top of page

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (TMK 166/1): Kusur, İtiraz ve Tazminat Rehberi (2026)

  • 5 gün önce
  • 9 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 5 gün önce

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedir?

Kısa cevap: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166/1), eşlerin ortak hayatı sürdürmelerinin kendilerinden beklenemeyecek derecede çekilmez hâle gelmesi durumunda başvurulan genel ve nisbi bir boşanma sebebidir. Halk arasında hâlâ eski kanundaki adıyla "şiddetli geçimsizlik" olarak da anılır.

Türk Medeni Kanunu, zina, hayata kast, terk gibi özel boşanma sebeplerinin yanında; kanunda tek tek sayılmayan, hâkimin somut olaya göre değerlendirdiği genel bir sebep de öngörmüştür. Uygulamada en sık başvurulan boşanma sebebi budur; TÜİK'in Evlenme ve Boşanma İstatistikleri 2024 verilerine göre 2024 yılında Türkiye'de 187.343 çift boşanmış olup, bu boşanmaların büyük bölümü TMK m.166/1'deki genel sebebe dayanmaktadır.

TMK 166/1 Boşanma Sebebi Nasıl İşler? (Objektif ve Sübjektif Unsur)

Kısa cevap: Boşanma kararı için hem evlilik birliğinin objektif olarak temelinden sarsılmış olması hem de ortak hayatın taraflardan en az biri için sübjektif olarak çekilmez hâle gelmiş olması birlikte aranır.

Kanun, sarsılmaya yol açan sebepleri tek tek saymaz; hâkim, TMK m.4'teki hakkaniyet ve takdir yetkisi çerçevesinde, tarafların sosyo-kültürel düzeyini, ekonomik durumunu ve yaşadıkları çevrenin koşullarını gözeterek değerlendirme yapar. Sıradan tartışmalar, geçici küskünlükler ve basit fikir ayrılıkları bu eşiği aşmaz; ileri sürülen olguların süreklilik ve yoğunluk taşıması, evlilik bağını onarılamaz biçimde zedelemesi gerekir. TMK m.184 uyarınca hâkim, dayanılan olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz.

TMK 166/2 Nedir? Davalının İtiraz Hakkı

Kısa cevap: Davacının kusuru davalıdan daha ağırsa, davalı boşanma davasına itiraz edebilir (TMK m.166/2). Ancak bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, itiraza rağmen boşanmaya karar verilir.

TMK m.166/2 hükmü şöyledir: "Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir." Bu hüküm, ağır kusurlu tarafın tek taraflı iradesiyle boşanmayı dayatmasını sınırlamak amacı taşır; ancak itirazın samimi olmadığı hâllerde evliliğin kâğıt üzerinde sürdürülmesini de engeller.

İtiraz Ne Zaman Hakkın Kötüye Kullanılması Sayılır?

Kısa cevap: Davalının itirazı; evliliği samimi olarak sürdürme iradesinden değil, davacıyı süründürme, ondan ek maddi imkân koparma veya intikam alma amacından kaynaklanıyorsa hakkın kötüye kullanılması sayılır ve boşanmaya engel olmaz.

Uygulamada, davalının da fiilen ayrı yaşaması, çevresine boşanmak istediğini beyan etmiş olması veya karşı dava açmış olması, itirazın samimiyetsiz olduğuna işaret eden göstergelerdendir. Mahkeme bu durumda, evliliğin devamında davalı ve varsa çocuklar için somut, hukuki ve meşru bir yarar kalıp kalmadığını da ayrıca değerlendirir; böyle bir yarar yoksa itiraz reddedilerek boşanmaya karar verilir.

Boşanma Davası Açan Eşin Kusuru Aranır mı?

Kısa cevap: Davacının kusursuz olması şart değildir; ancak Yargıtay yerleşik içtihadına göre boşanma kararı verilebilmesi için davalıya atfedilebilir en az bir miktar (tali) kusurun bulunması ve ispatlanması gerekir.

Bu yaklaşımın temelinde "kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez" ilkesi (TMK m.2) yatar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.11.2020 tarihli, 2020/2-244 E., 2020/881 K. sayılı kararında bu ilke açıkça vurgulanmıştır: tam kusurlu eşin dava açması, tek taraflı iradeyle sistemimize aykırı bir boşanma olgusu doğurur ve kimsenin kendi eylemine dayanarak hak elde edemeyeceği ilkesine aykırı düşer. Aynı ilke HGK'nın 04.12.2015 T., 2014/2-594 E., 2015/2795 K. ve 23.01.2013 T., 2012/642 E., 2013/77 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

Tam Kusurlu Eş Boşanma Davası Açabilir mi?

Kısa cevap: Tam kusurlu eş dava açabilir; ancak davalıya (kusursuz eşe) hiçbir kusur atfedilemiyorsa mahkeme boşanmaya karar veremez ve dava reddedilir.

Buna karşılık az kusurlu, eşit kusurlu ve hatta bazı hâllerde daha ağır kusurlu eş dahi dava açabilir; belirleyici olan, davalıya isnat edilebilecek somut ve ispatlanabilir bir kusurlu davranışın bulunmasıdır. Davalı hiçbir şekilde kusurlu değilse, davacının kusuru ne olursa olsun boşanma davası reddedilir.

Kusur Dereceleri Nasıl Belirlenir?

Kısa cevap: Yargıtay, temyiz denetiminin sağlıklı yürütülebilmesi için mahkemelerin tarafların kusurlu davranışlarını tek tek belirledikten sonra eşleri kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu olarak nitelendirmesini ister.

Yargıtay'ın 03.07.1978 tarihli, 5/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, kimin daha fazla kusurlu olduğunun önceden soyut bir ölçüyle belirlenemeyeceğine ve bu konuda bir içtihadı birleştirmeye gidilemeyeceğine hükmetmiştir. Bu nedenle her boşanma davasının kusur değerlendirmesi, o evliliğe özgü somut olgulara göre ayrı ayrı yapılır; bu ilke HGK'nın 11.11.2020 tarihli, 2020/2-244 E. sayılı kararında da anılmıştır.

Birlikte (Müşterek) Kusur Nedir?

Kısa cevap: Birlikte kusur, boşanmaya her iki tarafın da kendi davranışlarıyla sebebiyet vermesidir. Ancak taraflardan biri diğerinden belirgin ölçüde daha ağır kusurluysa, ikisi otomatik olarak "eşit kusurlu" sayılamaz; hâkim kusur oranlarını ayrı ayrı tartar.

Bu ayrım özellikle tazminat ve nafaka taleplerinin kabul veya reddi bakımından belirleyicidir; zira eşit kusurla ağır/az kusurlu olma hâlleri, fer'i taleplerde farklı sonuçlar doğurur.

Tepkisel Davranış Kusur Sayılır mı?

Kısa cevap: Bir eşin, diğerinin kusurlu davranışına makul sınırlar içinde gösterdiği tepki, kendisine kusur olarak yüklenmez. Ancak tepkinin orantısını aşan davranışlar bu korumadan yararlanamaz.

Örneğin, aldatan eşe karşı "boşanma davası açacağım" şeklindeki sözlü tepkiler veya ağır fiziksel şiddete karşı gösterilen orantılı bir karşılık, Yargıtay içtihadında tepkisel davranış olarak kabul edilip kusur sayılmamıştır. Bu ilke güncel 2. Hukuk Dairesi kararlarında da sürdürülmektedir. Buna karşılık tepkinin ölçüsüz biçimde büyütülmesi hâlinde, tepki gösteren taraf da kusurlu duruma düşebilir.

Güven Sarsıcı Davranış ve Sadakatsizlik Kusur mudur?

Kısa cevap: Evet. Zina boyutuna ulaşmasa dahi, karşı cinsle olağan dışı yakınlık kurma, gizli haberleşme, samimi mesajlaşma gibi güven sarsıcı davranışlar TMK m.185/3'teki sadakat yükümlülüğünün ihlali sayılır ve kusur teşkil eder.

Sadakat yükümlülüğü, boşanma kararı kesinleşinceye kadar devam eder. Dava tarihinden sonra ortaya çıkan bir sadakatsizlik iddiası, görülmekte olan davada değil, ayrı bir dava veya tazminat talebinde ileri sürülebilir. Zina için daha güçlü ve doğrudan bir delil/karine aranırken, bunun altında kalan her türlü güven zedeleyici davranış "güven sarsıcı davranış" başlığı altında değerlendirilir.

Ekonomik Şiddet Boşanma Sebebi midir?

Kısa cevap: Evet. Zorunlu ihtiyaçların ekonomik imkân bulunmasına rağmen karşılanmaması, eşin çalışmasının veya eğitiminin engellenmesi, ona ait malvarlığının habersiz elden çıkarılması gibi davranışlar ekonomik şiddet sayılır ve kusur oluşturur.

Bu tür davranışlar, somut olayın ağırlığına göre yalnızca boşanma sebebi değil, bazı hâllerde kişilik haklarına saldırı (TMK m.174/2 kapsamında manevi tazminat) olarak da değerlendirilebilir.

Duygusal ve Psikolojik Şiddet Nasıl Değerlendirilir?

Kısa cevap: Sürekli aşağılama, küçük düşürme, üçüncü kişiler önünde rencide etme ve ısrarla boşanmak istediğini tekrarlama gibi davranışlar duygusal/psikolojik şiddet olarak değerlendirilip kusur sayılır.

Yargıtay, bu tür davranışların söylendiği bağlamı da gözetir. Örneğin bir eşin "artık sevmiyorum" şeklindeki bir ifadeyi baş başa ve dürüstçe dile getirmesi tek başına kusur sayılmazken; aynı ifadenin üçüncü kişiler önünde aşağılama kastıyla tekrarlanması kusur olarak değerlendirilebilir.

Bağımsız Konut Sağlamamak Kusur mudur?

Kısa cevap: Eşini kendi ailesiyle birlikte yaşamaya zorlamak ve bağımsız bir konut sağlamamak, TMK m.186 kapsamında birlik görevlerinin ihlali sayılarak kusur oluşturabilir; ancak bu vakıanın dilekçede açıkça dayanılmış olması gerekir.

Yargıtay, dayanılmayan bir vakıanın kusura esas alınamayacağını vurgular. Ayrıca bağımsız konut sağlamama ve eşi ailesinin yanında bırakma eyleminin tek başına, her olayda kişilik haklarına saldırı (manevi tazminat) düzeyine ulaşmayabileceği de içtihatla kabul edilmiştir; bu nedenle somut olayın ağırlığı ayrıca değerlendirilir.

Eşin Ailesiyle İlgili Davranışlar Kusur Teşkil Eder mi?

Kısa cevap: Evet. Bir eşin, diğerinin ailesinin evliliğe haksız müdahalesine sessiz kalması veya eşini kendi ailesinden soğutması, eşini koruma yükümlülüğünün ihlali sayılarak kusur teşkil edebilir.

Bununla birlikte, şiddet ve hakarete maruz kalan eşin, kendisine kötü davranan kayınvalide/kayınpedere karşı gösterdiği saygısızlık, somut olayda tepkisel davranış kapsamında değerlendirilip kusur sayılmayabilir.

Affedilen veya Hoşgörülen Davranışlar Boşanma Sebebi Olur mu?

Kısa cevap: Hayır. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan vakıalar karşı tarafa kusur olarak yüklenemez ve bunlara dayanılarak boşanmaya karar verilemez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.03.2019 tarihli, 2017/2-2067 E., 2019/296 K. sayılı kararında af; esasen bir haktan vazgeçmeyi içeren bir his açıklaması veya davranış biçimi olarak tanımlanmıştır. Kusurlu davranıştan sonra birlikte yaşamaya devam etmek, tatile/balayına birlikte gitmek, terk ihtarı çekmek (ihtar öncesi kusurları affetmiş sayılır) veya nafaka davasından feragat etmek, af/hoşgörü göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Hangi Davranışlar Af Sayılmaz?

Kısa cevap: Zorunlu nedenlerle (çocuk hastalığı, cenaze, düğün gibi) kısa süreli bir araya gelmek, sonuçsuz kalan barışma teklifleri, ceza davasında şikâyetten vazgeçmek ve aynı evde ayrı odalarda yaşamaya devam etmek af sayılmaz.

Özellikle süreklilik gösteren fiziksel şiddet hâllerinde, sonrasında bir süre birlikte yaşanmış olması tek başına af sayılmaz. Affı iddia eden taraf bunu somut delille ispatlamalıdır; ayrıca af yalnızca affedilen belirli vakıayı kapsar, diğer kusurlu davranışları ortadan kaldırmaz.

TMK 166/1 Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

Kısa cevap: Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar. Yetkili mahkeme ise, TMK m.168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Bu düzenleme davacıya seçimlik bir yetki imkânı tanır. Dilekçenin hazırlanmasına ilişkin genel ilkeler için boşanma dilekçesi nasıl yazılır rehberimiz yol gösterici olabilir.

Tanık Beyanı Nasıl Değerlendirilir?

Kısa cevap: Tanık beyanının somut olmalı; yer, zaman ve öğrenme şeklini açıkça içermelidir. Duyuma dayalı, soyut ve inandırıcılıktan uzak beyanlar hükme esas alınmaz; tanıklık, dilekçelerde dayanılmayan bir vakıayı ispata yaramaz.

Tarafların ileri sürmediği bir vakıayı tanığın doğrulaması hâkimi bağlamaz; bu, HMK m.194'teki somutlaştırma yüküyle ilgilidir. Tanığın akraba veya yakın olması, beyanını tek başına değersiz kılmaz (HMK m.255); önemli olan beyanın somut ve tutarlı olmasıdır. Hukuka aykırı biçimde elde edilen ses veya görüntü kayıtları delil olarak kullanılamaz.

Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat Şartları Nelerdir?

Kısa cevap: Maddi tazminat (TMK m.174/1), boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaati zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafa; manevi tazminat (TMK m.174/2) ise kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafa tanınır. Her ikisi için de talep edenin kusursuz veya karşı taraftan daha az kusurlu olması şarttır.

Eşit kusur hâlinde veya talep edenin kusuru daha ağırsa tazminat talebi kabul edilmez. Tazminat miktarı; kişilik haklarına saldırının ağırlığı, tarafların ekonomik-sosyal durumu ve hakkaniyet ilkesi (TMK m.4; TBK m.50-51) gözetilerek belirlenir. Tazminat talebi boşanma davasıyla birlikte istenebileceği gibi, kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava ile de ileri sürülebilir (TMK m.178).

Yoksulluk Nafakası Kusur Şartıyla Nasıl Bağlantılıdır?

Kısa cevap: Yoksulluk nafakasında ölçü tazminattan farklıdır: nafaka isteyen eşin kusuru diğer eşten daha ağır olmamalıdır. Eşit kusurlu eş dahi boşanma yüzünden yoksulluğa düşecekse yoksulluk nafakası isteyebilir; yalnızca ağır veya tam kusurlu eş bu nafakayı alamaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.10.2022 tarihli, 2019/2-807 E., 2022/1221 K. sayılı kararında, yoksulluk nafakasının hiçbir surette nafaka yükümlüsüne yükletilen bir ceza veya tazminat niteliğinde olmadığı vurgulanmıştır. Bu konudaki ayrıntılı kusur eşiği ve şartlar için yoksulluk nafakasında kusur şartı başlıklı rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Velayet, Boşanmadaki Kusurdan Etkilenir mi?

Kısa cevap: Hayır, doğrudan etkilenmez. Velayet, boşanmadaki kusur durumundan bağımsız olarak çocuğun üstün yararına göre belirlenir; kusur yalnızca çocuğun üstün yararını etkilediği ölçüde dolaylı olarak dikkate alınabilir.

İdrak çağındaki çocuğun görüşü BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m.12 ve TMK m.339/3 çerçevesinde alınmalıdır; alınmaması bozma sebebi sayılır. Görüş bağlayıcı olmasa da, aksi yönde karar verilirken gerekçe gösterilmesi gerekir. TÜİK'in Evlenme ve Boşanma İstatistikleri 2024 verilerine göre, 2024 yılında velayete verilen 186.536 çocuğun %74,4'ünün velayeti anneye, %25,6'sının velayeti babaya bırakılmıştır. Velayet değişikliğine ilişkin ayrıntılar için velayet değişikliği davası rehberimize bakabilirsiniz.

Mal Rejiminin Tasfiyesi Kusurdan Etkilenir mi?

Kısa cevap: Kural olarak hayır; kusur, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesini etkilemez. İstisna olarak yalnızca zina veya hayata kast hâllerinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını hakkaniyete uygun biçimde azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m.236/2).

Mal paylaşımının genel işleyişi, katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı ayrımı hakkında ayrıntılı bilgi için boşanmada mal paylaşımı rehberimizi inceleyebilirsiniz.

TMK 166/1 Davasında İstinaf ve Temyiz Süreci Nasıl İşler?

Kısa cevap: Boşanma hükmü ve velayet, şahıs varlığına ilişkin olduğundan parasal sınır aranmaksızın istinaf ve temyize tabidir. Tazminat ve nafaka gibi fer'i mali kalemlerde ise her yıl güncellenen parasal kesinlik sınırları uygulanır; kanun yoluna başvuru süresi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır.

Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 27 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan tebliği ile belirlenen %25,49 yeniden değerleme oranına göre 2026 yılı için istinaf kesinlik sınırı 50.000 TL, temyiz sınırı 682.000 TL'dir. Manevi tazminat taleplerinde miktara bakılmaksızın istinaf yolu açık olup, temyiz için yine bu parasal sınır geçerlidir. Sürecin genel işleyişi hakkında boşanma davası ne kadar sürer içeriğimiz de yol gösterici olabilir.

Sık Sorulan Sorular

Şiddetli geçimsizlik ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması aynı şey midir?

Evet. "Şiddetli geçimsizlik", 743 sayılı eski Medeni Kanun döneminde kullanılan bir kavramdı; 4721 sayılı TMK'da yerini m.166/1'deki "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" ifadesi almıştır. Halk arasında hâlâ şiddetli geçimsizlik olarak anılır.

Az kusurlu eş boşanma davası açabilir mi?

Evet. Boşanma kararı verilebilmesi için davacının kusursuz olması gerekmez; davalının en az bir miktar kusurunun bulunması yeterlidir. Az kusurlu, eşit kusurlu hatta bazı hallerde daha fazla kusurlu eş dahi dava açabilir.

Tam kusurlu eş hiç boşanma davası açamaz mı?

Tam kusurlu eş dava açabilir; ancak karşı tarafa (kusursuz eşe) hiçbir kusur atfedilemiyorsa mahkeme boşanmaya karar veremez, çünkü kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez.

Eşim boşanmaya itiraz ediyor; bu davayı engeller mi?

Davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır (TMK m.166/2). Ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ve çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, itiraza rağmen boşanmaya karar verilebilir.

Affettiğim bir olayı sonradan boşanma sebebi yapabilir miyim?

Hayır. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan vakıalar, karşı tarafa kusur olarak yüklenemez ve bunlara dayanılarak boşanmaya karar verilemez.

Eşimin kusurlu davranışına tepki gösterdim; bu bana kusur olarak yansır mı?

Tepki, makul sınırlar içinde kaldığı sürece kusur sayılmaz. Ancak tepkinin orantısı aşması hâlinde, tepki gösteren taraf da kusurlu değerlendirilebilir.

Boşanmada kusurum varsa velayeti alamaz mıyım?

Velayet, boşanmadaki kusurdan bağımsız olarak çocuğun üstün yararına göre belirlenir. Kusur, yalnızca çocuğun üstün yararını etkilediği ölçüde dolaylı olarak dikkate alınabilir.

Eşit kusurluysam tazminat veya nafaka alabilir miyim?

Eşit kusur hâlinde maddi/manevi tazminat talebi kural olarak kabul edilmez, çünkü tazminat için kusursuz veya daha az kusurlu olmak aranır. Ancak yoksulluk nafakası farklıdır: kusurunuz daha ağır değilse (eşit kusur dâhil), boşanma yüzünden yoksulluğa düşecekseniz yoksulluk nafakası isteyebilirsiniz.

Çekişmeli boşanma davasının usul ve süreç aşamaları hakkında ayrıntılı bilgi için çekişmeli boşanma davası rehberi içeriğimizi de inceleyebilirsiniz.

Boşanmada maddi ve manevi tazminat şartları, miktar tayini ve üçüncü kişi sorumluluğu hakkında ayrıntılı bilgi için boşanmada maddi ve manevi tazminat rehberimizi de inceleyebilirsiniz.

Ankara Boşanma ve Aile Hukuku Avukatı Desteği

Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı boşanma davalarının sonucu; kusur dengesinin doğru kurgulanmasına, vakıaların dilekçede somut biçimde ortaya konulmasına ve delillerin (tanık, yazışma, belge) usulüne uygun toplanmasına bağlıdır. Tazminat, nafaka ve velayet gibi fer'i taleplerin her biri farklı kusur eşiklerine tabi olduğundan, stratejinin baştan doğru kurulması önem taşır.

Av. Murat Akman, Ankara ve çevresinde çekişmeli boşanma ve aile hukuku uyuşmazlıklarında; dosyanın değerlendirilmesi, delil stratejisinin kurulması ve sürecin baştan sona takibi esasıyla hukuki destek sunmaktadır. Dosyanıza özel değerlendirme için: +90 312 911 67 90

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat zaman içinde değişebileceğinden, her dosya kendi koşullarında ve güncel düzenlemeler ışığında değerlendirilmelidir.

Son Yazılar

Hepsini Gör
  • Whatsapp
bottom of page