top of page

Eşin Vefatı Halinde Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? (Mal Rejimi ve Miras)

19 Tem
12 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 5 gün önce

Eşinizi kaybettiğinizde mal paylaşımı süreci, çoğu kişinin sandığından daha karmaşıktır: eşin vefatı halinde mal paylaşımı tek bir işlem değil, birbirini izleyen iki ayrı aşamadır. Bu rehberde, sağ kalan eşin hem “katılma alacaklısı” hem de “mirasçı” sıfatını nasıl bir arada taşıdığını, çocuklarla mirasın nasıl paylaşıldığını, aile konutunun akıbetini ve 2026 yılı veraset vergisi rakamlarını Türk Medeni Kanunu ve güncel Yargıtay kararları ışığında açıklıyoruz.

Kısa Cevap Bir eş öldüğünde mal paylaşımı iki aşamada yapılır. Önce evlilik süresince edinilen mallar “mal rejiminin tasfiyesi” yoluyla hesaplanır ve sağ kalan eşe katılma alacağı (mal rejiminden doğan alacak hakkı) ödenir (TMK m.202, 219-241). Bu işlem bittikten sonra, ölen eşe ait geriye kalan mal varlığı (tereke) yasal mirasçılar arasında paylaştırılır. Sağ kalan eş, çocuklarla birlikte mirasçıysa mirasın 1/4'ünü, ana-baba zümresiyle birlikteyse 1/2'sini, daha uzak mirasçılarla veya tek başına mirasçıysa 3/4 ile tamamı arasında bir payı alır (TMK m.499).

Miras Paylaşımından Önce Yapılması Gereken: Mal Rejimi Tasfiyesi

Uygulamada en çok karıştırılan nokta budur: eşin ölümüyle birlikte tüm mal varlığı doğrudan “miras” hâline gelmez. Türkiye'de eşler arasında aksi kararlaştırılmadıkça yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK m.202/1). Bu rejim ölümle birlikte kendiliğinden sona erer ve miras paylaşımından önce mal rejimi tasfiyesi yapılması gerekir.

Eşin Ölümünde İki Temel Aşama: Mal Rejimi vs. Miras Paylaşımı

İki aşama arasındaki temel farkları aşağıda karşılaştırdık:

Değerlendirme Kriteri

1. Aşama: Mal Rejimi Tasfiyesi

2. Aşama: Mirasın Paylaşımı

Hukuki Niteliği

Bir tereke borcudur (öncelikle ödenir).

Borçlar düştükten sonra kalan net maldır.

Görevli Mahkeme

Aile Mahkemesi bakmakla görevlidir.

Miras taksimi ve ortaklığın giderilmesi için Sulh Hukuk; tenkis ve muris muvazaası davaları için Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.

Vergilendirme

Veraset ve İntikal Vergisine tabi değildir.

İstisna sınırları aşılırsa vergiye tabidir.

Yasal Dayanağı

TMK Madde 219-241 aralığı uygulanır.

TMK Madde 495-506 aralığı uygulanır.

Edinilmiş Mal ve Kişisel Mal Ayrımı Nasıl Yapılır?

Tasfiyenin ilk adımı, terekedeki her bir malın hangi gruba girdiğinin belirlenmesidir:

  • Edinilmiş Mal (TMK m. 219): Eşin evlilik süresince çalışarak elde ettiği maaş, kira geliri, ticari kazanç ve bu gelirlerle alınan ev veya araçlardır. Kanunen, aksi ispatlanana kadar tüm mallar edinilmiş mal sayılır.Kişisel Mal (TMK m. 220): Evlilikten önce sahip olunan, evlilik içinde dahi olsa miras veya bağış (hibe) yoluyla karşılıksız gelen mallar ile manevi tazminat alacaklarıdır.




Sık yapılan bir yanılgıya dikkat: piyango, loto gibi şans oyunlarından kazanılan ikramiye çoğu zaman "karşılıksız kazanım" sanılarak kişisel mal olarak düşünülür. Oysa Yargıtay uygulamasında, piyango bileti evlilik içinde edinilmiş maldan karşılanan parayla alınmışsa ikramiye, edinilmiş malın yerine geçen değer olarak edinilmiş mal sayılır (TMK m.219/2-5). TMK m.222/3'teki edinilmiş mal karinesi de bu yönde işler; ikramiyenin kişisel mal olduğunu iddia eden mirasçıların biletin kişisel maldan alındığını ispatlaması gerekir.

Konuyla ilgili güncel bir Yargıtay kararı bu ilkeyi şöyle teyit etmiştir:

Yasal mal rejiminde edinilen tüm mallar karine olarak edinilmiş mal kabul edilir; bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden mirasçılar bu iddialarını somut delillerle ispat etmekle yükümlüdür. — Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.10.2025 T., E. 2024/618, K. 2025/646

Katılma Alacağı Bir “Tereke Borcu”dur

Ölen eşin edinilmiş mallarının net değeri (artık değer) hesaplandıktan sonra, sağ kalan eş bu değerin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahip olur (TMK m. 236).

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu ilkeyi 2024 tarihli bir kararında açıkça ortaya koymuştur:

Katılma alacağı bir tereke borcudur; sağ kalan eş kendi payı oranında hem alacaklı hem borçlu konumuna geldiğinden bu kısım mahsup edilir (alacaktan düşülür) ve kalan tutar diğer mirasçılardan tahsil edilir. — Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.11.2024 T., E. 2024/388, K. 2024/8909

Örnek: Ölen eş adına kayıtlı, evlilik süresince maaşla alınmış 4.000.000 TL değerinde bir daire varsa, sağ kalan eş bu değerin yarısı olan 2.000.000 TL'yi katılma alacağı olarak terekeden talep edebilir — bu tutar miras payından tamamen ayrı ve mirastan önce hesaplanır.

Görevli Mahkeme

Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı davaları, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi uyarınca Aile Mahkemesinde görülür.

Sağ Kalan Eş ve Çocukların Yasal Miras Payları

Mal rejimi tasfiyesi bitip tereke borçları ödendikten sonra, kalan net miras yasal mirasçılara dağıtılır. Sağ kalan eşin payı, hangi zümreyle (kanunda tanımlanan mirasçı grubuyla) eşleştiğine göre, aşağıdaki sıraya göre belirlenir:

  1. Adım 1 – Mirasbırakanın Altsoyu (Çocuklar/Torunlar) İle Birlikte, Birinci Zümre: Sağ kalan eş net mirasın 4'te 1'ini (%25) alır. Kalan 4'te 3'lük kısım çocuklar arasında eşit olarak paylaştırılır (sağ kalan eşin payı için TMK m.499, altsoy için TMK m.495).Adım 2 – Altsoy Yoksa, Ana ve Baba Zümresi İle Birlikte, İkinci Zümre: Ölen kişinin çocuğu yoksa; sağ kalan eş mirasın yarısını (%50) alır. Burada önemli bir ayrıntı vardır: ana ve baba zümresi yalnızca anne ve babadan ibaret değildir, onların altsoyu olan kardeşler ve yeğenler de bu zümreye dahildir. Anne ve baba hayatta olmasa bile kardeş veya yeğen varsa zümre devam eder ve sağ kalan eşin payı yine yarıdır — dörtte üçe yükselmez.Adım 3 – Ana-Baba Zümresinde Hiç Kimse Yoksa, Büyük Ana ve Büyük Baba Zümresi İle Birlikte, Üçüncü Zümre: Anne, baba, kardeş ve yeğenlerin tamamı yoksa; sağ kalan eş, büyük ana ve büyük babalar ile onların çocukları (mirasbırakanın amca, hala, dayı ve teyzeleri) ile birlikte mirasçı olur ve mirasın 4'te 3'ünü (%75) alır (TMK m.499/3). Altsoy veya diğer zümrelerde hiçbir mirasçı yoksa mirasın tamamı (%100) eşe kalır.





Uygulamada en sık yapılan hesap hatası buradadır: çocuğu olmayan bir kişinin ölümünde, anne ve babası da hayatta değilse sağ kalan eşin mirasın dörtte üçünü alacağı sanılır. Oysa mirasbırakanın kardeşi veya yeğeni varsa ana-baba zümresi hâlâ ayaktadır ve eşin payı yarıdır. Dörtte üçlük oran ancak kardeş ve yeğen de bulunmadığında, yani mirasçılık büyük ana-büyük baba zümresine (amca, hala, dayı, teyze) geçtiğinde uygulanır. İki oran arasındaki fark terekenin dörtte biri kadardır; hatalı hesap doğrudan hak kaybına yol açar.

Saklı Pay: Vasiyetnameyle Bile Azaltılamayan Asgari Pay

Mirasbırakan, vasiyetname veya miras sözleşmesiyle mirasçılarının payını sınırlayabilir; ancak kanun, belirli mirasçılar için “saklı pay” adı verilen dokunulmaz bir asgari pay güvence altına alır (TMK m.506):

  • Altsoy için: yasal miras payının yarısı.

  • Ana ve babadan her biri için: yasal miras payının dörtte biri.

  • Sağ kalan eş için: altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçıysa yasal payının tamamı; diğer hâllerde yasal payının dörtte üçü.

Sayısal Örnek

Ölen eşin, katılma alacağı düşüldükten sonra kalan net terekesi 6.000.000 TL ve geride sağ kalan eş ile 2 çocuk varsa:

  • Sağ kalan eşin payı: 6.000.000 TL × 1/4 = 1.500.000 TL

  • Kalan 4.500.000 TL çocuklar arasında eşit paylaştırılır: her bir çocuğa 2.250.000 TL (TMK m.495/2).

Çocuklar Evi Satmak İsterse Sağ Kalan Eş Ne Yapabilir?

Genellikle tereke içindeki en değerli varlık aile konutudur ve diğer mirasçılar (özellikle çocuklar veya eski eşten olan çocuklar) evin satılmasını talep edebilir. Türk Medeni Kanunu sağ kalan eşi bu durumda yalnız bırakmaz:

  1. Mal Rejimi Aşamasında (TMK m. 240): Sağ kalan eş, eski yaşam düzenini koruyabilmek adına, birlikte yaşadıkları konut üzerinde katılma alacağına mahsup edilmek, alacak yetmezse bedel eklenmek suretiyle intifa (kullanım) veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebepler varsa doğrudan mülkiyet hakkı da talep edebilir.Miras Paylaşımı Aşamasında (TMK m. 652): Sağ kalan eş, tereke içinde eşlerin birlikte yaşadıkları konut veya ev eşyası varsa, bunlar üzerinde miras hakkına mahsuben kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. İki madde arasındaki en kritik fark burada ortaya çıkar ve uygulamada sıkça karıştırılır: TMK m.240'ta kural intifa veya oturma hakkıdır, mülkiyet ancak haklı sebep varsa tanınır; TMK m.652'de ise kural mülkiyet hakkıdır, intifa veya oturma hakkına ancak haklı sebeplerin bulunması hâlinde ve taraflardan birinin istemi üzerine karar verilir. Talebin doğru maddeye ve doğru ayni hakka dayandırılması, sonucu doğrudan belirler.






TMK m.652 mutlak bir hak değildir: mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra edebilmesi için gerekli olan bölümler bakımından sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Ayrıca tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.

İki madde birbirinin alternatifi değil, art arda gelen iki imkândır. Uygulamada izlenen yol şudur: konutun değeri önce katılma alacağından karşılanır (m.240); alacak değeri karşılamaya yetmiyorsa kalan kısım miras payına mahsup edilir (m.652); bu da yetmiyorsa aradaki fark diğer mirasçılara nakden denkleştirilerek konut sağ kalan eşe özgülenebilir. Bu nedenle talep dilekçesinde her iki maddeye birlikte dayanılması, mahkemenin tek bir maddeyle sınırlı kalmasını önler.

İspat Yükü Uyarısı Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 01.11.2024 tarihli (E. 2023/9728, K. 2024/8129) kararında belirtildiği üzere; bu hakkın kullanılabilmesi için mülkiyet talep edilen taşınmazın ölüm anında fiilen “aile konutu” olarak kullanıldığını ispat etme yükümlülüğü tamamen sağ kalan eşe aittir.

Mirası Reddetmek Mümkün mü? Miras Borçlarından Nasıl Korunulur?

Miras, yasal mirasçılara mirasbırakanın ölümüyle kendiliğinden geçer; ancak tereke borca batıksa (miras bırakan alacaklılarından fazla borçluysa) mirasçılar bu borçlardan kişisel mal varlıklarıyla sorumlu tutulmak istemeyebilir.

  • Ret süresi: Miras, ölümü öğrenme tarihinden başlayarak üç ay içinde reddedilebilir (TMK m.606).

  • Ret şekli: Ret, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır (TMK m.609).

  • Ret hakkının düşmesi: Ret süresi dolmadan tereke işlemlerine mirasçı sıfatıyla karışan, olağan yönetim dışında işlemler yapan veya tereke mallarını gizleyen mirasçı artık mirası reddedemez (TMK m.610).

  • Terekenin resmî defteri: Borç durumundan emin olunamıyorsa, mirasçı bir ay içinde sulh hâkiminden terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir; bu talep diğer mirasçılar için de geçerli olur (TMK m.619).

Bir de "hükmen ret" hâli vardır (TMK m.605/2): ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, mirasçılar herhangi bir beyanda bulunmasalar bile mirası reddetmiş sayılır; bu durumda üç aylık süre de aranmaz. Buna karşılık böyle bir mirasçı tereke mallarını sahiplenir veya mirasçı gibi davranırsa, reddetmiş sayılma karinesi çürütülür. Tereke borca batıksa ancak aciz durumu açıkça belli değilse, süresi içinde açık ret beyanında bulunmak güvenli yoldur.

Sağ kalan eş açısından önemli bir nokta: mirası reddetmek, mal rejimi tasfiyesinden doğan katılma alacağı hakkını etkilemez — katılma alacağı miras değil, ayrı bir tasfiye alacağıdır ve mirasın reddinden bağımsız olarak talep edilebilir.

Tenkis Davası Nedir? Saklı Pay İhlal Edilirse Ne Olur?

Mirasbırakan, vasiyetname veya diğer ölüme bağlı tasarruflarla saklı pay sahibi mirasçıların (altsoy, ana-baba, sağ kalan eş) payını zedeleyecek şekilde tasarrufta bulunmuşsa, saklı payı zedelenen mirasçı tenkis davası (saklı payı geri kazanma davası) açarak bu tasarrufun saklı payı aşan kısmının iptalini isteyebilir (TMK m.560).

Tenkis davası açma hakkı, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her hâlde mirasın açılmasından (vasiyetnamelerde açılma tarihinden) itibaren on yıl geçmekle düşer (TMK m.571). Tenkis iddiası, def'i yoluyla süre sınırı olmaksızın her zaman ileri sürülebilir.

Örnek: Ölen eş, vasiyetnameyle mal varlığının büyük bölümünü üçüncü bir kişiye bırakmışsa; sağ kalan eş ve çocuklar, kendilerine kanunen ayrılmış saklı payı tenkis davasıyla koruyabilir.

2026 Veraset ve İntikal Vergisi: Sağ Kalan Eş Ne Kadar Vergi Öder?

2026 Yılı Veraset ve İntikal Vergisi Muafiyet Rakamları

Miras yoluyla intikal eden varlıklar belirli muafiyet sınırlarına tabidir. Resmi Gazete'de yayımlanan güncel tebliğ uyarınca 2026 takvim yılında uygulanacak vergi istisnası sınırları şu şekildedir:

  • Çocuklar ve Eşin Kişi Başı İstisnası: Mirasçılardan her birine isabet eden miras hissesinin 2.907.136 TL'si vergiden muaftır.Çocuk Bulunmaması Hâlinde Eşin İstisnası: Ölen kişinin füruğu (altsoyu) yoksa, eşe isabet eden miras hissesinde istisna 5.817.845 TL'ye yükselir. Ölçüt yalnızca altsoyun bulunmamasıdır; eşin hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğu bu istisnayı etkilemez.



2026 Yılı Kademeli Vergi Tarifesi

Muafiyet sınırlarını aşan net matrah üzerinden uygulanacak veraset vergisi oranları:

  • İlk 3.000.000 TL için: %1

  • Sonraki 7.000.000 TL için: %3

  • Sonraki 15.000.000 TL için: %5

  • Sonraki 30.000.000 TL için: %7

  • 55.000.000 TL'yi aşan kısım için: %10

Kaynak: Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 57), R.G. 31.12.2025 T., 33124 (5. Mükerrer) S.

Mali Not Mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı bir miras intikali değildir. Sağ kalan eşin evlilikten doğan kendi hakkı olduğundan veraset vergisi matrahına dahil edilmez; vergi yalnızca net miras payı üzerinden hesaplanır. Somut olayda uygulamanın doğrulanması için mutlaka bir mali müşavir veya vergi avukatına danışılması önerilir.

Veraset ve intikal vergisi beyannamesi ne zaman verilir?

Vergi kendiliğinden tahakkuk etmez; mirasçıların beyanname vermesi gerekir. Ölüm Türkiye'de gerçekleşmiş ve mükellefler de Türkiye'de bulunuyorsa beyanname, ölüm tarihini izleyen dört ay içinde ilgili vergi dairesine verilir. Ölüm yabancı bir ülkede gerçekleşmişse bu süre altı aya, mükellefin de yabancı ülkede bulunması hâlinde sekiz aya çıkar. Süresinde beyanname verilmemesi usulsüzlük cezası ve gecikme faizi doğurur.

Tahakkuk eden vergi, üç yılda ve her yıl mayıs ile kasım aylarında olmak üzere altı eşit taksitte ödenir. Taşınmazın mirasçılar adına tapuya tescil edilebilmesi için vergi dairesinden alınacak ilişik kesme (borcu yoktur) yazısı aranır; bu nedenle beyanname süreci, tapu intikalinin önkoşuludur.

Mirasçılık Belgesi (Veraset İlamı) Nasıl Alınır?

Mirasçılık belgesi, kişinin mirasçılık sıfatını resmî olarak kanıtlayan belgedir; bankalarda hesap işlemleri, tapuda intikal ve tüm resmî başvurularda talep edilir (TMK m.598). Belge, sulh hukuk mahkemesinden dava yoluyla veya (çekişme yoksa) noterden talep yoluyla alınabilir. Yabancılık unsuru, evlatlık ilişkisi veya mirasçılar arasında ihtilaf varsa noter başvurusu reddedilir ve sulh hukuk mahkemesine başvurulması gerekir.

Hangi Mahkeme Görevli? Uyuşmazlığın Türüne Göre Değişir

Sürecin en sık gözden kaçan yönü, tek bir “miras mahkemesi” bulunmaması; görevli mahkemenin uyuşmazlığın türüne göre değişmesidir:

  • Aile Mahkemesi: Mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağı davaları (4787 sayılı Kanun m.4).

  • Sulh Hukuk Mahkemesi: Mirasçılık belgesi talepleri, miras taksimi (ortaklığın giderilmesi / izale-i şüyu) davaları ve mirasın reddi.

  • Asliye Hukuk Mahkemesi: Tenkis davası, muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) davaları, tapu iptal ve tescil davaları ile bazı miras alacağı davaları.

Somut olayın özelliklerine göre bu süreçler birbirini etkileyen aşamalar olarak art arda veya eş zamanlı yürüyebilir; hangi talebin hangi mahkemede açılacağının doğru belirlenmesi, zaman ve masraf kaybını önler.

Yetkili mahkeme ve Ankara'daki adliye binaları

Katılma alacağı davasında yetki, mal rejiminin ölümle sona ermesi hâlinde ölenin son yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m.214/1). Miras davalarında da yetkili mahkeme mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir ve terekenin paylaşılması, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisi ile miras sebebiyle istihkak davalarında bu yetki kesindir (HMK m.11/1); kesin yetki mahkemece kendiliğinden gözetilir. Dolayısıyla ölen eşin son yerleşim yeri, süreçteki tüm davalar için tek belirleyici ölçüttür.

Ankara'da bu üç süreç üç ayrı binada yürür: katılma alacağı davası aile mahkemelerinin bulunduğu Söğütözü ek hizmet binasında; tenkis, muris muvazaası ve tapu iptali gibi asliye hukuk davaları ile mirasçılık belgesi, mirasın reddi ve ortaklığın giderilmesi gibi sulh hukuk işleri ise Dışkapı ek hizmet binasında görülür. Ölenin son yerleşim yeri Sincan veya Etimesgut ise Ankara Batı Adliyesi yetkilidir.

Katılma alacağı ne kadar süre içinde istenebilir?

Katılma alacağı davası, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre on yıllık genel zamanaşımına tabidir (TBK m.146). Boşanmada bu süre boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren işlerken, eşin ölümü hâlinde mal rejimi ölüm tarihinde sona erdiğinden (TMK m.225/1) süre ölüm tarihinden başlar. Mirasçılık belgesi alınması ve tereke tespitinin uzun sürdüğü dosyalarda bu sürenin gözden kaçırılması, sağ kalan eşin en büyük alacak kalemini kaybetmesine yol açabilir.

Eşin Vefatında Mal Paylaşımında Sık Yapılan Hatalar

Süreci uzatan, hak kaybına yol açan veya gereksiz dava masrafı doğuran hatalar genellikle şu beş noktada toplanır:

  • Katılma alacağını miras sanmak: Katılma alacağı, mal rejiminin tasfiyesinden doğan ayrı bir tereke borcudur; miras payı hesaplanmadan önce ayrılması gerekir. Bu ikisini karıştırmak yanlış pay hesabına ve yanlış mahkemede dava açılmasına yol açar.

  • Doğrudan tapuya gitmek: Eş öldüğünde tapu kendiliğinden sağ kalan eşe veya diğer mirasçılara geçmez. Önce mirasçılık belgesi çıkarılmalı, ardından mal rejimi tasfiyesi ve/veya miras paylaşımı sonuçlanmalı, ancak bundan sonra tapu müdürlüğünde intikal işlemi yapılabilir.

  • Önce mirası paylaşmaya çalışmak: Mal rejimi tasfiyesi tamamlanmadan miras paylaşımına girişmek, katılma alacağının terekeden düşülmeden hesaplanmasına ve dolayısıyla tüm mirasçıların payının yanlış belirlenmesine neden olur.

  • Aile konutu hakkını istememek: TMK m. 240 ve m. 652 kapsamındaki intifa, oturma veya mülkiyet hakkı kendiliğinden tanınmaz. Sağ kalan eş bu talebi açıkça ileri sürüp konutun niteliğini ispat etmezse, diğer mirasçılar evin satışını talep edebilir.

  • Veraset ilamı (mirasçılık belgesi) almadan işlem yapmak: Banka hesaplarına erişim, tapu intikali ve diğer resmî işlemler için mirasçılık belgesi şarttır. Bu belge olmadan yapılan gayriresmî paylaşımlar, ileride tenkis veya istihkak davalarına açık kapı bırakır.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşim ölünce ev otomatik benim olur mu?

Hayır. Ev, evlilik süresince edinilmiş bir mal olsa bile ölümle birlikte otomatik olarak sağ kalan eşin üzerine geçmez. Önce mal rejimi tasfiyesiyle katılma alacağı belirlenir, ardından miras paylaşımı yapılır; evin sağ kalan eşe geçmesi isteniyorsa TMK m. 240 veya m. 652 kapsamında ayrıca talepte bulunulması ya da diğer mirasçılarla anlaşılması gerekir.

Mirası reddetmek katılma alacağı hakkını ortadan kaldırır mı?

Hayır. Mirasın reddi (TMK m. 606) yasal 3 aylık süre içinde yapıldığında mirasçılık sıfatını sona erdirir. Ancak katılma alacağı bir miras hakkı değil, tereke borcu (tasfiye alacağı) olduğundan, mirası reddeden sağ kalan eş dahi bu alacağını terekeden tahsil edebilir.

Saklı pay nedir ve sağ kalan eşin saklı payı ne kadardır?

Saklı pay (TMK m. 506), vasiyetname bırakılsa dahi kanunen dokunulamayan asgari miras hakkıdır. Sağ kalan eş; çocuklar veya anne-baba zümresiyle birlikte mirasçıysa, yasal miras payının tamamı (%100'ü) saklı payıdır. Mirasbırakan vasiyetle eşin bu payını azaltamaz; azaltırsa tenkis davası açılır.

Boşanma davası devam ederken eşim ölürse mirasçı olur muyum?

Kural olarak evet: boşanma kararı kesinleşmeden ölüm gerçekleşmişse evlilik ölümle sona erer ve sağ kalan eş yasal mirasçı sıfatını korur. Ancak TMK m.181/2 önemli bir istisna getirir: ölen eşin mirasçılarından biri boşanma davasına devam eder ve sağ kalan eşin kusurlu olduğunu ispatlarsa, sağ kalan eş mirasçı olamaz ve boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder. Bu hâlde dahi mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı ayrıca istenebilir; çünkü katılma alacağı mirasçılık sıfatına değil, sona eren mal rejimine dayanır.

Eşim öldü, banka hesabı ve kredi borcunu kim öder?

Ölümle birlikte banka hesapları bloke edilir; hesabın tamamı otomatik olarak edinilmiş mal sayılmaz, kaynağına göre kişisel mal iddiası da ileri sürülebilir. Edinilmiş mal niteliğindeki bakiye önce mal rejimi tasfiyesine tabi olur ve sağ kalan eş bakiyenin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir; kalan tutar, mirasçılık belgesi ibraz edilmek kaydıyla mirasçılar arasında miras payları oranında paylaştırılır. Ölen eşin kişisel kredi borçları ise tereke borcu sayılır; miras aktif ve pasifiyle bir bütün olarak mirasçılara geçtiğinden (TMK m. 599), mirasçılar mirası reddetmedikleri sürece bu borçlardan Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde sorumlu olur. Borç tereke değerini aşıyorsa, mirasçılar ölümü öğrendikleri tarihten itibaren üç ay içinde mirası reddedebilir (TMK m. 606).

Eşim öldü, araba kimin olur?

Araç evlilik süresince edinilmişse önce tasfiyeye girer; sağ kalan eş değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir. Kalan pay, mirasçılık belgesiyle diğer mirasçılarla birlikte mirasçıların elbirliği mülkiyetine (miras ortaklığına) girer; paylaşma yapılana kadar hiçbir mirasçı belirli bir pay üzerinde tek başına tasarruf edemez (TMK m.640); mirasçılar anlaşarak aracı birine devredebilir veya satabilir.

Eşim öldü, tapu nasıl geçer?

Tapu kendiliğinden geçmez. Sırasıyla: önce mirasçılık belgesi (veraset ilamı) alınır, varsa mal rejimi tasfiyesi sonuçlandırılır, veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilip ilgili vergi yükümlülükleri yerine getirildikten sonra mirasçılık belgesiyle tapu müdürlüğüne başvurularak taşınmaz mirasçılar adına payları oranında tescil edilir.

İlk 5 Adım: Eşinizi Kaybettikten Sonra Ne Yapmalısınız? Veraset ilamını (mirasçılık belgesi) alın. Tapu kayıtlarını çıkarın. Banka hesaplarını ve diğer mal varlığını tespit edin. Edinilmiş malları kişisel mallardan ayırt edin. Ardından mal rejimi tasfiyesi sürecine geçin.

İlgili Yazılarımız

Sonuç ve İletişim

Özetle: Bir eşin vefatı hâlinde mal paylaşımı iki ayrı aşamada gerçekleşir. Önce TMK m.202 ve m.219-241 kapsamında mal rejiminin tasfiyesi yapılır ve sağ kalan eşin katılma alacağı belirlenir; bu tutar bir tereke borcu olduğundan miras payından önce hesaplanır. Ardından kalan tereke, TMK m.495-506 çerçevesinde yasal mirasçılar arasında paylaştırılır; sağ kalan eşin payı hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna göre 1/4 ile mirasın tamamı arasında değişir. Aile konutu, saklı pay ve mirasın reddi gibi konularda kanun sağ kalan eşe önemli koruma imkânları tanısa da, bu hakların kullanılabilmesi somut olayın doğru tespit edilmesine ve zamanında harekete geçilmesine bağlıdır.

Dosyanızın güncel mevzuat ve içtihat çerçevesinde değerlendirilmesi için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Av. Murat Akman — Ankara Barosu Sicil No: 42294

Korkutreis, Strazburg Cd. Belgin İş Merkezi No:17/1, 06430 Çankaya/Ankara

Telefon: +90 312 911 67 90 | E-posta: av.muratakman@gmail.com

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olayınıza özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mal rejimi tasfiyesi ve miras paylaşımı süreçleri, tarafların evlilik tarihine, mal varlığının niteliğine ve mirasçı sayısına göre önemli ölçüde farklılaşabilir; sürecinizi başlatmadan önce bir aile hukuku avukatına danışmanızı öneririz.

İlgili hizmet sayfamız: Ankara Miras Avukatı

Son Yazılar

Hepsini Gör
  • Whatsapp
bottom of page