top of page

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma (TMK 165)

14 Tem
7 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 12 Eyl

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma (TMK 165)

Kısa Cevap

TMK m.165 uyarınca, eşlerden biri akıl hastası olup bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse ve hastalığın iyileşme olanağı bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilirse, sağlıklı eş boşanma davası açabilir. Bu, kusura dayanmayan "kusursuz" bir özel boşanma sebebidir; hasta eşe herhangi bir kusur yüklenmez, dava yalnızca objektif tıbbi ve hukuki şartların gerçekleşmesine dayanır. Üç şart birlikte aranır: iyileşmez akıl hastalığı, bunun resmî sağlık kurulu raporuyla kanıtlanması ve ortak hayatın sağlıklı eş için fiilen çekilmez hâle gelmiş olması.

TMK m.165 Ne Diyor?

Madde 165- Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.

Üç Şart Birlikte Aranır

  • İyileşme olanağı bulunmayan akıl hastalığı: Geçici bir rahatsızlık veya tedaviyle düzelme ihtimali bulunan bir durum bu maddeye dayanak olamaz.

  • Resmî sağlık kurulu raporu: İyileşme olanağının bulunmadığı, yetkili bir resmî sağlık kurulu tarafından açıkça tespit edilmelidir.

  • Ortak hayatın çekilmez hâle gelmesi: Hastalığın, sağlıklı eş için birlikte yaşamayı somut olarak dayanılmaz kılmış olması gerekir; bu, hâkimin somut olaya göre değerlendirdiği ayrı bir unsurdur.

Resmî Sağlık Kurulu Raporu: Kim Verebilir, Ne İçermeli?

Uygulamada bu raporu; Adli Tıp Kurumu'nun ilgili ihtisas daireleri, Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastaneleri veya üniversite hastanelerinin sağlık kurulları verebilir. Özel hastane raporları veya tek hekim tarafından düzenlenen raporlar, kural olarak hükme esas alınmaz; kanun açıkça "resmî sağlık kurulu" ifadesini kullanmıştır.

Raporun içeriği de belirleyicidir: raporda hastalığın iyileşme olanağının bulunmadığının açıkça belirtilmesi şarttır. "Tedaviyle düzelebilir", "kısmen iyileşme ihtimali vardır" veya "sosyal uyum sağlanabilir" gibi ifadeler içeren bir rapor, TMK 165'e dayalı davanın reddine yol açar; çünkü kanunun aradığı "olanaksızlık" unsuru bu şekilde karşılanmamış olur.

Hastalık Evlenmeden Önce Varsa: Boşanma mı, Butlan mı?

Bu ayrım uygulamada en çok gözden kaçan noktadır ve yanlış dava türü seçilmesi zaman kaybına yol açar. TMK m.165 evlilik devam ederken ortaya çıkan veya süregelen akıl hastalığı için bir boşanma sebebidir. Buna karşılık hastalık evlenme anında mevcutsa ve evlenmeye engel nitelikteyse, açılması gereken dava boşanma değil evliliğin mutlak butlanı davasıdır.

Dayanaklar şunlardır: TMK m.133 uyarınca akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler. TMK m.145 ise iki ayrı mutlak butlan sebebi sayar: eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması ve eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması. Ayırt etme gücünden sürekli yoksunluk hâlinde evlenme baştan geçersizdir.

İki yol arasındaki fark yalnızca teknik değildir. Butlan davası açılmışsa ve akıl hastalığı sonradan iyileşirse dava artık açılamaz ya da sürdürülemez. Ayrıca butlan kararı verilinceye kadar evlilik geçerli bir evliliğin sonuçlarını doğurur ve bu evlilikten doğan çocuklar evlilik içinde doğmuş sayılır; iyiniyetli eş de evlenmeyle kazandığı kişisel durumunu korur. Bu nedenle hastalığın ne zaman başladığı, dosyanın en başında netleştirilmesi gereken sorudur.

Kusursuz Bir Boşanma Sebebi: Tazminat ve Nafaka Sonuçları

TMK 165'in en belirgin özelliği, hasta eşe herhangi bir kusur yüklenmemesidir; hastalık iradi bir davranış değildir. Bu durum, maddi ve manevi tazminat taleplerini doğrudan etkiler: TMK 174 kapsamındaki tazminat, kusura dayandığından, kusursuz hasta eşten tazminat talep etmek kural olarak mümkün değildir. Buna karşılık yoksulluk nafakası kusur şartına bağlı olmadığından, boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek taraf (bu, hasta eş de olabilir, sağlıklı eş de) TMK 175 şartları oluştuğunda nafaka talep edebilir.

Dava ve Temsil: Hasta Eş Nasıl Savunulur?

Akıl hastalığı, TMK m.405 uyarınca kişinin işlerini görememesine veya sürekli yardıma muhtaç olmasına yol açacak ağırlıktaysa, hasta eş hakkında kısıtlama (hacir) ve vasi atanması gündeme gelir. Burada belirleyici olan tanının adı değil, hastalığın ayırt etme gücünü ortadan kaldırıp kaldırmadığıdır: ayırt etme gücü yerinde olan bir eş, hastalığına rağmen davada kendisini bizzat temsil edebilir ve kendisine kusur da yüklenebilir. Ayırt etme gücü bulunmayan eşin davada temsili ise zorunludur; bunun nasıl sağlanacağı aşağıdaki bölümde açıklanmıştır.

Vasi, Kayyım ve Vesayet Makamının İzni

Ayırt etme gücü bulunmayan eş, boşanma davasını bizzat açamaz ve kendisine karşı açılan davada bizzat taraf olamaz. Bu durumda önce kısıtlama kararı verilerek vasi atanır; dava vasiye yöneltilir ve süreç vasi aracılığıyla yürür. Vasi atanmadan yürütülen bir yargılama, taraf teşkilinin sağlanmaması nedeniyle kararın usulden bozulmasına yol açar.

İki ayrıntı özellikle önemlidir. Birincisi, hasta eşe vasi olarak kural olarak yakınları atanır; ancak boşanma davasında sağlıklı eş ile hasta eşin menfaatleri çatıştığından, sağlıklı eşin vasi sıfatıyla hasta eşi temsil etmesi mümkün değildir. Böyle bir çatışma varsa vesayet makamınca kayyım atanması gerekir. İkincisi, hasta eş adına boşanma davası açılması gerekiyorsa vasi bunu tek başına yapamaz; TMK m.462 uyarınca dava açma vesayet makamının iznine bağlı işlemlerdendir.

Vesayet işlemleri sulh hukuk mahkemesinde, boşanma davası ise aile mahkemesinde görülür. Bu nedenle kısıtlama ve vasi atama süreci çoğu zaman boşanma davasından önce başlatılır; aksi hâlde aile mahkemesi bu süreci bekletici mesele yapar ve yargılama uzar.

Rapor Şartı Tam Karşılanmazsa Ne Olur? Terditli Davanın Sınırları

Resmî sağlık kurulu raporu "iyileşme olanağı yoktur" ifadesini net biçimde içermiyorsa, TMK 165 yönünden davanın reddedilme riski vardır. Burada sıkça yapılan bir yönlendirme hatalıdır: TMK 166/1'e terditli olarak dayanmak her durumda çözüm getirmez. TMK 166/1 kusura dayalı bir boşanma sebebidir ve kusur yüklenebilmesi için kişinin ayırt etme gücüne sahip olması gerekir. Ayırt etme gücünü ortadan kaldıran bir akıl hastalığında hasta eşe kusur yüklenemeyeceğinden, yalnızca hastalığa ve onun doğurduğu davranışlara dayanan bir TMK 166/1 davası da sonuç vermez.



TMK 166/1'in gerçekten işlevsel olduğu iki durum vardır. Birincisi, hastalık ayırt etme gücünü ortadan kaldırmıyorsa; bu hâlde eşe kusur yüklenebilir. İkincisi, hastalıktan bağımsız, ayrıca kusurlu sayılabilecek davranışların (örneğin güven sarsıcı davranış veya ekonomik şiddet) bulunmasıdır; bu davranışlar hastalığın sonucu değilse kusur değerlendirmesine dahil edilebilir.

Uygulamada görülen yön çoğunlukla tersidir: TMK 166/1'e dayanılarak açılan dava, yargılama sırasında alınan sağlık kurulu raporuyla akıl hastalığı ortaya çıktığında ıslah yoluyla TMK 165'e dönüştürülmektedir. Bu nedenle dilekçe kurgusunda öncelik, doğru sebebe ve raporun usulüne uygun alınmasına verilmelidir; terditli talep ise ancak yukarıdaki iki durumdan biri somut olayda mevcutsa anlam taşır.

Dava sürerken hasta eşin geçimi nasıl sağlanır?

Yargılama boyunca hâkim, TMK m.169 uyarınca eşlerin geçimine ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır; hasta eş lehine tedbir nafakasına hükmedilebilir. Boşanma kesinleştikten sonra hasta eş, kusurunun daha ağır olmaması koşulunu zaten sağladığından, yoksulluğa düşecekse yoksulluk nafakası isteyebilir (TMK m.175). Hasta eş kısıtlıysa nafaka ödemeleri vasi aracılığıyla yapılır. Yoksulluk nafakası yetersiz kalır veya koşulları oluşmazsa, altsoy, üstsoy ve kardeşler bakımından TMK m.364'teki yardım nafakası ayrıca gündeme gelebilir.

Mal rejimi tasfiyesi hastalıktan etkilenir mi?

Hayır. Mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağı kusura bağlı olmadığından, hasta eş katılma alacağını tam olarak talep edebilir. Artık değere katılma oranının azaltılmasını veya kaldırılmasını düzenleyen TMK m.236/2 yalnızca zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâllerinde uygulanır; akıl hastalığı sebebiyle boşanmada bu hüküm işletilemez. Hasta eş kısıtlıysa tasfiye talebi de vasi tarafından, vesayet makamının izniyle ileri sürülür.

Kapsam, Süre, Velayet ve Yetkili Mahkeme

Hangi rahatsızlıklar bu madde kapsamındadır?

Madde yalnızca akıl hastalığını kapsar. Şizofreni, paranoya ve ileri düzey psikotik bozukluklar uygulamada bu kapsamda değerlendirilirken; depresyon, obsesif bozukluk gibi tedaviyle kontrol altına alınabilen rahatsızlıklar iyileşme olanağı bulunduğu için madde kapsamı dışında kalır. Akıl hastalığı dışındaki bedensel hastalıklar, ne kadar ağır olursa olsun bu maddeye dayanak oluşturmaz; onlar ancak koşulları varsa genel boşanma sebebi çerçevesinde değerlendirilebilir.

Dava açmak için süre sınırı var mı?

Hayır. Zina ve hayata kast sebeplerinden farklı olarak kanun, TMK m.165 için hak düşürücü süre öngörmemiştir. Hastalık ve çekilmezlik şartları devam ettiği sürece dava her zaman açılabilir. Aynı şekilde af hükmü de bu maddede yer almaz; çünkü ortada affedilecek kusurlu bir davranış yoktur.

Velayet kime verilir?

Velayette tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Ayırt etme gücünü etkileyen ve iyileşme olanağı bulunmayan bir akıl hastalığı bulunan eşe velayet verilmesi, çocuğun bakımı ve korunması bakımından uygun görülmediğinden velayet kural olarak sağlıklı eşe bırakılır. Hasta eş ile çocuk arasında kişisel ilişki ise hastalığın seyri ve çocuğun yararı gözetilerek, gerektiğinde refakatli olarak düzenlenebilir.

Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?

Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme, TMK m.168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Ankara'da aile mahkemeleri Ankara Adliyesi'nin Söğütözü'ndeki ek hizmet binasında görev yapar; kısıtlama ve vasi atamaya ilişkin vesayet işlemleri ise sulh hukuk mahkemelerinin bulunduğu Dışkapı ek hizmet binasında yürütülür. Yerleşim yeri Sincan veya Etimesgut ise Ankara Batı Adliyesi yetkilidir.

Yanlış Bilinenler

  • "Herhangi bir psikolojik rahatsızlık bu maddeye girer." Yanlıştır; hastalığın iyileşme olanağının bulunmaması ve bunun resmî sağlık kurulu raporuyla kanıtlanması şarttır.

  • "Aile hekimimden veya özel hastaneden aldığım rapor yeterlidir." Yanlıştır; kanun "resmî sağlık kurulu" raporunu şart koşar, tek hekim veya özel hastane raporları kural olarak yeterli görülmez.

  • "Eşim hasta olduğu için ondan tazminat alabilirim." Yanlıştır; TMK 165 kusursuz bir sebep olduğundan, kusura dayalı tazminat talebi kural olarak mümkün değildir; yoksulluk nafakası ayrı bir değerlendirmedir.

  • "Rapor yetersizse TMK 166/1'e geçerim, sorun olmaz." Her zaman doğru değildir; TMK 166/1 kusura dayandığından, ayırt etme gücü bulunmayan hasta eşe kusur yüklenemez. Bu yol ancak hastalık ayırt etme gücünü kaldırmıyorsa ya da hastalıktan bağımsız kusurlu davranışlar varsa işler.

Sıkça Sorulan Sorular

TMK 165 hangi şartlarda uygulanır?

Eşlerden birinin akıl hastası olması, bu yüzden ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi ve hastalığın iyileşme olanağının bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi şarttır. Üç şart birlikte aranır.

Hangi kurumlar resmî sağlık kurulu raporu verebilir?

Adli Tıp Kurumu'nun ilgili ihtisas daireleri, Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastaneleri veya üniversite hastanelerinin sağlık kurulları bu raporu verebilir. Özel hastane veya tek hekim raporları kural olarak yeterli sayılmaz.

Akıl hastası eşten tazminat alabilir miyim?

Kural olarak hayır. TMK 165 kusursuz bir boşanma sebebidir; TMK 174 tazminatı kusura dayandığından, kusursuz hasta eşten tazminat talep etmek genellikle mümkün değildir. Yoksulluk nafakası kusura bağlı olmadığından ayrıca değerlendirilir.

Rapor "iyileşme olanağı yoktur" demiyorsa dava kaybedilir mi?

Bu ifadeyi içermeyen bir rapor TMK 165 yönünden davanın reddine yol açabilir. TMK 166/1'e geçiş otomatik bir çözüm değildir: bu madde kusura dayandığından, ayırt etme gücü bulunmayan hasta eşe kusur yüklenemez. TMK 166/1 ancak hastalık ayırt etme gücünü ortadan kaldırmıyorsa veya hastalıktan bağımsız kusurlu davranışlar varsa sonuç verir.

Hasta eş davaya nasıl katılır?

Ayırt etme gücü yerindeyse hasta eş davada kendisini bizzat temsil eder. Ayırt etme gücü bulunmuyorsa önce kısıtlama kararı verilerek vasi atanır ve dava vasiye yöneltilir; sağlıklı eş menfaat çatışması nedeniyle vasi olamaz, bu hâlde kayyım atanır. Hasta eş adına dava açılacaksa vasinin ayrıca vesayet makamından izin alması gerekir (TMK m.462).

TMK 165 ile TMK 166/1 birlikte ileri sürülebilir mi?

Usulen ileri sürülebilir; HMK m.111 buna engel değildir. Ancak terditli talebin sonuç vermesi somut olaya bağlıdır. TMK 166/1 kusura dayandığından, hastalık ayırt etme gücünü ortadan kaldırıyorsa hasta eşe kusur yüklenemez ve terditli talep de reddedilir. Bu talep yalnızca hastalık ayırt etme gücünü kaldırmıyorsa veya hastalıktan bağımsız kusurlu davranışlar varsa işlev görür; zayıf bir raporun yerine geçen bir güvence olarak görülmemelidir.

İlgili Yazılarımız

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olayınıza özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Boşanma davanızla ilgili değerlendirme için Av. Murat Akman ile iletişime geçebilirsiniz. Son güncelleme: Eylül 2026.

TMK m.165'e dayalı dava, özel boşanma sebeplerinden biridir; diğer boşanma sebepleri ve dava sürecinin bütünü için Ankara boşanma avukatı sayfamıza göz atabilirsiniz.

Son Yazılar

Hepsini Gör
  • Whatsapp
bottom of page