu veya hesaplarını rızası dışında incelemek, yazışmalarını kopyalamak ya da gizli kayıt almak ayrıca haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal veya kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme suçlarını oluşturabilir (TCK m.132, 134, 136). Ceza Genel Kurulu, boşanma davası sürerken kocasının sosyal medya hesabına onun şifresiyle girip yazışmaları kendi e-postasına aktaran kadın bakımından, şifre daha önce verilmiş olsa bile bunun yazışmalara her zaman ulaşılmasına rıza gösterildiği şeklinde yorumlanamayacağını belirterek haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun oluştuğunu kabul etmiştir (Yargıtay CGK, E.2016/12-868, K.2020/442). Kişinin kendisiyle yapılan yazışmaların içeriğini diğer tarafın rızası olmadan hukuka aykırı olarak alenen ifşa etmesi de suç oluşturabilir (TCK m.132/3); bu tür kayıtların yalnızca mahkemeye delil olarak sunulması ile kamuya yayılması birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Hak Düşürücü Süreler

Zina davası, zinanın öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde ve her hâlde eylemin üzerinden beş yıl geçmeden açılmalıdır (TMK m.161/2). Bu süreler hak düşürücü niteliktedir; taraflar ileri sürmese de hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir (AYM, E.2024/83, K.2024/227). Yargıtay, zina eyleminin üzerinden beş yıldan fazla süre geçtiği hâlde davanın kabul edilmesini, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gereken hak düşürücü süre nedeniyle bozmuştur (Yargıtay 2. HD, E.2022/4424, K.2022/10508). Zinayı ceza mahkemesindeki bir duruşmada öğrenip altı aydan sonra dava açan eşin davasının da süre yönünden reddi gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, E.2014/19822, K.2014/20613).

Öğrenme Tarihi ve İspat Yükü

Sürenin dolduğunu ispat yükü, bunu ileri süren davalı eştedir. Zinanın tam olarak hangi tarihte öğrenildiği ispatlanamamışsa, hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddi doğru bulunmamıştır (Yargıtay 2. HD, E.2022/4815, K.2022/6778). Öte yandan bir ilişkinin dilekçede ilk kez ileri sürüldüğü tarih öğrenme tarihi olarak esas alınabilir; Yargıtay, eşin daha önceki dilekçelerinde dile getirdiği ilişkiler bakımından altı aylık sürenin bu tarihlerden itibaren geçtiğini kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, E.2023/4384, K.2024/1311). Otel kayıtlarının yargılama sırasında dosyaya girmesiyle zinayı öğrenen ve bundan önce bildiği ispatlanamayan eşin altı ay içinde açtığı davanın süresinde olduğu kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, E.2023/3085, K.2024/808).

Devam Eden Zinada Sürenin Başlangıcı

Yargıtay'a göre "Zina nedenine dayalı boşanma davalarında altı aylık hak düşürücü süre, temadi eden (sürüp giden) eylemlerde son eylemin bittiği tarihten itibaren başlar" (Yargıtay 2. HD, E.2024/3505, K.2025/5; Yargıtay 2. HD, E.2025/527, K.2025/6502). Eş başka biriyle birlikte yaşamayı sürdürüyorsa "Zina eylemi devam ettiğine göre, hak düşürücü süre geçmiş sayılmaz" (Yargıtay 2. HD, E.2016/6948, K.2017/12841). Kadının başka bir erkekle aynı hanede yaşamasının 2016 yılı sonuna kadar sürdüğü olayda, 06.03.2017'de açılan davada altı aylık sürenin dolmadığı kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, E.2022/4569, K.2022/10095). İlişkinin devam ettiği kanıtlanamazsa süre öğrenme tarihinden itibaren işler; Yargıtay, devamlılığın kanıtlanamadığı bir dosyada ıslah tarihi itibarıyla altı aylık sürenin geçtiğini kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, E.2025/527, K.2025/6502).

Beş Yıllık Süre Geçtikten Sonra

Anayasa Mahkemesi'ne göre beş yıllık süre, eşin zinayı öğrenmemiş veya öğrenebilecek durumda olmamış olması hâlinde de işler; bu süre geçtikten sonra zinaya dayalı dava açılamaz. Bununla birlikte beş yıl geçtikten sonra zinayı öğrenen eş, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanarak boşanma davası açabilir, bu davada eski eylemi güven sarsıcı davranış olarak ileri sürebilir ve şartları varsa tazminat isteyebilir; bu dava herhangi bir süreye bağlı değildir (AYM, E.2024/83, K.2024/227).

Islah ve Dava Sırasında Gerçekleşen Zina

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılmış bir dava, ıslah yoluyla zinaya da dayanacak şekilde terditli hâle getirilebilir. Islah aynı davada bir kez ve tahkikat sona erinceye kadar yapılabilir (HMK m.176-177). Yargıtay'ın güncel kararlarında altı aylık süre, zinanın öğrenildiği tarihten ıslah tarihine kadar denetlenmektedir; otel kayıtlarıyla zinayı öğrenen kadının bir yıldan fazla sonra yaptığı ıslah bakımından süre geçmiş kabul edilmiş ve terditli genel sebep talebinin incelenmesi gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, E.2024/1318, K.2024/8831). Daha eski bir kararda ise ıslahın dava dilekçesinin ıslahı niteliğinde olduğu belirtilerek altı aylık süre davanın açıldığı tarihe göre değerlendirilmiştir (Yargıtay 2. HD, E.2020/1854, K.2020/3542). Güncel uygulamada ıslah tarihinin esas alındığı gözetildiğinde, zinaya dayanma ihtiyacı doğduğunda ıslahın gecikmeden yapılması önem taşır.

Dava açıldıktan sonra gerçekleşen zina, ıslah yoluyla olsa dahi mevcut davada kusur olarak yüklenemez; her dava açıldığı tarihteki koşullara tabidir (Yargıtay 2. HD, E.2018/4441, K.2019/6576). Dava tarihinden sonra gerçekleşen olaylar ayrı bir davanın konusu olabilir (Yargıtay 2. HD, E.2024/7396, K.2025/5178). Bu durumda zina sebebiyle ayrı bir dava açılarak mevcut davayla birleştirilmesi istenebilir (HMK m.166). Önceki davadaki boşanma hükmü kanun yoluna taşınmadan kesinleşirse evlilik sona erer ve zinaya dayalı birleşen dava konusuz kalır (Yargıtay 2. HD, E.2016/24121, K.2018/10320; Yargıtay 2. HD, E.2023/3085, K.2024/808).

Af ve Hoşgörü (TMK m.161/3)

Zinayı öğrendikten sonra eşini affeden kişi, o eyleme dayanarak dava açamaz. Af açıkça yapılabileceği gibi davranışlarla da ortaya çıkabilir. Yargıtay, zinayı eşinin telefonundaki mesajlardan öğrenmesine rağmen sonraki bir darp olayına kadar birlikte yaşamaya devam eden erkeğin kadını affettiğini kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, E.2024/1795, K.2024/8791). Kendisi evde yokken eşinin başka bir erkeği eve aldığını bildiği hâlde evlilik birliğini sürdürmek de af niteliğinde görülmüştür (Yargıtay 2. HD, E.2009/19942, K.2010/21140). Af ve hoşgörünün diğer boşanma sebeplerine etkisi için affetme ve hoşgörü yazımıza bakabilirsiniz.

  • Af sonrası devam eden ilişki: "Af, öncesindeki zina eylemine dayalı olarak dava hakkını ortadan kaldırır (TMK.md.161/son) ise de, sonrasındaki zina eylemine dayalı dava hakkı üzerinde etkili değildir" (Yargıtay 2. HD, E.2014/14998, K.2014/15758).

  • İspat yükü: Af olgusunu, bunu ileri süren eş kanıtlamalıdır; af ispatlanamazsa dava hakkı devam eder (Yargıtay 2. HD, E.2022/4815, K.2022/6778; Yargıtay 2. HD, E.2023/3085, K.2024/808).

  • Kusura etkisi: Affedilen ve hoşgörüyle karşılanan olaylar boşanma davasında taraflara kusur olarak yüklenemez (Yargıtay 2. HD, E.2023/5024, K.2024/3751).

Terditli Dava ve Taleple Bağlılık

Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurarak ileri sürebilir; mahkeme asli talebi esastan reddetmedikçe fer'î talebi inceleyemez (HMK m.111). Zina iddiasına dayanan davalarda asıl talebin TMK m.161'e, fer'î talebin TMK m.166/1'e dayandırılması bu nedenle önem taşır.

  • Zina ispatlanırsa: Kademeli olarak genel sebebe de dayanılmış olsa bile zina sebebiyle boşanmaya karar verilir ve genel sebebin şartlarına bakılmaz (Yargıtay 2. HD, E.2014/24287, K.2015/10320).

  • Zina ispatlanamaz veya süre geçmişse: Zina talebi reddedilir ve terditli genel sebep talebi bakımından tüm deliller birlikte değerlendirilir (Yargıtay 2. HD, E.2025/1886, K.2026/608; Yargıtay 2. HD, E.2024/1318, K.2024/8831).

  • Yalnızca zinaya dayanılmışsa: Yargıtay, TMK m.166/1'e göre açılmış bir dava bulunmadığından zina sebebiyle açılmış davanın reddi gerekirken kabulünü doğru bulmamıştır (Yargıtay 2. HD, E.2015/19056, K.2016/11165).

  • Zinaya hiç dayanılmamışsa: TMK m.166/1'e göre açılan davada zina şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle TMK m.161'e göre karar verilmesi hatalı bulunmuştur (Yargıtay 2. HD, E.2020/4980, K.2020/5675).

  • Kanun yolu: Zina talebi reddedilip genel sebeple boşanmaya karar verildiğinde zina talebinin reddine karşı kanun yoluna başvurulmuşsa genel sebeple verilen boşanma kararının kesinleştiğinden söz edilemez (Yargıtay 2. HD, E.2023/8773, K.2024/8061).

Zina Nedeniyle Boşanmanın Sonuçları

Kusur

Kusur, tarafların dosyaya yansıyan bütün davranışları birlikte değerlendirilerek belirlenir. Diğer eşe yüklenebilecek bir kusur ispatlanmamışsa sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan eş tam kusurlu, diğer eş kusursuz kabul edilebilir; zinaya dayalı dava süre yönünden reddedilmiş olsa bile bu davranış genel sebebe dayalı davada kusur olarak değerlendirilebilir (Yargıtay 2. HD, E.2023/8861, K.2024/5731). Eve başka erkek alan kadının tamamen kusurlu olduğu olayda Yargıtay, kadının kendi boşanma davasının reddi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, E.2009/11464, K.2010/15575). Diğer eşin şiddet gibi kusurlu davranışları da hesaba katılır; affedilmiş zina karşısında eşine şiddet uygulayan erkek tam kusurlu bulunmuştur (Yargıtay 2. HD, E.2024/1795, K.2024/8791).

Maddi ve Manevi Tazminat

Kusursuz veya daha az kusurlu eş, mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenmişse maddi; kişilik hakkı saldırıya uğramışsa manevi tazminat isteyebilir (TMK m.174). Erkeğin başka bir kadınla birlikte yaşadığı ve bu kadından olan çocuğunu nüfusta tanıdığının ilk derece mahkemesince kabul edildiği dosyada Yargıtay, kadın yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminatı az bularak kararı bozmuştur (Yargıtay 2. HD, E.2024/1146, K.2024/8688). Boşanmadan doğan dava hakları boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m.178). Ayrıntı için boşanmada maddi ve manevi tazminat yazımıza bakabilirsiniz.

Yoksulluk Nafakası

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla nafaka isteyebilir (TMK m.175). Zinası ispatlanan ve kusuru daha ağır bulunan eş yoksulluk nafakası isteyemez. Yoksulluk şartı ayrıca aranır; emekli maaşı ve evi bulunan kadının boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, E.2025/8936, K.2026/6575). Anayasa Mahkemesi, TMK m.175/1'deki "süresiz olarak" ibaresini iptal etmiştir; karar 30.09.2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış olup iptal hükmü 30.06.2027'de yürürlüğe girecektir (AYM, E.2025/156, K.2026/131). Dava süresince geçici önlem olarak bağlanan tedbir nafakası ise kusura bağlı değildir (TMK m.169). Ayrıntı için yoksulluk nafakasında kusur şartı yazımıza bakabilirsiniz.

Mal Rejiminde Pay Azaltımı (TMK m.236/2)

Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir (TMK m.236/2); aynı kural paylaşmalı mal ayrılığında da geçerlidir (TMK m.252). Hükmün uygulanabilmesi için boşanma kararının zinaya (TMK m.161) veya hayata kast sebebine (TMK m.162) dayanması gerekir (Yargıtay 8. HD, E.2019/552, K.2019/3464). Eş fiilen aldatmış olsa bile boşanma genel sebebe dayanıyorsa bu imkândan yararlanılamaz. İndirim oranı somut olaya göre belirlenir; Yargıtay, evlilik süresi ve zinanın gerçekleşme şekli gözetildiğinde payın tamamen kaldırılmasını dosya kapsamıyla örtüşmeyen bir oran olarak değerlendirmiş ve daha az bir azaltım yapılması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, E.2024/4305, K.2025/2817). Ayrıntı için boşanmada mal paylaşımı yazımıza bakabilirsiniz.

Velayet

Zina, kural olarak velayetin kendiliğinden diğer eşe verilmesi sonucunu doğurmaz. Mahkeme velayeti düzenlerken (TMK m.182) eşlerin evlilikteki kusurunu değil, çocuğun yararını esas alır. Eşin yaşam tarzının çocuğun bakımı, güvenliği ve gelişimi üzerinde somut olumsuz bir etkisi ortaya konabiliyorsa mahkeme bunu değerlendirebilir.

Üçüncü Kişiye Karşı Tazminat

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, evlilik birliği devam ederken eşlerden biriyle evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiye karşı diğer eşin manevi tazminat isteminde bulunamayacağına karar vermiştir; sadakat yükümlülüğü yalnızca eşler arasındadır (YİBBGK, E.2017/5, K.2018/7). Aynı kararda, üçüncü kişinin aldatılan eşin konut dokunulmazlığını ihlal etmesi, özel yaşamına müdahale etmesi, sır alanına girmesi, özel bilgileri ifşa etmesi veya onur ve saygınlığını zedelemesi gibi bağımsız bir kişilik hakkı ihlalinde sorumluluğun doğabileceği belirtilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, böyle bir saldırının ispatlanmadığı dosyada manevi tazminat davasının reddi gerektiğini belirterek kararı bozmuş (Yargıtay 4. HD, E.2023/1237, K.2023/10685), bozmaya uyularak verilen ret kararı da onanmıştır (Yargıtay 4. HD, E.2025/4000, K.2025/16642).

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Zina sebebiyle boşanma davası aile mahkemesinde görülür (4787 sayılı Kanun m.4); aile mahkemesi bulunmayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun m.2). Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m.168). Yetki kesin olmadığından davalı süresinde itiraz etmezse davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir (HMK m.19/4).

Ankara'da aile mahkemeleri Söğütözü'ndeki Ankara Adliyesi binasında görev yapmaktadır. Etimesgut ve Sincan gibi Ankara Batı Adliyesi'nin yargı çevresindeki ilçeler bakımından yetki kurallarına göre Ankara Batı Adliyesi'ndeki mahkemeler yetkili olabilir. Zina iddiası mahremiyet içerdiğinden, taraflardan birinin istemi üzerine hâkim duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir (TMK m.184/6).

Sık Sorulan Sorular

Aldatma ile zina aynı şey mi?

Hayır. Hukuki anlamda zina, cinsel ilişkiyi ifade eder. Mesajlaşma, flört veya duygusal yakınlık, içeriklerinden cinsel ilişkinin gerçekleştiği anlaşılmadıkça zina için genellikle yeterli görülmez; bu davranışlar evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.

Zina davası ne kadar sürede açılmalıdır?

Zinanın öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde ve her hâlde eylemin üzerinden beş yıl geçmeden. Bu süreler hak düşürücüdür ve mahkemece kendiliğinden gözetilir. Zina devam ediyorsa altı aylık süre son eylemden itibaren işler.

Mesajlaşma zina sayılır mı?

Tek başına genellikle hayır. Mesaj içeriğinden cinsel ilişkinin gerçekleştiği anlaşılmıyorsa Yargıtay bu davranışı güven sarsıcı davranış olarak değerlendirmektedir. İçerikleri itibarıyla zinaya muhakkak gözüyle bakılmasını gerektiren ve hukuka uygun elde edilmiş yazışmalar ise zinanın varlığına delalet edebilir.

Otel kaydı zina için yeterli mi?

Eşin üçüncü kişiyle aynı otel odasında kaldığının otel kayıtları veya tanıkla ortaya konması, Yargıtay kararlarında zinaya delalet eden bir olgu olarak kabul edilmektedir. Otel ve uçuş kayıtları mahkeme kanalıyla müzekkere yazılarak getirtilebilir.

Eşimin telefonundan aldığım mesajlar delil olur mu?

Delilin nasıl elde edildiği belirleyicidir. Hukuka aykırı elde edilen deliller dikkate alınmaz ve mahkeme bunu kendiliğinden gözetir. Eşin telefonunu veya hesabını rızası dışında incelemek delilin kullanılamamasına yol açabileceği gibi ayrıca suç oluşturabilir; otel ve uçuş kayıtları gibi belgelerin mahkeme aracılığıyla müzekkereyle getirtilmesini istemek daha güvenli bir yoldur.

Zina affedilirse dava açılabilir mi?

Affedilen zina eylemine dayanarak dava açılamaz. Af sonrasında ilişki devam ederse veya yeni bir zina gerçekleşirse bu yeni eylem için dava açılabilir. Affı ispat yükü, affı ileri süren eştedir.

Zina mal paylaşımını etkiler mi?

Boşanma kararı zina sebebine dayanıyorsa hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını hakkaniyete göre azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m.236/2). Boşanma genel sebebe dayanıyorsa bu hüküm uygulanmaz.

Aldatan eşin sevgilisinden tazminat istenebilir mi?

Kural olarak hayır. İçtihadı birleştirme kararına göre sadakat yükümlülüğü yalnızca eşler arasındadır. Üçüncü kişi konut dokunulmazlığını ihlal, özel yaşama müdahale veya onur ve saygınlığı zedeleme gibi bağımsız bir saldırıda bulunmuşsa, bu saldırının ispatı hâlinde manevi tazminat istenebilir.

Zina suç mu?

Hayır. Eski Türk Ceza Kanunu'ndaki zina suçlarına ilişkin hükümler Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda da zina suçu düzenlenmemiştir. Zina bugün boşanma, kusur, tazminat, nafaka ve mal rejimi bakımından sonuç doğurur.

İlgili Yazılar

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Zinanın ispatı, hak düşürücü süreler ve delillerin hukuka uygunluğu her dosyada somut olaya göre ayrıca değerlendirilmelidir; dava açmadan önce bir avukattan destek alınması önerilir.

Av. Murat Akman — Ankara Boşanma Avukatı. Detaylı bilgi ve randevu için: www.muratakman.com

Son güncelleme: 15 Ekim 2026

Son Yazılar

Hepsini Gör
  • Whatsapp
bottom of page