top of page

Hayata Kast, Pek Kötü Davranış ve Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma (TMK 162)

14 Tem
9 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 5 gün önce

Hayata Kast, Pek Kötü Davranış ve Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma (TMK 162)

Kısa Cevap

Türk Medeni Kanunu m.162, eşlerden birinin diğerinin hayatına kastetmesi, kendisine pek kötü davranması veya ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunması hâlinde diğer eşe boşanma davası açma hakkı tanır. Bu, mutlak bir özel boşanma sebebidir; yani evlilik birliğinin çekilmez hâle gelip gelmediğinin ayrıca araştırılmasına gerek yoktur, davranışın kanıtlanması boşanma kararı için yeterlidir. Dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde olayın üzerinden beş yıl geçmekle düşer; ayrıca davranışı affeden eşin dava hakkı da sona erer.

TMK m.162 Ne Diyor?

Kanun, hayata kast, pek kötü davranış ve ağır onur kırıcı davranışı tek bir maddede, üç ayrı özel boşanma sebebi olarak düzenlemiştir:

Madde 162- Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadına göre, bu üç davranıştan biri gerçekleştiğinde hâkim, evlilik birliğinin çekilmez hâle gelip gelmediğini ayrıca araştırmaksızın boşanmaya karar verebilir; bu nedenle madde "mutlak boşanma sebebi" olarak nitelendirilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20.06.2019 T., 2017/2420 E., 2019/750 K.).

Üç Ayrı Boşanma Sebebi: Hayata Kast, Pek Kötü Davranış, Onur Kırıcı Davranış

Hayata Kast Nedir?

Hayata kast, bir eşin diğerini öldürme niyetini davranışlarıyla ortaya koymasıdır; öldürme teşebbüsü, intihara zorlama veya eşin hayatını tehlikeye sokacak önlemleri kasten almama gibi eylemleri kapsar. Eylemin ölümle sonuçlanıp sonuçlanmaması önemli değildir; belirleyici olan öldürme kastının varlığıdır. Salt tehdit niteliğindeki sözler, kasıt unsuru ayrıca kanıtlanmadıkça hayata kast kapsamında değerlendirilmez.

Pek Kötü Davranış Nedir?

Pek kötü davranış, bir eşin diğerinin beden bütünlüğünü veya sağlığını bozan ya da tehlikeye düşüren, zulüm ve işkence boyutuna ulaşan eylemleridir. Tek bir eylemin varlığı dahi yeterli sayılabilir; devamlılık şart değildir. Uygulamada pek kötü davranış sayılan bazı eylemler:

  • Fiziksel şiddet uygulamak (dövme, darp)

  • Eşi eve kapatmak veya evden kovmak

  • Eşi aç veya susuz bırakmak

  • Eşi rızası dışında cinsel ilişkiye zorlamak

Ağır Derecede Onur Kırıcı Davranış Nedir?

Onur kırıcı davranış, bir eşin diğerine hakaret etmek veya onu küçük düşürmek amacıyla yaptığı, kasıtlı saldırıdır. Kanun her onur kırıcı davranışı değil, yalnızca ağır derecede olanları bu maddenin kapsamına almıştır; ağırlığın değerlendirilmesi somut olayın koşullarına göre hâkim tarafından yapılır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2420 E., 2019/750 K. sayılı kararında, kocanın eşine yönelik fiziksel şiddeti ve etrafta hakaret içeren sözlerle küçük düşürücü ifadeleri birlikte değerlendirilerek onur kırıcı davranış oluşturduğu ve TMK m.162'deki boşanma koşullarının gerçekleştiği kabul edilmiştir; kararda ayrıca bu tür bir olayda eşin affettiğine dair somut bir delil bulunmadığı sürece dava hakkının devam ettiği vurgulanmıştır.

Hak Düşürücü Süreler: 6 Ay ve 5 Yıl

Kanun, m.162 kapsamındaki davalar için iki ayrı hak düşürücü süre öngörmüştür: davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden itibaren 6 ay ve her hâlde olayın gerçekleşmesinden itibaren 5 yıl. Bu süreler, taraflarca ileri sürülmese dahi hâkim tarafından kendiliğinden (resen) gözetilir. Tek bir eylemden ibaret olaylarda süre o olay tarihinden, süreklilik gösteren eylemlerde ise en son eylemin gerçekleştiği tarihten başlar.

Affetme (Bağışlama) Dava Hakkını Nasıl Etkiler?

Kanunun açık hükmü uyarınca affeden tarafın dava hakkı yoktur. Ancak affın hukuken geçerli sayılması için kayıtsız şartsız bir irade beyanının bulunması veya affı açıkça gösteren fiilî bir tutumun gerçekleşmesi gerekir; Yargıtay uygulamasında bu ilke istikrarlı biçimde uygulanmaktadır. Af, koşula bağlanamaz ve bir kez gerçekleştikten sonra tek taraflı olarak geri alınamaz.

Uygulamada sıkça karıştırılan bir nokta şudur: eşe yönelik fiziksel şiddet veya hakaret nedeniyle açılan ceza davasından ya da savcılığa yapılan şikâyetten vazgeçilmiş olması, tek başına affetme anlamına gelmez. Af, boşanma davası bakımından ayrı ve açık bir irade beyanı gerektiren bir kurumdur; sadece cezai süreçten vazgeçmek, TMK m.162 kapsamındaki dava hakkını sona erdirmez.

Bu konudaki genel ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında şöyle özetlenmiştir:

Madde de sayılan her üç neden için de, kusursuz olan eşin dava hakkı iki hâlde düşer. Bunlardan biri kusursuz eşin, hayatına kastetmiş veya kendisine pek kötü veya onur kırıcı davranışta bulunmuş olan eşini affetmesi; diğeri ise altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü sürelerin geçirilmiş olmasıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20.06.2019 T., 2017/2420 E., 2019/750 K.)

İspat ve Kusur Sonuçları

Hangi delillerle ispatlanır?

İspat yükü, davranışın gerçekleştiğini iddia eden davacı eştedir. Uygulamada en güçlü deliller; adli muayene ve darp raporları, hastane kayıtları, 6284 sayılı Kanun kapsamında açılmış koruma kararı dosyası ve içindeki tutanaklar, kolluk ifade tutanakları, ceza soruşturması dosyası, tanık beyanları ile tarafların kendi aralarındaki hakaret veya tehdit içeren mesaj kayıtlarıdır.

İki noktaya dikkat edilmelidir. Birincisi, ceza yargılamasının kesinleşmiş mahkûmiyetle sonuçlanması şart değildir; aile mahkemesi hâkimi fiilin gerçekleşip gerçekleşmediğini kendi delilleriyle değerlendirir. İkincisi, hukuka aykırı yolla elde edilen deliller (eşin rızası olmadan kaydedilen ses veya görüntüler, izinsiz erişilen yazışmalar) hükme esas alınamaz; bu husus mahkemece kendiliğinden gözetilir.

TMK m.166/1'e dayalı davalarda yapılan kusur kıyaslamasının aksine, m.162 kapsamında boşanma kararı verilebilmesi için davacı eşin kusur durumu araştırılmaz; üç davranıştan birinin ispatı boşanma için yeterlidir. Ancak buradan "davacının kusuru hiç önemli değildir" sonucu çıkarılmamalıdır ve uygulamada en sık yapılan hata budur. Kusursuzluk kuralı yalnızca boşanma kararı bakımından geçerlidir; boşanmanın mali sonuçları bakımından hâkim tarafların kusurunu yine karşılaştırır.



TMK m.174 uyarınca tazminat isteyebilmek için davacının kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekir. Davacı da ağır kusurluysa, boşanma m.162'ye göre verilse dahi tazminat talebi reddedilebilir veya indirilebilir. Aynı şekilde yoksulluk nafakasında ölçüt, nafaka isteyenin kusurunun diğerinden ağır olmamasıdır (TMK m.175). Bu nedenle m.162 davasında da kusur delillerinin toplanması ihmal edilmemelidir.

Davranışta bulunan eşin ayırt etme gücü bulunmalıdır

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yukarıda anılan kararında açıkça belirtildiği üzere, hayata kastetme, pek kötü davranma veya onur kırıcı davranışta bulunma eyleminin bu maddeye dayanak olabilmesi için eşin bunu kasten işlemesi ve ayırt etme gücünün bulunması gerekir. Ayırt etme gücünü ortadan kaldıran bir akıl hastalığı söz konusuysa eşe kusur yüklenemeyeceğinden TMK m.162 uygulanmaz; bu hâlde koşulları varsa TMK m.165'e dayanılması gerekir.

Davranış diğer eşe yönelmiş olmalıdır

TMK m.162, eşlerden birinin diğerine yönelik davranışlarını düzenler. Bu nedenle üçüncü kişilere yönelen eylemler kural olarak bu madde kapsamında değerlendirilmez. Çocuğa veya eşin yakınlarına yönelik şiddet, m.162'ye doğrudan dayanak oluşturmasa da TMK m.166/1 kapsamında kusur olarak ileri sürülebilir ve velayet değerlendirmesinde belirleyici olur.

Hayata Kastın Mal Rejimindeki Özel Sonucu (TMK m.236/2)

Hayata kast, boşanma sebepleri arasında mal rejimi bakımından ayrıcalıklı bir yere sahiptir ve bu sonuç uygulamada çoğu zaman gözden kaçar. Kural olarak her eş, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir. Ancak TMK m.236/2 uyarınca, boşanma zina veya hayata kast nedeniyle gerçekleşmişse hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya tamamen kaldırabilir.

Bunun pratik sonucu şudur: aynı olgu hem hayata kast hem başka bir sebep kapsamında değerlendirilebiliyorsa, davanın hangi sebebe dayandırıldığı yalnızca boşanma kararını değil, tarafların mal paylaşımındaki payını da değiştirir. Bu indirim veya kaldırma kendiliğinden uygulanmaz; mal rejimi tasfiyesi davasında açıkça talep edilmesi ve boşanmanın hayata kast sebebiyle gerçekleştiğinin ortaya konması gerekir. Buna karşılık pek kötü davranış veya onur kırıcı davranış sebebiyle verilen boşanmada bu hüküm işletilemez; m.236/2 yalnızca zina ve hayata kast hâlleriyle sınırlıdır.

6284 Sayılı Kanun ile İlişkisi: Tedbir mi, Boşanma Sebebi mi?

6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma kararı veya uzaklaştırma tedbiri ile TMK m.162'ye dayalı boşanma davası farklı amaçlara hizmet eden, birbirinden bağımsız iki hukuki yoldur. 6284 sayılı Kanun şiddet mağdurunu hızlı ve delil aranmaksızın koruma altına alan idari/adli bir tedbir mekanizmasıdır; boşanmayı sonuçlandırmaz. TMK m.162 ise doğrudan boşanma kararının hukuki dayanağıdır. Uygulamada bir eş, hem koruma kararı alıp hem de aynı olaylara dayanarak ayrıca boşanma davası açabilir; koruma kararı dosyasındaki deliller (raporlar, tutanaklar) boşanma davasında da kusur ispatı için kullanılabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi kurulmamış yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar. Yetkili mahkeme TMK m.168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Şiddet veya tehdide ilişkin ceza soruşturması ayrı yürür ve boşanma davasının yetkisini etkilemez.

Ankara'da aile mahkemeleri Ankara Adliyesi'nin Söğütözü'ndeki ek hizmet binasında görev yapar; ceza yargılaması Sıhhiye'deki ana adliye binasında görülür. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma kararı ise aile mahkemesinden talep edilir, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk birimine de başvurulabilir. Yerleşim yeri Sincan veya Etimesgut ise Ankara Batı Adliyesi yetkilidir.

Örnek Senaryolar

Örnek 1: Eşi tarafından tekrar eden şekilde darp edilen ve ayrıca çevresinde hakaret ve iftiraya maruz kalan bir eş, bu olayları öğrendiği veya en son yaşandığı tarihten itibaren 6 ay içinde TMK m.162'ye dayanarak dava açarsa, hâkim ayrıca evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığını araştırmaksızın boşanmaya karar verebilir.

Örnek 2: Eşini eve kilitleyen veya günlerce aç bırakan bir eşin bu davranışı, tek seferlik olsa dahi zulüm ve işkence boyutuna ulaştığı ölçüde pek kötü davranış sayılabilir ve diğer eşe m.162 kapsamında dava hakkı verir.

Yanlış Bilinenler

  • "Sadece fiziksel şiddet pek kötü davranış sayılır." Yanlıştır; eve kapatma, aç bırakma, cinsel ilişkiye zorlama gibi bedensel/ruhsal sağlığı bozan her türlü ağır eylem kapsama girer.

  • "Hakaret ettiği için otomatik olarak TMK 162 uygulanır." Yanlıştır; davranışın "ağır derecede" onur kırıcı nitelikte olması ve kasıtla yapılmış olması gerekir, hâkim bunu somut olaya göre değerlendirir.

  • "Şikayetimi geri çektim, artık boşanma davası açamam." Yanlıştır; ceza şikâyetinden vazgeçmek affetmek anlamına gelmez, dava hakkı süresi içinde devam eder.

  • "Öldürmekle tehdit etti, bu hayata kasttır." Tehdit tek başına hayata kast sayılmaz; öldürme kastını gösteren somut bir eylemin gerçekleşmesi gerekir.

  • "5 yıl geçtiyse artık hiçbir şekilde boşanma davası açamam." Yanlıştır; TMK m.162'ye özgü süre geçmiş olsa da aynı olaylar TMK m.166/1 kapsamında kusur olarak ileri sürülebilir. Ancak olay affedilmişse, affedilen davranış TMK m.166/1 davasında da kusur olarak yüklenemez.

Sıkça Sorulan Sorular

TMK 162 hangi durumlarda uygulanır?

Bir eşin diğerinin hayatına kastetmesi, ona pek kötü davranması veya ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunması hâlinde uygulanır. Bu üç davranıştan birinin ispatlanması, evlilik birliğinin ayrıca sarsıldığının kanıtlanmasına gerek olmaksızın boşanma kararı verilmesi için yeterlidir.

Tehditle hayata kast aynı şey midir?

Hayır. Yargıtay uygulamasında, öldürme niyetini gösteren somut bir eylem bulunmadıkça salt tehdit sözleri hayata kast kapsamında değerlendirilmez.

Tek bir hakaret olayı boşanma sebebi sayılır mı?

Onur kırıcı davranışın "ağır derecede" olması şartıyla tek bir olay dahi yeterli olabilir; ancak ağırlığın değerlendirilmesi somut olayın koşullarına ve hâkimin takdirine bağlıdır.

Şikayetimi geri çektim, boşanma hakkımı kaybeder miyim?

Hayır. Yerleşik içtihada göre ceza davasından veya şikâyetten vazgeçmiş olmak, TMK m.162 anlamında affetmek sayılmaz; boşanma davası açma hakkınız hak düşürücü süreler içinde devam eder.

TMK 162 ile TMK 166/1 arasındaki fark nedir?

TMK 162 mutlak bir özel boşanma sebebidir; davranışın ispatı tek başına yeterlidir. TMK 166/1 ise genel bir boşanma sebebidir ve evlilik birliğinin çekilmez hâle geldiğinin ayrıca kanıtlanmasını gerektirir. Burada önemli bir ayrım vardır: TMK 162'deki altı aylık ve beş yıllık süreler geçmişse aynı olaylar TMK 166/1 kapsamında kusur olarak ileri sürülebilir; çünkü sürenin geçmesi olayın yaşanmadığı anlamına gelmez. Buna karşılık olay affedilmişse, affedilen davranış TMK 166/1 davasında da kusur olarak yüklenemez. Yani süre geçmesi ile af aynı sonucu doğurmaz.

6284 kapsamında koruma kararı aldım, ayrıca TMK 162'ye dayanarak boşanma davası açabilir miyim?

Evet. Koruma kararı ile boşanma davası birbirinden bağımsız hukuki yollardır. Koruma kararı sürecindeki deliller, TMK m.162'ye dayalı boşanma davasında kusur ispatı için de kullanılabilir.

Eşim bana şiddet uyguladı ama ben de kusurluyum, tazminat alabilir miyim?

Boşanma kararı ile tazminatı ayırmak gerekir. TMK m.162'ye göre boşanmaya karar verilebilmesi için davacının kusuru araştırılmaz; davranışın ispatı yeterlidir. Ancak tazminat için TMK m.174 uyarınca davacının kusursuz veya daha az kusurlu olması aranır. Davacı da ağır kusurluysa boşanma verilse dahi tazminat talebi reddedilebilir veya indirilebilir.

Hayata kast nedeniyle boşanmada mal paylaşımı değişir mi?

Evet. TMK m.236/2 uyarınca boşanma zina veya hayata kast sebebiyle gerçekleşmişse hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya tamamen kaldırabilir. Bu sonuç kendiliğinden doğmaz; mal rejimi tasfiyesi davasında açıkça talep edilmelidir. Pek kötü davranış veya onur kırıcı davranış sebebiyle verilen boşanmada bu hüküm uygulanmaz.

Eşim çocuğuma şiddet uyguluyor, TMK 162'ye dayanabilir miyim?

TMK m.162 eşlerden birinin diğerine yönelik davranışlarını düzenlediğinden, çocuğa veya üçüncü kişilere yönelen eylemler kural olarak bu madde kapsamında değerlendirilmez. Ancak bu davranışlar TMK m.166/1 kapsamında kusur olarak ileri sürülebilir, velayet değerlendirmesinde belirleyici olur ve 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbiri talep edilebilir.

Terditli Dava: TMK 162 ile Birlikte TMK 166/1'e Dayanılabilir mi?

TMK 162 mutlak bir boşanma sebebi olsa da, hâkimin davranışı "ağır derecede" onur kırıcı veya "pek kötü" nitelikte bulmama riski her zaman vardır; bu değerlendirme somut olaya göre yapılır. Bu riske karşı, HMK m.111 uyarınca dava dilekçesinde TMK 162 asıl (asli) talep, TMK 166/1 (evlilik birliğinin sarsılması) ise fer'î (terditli) talep olarak birlikte ileri sürülebilir. Hâkim, TMK 162 şartlarının tam oluşmadığına kanaat getirirse, davayı reddetmek yerine aynı olguları genel boşanma sebebi çerçevesinde değerlendirip boşanmaya karar verebilir.



Terditli talep ileri sürülmemiş ve dava reddedilmişse, bunun bir yıl boyunca dava açma yasağı doğurduğu sanılmamalıdır. Kesin hüküm yalnızca o davada ileri sürülen vakıaları kapsar; ret kararından sonra ortaya çıkan yeni vakıalara dayanılarak her zaman yeni bir boşanma davası açılabilir. Yeni bir vakıa yoksa, yalnızca ortak hayatın yeniden kurulamaması karinesine dayanmak için ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl beklenmesi gerekir (TMK m.166 son fıkra; bu süre 7532 sayılı Kanun ile 14.11.2024 tarihinde üç yıldan bire indirilmiştir). Terditli talep, bu ikinci dava ihtiyacını baştan ortadan kaldırdığı için tedbirli bir stratejidir.

Fiilî ayrılık yoluyla boşanmanın şartları, bir yıllık sürenin nasıl hesaplandığı ve bu davada kusurun fer'î taleplere etkisi için Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (TMK 166/1) rehberimize bakabilirsiniz.

İlgili Yazılarımız

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olayınıza özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Boşanma davanızla ilgili değerlendirme için Av. Murat Akman ile iletişime geçebilirsiniz. Son güncelleme: Eylül 2026.

TMK m.162'ye dayalı boşanma davasının usul ve ispat boyutu için Ankara boşanma avukatı sayfamızda boşanma sürecinin bütünü ele alınmıştır.

Son Yazılar

Hepsini Gör
  • Whatsapp
bottom of page