top of page

Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) Davası: Şartları, İspatı, Zamanaşımı ve Tenkis Farkı

4 Eyl
16 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 12 Eyl

Özet (30 saniye): Muris muvazaası, mirasbırakanın gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, mirasçılarından mal kaçırmak için tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstererek devretmesidir. Görünürdeki işlem muvazaa (TBK m. 19), gizli bağış ise şekil eksikliği (TMK m. 706) nedeniyle geçersizdir; tapu kaydı yolsuz tescildir (TMK m. 1025). Saklı payı olsun olmasın miras hakkı zedelenen her mirasçı, mirasbırakanın ölümünden sonra süre sınırı olmaksızın, taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde kendi payı oranında tapu iptali ve tescil davası açabilir. Davanın kazanılması, mal kaçırma kastının davacı tarafından ispatına bağlıdır.

Muris muvazaası nedir?

Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, gerçek iradelerine uymayan bir görünüş yaratma konusunda anlaşmalarıdır. Genel kural 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 19/1'de yer alır:

"Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır." (TBK m. 19/1)

Muris muvazaası bu genel kuralın miras hukukundaki özel uygulamasıdır. Kanunda ayrı bir madde olarak düzenlenmemiştir; kaynağı Yargıtay'ın 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'dır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2021 tarihli kararındaki tanım, uygulamada kalıplaşmıştır:

"Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir." (Yargıtay HGK, 24.06.2021, E. 2017/1270, K. 2021/846)

Hukuki niteliği itibarıyla nispi (mevsuf/vasıflı) muvazaadır. Ancak görünürdeki sözleşmenin niteliği tamamen değiştirildiğinden aynı zamanda "tam muvazaa" özelliği taşır. Hukuk Genel Kurulu'nun ifadesiyle, "muris muvazaasını öteki nispi muvazaalardan ayıran unsur ise mirasçıları aldatmak amacıyla yapılmasıdır" (HGK, 28.12.2022, E. 2022/1101, K. 2022/1941). Uygulamada bu davalara, aile içi miras çekişmelerini yansıtması nedeniyle "Habil ile Kabil davası" da denir.

İç içe geçmiş iki işlem, ikisi de geçersiz

İşlem

Nitelik

Geçersizlik nedeni

Görünürdeki işlem (tapuda satış / ölünceye kadar bakma)

Tarafların gerçek iradesini yansıtmaz

TBK m. 19 – muvazaa; kesin hükümsüzlük

Gizli işlem (bağışlama)

Gerçek iradeye uygun, ama resmî şekilde yapılmamış

TMK m. 706, TBK m. 237, Tapu Kanunu m. 26 – şekil eksikliği

TMK m. 706/1: "Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır." TBK m. 237/1 de taşınmaz satışı için aynı şartı koyar: "Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır." Yargıtay 1. Hukuk Dairesi bu iki geçersizliği tek cümlede özetler: görünürdeki sözleşme gerçek iradeye uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de "Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan" geçersizdir (1. HD, 21.02.2022, E. 2021/10252, K. 2022/1323).

Sonuç: Devralan adına oluşan tapu kaydı yolsuz tescildir. TMK m. 1025/1'e göre "bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ... ise, bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir."

Muris muvazaası davasının dört şartı

1. Mirasbırakan adına tapuda kayıtlı bir taşınmazın devri. Taşınmaz, işlem tarihinde bizzat muris adına kayıtlı olmalıdır. Yargıtay, devredilen payın "hiçbir zaman muris adına kayıtlı olmadığı" hâlde 1974 tarihli İBK'nın "uygulama yeri olmadığı"na hükmetmiştir (1. HD, 12.03.2025, E. 2024/556, K. 2025/1301). Aynı şekilde murisin bedelini ödeyip taşınmazı üçüncü kişiden doğrudan bir mirasçı adına tescil ettirmesi "elden bağış (gizli bağış)" niteliğindedir; devredilen tapulu taşınmaz değil paradır ve muris muvazaası uygulanmaz (1. HD, 27.03.2013, E. 2012/17200, K. 2013/4344). Bu hâlde şartları varsa denkleştirme (TMK m. 669) veya tenkis gündeme gelir.

2. Görünürdeki işlemin ivazlı gösterilmesi. Devir tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi olarak yapılmış olmalıdır. Tapuda açıkça bağış yapılmışsa muvazaa yoktur (bkz. satış–bağış ayrımı).

3. Muvazaa anlaşması. Muris ile devralan, görünürdeki ivazlı sözleşmenin hüküm doğurmayacağı ve asıl amacın bağışlama olduğu konusunda açık veya örtülü olarak anlaşmış olmalıdır.

4. Mirasçılardan mal kaçırma kastı. Davanın belkemiğidir. 1974 tarihli İBK'nın "mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçılarından mal kaçırmak olması halinde uygulanabileceği" esastır (1. HD, 13.12.2023, E. 2023/4557, K. 2023/7433). Kast yoksa diğer üç unsur bulunsa bile dava reddedilir.

Mal kaçırma kastı nasıl belirlenir?

Mirasbırakanın iç dünyasındaki gerçek amaç doğrudan görülemez. Yargıtay'ın deyişiyle, "bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır" (1. HD, 11.04.2023, E. 2022/5975, K. 2023/2206). Bunun için hem Hukuk Genel Kurulu (E. 2017/1270, K. 2021/846) hem 1. Hukuk Dairesi'nin 2022 ve 2026 tarihli kararları (E. 2021/1296, K. 2022/70; E. 2025/5797, K. 2026/4124) şu olguların incelenmesini zorunlu görür:

Değerlendirme ölçütü

Muvazaa lehine gösterge

Muvazaa aleyhine gösterge

Murisin satış ihtiyacı

Borcu, hastalığı, geçim sıkıntısı yok

Belgeli borç, tedavi gideri, haciz tehdidi var

Devralanın alım gücü

İşsiz, öğrenci, düzenli geliri yok

Bedeli ödeyebilecek mal varlığı/gelir belgeli

Bedel farkı

Tapu bedeli ile rayiç arasında fahiş fark

Bedel rayice yakın

Bedelin akıbeti

Murisin hesabına para girişi yok

Banka transferi, dekont var

Beşerî ilişkiler

Kız–erkek ayrımı, husumet, ikinci eşin kayrılması

Mirasçılar arasında ayrım yok

Terekenin dengesi

Malvarlığının tamamı/önemli kısmı tek mirasçıya

Muris başka mallar bırakmış; dengeli paylaştırma

Yöre gelenekleri

Erkek çocuğa mal aktarma teamülü

Sağlararası paylaştırma kastı: Önemli bir istisna

Mirasbırakan sağlığında malvarlığını tüm mirasçılarını kapsayacak şekilde makul ve dengeli biçimde paylaştırmışsa, işlemler tapuda satış olarak gösterilmiş olsa bile mal kaçırma kastı yoktur; 1974 tarihli İBK uygulanmaz. Bu nedenle davadan önce murisin diğer mirasçılara ne bıraktığı da araştırılmalıdır.

Uygulamadan iki karşıt örnek

Kabul edilen dava (HGK, 28.12.2022, E. 2022/1101, K. 2022/1941): Muris, altı daireli bir taşınmazdaki paylarını yalnızca oğullarına ve gelinine, keşifle belirlenen değerin çok altında bedellerle satmış; iki kızına hiçbir devir yapmamıştı. Davalıların alım gücü yoktu; muris satış yapmasını gerektirecek maddi sıkıntı içinde değildi. Davalı tanıkları bedelin "haftalık taksitlerle elden ödendiğini" söylese de Kurul, gerçek bir satışta bedelin haftalık taksitle ödenmesini hayatın olağan akışına uygun bulmadı. Kurul ayrıca önemli bir ilke koydu: Aynı resmî senetle yapılan birden fazla temlikte murisin iradesi bölünemez; temliklerden bir kısmı için mal kaçırma kastı kesinleşmişse, aynı akitteki diğer temlik için iradenin farklı olduğu kabul edilemez.

Kabul edilen dava (1. HD, 18.12.2025, E. 2025/1080, K. 2025/6093): Tanık beyanları murisin maddi durumunun iyi olduğunu ortaya koymuş, davalı tarafın beyanları çelişkili bulunmuş; mahkeme "murisin mirasçılarından mal kaçırma kastıyla hareket ettiği kanaatine" vararak davayı kabul etmiştir. Karar, tanık delilinin bu davalardaki belirleyici rolünü gösterir.

Reddedilen dava (1. HD, 14.05.2026, E. 2025/5797, K. 2026/4124): Muris, evinin 1/2 payını eşine satış göstererek devretmiş; kalan 1/2 payı kendi üzerinde bırakmıştı. Davacı murisin çocuğu, davalı ise davacının annesiydi. Yargıtay, murisin taşınmazın tamamını devredebilecekken yarısını üzerinde tutmasını, kalan paydan davacıya miras geçecek olmasını ve davalının davacının muhtemel murisi olmasını birlikte değerlendirerek kastın ispat edilemediğine karar verdi. Kararın asıl önemi şu cümlededir: Yerel mahkemeler "davalının savunmasını ispat edemediğini" gerekçe yapmıştı; Yargıtay bunun "ispat yükünü ters çevirmek" olduğunu ve doğru olmadığını belirtti.

İspat yükü ve deliller

İspat yükü davacı mirasçıdadır

TMK m. 6: "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK m. 190/1: "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir."

Yargıtay'ın en güncel ifadesiyle: "6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi ile 4721 sayılı TMK'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu ispat külfeti davacı tarafa aittir" (1. HD, 14.05.2026, E. 2025/5797, K. 2026/4124). Aynı yönde: mirasbırakanın gerçek irade ve amacı "duraksamaya yer vermeyecek şekilde" tespit edilmelidir (1. HD, 09.03.2021, E. 2020/1678, K. 2021/1309). Davalının bedeli ödediğini kanıtlayamaması, tek başına davanın kabulüne yetmez.

Mirasçı "üçüncü kişi"dir: Tanık dinlenir, senet aranmaz

Davacı mirasçılar muris ile davalı arasındaki sözleşmenin tarafı değildir. HMK m. 203/1-(d), senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında "hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları"nı sayar. Hukuk Genel Kurulu'nun özeti:

"Dava açan mirasçılar, miras bırakan ile davalı arasındaki sözleşmenin dışında olduklarından üçüncü kişi konumundadırlar. Bu nedenle iddialarını tanık dâhil olmak üzere her türlü delille kanıtlamaları mümkündür." (HGK, 28.12.2022, E. 2022/1101, K. 2022/1941)

Toplanması gereken deliller (kontrol listesi)

  • Tapu ve kadastro kayıtları: Yargıtay, "öncelikle davaya konu taşınmazın kadastro tespit tutanağı ile kadastro tespitine esas alınan dayanak tapu kayıtlarının tüm tedavülleriyle birlikte Tapu Müdürlüğünden getirtilmesi, temliki işlemin bu kayıtlar üzerinden denetlenmesi"ni ister (1. HD, 07.09.2021, E. 2020/245, K. 2021/3817). Resmî senet (akit tablosu) mutlaka celbedilir.

  • Keşif ve bilirkişi incelemesi: Taşınmazın işlem tarihindeki gerçek değeri ile tapudaki bedel karşılaştırılır.

  • Banka kayıtları: Muris ve devralanın işlem tarihi civarındaki hesap hareketleri; bedelin fiilen ödenip ödenmediği.

  • Tanık beyanları: Aile içi ilişkiler, murisin mali durumu, ayrım yapılıp yapılmadığı. Tanıklar mal kaçırma kastını doğrulamazsa dava reddedilir (1. HD, 13.12.2023, E. 2023/4557, K. 2023/7433).

  • Nüfus ve veraset kayıtları: Davacının mirasçılık sıfatı ve payı; hüküm güncel veraset ilamına göre kurulur.

  • Terekenin geri kalanı: Murisin diğer malvarlığı ve devir yapılmayan mirasçılara bıraktıkları.

Devri muris değil vekili yaptıysa: Vekâlet görevinin kötüye kullanılması

Uygulamada çok sayıda mal kaçırma dosyası, mirasbırakanın bizzat tapuya gitmesiyle değil, verdiği vekâletnameye dayanarak bir vekil eliyle yapılan devirlerden doğar. Bu ayrım hukuki nitelendirmeyi kökten değiştirir ve gözden kaçırıldığında dava usulden veya esastan kaybedilir.

Muris muvazaası, mirasbırakanın kendi iradesindeki sapmaya dayanır: görünürdeki satışın arkasında murisin bağışlama iradesi vardır. Devri vekil yapmışsa böyle bir muvazaa anlaşmasından söz edilemez; Yargıtay'ın ifadesiyle muris muvazaasına dayalı taleplerde temliki yapan vekilin bir sorumluluğu bulunmaz. Bu hâlde başvurulacak hukuki sebep vekâlet görevinin kötüye kullanılmasıdır: vekil, vekâlet verenin yararına ve iradesine uygun davranmak, sadakat ve özen yükümlülüğüne uymakla yükümlüdür; bu sınırları aşarak yapılan temlik geçersiz sayılabilir.

İkisi birlikte veya terditli olarak ileri sürülebilir

Hukuk Genel Kurulu, vekâlet görevinin kötüye kullanılması ile muris muvazaasının hukuki sebep olarak bir arada veya terditli biçimde ileri sürülebileceğini kabul etmiştir. Dosyada hem murisin bizzat yaptığı devirler hem vekil eliyle yapılan devirler varsa, her taşınmaz için doğru hukuki sebebin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Taşınmaz üçüncü kişiye geçmiş ve iptal-tescil mümkün değilse, miras payı oranında tazminat talebi terditli olarak eklenebilir.

Kritik usul farkı: Bu davada tek mirasçı tek başına dava açamaz

Bu, iki kurum arasındaki en önemli ve en çok hata yapılan farktır. Muris muvazaası davası terekeye yönelik haksız fiil niteliğinde görüldüğünden her mirasçı tek başına ve kendi payı oranında dava açabilir. Buna karşılık vekâlet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı davalarda tereke elbirliği mülkiyetine tabi olduğundan, tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi, dava açmayanların muvafakatinin sağlanması veya terekeye temsilci atanması gerekir. Bu şart yerine getirilmezse dava esasa girilmeden usulden reddedilir.

Pratik sonuç şudur: aynı dilekçede her iki hukuki sebep ileri sürülecekse, vekâlet görevinin kötüye kullanılması bakımından tereke temsili sorununun baştan çözülmesi gerekir. Aksi hâlde muris muvazaası yönünden dinlenebilecek bir dava, diğer sebep yüzünden usul engeline takılabilir.

Şirket payı, banka parası ve araç devrinde de muris muvazaası olur mu?

Bu, uygulamada en sık sorulan ama en çok karıştırılan konulardan biridir. 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'nın kapsamı tapuya kayıtlı taşınmazlardır. Kararın dayandığı mantık buna bağlıdır: görünürdeki satış muvazaa nedeniyle, gizli bağış ise taşınmaz devri için aranan resmî şekil şartı (TMK m.706) yerine getirilmediği için geçersizdir. Bu şekil şartı yalnızca taşınmazlarda bulunduğundan, aynı kurgu diğer malvarlığı unsurlarında birebir işlemez.

Bunun pratik sonucu şudur: mirasbırakan şirket payını, banka hesabındaki parayı, aracını veya diğer taşınırlarını mal kaçırmak amacıyla devretmişse, 1974 tarihli İBK'ya dayanan muris muvazaası davası doğrudan açılamaz. Bu devirler, şartları varsa TBK m.19'daki genel muvazaa hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.

Aradaki fark önemsiz değildir. Taşınırlarda ve şirket paylarında bağışlama için resmî şekil şartı aranmadığından, gizli bağış çoğu hâlde geçerli kabul edilir; bu durumda devrin tümüyle iptali yerine denkleştirme veya tenkis yolları gündeme gelir. Dolayısıyla aynı olguya dayanan bir uyuşmazlıkta, taşınmaz bakımından tapu iptali ve tescil istenebilirken şirket payı bakımından farklı bir hukuki yol izlemek gerekebilir.

Bu nedenle terekede taşınmaz dışında önemli bir malvarlığı varsa, dava stratejisinin her malvarlığı unsuru için ayrı ayrı kurulması gerekir.

Satış mı, bağış mı? Neden belirleyici?

Tapuda satış / bakma gösterilmiş, gerçekte bağış

Tapuda açıkça bağış

İrade–beyan uyumsuzluğu

Var

Yok

Muvazaa

Var (TBK m. 19)

Yok

Açılacak dava

Muris muvazaası – tapu iptali ve tescil

Yalnızca tenkis (TMK m. 560 vd.) veya şartları varsa denkleştirme

Süre

Süresiz

1 yıl / 10 yıl hak düşürücü süre (TMK m. 571)

Kim açabilir?

Tüm mirasçılar

Yalnızca saklı paylı mirasçılar

Yargıtay, murisin bağış yoluyla devrettiği taşınmazlar için "satış işlemi bulunmadığından muris muvazaası koşullarının oluşmadığı ... bağışlama işlemi ile devredilen taşınmazlar yönünden muris muvazaası nedeni ile tapu iptali ve tescil taleplerinin reddi gerektiği" gerekçesini onamış; aynı dosyada tenkis talebi süresinde ileri sürülmediği için reddedilmiştir (1. HD, 23.12.2025, E. 2024/3382, K. 2025/6145). Buna karşılık, işlemin "gerçek bir satış olmadığı" ve "satış şeklinde yapılmasına rağmen taşınmazların davalıya bedelsiz devredildiği" hâllerde muris muvazaası oluşur (1. HD, 26.11.2024, E. 2023/2262, K. 2024/6374).

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devir muvazaa sayılır mı?

TBK m. 611/1: "Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir." Sözleşme ivazlıdır; devrin karşılığı bakım edimidir.

  • Muris gerçekten bakıma muhtaçsa, makul bir taşınmazını bakım karşılığı devretmişse ve bakım edimi fiilen yerine getirilmişse mal kaçırma kastı yoktur; muvazaa iddiası dinlenmez.

  • Murisin bakım ihtiyacı bulunmadığı hâlde, malvarlığının tamamı veya önemli bir kısmı sırf belirli bir mirasçıya aktarılmak için bu sözleşme kisvesi altında devredilmişse muris muvazaası kabul edilir.

Mahkeme bu ayrımda murisin yaşı, sağlık durumu, bakımın kim tarafından fiilen üstlenildiği ve devredilen malın terekeye oranını inceler.

Davayı kimler açabilir, kime karşı açılır?

Davacı (aktif husumet): 1974 tarihli İBK'nın ve yerleşik içtihadın ifadesiyle, "saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler" (HGK, E. 2017/1270, K. 2021/846; 1. HD, E. 2021/10252, K. 2022/1323). Yasal ve atanmış mirasçılar dahildir. Mirasçı sıfatı taşımayanlar dava açamaz; muristen önce ölen oğlun eşi murise mirasçı olamayacağından dava onun yönünden reddedilir (1. HD, 09.05.2011, E. 2011/3599, K. 2011/5511). Mirastan feragat eden veya mirasçılıktan çıkarılan da açamaz. Mirasçılık sıfatı yargılama boyunca sürmelidir.

Davalı (pasif husumet): Tapu iptali ve tescil davası, iptali istenen kaydın kayıt maliki aleyhine açılmalıdır; hükmün tapuda infazı ancak böyle mümkündür. Taşınmaz dava tarihinden önce üçüncü kişiye (örneğin kamulaştırmayla Hazine'ye) geçmişse dava pasif husumet yokluğundan reddedilir (HGK, E. 2017/1270, K. 2021/846). Dava sırasında devir olursa HMK m. 125 uygulanır. Bu nedenle davadan önce güncel tapu kaydı mutlaka alınmalıdır.

Muris muvazaası davasında zamanaşımı var mı?

Hayır. Dava mülkiyet hakkına ve yolsuz tescile dayandığından ne zamanaşımına ne de hak düşürücü süreye tabidir. Hukuk Genel Kurulu:

"Aynî haklar, yasal kısıtlama yok ise nitelikleri gereği her zaman ve herkese karşı ileri sürülebileceğinden, mülkiyet hakkından kaynaklanan muris muvazaasına dayalı davaların da zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği kuşkusuzdur." (HGK, 24.06.2021, E. 2017/1270, K. 2021/846)

Gerekçe basittir: "süre ya da zaman geçmekle muvazaalı işlemin geçerli hale gelebilmesine yasal olanak yoktur" (1. HD, 21.03.2016, E. 2014/14726, K. 2016/3328). Yargıtay bu davaları "terekeye yönelik haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası davaları" olarak nitelendirir (1. HD, 09.11.2021, E. 2020/2293, K. 2021/6615). Muvazaa iddiası def'i değil, mahkemece re'sen gözetilebilen bir itirazdır.

Aynı HGK kararında üç pratik sonuç daha vardır:

  1. Uzun süre sonra dava açmak hakkın kötüye kullanılması sayılmaz. Dosyada temlik 1968'de yapılmış, muris 1982'de ölmüş, dava 2010'da açılmıştı. Kurul, Anayasa m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına dayalı bir davanın aradan uzun süre geçtikten sonra açılmasının TMK m. 2 anlamında dava hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeceğine karar verdi.

  2. Önce tenkis davası açıp feragat etmek, muvazaa davasına engel değildir. 22.05.1987 tarih ve 1986/4 E., 1987/5 K. sayılı İBK uyarınca mirasçı tenkis davasıyla birlikte kademeli olarak veya sonradan ayrı bir dilekçeyle muvazaaya dayalı iptal davası açabilir; tenkis davası açmış olmak, muvazaalı tasarrufu geçerli saymak anlamına gelmez.

  3. Mirasbırakan hayattayken dava açılamaz. Miras hakkı ölümle doğar.

Tek istisna – Kadastro Kanunu m. 12/3: Yargıtay, süresizlik kuralını "3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin uygulanması gereken haller hariç" kaydıyla ifade eder (1. HD, E. 2014/14726, K. 2016/3328). Kadastro tespitine dayanan kayıtlarda, tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık hak düşürücü süre gündeme gelebilir. Kadastro geçmişi olan taşınmazlarda bu husus ayrıca incelenmelidir.

Görevli ve yetkili mahkeme

  • Görevli mahkeme: HMK m. 2/1 – "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." Muris muvazaası davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir (1. HD, 27.06.2012, E. 2012/5251, K. 2012/8043; 1. HD, 18.12.2025, E. 2025/1080, K. 2025/6093).

  • Yetkili mahkeme: HMK m. 12/1 – "Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ... taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir." Kesin yetki kamu düzenindendir; taraflar sözleşmeyle başka yer belirleyemez, mahkeme yetkiyi kendiliğinden gözetir. Ankara'daki bir taşınmaz için dava Ankara'da açılır; birden fazla ilde taşınmaz varsa her taşınmaz için o yer mahkemesi yetkilidir.

Ankara bakımından pratik not: asliye hukuk mahkemeleri Ankara Adliyesi'nin Dışkapı ek hizmet binasında görev yapar. Taşınmaz Sincan veya Etimesgut sınırları içindeyse Ankara Batı Adliyesi yetkilidir. Yetki kesin olduğundan taşınmazın bulunduğu yer dışında açılan dava, karşı taraf itiraz etmese bile mahkemece resen yetkisizlik kararıyla reddedilir.

Talep nasıl kurulur? Dava değeri, harç ve vekâlet ücreti

Burada sık sorulan bir usul sorusunu baştan yanıtlamak gerekir: mirasçılar terekeye elbirliğiyle malik olduklarına göre, davanın tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması veya terekeye temsilci atanması gerekmez mi? Muris muvazaası davalarında cevap hayırdır. 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı, miras hakkı çiğnenen her mirasçıya tek başına dava açma imkânı tanımıştır; dava açmayan mirasçıların katılımı aranmaz. Ancak bu kolaylık yalnızca muris muvazaasına özgüdür; ehliyetsizlik veya vekâlet görevinin kötüye kullanılması gibi sebeplere dayanılıyorsa tereke temsili kuralları uygulanır.

Davacı, taşınmazın tamamı için değil, kendi miras payı oranında tapu kaydının iptali ve adına tescilini ister; davaya katılmayan diğer mirasçıların payları davalı üzerinde kalır. Hüküm, güncel veraset ilamındaki paya göre kurulur; davacı yargılama sırasında ölürse pay onun mirasçıları adına tescil edilir (1. HD, 21.01.2021, E. 2019/4649, K. 2021/317).

Dava değeri ve harç konusunda Yargıtay'ın kuralı nettir:

"Muris muvazaası hukuksal sebebine dayalı davalarda dava değeri, mirasbırakan tarafından temlik edilen payların dava tarihindeki değeri üzerinden davayı açan mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet eden kısım olup, davanın kabulü halinde bu değer üzerinden nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekmektedir." (1. HD, 21.01.2021, E. 2019/4649, K. 2021/317)

Vekâlet ücreti de aynı esasa tabidir; taşınmazın tamamı üzerinden vekâlet ücreti takdiri usule aykırıdır (1. HD, 25.05.2009, E. 2009/4704, K. 2009/5889). Keşifle belirlenen değer üzerinden harç tamamlanmamışsa vekâlet ücreti dilekçede gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Harç kamu düzenindendir ve Yargıtay tarafından re'sen gözetilir.

Denkleştirme (mirasta iade) nedir, ne zaman gündeme gelir?

Yazı boyunca birkaç kez geçen denkleştirme, muris muvazaası mümkün olmadığında başvurulan yollardan biridir ve karıştırılmaması gerekir. TMK m.669 uyarınca yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle yükümlüdür.

Aradaki temel fark şudur: muris muvazaası işlemin geçersizliğine dayanır ve tapu kaydının iptalini hedefler. Denkleştirme ise işlemin geçerli olduğunu kabul eder; yalnızca paylaşım yapılırken bu kazandırmanın hesaba katılmasını sağlar. Mirasbırakan kazandırmayı yaparken denkleştirmeden açıkça muaf tutmuşsa bu yükümlülük doğmaz.

Denkleştirme yalnızca yasal mirasçılar arasında işler; atanmış mirasçılar bu yükümlülüğün dışındadır. Altsoy dışındaki yasal mirasçılar bakımından ise denkleştirme, ancak mirasbırakanın bu yönde bir iradesi bulunduğunda söz konusu olur.

Muris muvazaası ile tenkis davası arasındaki farklar

Kriter

Muris muvazaası davası

Tenkis davası

Hukuki temel

TBK m. 19, TMK m. 706, TMK m. 1025 – işlem geçersiz, tescil yolsuz

TMK m. 560 vd. – geçerli tasarrufun saklı payı aşan kısmının indirilmesi

Davacı

Saklı paylı olsun olmasın tüm yasal ve atanmış mirasçılar

Yalnızca saklı payı zedelenen mirasçılar (altsoy, ana-baba, eş)

İşlem türü

Görünürde satış / ölünceye kadar bakma, gizlide bağış

Açık bağışlama veya ölüme bağlı tasarruf

Dava türü

Tespit + eda (tapu iptali ve tescil)

Yenilik doğuran (inşai) dava

Süre

Yok

Öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde 10 yıl (TMK m. 571)

Sonuç

Pay oranında tapu iptali ve tescil (mülkiyet iadesi)

Saklı payı aşan kısmın aynen veya nakden iadesi

TMK m. 571/1: "Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer." Süreler hak düşürücüdür; süresinde açılmayan tenkis talebi reddedilir (1. HD, 26.05.2025, E. 2024/2628, K. 2025/2639).

Dava stratejisi ve riskler

  1. İhtiyati tedbir şerhi dava dilekçesiyle birlikte istenmelidir. Davalı, yargılama sürerken taşınmazı tapu siciline güvenen iyi niyetli bir üçüncü kişiye devrederse TMK m. 1023 uyarınca üçüncü kişinin kazanımı korunur; mirasçıya davalıdan tazminat istemek kalır. Tedbir, bu riski kapatır.

  2. Terditli (kademeli) talep: Asıl talep muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil; mahkemenin işlemi "açık bağış" veya "gerçek bakım sözleşmesi" olarak nitelendirmesi ihtimaline karşı ikincil talep tenkis (1. HD, 27.06.2012, E. 2012/5251, K. 2012/8043). Bu kurgu TMK m. 571'deki sürelerin kaçırılmasını önler. 23.12.2025 tarihli dosyada davacılar terditli dava açmış, ancak tenkis yönünden süre geçtiği için sonuç alamamıştır — terditli talebin de süresinde yapılması gerekir.

  3. Güncel tapu kaydı ve tüm tedavüller dava açılmadan önce alınmalı; kayıt maliki doğru belirlenmeli, parsel numaraları resmî senetle karşılaştırılmalıdır.

  4. İspat planı dava dilekçesiyle birlikte hazırlanmalı: tanık listesi, banka hesap dökümü talebi, keşif ve bilirkişi. "Davalı ödemeyi kanıtlayamadı" argümanı tek başına yeterli değildir.

  5. Feragat geri alınamaz. Davadan feragat kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada yapılabilir (1. HD, 24.01.2011, E. 2010/13258, K. 2011/587). Sulh görüşmeleri sırasında feragat beyanı verilmemeli; anlaşma yazılı ve kapsamı belirli olmalıdır.

  6. Yargılama süresi: Tedavül kayıtlarının celbi, keşif, bilirkişi raporu ve istinaf/temyiz aşamaları dikkate alındığında bu davalar mahkemelerin iş yüküne göre ortalama 1,5–3 yıl sürer.

Sık sorulan sorular

Muris muvazaası davası hangi mahkemede açılır?

Taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesinde. Yetki kesindir (HMK m. 12); başka yerde açılan dava yetkisizlikten reddedilir.

Muris muvazaası davasında zamanaşımı kaç yıl?

Zamanaşımı ve hak düşürücü süre yoktur. Yargıtay HGK'ya göre temlikten 40 yıl sonra bile açılabilir ve bu, hakkın kötüye kullanılması sayılmaz. Tek istisna Kadastro Kanunu m. 12/3 kapsamındaki kayıtlardır.

Mirasbırakan hayattayken bu dava açılabilir mi?

Hayır. Miras hakkı ölümle doğar; dava ancak murisin ölümünden sonra açılabilir.

Saklı payım yoksa (örneğin kardeş olarak) dava açabilir miyim?

Evet. Muris muvazaası davasını saklı payı olmayan mirasçılar da açabilir; bu, tenkis davasından en önemli farkıdır.

Tapuda bağış görünüyorsa ne yapabilirim?

Muris muvazaası davası açılamaz. Saklı paylı mirasçıysanız TMK m. 571'deki süreler içinde tenkis; şartları varsa denkleştirme davası açabilirsiniz. Vasiyetname yoluyla yapılan tasarruflar için ise ayrı bir yol izlenir.

Bu konuda vasiyetnamenin iptali davası ve mirasçılıktan çıkarma (ıskat) rehberlerimize bakabilirsiniz.

Babam evini annemin üzerine satış göstererek verdi, muvazaa mıdır?

Her zaman değil. Yargıtay 14.05.2026 tarihli kararında, murisin payın yarısını kendinde tutması ve devralanın davacının annesi olması karşısında mal kaçırma kastını ispatlanmamış saymıştır. Somut olay değerlendirilmelidir.

Satış bedeli gerçekten ödendiyse dava kazanılır mı?

Bedel fiilen ödenmiş ve muris satmak için makul bir nedene sahipse muvazaa yoktur. Ancak "elden, haftalık taksitle ödendi" gibi belgesiz iddialara Yargıtay itibar etmemektedir; banka kaydı belirleyicidir.

Muris malını tüm çocuklarına satış göstererek dağıttıysa?

Dengeli bir sağlararası paylaştırma varsa mal kaçırma kastı bulunmaz; dava reddedilir.

Muris parayı verip evi doğrudan kardeşimin adına aldıysa?

Bu "elden bağış"tır; taşınmaz hiç muris adına kayıtlı olmadığından muris muvazaası uygulanmaz. Denkleştirme veya tenkis değerlendirilmelidir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devir her zaman geçerli midir?

Hayır. Muris gerçekten bakıma muhtaç değilse ve bakım fiilen yapılmamışsa, sözleşme mal kaçırma amacına perde olarak kullanılmışsa muvazaa kabul edilir.

Taşınmaz üçüncü kişiye satıldıysa ne olur?

İyi niyetli üçüncü kişinin kazanımı korunur (TMK m. 1023); davalıdan tazminat istenebilir. Bu yüzden dava başında ihtiyati tedbir şarttır.

Daha önce tenkis davası açıp feragat ettim, muvazaa davası açabilir miyim?

Evet. 1987 tarihli İBK ve HGK'nın 2021 tarihli kararına göre tenkis davasından feragat, muvazaaya dayalı iptal davasına engel değildir.

Dava harcı taşınmazın tamamı üzerinden mi ödenir?

Hayır. Dava değeri, devredilen payın dava tarihindeki değerinin davacının miras payına düşen kısmıdır; harç ve vekâlet ücreti bu değer üzerinden hesaplanır.

Muris muvazaası davası ne kadar sürer?

Delil toplama, keşif, bilirkişi ve kanun yolu aşamalarıyla birlikte genellikle 1,5–3 yıl.

Murisin şirket hissesini satış göstererek devretmesi muris muvazaası mıdır?

1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı tapuya kayıtlı taşınmazlara ilişkindir; şirket payı, banka parası ve araç gibi unsurlarda bu karara dayalı dava doğrudan açılamaz. Bu devirler TBK m.19'daki genel muvazaa hükümleri çerçevesinde değerlendirilir ve şartları varsa denkleştirme veya tenkis yolları gündeme gelir.

Davayı tüm mirasçıların birlikte açması gerekir mi?

Hayır. Muris muvazaası davalarında her mirasçı tek başına ve kendi miras payı oranında dava açabilir; terekeye temsilci atanması veya diğer mirasçıların davaya katılması aranmaz. Dava açmayan mirasçıların payları davalı üzerinde kalır.

Denkleştirme ile muris muvazaası arasındaki fark nedir?

Muris muvazaası işlemin geçersizliğine dayanır ve tapu kaydının iptalini hedefler. Denkleştirme (TMK m.669) ise işlemi geçerli sayar; yalnızca paylaşımda bu kazandırmanın hesaba katılmasını sağlar ve sadece yasal mirasçılar arasında işler.

Tapuyu muris değil, vekâletle oğlu devretmiş; hangi davayı açmalıyım?

Devri vekil yapmışsa muris muvazaası hukuki sebebi kural olarak işlemez; bu hâlde vekâlet görevinin kötüye kullanılmasına dayanılır. İkisi bir arada veya terditli olarak da ileri sürülebilir. Önemli bir usul farkı vardır: muris muvazaasında her mirasçı tek başına payı oranında dava açabilirken, vekâlet görevinin kötüye kullanılmasında tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi veya terekeye temsilci atanması gerekir.

Kaynaklar

İçtihadı Birleştirme Kararları

  • Yargıtay İBBGK, 01.04.1974, E. 1974/1, K. 1974/2

  • Yargıtay İBBGK, 22.05.1987, E. 1986/4, K. 1987/5

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

  • HGK, 24.06.2021, E. 2017/1270, K. 2021/846

  • HGK, 28.12.2022, E. 2022/1101, K. 2022/1941

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi

  • 14.05.2026, E. 2025/5797, K. 2026/4124

  • 23.12.2025, E. 2024/3382, K. 2025/6145

  • 18.12.2025, E. 2025/1080, K. 2025/6093

  • 26.05.2025, E. 2024/2628, K. 2025/2639

  • 12.03.2025, E. 2024/556, K. 2025/1301

  • 26.11.2024, E. 2023/2262, K. 2024/6374

  • 13.12.2023, E. 2023/4557, K. 2023/7433

  • 11.04.2023, E. 2022/5975, K. 2023/2206

  • 21.02.2022, E. 2021/10252, K. 2022/1323

  • 10.01.2022, E. 2021/1296, K. 2022/70

  • 09.11.2021, E. 2020/2293, K. 2021/6615

  • 07.09.2021, E. 2020/245, K. 2021/3817

  • 09.03.2021, E. 2020/1678, K. 2021/1309

  • 21.01.2021, E. 2019/4649, K. 2021/317

  • 21.03.2016, E. 2014/14726, K. 2016/3328

  • 27.03.2013, E. 2012/17200, K. 2013/4344

  • 27.06.2012, E. 2012/5251, K. 2012/8043

  • 09.05.2011, E. 2011/3599, K. 2011/5511

  • 24.01.2011, E. 2010/13258, K. 2011/587

  • 25.05.2009, E. 2009/4704, K. 2009/5889

Mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2, 6, 560 vd., 571, 669, 706, 1023, 1025

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 19, 237, 611

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2, 12, 125, 190, 203

  • 2644 sayılı Tapu Kanunu m. 26

  • 3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 12

İlgili Yazılarımız

Av. Murat Akman Hakkında

Av. Murat Akman, Ankara Barosu'na kayıtlı avukattır (Sicil No: 42294) ve Çankaya/Ankara'daki bürosunda faaliyet göstermektedir. Miras hukuku alanındaki çalışma kapsamı için Ankara miras avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

İletişim: Korkutreis Mah., Strazburg Cd., Belgin İş Merkezi No:17/1, 06430 Çankaya/Ankara — Telefon: +90 312 911 67 90

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her somut olay kendi delil ve olguları içinde değerlendirilmelidir.

Son güncelleme: 12 Eylül 2026

Son Yazılar

Hepsini Gör
  • Whatsapp
bottom of page