top of page

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (TMK 166/1): Kusur, İtiraz ve Tazminat Rehberi (2026)

13 Tem
13 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 12 Eyl

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedir?

Kısa cevap: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166/1), eşlerin ortak hayatı sürdürmelerinin kendilerinden beklenemeyecek derecede çekilmez hâle gelmesi durumunda başvurulan genel ve nisbi bir boşanma sebebidir. Halk arasında hâlâ eski kanundaki adıyla "şiddetli geçimsizlik" olarak da anılır.

Kısaca: TMK 166/1 Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • İki unsur birlikte aranır: Evlilik objektif olarak temelinden sarsılmış ve ortak hayat en az bir eş için sübjektif olarak çekilmez hâle gelmiş olmalıdır.

  • Davalının en az tali kusuru şart: Kusursuz eşe karşı açılan dava reddedilir; kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez (TMK m.2).

  • Ağır kusurlu davacıya itiraz hakkı: Davalı itiraz edebilir (TMK m.166/2); ancak itiraz hakkın kötüye kullanılmasıysa ve evliliğin devamında yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilir.

  • Af ve hoşgörü kusuru siler: Affedilen olaylara dayanılarak boşanmaya karar verilemez; ancak af yalnızca affedilen vakıayı kapsar.

  • Tazminat ve nafakada farklı kusur eşikleri: Tazminat için kusursuz veya daha az kusurlu olmak (TMK m.174), yoksulluk nafakası için kusurun daha ağır olmaması (TMK m.175) aranır; eşit kusur nafakayı engellemez.

  • Reddedilen davadan bir yıl sonra: Ortak hayat kurulamamışsa kusur aranmaksızın boşanmaya karar verilir (TMK m.166/4).

Genel Sebep ile Özel Boşanma Sebepleri Arasındaki İlişki

Kanun özel boşanma sebeplerini ayrıca düzenlemiştir: zina (TMK m.161), hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (m.162), suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (m.163), terk (m.164) ve akıl hastalığı (m.165). Bu sebeplerden birine dayanılamadığı ya da o sebebin özel şartları (örneğin zinada altı aylık hak düşürücü süre, terkte ihtar zorunluluğu) sağlanamadığı hâllerde aynı olaylar genel sebep olan TMK m.166/1 kapsamında ileri sürülebilir. Uygulamada dilekçelerde çoğunlukla özel sebep ile birlikte terditli olarak m.166/1'e de dayanılır; böylece özel sebep ispatlanamasa dahi aynı vakıalar kusur olarak değerlendirilir.

TMK 166/1 Boşanma Sebebi Nasıl İşler? (Objektif ve Sübjektif Unsur)

Kısa cevap: Boşanma kararı için hem evlilik birliğinin objektif olarak temelinden sarsılmış olması hem de ortak hayatın taraflardan en az biri için sübjektif olarak çekilmez hâle gelmiş olması birlikte aranır.

Kanun, sarsılmaya yol açan sebepleri tek tek saymaz; hâkim, TMK m.4'teki hakkaniyet ve takdir yetkisi çerçevesinde, tarafların sosyo-kültürel düzeyini, ekonomik durumunu ve yaşadıkları çevrenin koşullarını gözeterek değerlendirme yapar. Sıradan tartışmalar, geçici küskünlükler ve basit fikir ayrılıkları bu eşiği aşmaz; ileri sürülen olguların süreklilik ve yoğunluk taşıması, evlilik bağını onarılamaz biçimde zedelemesi gerekir. TMK m.184 uyarınca hâkim, dayanılan olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz.

TMK 166/2 Nedir? Davalının İtiraz Hakkı

Kısa cevap: Davacının kusuru davalıdan daha ağırsa, davalı boşanma davasına itiraz edebilir (TMK m.166/2). Ancak bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, itiraza rağmen boşanmaya karar verilir.

TMK m.166/2 hükmü şöyledir: "Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir." Bu hüküm, ağır kusurlu tarafın tek taraflı iradesiyle boşanmayı dayatmasını sınırlamak amacı taşır; ancak itirazın samimi olmadığı hâllerde evliliğin kâğıt üzerinde sürdürülmesini de engeller.

İtiraz Ne Zaman Hakkın Kötüye Kullanılması Sayılır?

Kısa cevap: Davalının itirazı; evliliği samimi olarak sürdürme iradesinden değil, davacıyı süründürme, ondan ek maddi imkân koparma veya intikam alma amacından kaynaklanıyorsa hakkın kötüye kullanılması sayılır ve boşanmaya engel olmaz.

Uygulamada, davalının da fiilen ayrı yaşaması, çevresine boşanmak istediğini beyan etmiş olması veya karşı dava açmış olması, itirazın samimiyetsiz olduğuna işaret eden göstergelerdendir. Mahkeme bu durumda, evliliğin devamında davalı ve varsa çocuklar için somut, hukuki ve meşru bir yarar kalıp kalmadığını da ayrıca değerlendirir; böyle bir yarar yoksa itiraz reddedilerek boşanmaya karar verilir.

Boşanma Davası Açan Eşin Kusuru Aranır mı?

Kısa cevap: Davacının kusursuz olması şart değildir; ancak Yargıtay yerleşik içtihadına göre boşanma kararı verilebilmesi için davalıya atfedilebilir en az bir miktar (tali) kusurun bulunması ve ispatlanması gerekir.

Bu yaklaşımın temelinde "kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez" ilkesi (TMK m.2) yatar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.11.2020 tarihli, 2020/2-244 E., 2020/881 K. sayılı kararında bu ilke açıkça vurgulanmıştır: tam kusurlu eşin dava açması, tek taraflı iradeyle sistemimize aykırı bir boşanma olgusu doğurur ve kimsenin kendi eylemine dayanarak hak elde edemeyeceği ilkesine aykırı düşer. Aynı ilke HGK'nın 04.12.2015 T., 2014/2-594 E., 2015/2795 K. ve 23.01.2013 T., 2012/642 E., 2013/77 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

Tam Kusurlu Eş Boşanma Davası Açabilir mi?

Kısa cevap: Tam kusurlu eş dava açabilir; ancak davalıya (kusursuz eşe) hiçbir kusur atfedilemiyorsa mahkeme boşanmaya karar veremez ve dava reddedilir.

Buna karşılık az kusurlu, eşit kusurlu ve hatta bazı hâllerde daha ağır kusurlu eş dahi dava açabilir; belirleyici olan, davalıya isnat edilebilecek somut ve ispatlanabilir bir kusurlu davranışın bulunmasıdır. Davalı hiçbir şekilde kusurlu değilse, davacının kusuru ne olursa olsun boşanma davası reddedilir.

Boşanma Davası Reddedilirse Ne Olur? Fiilî Ayrılık Nedeniyle Boşanma (TMK m.166/4)

Kısa cevap: Herhangi bir boşanma sebebiyle açılan dava reddedilir ve ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçtiği hâlde ortak hayat yeniden kurulamamışsa, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin talebiyle boşanmaya karar verilir (TMK m.166/4). Bu yolda kusur aranmaz; davası reddedilen tam kusurlu eş dahi bir yılın sonunda bu sebebe dayanabilir.

Bu hüküm, tam kusurlu eşin davasının reddedilmesiyle ortaya çıkan "evlilik kâğıt üzerinde sürüyor" durumuna kanunun getirdiği çözümdür. Üç şart birlikte aranır: (1) daha önce herhangi bir sebeple açılmış bir boşanma davasının reddedilmiş ve bu kararın kesinleşmiş olması, (2) kesinleşmeden itibaren bir yılın geçmesi, (3) bu süre içinde her ne sebeple olursa olsun ortak hayatın yeniden kurulamamış olması. Fiilî ayrılığın bir yıl boyunca kesintisiz sürmesi gerekir; eşlerin kısa süreli de olsa ortak hayatı yeniden kurmuş olmaları bu yolu kapatır ve süre, yeni bir ret kararı olmaksızın kendiliğinden yeniden başlamaz. Zorunluluk nedeniyle aynı çatı altında ancak ayrı hayatlar sürülmesinin ortak hayatın kurulduğu anlamına gelip gelmediği ise somut olaya göre değerlendirilir. Bu davada davalının TMK m.166/2 anlamında itiraz hakkı bulunmadığından, bir yıllık fiilî ayrılığın tanık ve belgeyle ispatı yeterlidir.

Süre değişikliği: Bu fıkradaki bekleme süresi eskiden üç yıldı. Anayasa Mahkemesi 22.02.2024 tarihli kararıyla (E.2023/116, K.2024/56) üç yıllık süreyi özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile ölçülülük ilkesine aykırı bularak iptal etmiş; 14.11.2024 tarihli 7532 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle fıkra yeniden düzenlenerek süre bir yıla indirilmiştir. Bu nedenle 2024 öncesine ait kaynaklarda ve eski içerikte hâlâ "üç yıl" ifadesine rastlanabilir; yürürlükteki süre bir yıldır.

Fiili ayrılığa dayalı bu davada boşanma kararı için kusur incelenmez; ancak tazminat, yoksulluk nafakası ve velayet gibi fer'i talepler bakımından tarafların kusur durumu yine belirlenir. Bu nedenle ilk davanın reddine yol açan kusur, bir yıl sonra açılan davada boşanmaya engel olmasa da fer'i taleplerde sonuç doğurmaya devam eder.

Kusur Dereceleri Nasıl Belirlenir?

Kısa cevap: Yargıtay, temyiz denetiminin sağlıklı yürütülebilmesi için mahkemelerin tarafların kusurlu davranışlarını tek tek belirledikten sonra eşleri kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu olarak nitelendirmesini ister.

Yargıtay'ın 03.07.1978 tarihli, 5/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, kimin daha fazla kusurlu olduğunun önceden soyut bir ölçüyle belirlenemeyeceğine ve bu konuda bir içtihadı birleştirmeye gidilemeyeceğine hükmetmiştir. Bu nedenle her boşanma davasının kusur değerlendirmesi, o evliliğe özgü somut olgulara göre ayrı ayrı yapılır; bu ilke HGK'nın 11.11.2020 tarihli, 2020/2-244 E. sayılı kararında da anılmıştır.

Birlikte (Müşterek) Kusur Nedir?

Kısa cevap: Birlikte kusur, boşanmaya her iki tarafın da kendi davranışlarıyla sebebiyet vermesidir. Ancak taraflardan biri diğerinden belirgin ölçüde daha ağır kusurluysa, ikisi otomatik olarak "eşit kusurlu" sayılamaz; hâkim kusur oranlarını ayrı ayrı tartar.

Bu ayrım özellikle tazminat ve nafaka taleplerinin kabul veya reddi bakımından belirleyicidir; zira eşit kusurla ağır/az kusurlu olma hâlleri, fer'i taleplerde farklı sonuçlar doğurur.

Tepkisel Davranış Kusur Sayılır mı?

Kısa cevap: Bir eşin, diğerinin kusurlu davranışına makul sınırlar içinde gösterdiği tepki, kendisine kusur olarak yüklenmez. Ancak tepkinin orantısını aşan davranışlar bu korumadan yararlanamaz.

Örneğin, aldatan eşe karşı "boşanma davası açacağım" şeklindeki sözlü tepkiler veya ağır fiziksel şiddete karşı gösterilen orantılı bir karşılık, Yargıtay içtihadında tepkisel davranış olarak kabul edilip kusur sayılmamıştır. Bu ilke güncel 2. Hukuk Dairesi kararlarında da sürdürülmektedir. Buna karşılık tepkinin ölçüsüz biçimde büyütülmesi hâlinde, tepki gösteren taraf da kusurlu duruma düşebilir.

Güven Sarsıcı Davranış ve Sadakatsizlik Kusur mudur?

Kısa cevap: Evet. Zina boyutuna ulaşmasa dahi, karşı cinsle olağan dışı yakınlık kurma, gizli haberleşme, samimi mesajlaşma gibi güven sarsıcı davranışlar TMK m.185/3'teki sadakat yükümlülüğünün ihlali sayılır ve kusur teşkil eder.

Sadakat yükümlülüğü, boşanma kararı kesinleşinceye kadar devam eder. Dava tarihinden sonra gerçekleşen olaylar, görülmekte olan davada kusur olarak değerlendirilemez; bu tür bir sadakatsizlik ancak yeni bir boşanma davasına ya da kişilik haklarına saldırı nedeniyle ayrı bir tazminat talebine konu olabilir. Zina için daha güçlü ve doğrudan bir delil/karine aranırken, bunun altında kalan her türlü güven zedeleyici davranış "güven sarsıcı davranış" başlığı altında değerlendirilir.

Ekonomik Şiddet Boşanma Sebebi midir?

Kısa cevap: Evet. Zorunlu ihtiyaçların ekonomik imkân bulunmasına rağmen karşılanmaması, eşin çalışmasının veya eğitiminin engellenmesi, ona ait malvarlığının habersiz elden çıkarılması gibi davranışlar ekonomik şiddet sayılır ve kusur oluşturur.

Bu tür davranışlar, somut olayın ağırlığına göre yalnızca boşanma sebebi değil, bazı hâllerde kişilik haklarına saldırı (TMK m.174/2 kapsamında manevi tazminat) olarak da değerlendirilebilir.

Duygusal ve Psikolojik Şiddet Nasıl Değerlendirilir?

Kısa cevap: Sürekli aşağılama, küçük düşürme, üçüncü kişiler önünde rencide etme ve ısrarla boşanmak istediğini tekrarlama gibi davranışlar duygusal/psikolojik şiddet olarak değerlendirilip kusur sayılır.

Yargıtay, bu tür davranışların söylendiği bağlamı da gözetir. Örneğin bir eşin "artık sevmiyorum" şeklindeki bir ifadeyi baş başa ve dürüstçe dile getirmesi tek başına kusur sayılmazken; aynı ifadenin üçüncü kişiler önünde aşağılama kastıyla tekrarlanması kusur olarak değerlendirilebilir.

Bağımsız Konut Sağlamamak Kusur mudur?

Kısa cevap: Eşini kendi ailesiyle birlikte yaşamaya zorlamak ve bağımsız bir konut sağlamamak, TMK m.186 kapsamında birlik görevlerinin ihlali sayılarak kusur oluşturabilir; ancak bu vakıanın dilekçede açıkça dayanılmış olması gerekir.

Yargıtay, dayanılmayan bir vakıanın kusura esas alınamayacağını vurgular. Ayrıca bağımsız konut sağlamama ve eşi ailesinin yanında bırakma eyleminin tek başına, her olayda kişilik haklarına saldırı (manevi tazminat) düzeyine ulaşmayabileceği de içtihatla kabul edilmiştir; bu nedenle somut olayın ağırlığı ayrıca değerlendirilir.

Eşin Ailesiyle İlgili Davranışlar Kusur Teşkil Eder mi?

Kısa cevap: Evet. Bir eşin, diğerinin ailesinin evliliğe haksız müdahalesine sessiz kalması veya eşini kendi ailesinden soğutması, eşini koruma yükümlülüğünün ihlali sayılarak kusur teşkil edebilir.

Bununla birlikte, şiddet ve hakarete maruz kalan eşin, kendisine kötü davranan kayınvalide/kayınpedere karşı gösterdiği saygısızlık, somut olayda tepkisel davranış kapsamında değerlendirilip kusur sayılmayabilir.

Affedilen veya Hoşgörülen Davranışlar Boşanma Sebebi Olur mu?

Kısa cevap: Hayır. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan vakıalar karşı tarafa kusur olarak yüklenemez ve bunlara dayanılarak boşanmaya karar verilemez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.03.2019 tarihli, 2017/2-2067 E., 2019/296 K. sayılı kararında af; esasen bir haktan vazgeçmeyi içeren bir his açıklaması veya davranış biçimi olarak tanımlanmıştır. Kusurlu davranıştan sonra birlikte yaşamaya devam etmek, tatile/balayına birlikte gitmek, terk ihtarı çekmek (ihtar öncesi kusurları affetmiş sayılır) veya nafaka davasından feragat etmek, af/hoşgörü göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Hangi Davranışlar Af Sayılmaz?

Kısa cevap: Zorunlu nedenlerle (çocuk hastalığı, cenaze, düğün gibi) kısa süreli bir araya gelmek, sonuçsuz kalan barışma teklifleri, ceza davasında şikâyetten vazgeçmek ve aynı evde ayrı odalarda yaşamaya devam etmek af sayılmaz.

Özellikle süreklilik gösteren fiziksel şiddet hâllerinde, sonrasında bir süre birlikte yaşanmış olması tek başına af sayılmaz. Affı iddia eden taraf bunu somut delille ispatlamalıdır; ayrıca af yalnızca affedilen belirli vakıayı kapsar, diğer kusurlu davranışları ortadan kaldırmaz.

TMK 166/1 Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

Kısa cevap: Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi kurulmamış yerlerde asliye hukuk mahkemesi davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakar (4787 sayılı Kanun m.2). Yetkili mahkeme ise, TMK m.168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Bu düzenleme davacıya seçimlik bir yetki imkânı tanır. Dilekçenin hazırlanmasına ilişkin genel ilkeler için boşanma dilekçesi nasıl yazılır rehberimiz yol gösterici olabilir.

Tanık Beyanı Nasıl Değerlendirilir?

Kısa cevap: Tanık beyanı somut olmalı; yer, zaman ve öğrenme şeklini açıkça içermelidir. Duyuma dayalı, soyut ve inandırıcılıktan uzak beyanlar hükme esas alınmaz; tanıklık, dilekçelerde dayanılmayan bir vakıayı ispata yaramaz.

Tarafların ileri sürmediği bir vakıayı tanığın doğrulaması hâkimi bağlamaz; bu, HMK m.194'teki somutlaştırma yüküyle ilgilidir. Tanığın akraba veya yakın olması, beyanını tek başına değersiz kılmaz (HMK m.255); önemli olan beyanın somut ve tutarlı olmasıdır. Hukuka aykırı biçimde elde edilen ses veya görüntü kayıtları delil olarak kullanılamaz (HMK m.189/2).

Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat Şartları Nelerdir?

Kısa cevap: Maddi tazminat (TMK m.174/1), boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaati zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafa; manevi tazminat (TMK m.174/2) ise kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafa tanınır. Her ikisi için de talep edenin kusursuz veya karşı taraftan daha az kusurlu olması şarttır.

Eşit kusur hâlinde veya talep edenin kusuru daha ağırsa tazminat talebi kabul edilmez. Tazminat miktarı; kişilik haklarına saldırının ağırlığı, tarafların ekonomik-sosyal durumu ve hakkaniyet ilkesi (TMK m.4; TBK m.50-51) gözetilerek belirlenir. Tazminat talebi boşanma davasıyla birlikte istenebileceği gibi, kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava ile de ileri sürülebilir (TMK m.178).

Yoksulluk Nafakası Kusur Şartıyla Nasıl Bağlantılıdır?

Kısa cevap: Yoksulluk nafakasında ölçü tazminattan farklıdır: boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer eşten malî gücü oranında nafaka isteyebilir (TMK m.175). Eşit kusurlu eş dahi bu nafakayı alabilir; yalnızca ağır veya tam kusurlu eş alamaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.10.2022 tarihli, 2019/2-807 E., 2022/1221 K. sayılı kararında, yoksulluk nafakasının hiçbir surette nafaka yükümlüsüne yükletilen bir ceza veya tazminat niteliğinde olmadığı vurgulanmıştır. Bu konudaki ayrıntılı kusur eşiği ve şartlar için yoksulluk nafakasında kusur şartı başlıklı rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Velayet, Boşanmadaki Kusurdan Etkilenir mi?

Kısa cevap: Hayır, doğrudan etkilenmez. Velayet, boşanmadaki kusur durumundan bağımsız olarak çocuğun üstün yararına göre belirlenir; kusur yalnızca çocuğun üstün yararını etkilediği ölçüde dolaylı olarak dikkate alınabilir.

İdrak çağındaki çocuğun görüşü BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m.12 ve TMK m.339/3 çerçevesinde alınmalıdır; alınmaması bozma sebebi sayılır. Görüş bağlayıcı olmasa da, aksi yönde karar verilirken gerekçe gösterilmesi gerekir. TÜİK'in Evlenme ve Boşanma İstatistikleri 2024 verilerine göre, 2024 yılında velayete verilen 186.536 çocuğun %74,4'ünün velayeti anneye, %25,6'sının velayeti babaya bırakılmıştır. Velayet değişikliğine ilişkin ayrıntılar için velayet değişikliği davası rehberimize bakabilirsiniz.

Mal Rejiminin Tasfiyesi Kusurdan Etkilenir mi?

Kısa cevap: Kural olarak hayır; kusur, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesini etkilemez. İstisna olarak yalnızca zina veya hayata kast hâllerinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını hakkaniyete uygun biçimde azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m.236/2).

Mal paylaşımının genel işleyişi, katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı ayrımı hakkında ayrıntılı bilgi için boşanmada mal paylaşımı rehberimizi inceleyebilirsiniz.

TMK 166/1 Davasında İstinaf ve Temyiz Süreci Nasıl İşler?

Kısa cevap: Boşanma hükmü ve velayet, şahıs varlığına ilişkin olduğundan parasal sınır aranmaksızın istinaf ve temyize tabidir. Tazminat ve nafaka gibi fer'i mali kalemlerde ise her yıl güncellenen parasal kesinlik sınırları uygulanır; kanun yoluna başvuru süresi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır.

Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 27 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan tebliği ile belirlenen %25,49 yeniden değerleme oranına göre 2026 yılı için istinaf kesinlik sınırı 50.000 TL, temyiz sınırı 682.000 TL'dir. Manevi tazminat taleplerinde miktara bakılmaksızın istinaf yolu açık olup (HMK m.341/2), temyiz için yine bu parasal sınır geçerlidir. 7550 sayılı Kanunla HMK Ek m.1/2'de yapılan değişiklik uyarınca hangi yılın sınırının uygulanacağı, kararın değil davanın açıldığı tarihe göre belirlenir; yargılama uzasa dahi dava açıldığında açık olan kanun yolu kapanmaz. Sürecin genel işleyişi hakkında boşanma davası ne kadar sürer içeriğimiz de yol gösterici olabilir.

Sık Sorulan Sorular

Şiddetli geçimsizlik ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması aynı şey midir?

Evet. "Şiddetli geçimsizlik", 743 sayılı eski Medeni Kanun döneminde kullanılan bir kavramdı; 4721 sayılı TMK'da yerini m.166/1'deki "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" ifadesi almıştır. Halk arasında hâlâ şiddetli geçimsizlik olarak anılır.

Az kusurlu eş boşanma davası açabilir mi?

Evet. Boşanma kararı verilebilmesi için davacının kusursuz olması gerekmez; davalının en az bir miktar kusurunun bulunması yeterlidir. Az kusurlu, eşit kusurlu hatta bazı hallerde daha fazla kusurlu eş dahi dava açabilir.

Tam kusurlu eş hiç boşanma davası açamaz mı?

Tam kusurlu eş dava açabilir; ancak karşı tarafa (kusursuz eşe) hiçbir kusur atfedilemiyorsa mahkeme boşanmaya karar veremez, çünkü kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez.

Eşim boşanmaya itiraz ediyor; bu davayı engeller mi?

Davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır (TMK m.166/2). Ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ve çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, itiraza rağmen boşanmaya karar verilebilir.

Affettiğim bir olayı sonradan boşanma sebebi yapabilir miyim?

Hayır. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan vakıalar, karşı tarafa kusur olarak yüklenemez ve bunlara dayanılarak boşanmaya karar verilemez.

Eşimin kusurlu davranışına tepki gösterdim; bu bana kusur olarak yansır mı?

Tepki, makul sınırlar içinde kaldığı sürece kusur sayılmaz. Ancak tepkinin orantısı aşması hâlinde, tepki gösteren taraf da kusurlu değerlendirilebilir.

Boşanmada kusurum varsa velayeti alamaz mıyım?

Velayet, boşanmadaki kusurdan bağımsız olarak çocuğun üstün yararına göre belirlenir. Kusur, yalnızca çocuğun üstün yararını etkilediği ölçüde dolaylı olarak dikkate alınabilir.

Eşit kusurluysam tazminat veya nafaka alabilir miyim?

Eşit kusur hâlinde maddi/manevi tazminat talebi kural olarak kabul edilmez, çünkü tazminat için kusursuz veya daha az kusurlu olmak aranır. Ancak yoksulluk nafakası farklıdır: kusurunuz daha ağır değilse (eşit kusur dâhil), boşanma yüzünden yoksulluğa düşecekseniz yoksulluk nafakası isteyebilirsiniz.

Davam reddedildi; tekrar ne zaman boşanma davası açabilirim?

Ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmiş ve bu sürede ortak hayat yeniden kurulmamışsa, kusur tartışması yapılmaksızın TMK m.166/4 uyarınca boşanmaya karar verilir. Bir yıl dolmadan ise ancak ret kararından sonra gerçekleşen yeni olaylara dayanarak yeniden dava açılabilir.

Boşanma davası açtıktan sonra eşim yeni bir kusur işlerse bu davada kullanabilir miyim?

Hayır. Yargıtay uygulamasında dava tarihinden sonra gerçekleşen olaylar görülmekte olan davada kusur olarak değerlendirilemez; bu olaylar ancak yeni bir boşanma davasına konu edilebilir.

Zina için süre geçtiyse aynı olaya TMK 166/1 ile dayanabilir miyim?

Evet. Zinada altı aylık hak düşürücü süre (TMK m.161) geçmiş olsa dahi, aynı olay güven sarsıcı davranış olarak genel sebep kapsamında (TMK m.166/1) kusur teşkil eder; ancak af veya hoşgörü sayılabilecek davranışların bulunmaması gerekir.

Aynı evde yaşamaya devam etmek af sayılır mı?

Tek başına sayılmaz. Özellikle ekonomik zorunluluk veya çocuklar nedeniyle aynı evde ayrı odalarda yaşamak af göstergesi değildir; ancak fiilen karı-koca hayatının sürdürülmesi ve kusurlu davranıştan sonra birlikte tatile gitmek gibi davranışlar af olarak değerlendirilebilir.

Tek bir olay evlilik birliğinin temelinden sarsılması için yeterli mi?

Olayın ağırlığına bağlıdır. Fiziksel şiddet veya sadakatsizlik gibi ağır tek bir olay yeterli olabilirken; sıradan tartışma, geçici küskünlük ve fikir ayrılıkları süreklilik ve yoğunluk taşımadıkça bu eşiği aşmaz.

Çekişmeli boşanma davasının usul ve süreç aşamaları hakkında ayrıntılı bilgi için çekişmeli boşanma davası rehberi içeriğimizi de inceleyebilirsiniz.

Boşanmada maddi ve manevi tazminat şartları, miktar tayini ve üçüncü kişi sorumluluğu hakkında ayrıntılı bilgi için boşanmada maddi ve manevi tazminat rehberimizi de inceleyebilirsiniz.

Şiddetli geçimsizlik nasıl ispatlanır?

Tarih ve yer içeren somut olayların tanık beyanı, yazışma kayıtları, sağlık raporu, kolluk tutanağı ve benzeri delillerle ispatı gerekir. Hâkim, dayanılan olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz (TMK m.184); soyut geçimsizlik iddiası tek başına yeterli değildir.

Dava açıldıktan sonra eşim aldatırsa bu davada kusur sayılır mı?

Hayır. Dava tarihinden sonra gerçekleşen olaylar, görülmekte olan davada kusur olarak değerlendirilemez; ancak yeni bir boşanma davasına veya kişilik haklarına saldırı nedeniyle ayrı bir tazminat talebine konu olabilir.

TMK 166/1 davasında arabuluculuk zorunlu mu?

Hayır. Boşanma, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri bir uyuşmazlık olduğundan dava şartı arabuluculuğa tabi değildir (6325 sayılı Kanun m.1/2); dava doğrudan aile mahkemesinde açılır.

Anlaşmalı boşanma ile TMK 166/1 arasındaki fark nedir?

Anlaşmalı boşanma da TMK m.166'da (üçüncü fıkra) düzenlenir; ancak kusur incelenmez, evliliğin en az bir yıl sürmesi ve tarafların protokolle mahkemeye birlikte başvurması yeterlidir. Ayrıntı için anlaşmalı boşanma rehberi yazımıza bakabilirsiniz.

Ankara Boşanma ve Aile Hukuku Avukatı Desteği

Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı boşanma davalarının sonucu; kusur dengesinin doğru kurgulanmasına, vakıaların dilekçede somut biçimde ortaya konulmasına ve delillerin (tanık, yazışma, belge) usulüne uygun toplanmasına bağlıdır. Tazminat, nafaka ve velayet gibi fer'i taleplerin her biri farklı kusur eşiklerine tabi olduğundan, stratejinin baştan doğru kurulması önem taşır.

Ankara'da TMK m.166/1'e dayalı boşanma davaları, yerleşim yerine göre Ankara Adliyesi'ne bağlı aile mahkemelerinde (Söğütözü ek hizmet binası), Etimesgut ve Sincan için Ankara Batı Adliyesi'nde ya da kendi aile mahkemesi bulunan ilçe adliyelerinde görülür; aile mahkemesi kurulmamış ilçelerde asliye hukuk mahkemesi davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakar (4787 sayılı Kanun m.2). Av. Murat Akman (Ankara Barosu, Sicil No: 42294), Ankara ve çevresinde çekişmeli boşanma ve aile hukuku uyuşmazlıklarında; dosyanın değerlendirilmesi, kusur dengesinin ve delil stratejisinin kurulması ve sürecin baştan sona takibi esasıyla hukuki destek sunmaktadır. Hizmet kapsamı için Ankara boşanma avukatı sayfamızı inceleyebilir, dosyanıza özel değerlendirme için +90 312 911 67 90 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.

İlgili Yazılarımız

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat zaman içinde değişebileceğinden, her dosya kendi koşullarında ve güncel düzenlemeler ışığında değerlendirilmelidir.

Son güncelleme: Eylül 2026.

Son Yazılar

Hepsini Gör
  • Whatsapp
bottom of page