top of page

Hayata Kast, Pek Kötü Davranış ve Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma (TMK 162)

  • 5 gün önce
  • 6 dakikada okunur

Hayata Kast, Pek Kötü Davranış ve Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma (TMK 162)

Kısa Cevap

Türk Medeni Kanunu m.162, eşlerden birinin diğerinin hayatına kastetmesi, kendisine pek kötü davranması veya ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunması hâlinde diğer eşe boşanma davası açma hakkı tanır. Bu, mutlak bir özel boşanma sebebidir; yani evlilik birliğinin çekilmez hâle gelip gelmediğinin ayrıca araştırılmasına gerek yoktur, davranışın kanıtlanması boşanma kararı için yeterlidir. Dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde olayın üzerinden beş yıl geçmekle düşer; ayrıca davranışı affeden eşin dava hakkı da sona erer.

TMK m.162 Ne Diyor?

Kanun, hayata kast, pek kötü davranış ve ağır onur kırıcı davranışı tek bir maddede, üç ayrı özel boşanma sebebi olarak düzenlemiştir:

Madde 162- Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadına göre, bu üç davranıştan biri gerçekleştiğinde hâkim, evlilik birliğinin çekilmez hâle gelip gelmediğini ayrıca araştırmaksızın boşanmaya karar verebilir; bu nedenle madde "mutlak boşanma sebebi" olarak nitelendirilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20.06.2019 T., 2017/2420 E., 2019/750 K.).

Üç Ayrı Boşanma Sebebi: Hayata Kast, Pek Kötü Davranış, Onur Kırıcı Davranış

Hayata Kast Nedir?

Hayata kast, bir eşin diğerini öldürme niyetini davranışlarıyla ortaya koymasıdır; öldürme teşebbüsü, intihara zorlama veya eşin hayatını tehlikeye sokacak önlemleri kasten almama gibi eylemleri kapsar. Eylemin ölümle sonuçlanıp sonuçlanmaması önemli değildir; belirleyici olan öldürme kastının varlığıdır. Salt tehdit niteliğindeki sözler, kasıt unsuru ayrıca kanıtlanmadıkça hayata kast kapsamında değerlendirilmez.

Pek Kötü Davranış Nedir?

Pek kötü davranış, bir eşin diğerinin beden bütünlüğünü veya sağlığını bozan ya da tehlikeye düşüren, zulüm ve işkence boyutuna ulaşan eylemleridir. Tek bir eylemin varlığı dahi yeterli sayılabilir; devamlılık şart değildir. Uygulamada pek kötü davranış sayılan bazı eylemler:

  • Fiziksel şiddet uygulamak (dövme, darp)

  • Eşi eve kapatmak veya evden kovmak

  • Eşi aç veya susuz bırakmak

  • Eşi rızası dışında cinsel ilişkiye zorlamak

Ağır Derecede Onur Kırıcı Davranış Nedir?

Onur kırıcı davranış, bir eşin diğerine hakaret etmek veya onu küçük düşürmek amacıyla yaptığı, kasıtlı saldırıdır. Kanun her onur kırıcı davranışı değil, yalnızca ağır derecede olanları bu maddenin kapsamına almıştır; ağırlığın değerlendirilmesi somut olayın koşullarına göre hâkim tarafından yapılır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2420 E., 2019/750 K. sayılı kararında, kocanın eşine yönelik fiziksel şiddeti ve etrafta hakaret içeren sözlerle küçük düşürücü ifadeleri birlikte değerlendirilerek onur kırıcı davranış oluşturduğu ve TMK m.162'deki boşanma koşullarının gerçekleştiği kabul edilmiştir; kararda ayrıca bu tür bir olayda eşin affettiğine dair somut bir delil bulunmadığı sürece dava hakkının devam ettiği vurgulanmıştır.

Hak Düşürücü Süreler: 6 Ay ve 5 Yıl

Kanun, m.162 kapsamındaki davalar için iki ayrı hak düşürücü süre öngörmüştür: davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden itibaren 6 ay ve her hâlde olayın gerçekleşmesinden itibaren 5 yıl. Bu süreler, taraflarca ileri sürülmese dahi hâkim tarafından kendiliğinden (resen) gözetilir. Tek bir eylemden ibaret olaylarda süre o olay tarihinden, süreklilik gösteren eylemlerde ise en son eylemin gerçekleştiği tarihten başlar.

Affetme (Bağışlama) Dava Hakkını Nasıl Etkiler?

Kanunun açık hükmü uyarınca affeden tarafın dava hakkı yoktur. Ancak affın hukuken geçerli sayılması için kayıtsız şartsız bir irade beyanının bulunması veya en azından affı açıkça gösteren fiilî bir tutum ya da davranışın gerçekleşmesi gerekir; bu, doktrinde ve Yargıtay uygulamasında istikrarlı biçimde kabul edilen bir ilkedir.

Uygulamada sıkça karıştırılan bir nokta şudur: eşe yönelik fiziksel şiddet veya hakaret nedeniyle açılan ceza davasından ya da savcılığa yapılan şikâyetten vazgeçilmiş olması, tek başına affetme anlamına gelmez. Af, boşanma davası bakımından ayrı ve açık bir irade beyanı gerektiren bir kurumdur; sadece cezai süreçten vazgeçmek, TMK m.162 kapsamındaki dava hakkını sona erdirmez.

Bu konudaki genel ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında şöyle özetlenmiştir:

Madde de sayılan her üç neden için de, kusursuz olan eşin dava hakkı iki hâlde düşer. Bunlardan biri kusursuz eşin, hayatına kastetmiş veya kendisine pek kötü veya onur kırıcı davranışta bulunmuş olan eşini affetmesi; diğeri ise altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü sürelerin geçirilmiş olmasıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20.06.2019 T., 2017/2420 E., 2019/750 K.)

İspat ve Kusur Sonuçları

TMK m.166/1'e dayalı (evlilik birliğinin sarsılması) davalarda yapılan kusur kıyaslamasının aksine, m.162 kapsamında davacı eşin kusur durumu araştırılmaz; davacı ne kadar kusurlu olursa olsun, hayata kast, pek kötü davranış veya ağır onur kırıcı davranışın ispatlanması hâlinde boşanmaya bu sebeple karar verilir ve davalı eş tam kusurlu kabul edilir. Bu sonuç, maddi ve manevi tazminat talepleri ile yoksulluk nafakası değerlendirmesini doğrudan etkiler; ayrıca hâkim, mal rejimi tasfiyesinde tarafların katkı/katılma paylarını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir.

6284 Sayılı Kanun ile İlişkisi: Tedbir mi, Boşanma Sebebi mi?

6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma kararı veya uzaklaştırma tedbiri ile TMK m.162'ye dayalı boşanma davası farklı amaçlara hizmet eden, birbirinden bağımsız iki hukuki yoldur. 6284 sayılı Kanun şiddet mağdurunu hızlı ve delil aranmaksızın koruma altına alan idari/adli bir tedbir mekanizmasıdır; boşanmayı sonuçlandırmaz. TMK m.162 ise doğrudan boşanma kararının hukuki dayanağıdır. Uygulamada bir eş, hem koruma kararı alıp hem de aynı olaylara dayanarak ayrıca boşanma davası açabilir; koruma kararı dosyasındaki deliller (raporlar, tutanaklar) boşanma davasında da kusur ispatı için kullanılabilir.

Örnek Senaryolar

Örnek 1: Eşi tarafından tekrar eden şekilde darp edilen ve ayrıca çevresinde hakaret ve iftiraya maruz kalan bir eş, bu olayları öğrendiği veya en son yaşandığı tarihten itibaren 6 ay içinde TMK m.162'ye dayanarak dava açarsa, hâkim ayrıca evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığını araştırmaksızın boşanmaya karar verebilir.

Örnek 2: Eşini eve kilitleyen veya günlerce aç bırakan bir eşin bu davranışı, tek seferlik olsa dahi zulüm ve işkence boyutuna ulaştığı ölçüde pek kötü davranış sayılabilir ve diğer eşe m.162 kapsamında dava hakkı verir.

Yanlış Bilinenler

  • "Sadece fiziksel şiddet pek kötü davranış sayılır." Yanlıştır; eve kapatma, aç bırakma, cinsel ilişkiye zorlama gibi bedensel/ruhsal sağlığı bozan her türlü ağır eylem kapsama girer.

  • "Hakaret ettiği için otomatik olarak TMK 162 uygulanır." Yanlıştır; davranışın "ağır derecede" onur kırıcı nitelikte olması ve kasıtla yapılmış olması gerekir, hâkim bunu somut olaya göre değerlendirir.

  • "Şikayetimi geri çektim, artık boşanma davası açamam." Yanlıştır; ceza şikâyetinden vazgeçmek affetmek anlamına gelmez, dava hakkı süresi içinde devam eder.

  • "Öldürmekle tehdit etti, bu hayata kasttır." Tehdit tek başına hayata kast sayılmaz; öldürme kastını gösteren somut bir eylemin gerçekleşmesi gerekir.

  • "5 yıl geçtiyse artık hiçbir şekilde boşanma davası açamam." TMK m.162'ye özgü süre geçmiş olsa da, aynı olaylar genel boşanma sebebi olan TMK m.166/1 (evlilik birliğinin sarsılması) kapsamında kusur olarak ileri sürülebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

TMK 162 hangi durumlarda uygulanır?

Bir eşin diğerinin hayatına kastetmesi, ona pek kötü davranması veya ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunması hâlinde uygulanır. Bu üç davranıştan birinin ispatlanması, evlilik birliğinin ayrıca sarsıldığının kanıtlanmasına gerek olmaksızın boşanma kararı verilmesi için yeterlidir.

Tehditle hayata kast aynı şey midir?

Hayır. Yargıtay uygulamasında, öldürme niyetini gösteren somut bir eylem bulunmadıkça salt tehdit sözleri hayata kast kapsamında değerlendirilmez.

Tek bir hakaret olayı boşanma sebebi sayılır mı?

Onur kırıcı davranışın "ağır derecede" olması şartıyla tek bir olay dahi yeterli olabilir; ancak ağırlığın değerlendirilmesi somut olayın koşullarına ve hâkimin takdirine bağlıdır.

Şikayetimi geri çektim, boşanma hakkımı kaybeder miyim?

Hayır. Yerleşik içtihada göre ceza davasından veya şikâyetten vazgeçmiş olmak, TMK m.162 anlamında affetmek sayılmaz; boşanma davası açma hakkınız hak düşürücü süreler içinde devam eder.

TMK 162 ile TMK 166/1 arasındaki fark nedir?

TMK 162 mutlak bir özel boşanma sebebidir; davranışın ispatı tek başına yeterlidir. TMK 166/1 ise genel bir boşanma sebebidir ve evlilik birliğinin çekilmez hâle geldiğinin ayrıca kanıtlanmasını gerektirir. TMK 162'deki süreler geçmiş olsa dahi aynı olaylar 166/1 kapsamında kusur olarak ileri sürülebilir.

6284 kapsamında koruma kararı aldım, ayrıca TMK 162'ye dayanarak boşanma davası açabilir miyim?

Evet. Koruma kararı ile boşanma davası birbirinden bağımsız hukuki yollardır. Koruma kararı sürecindeki deliller, TMK m.162'ye dayalı boşanma davasında kusur ispatı için de kullanılabilir.

Terditli Dava: TMK 162 ile Birlikte TMK 166/1'e Dayanılabilir mi?

TMK 162 mutlak bir boşanma sebebi olsa da, hâkimin davranışı "ağır derecede" onur kırıcı veya "pek kötü" nitelikte bulmama riski her zaman vardır; bu değerlendirme somut olaya göre yapılır. Bu riske karşı, HMK m.111 uyarınca dava dilekçesinde TMK 162 asıl (asli) talep, TMK 166/1 (evlilik birliğinin sarsılması) ise fer'î (terditli) talep olarak birlikte ileri sürülebilir. Hâkim, TMK 162 şartlarının tam oluşmadığına kanaat getirirse, davayı reddetmek yerine aynı olguları genel boşanma sebebi çerçevesinde değerlendirip boşanmaya karar verebilir. Terditli talep hiç ileri sürülmemiş ve dava yalnızca TMK 162'ye dayandırılıp kesin olarak reddedilmişse, ortak hayat yeniden kurulmadığı takdirde TMK 166 son fıkra uyarınca ancak ret kararının kesinleşmesinden 1 yıl sonra (7532 sayılı Kanun, 14.11.2024 değişikliği ile 3 yıldan indirilmiştir) yeniden dava açılabilir. Bu nedenle terditli talep, davanın tümden reddedilme riskine karşı tedbirli bir stratejidir.

İlgili Yazılarımız

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olayınıza özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Boşanma davanızla ilgili değerlendirme için Av. Murat Akman ile iletişime geçebilirsiniz. Son güncelleme: Temmuz 2026.

Son Yazılar

Hepsini Gör
  • Whatsapp
bottom of page