İfadeye Çağrıldım, Ne Yapmalıyım? Şüpheli ve Tanığın Hakları
Güncelleme tarihi: 6 gün önce
Kısa cevap: Karakoldan veya savcılıktan ifadeye çağrıldıysanız önce hangi dosya için ve hangi sıfatla (şüpheli mi, tanık mı, müşteki veya mağdur mu) çağrıldığınızı öğrenin. Şüpheli olarak çağrıldıysanız susma ve avukattan yararlanma hakkınız vardır; kendinize avukat seçecek durumda değilseniz ve avukat yardımı istiyorsanız bunu ifade sırasında söyleyin, ifadeyi alan merci barodan avukat görevlendirilmesini ister. Savcı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak dinleniyorsanız bildiklerinizi doğru anlatmakla yükümlüsünüz; kollukta "bilgi sahibi" olarak dinleniyorsanız da anlattıklarınız doğru olmalıdır. İfade tutanağını okumadan imzalamayın. Usulüne uygun bir çağrıyı görmezden gelmek, zorla getirilmenize, şüpheliyseniz hakkınızda yakalama emri düzenlenmesine yol açabilir; tanıklara telefon veya e-postayla yapılan çağrıda zorla getirme ve masraf sonuçları uygulanmaz.
✅ Çağrının hangi soruşturma için ve hangi sıfatla yapıldığını sorun.
✅ Şüpheli olarak çağrıldıysanız avukatla gidin; kendinize avukat seçecek durumda değilseniz ifade sırasında barodan avukat isteyin.
✅ Şüpheli olarak dinleniyorsanız susma hakkınız vardır ve bu hakkı kullanmak suçu kabul etmek anlamına gelmez. Savcı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak ise bildiklerinizi anlatmakla yükümlüsünüz; yalnızca kanunda sayılan hâllerde (örneğin şüpheliyle yakınlığınız varsa ya da sorular sizi veya yakınlarınızı suçlayabilecekse) cevap vermeyebilirsiniz.
✅ Tutanağı okuyun; söylemediğiniz bir şey yazılmışsa düzeltilmeden imzalamayın.
✅ Gidemeyecekseniz çağrıyı yok saymayın; çağıran birime haber verip yeni bir gün isteyin.
Polisten ya da jandarmadan gelen bir telefon veya kapıya bırakılan bir davetiye, çoğu kişi için ilk kez karşılaşılan ve kaygı veren bir durumdur. Bu yazıda, ifadeye çağrılan bir kişinin şüpheli ya da tanık olmasına göre hangi haklara sahip olduğunu, ifade sırasında neye dikkat etmesi gerektiğini ve çağrıya gitmemenin sonuçlarını Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve Yargıtay uygulaması ışığında anlatıyoruz.
İfadeye çağrılmak ne anlama gelir?
İfadeye çağrılmak, hakkınızda ya da tanığı olduğunuz bir olay hakkında bir ceza soruşturması yürütüldüğü anlamına gelir; tek başına suçlu olduğunuz ya da hakkınızda dava açılacağı anlamına gelmez. Kanunda "ifade alma", şüphelinin kolluk (polis veya jandarma) ya da Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesidir; hâkimin dinlemesine ise "sorgu" denir (CMK m.2/1-g, h). Kanun, tanığın beyanı için de "ifade" sözcüğünü kullanır (ör. CMK m.210/2); ancak "ifade alma" terimi ve CMK m.147'deki usul şüpheli için düzenlenmiştir (CMK m.2/1-g).
Soruşturmayı Cumhuriyet savcısı yürütür; kolluk, savcının emri ve talimatıyla işlem yapar (CMK m.161). Savcı, yalnızca şüphelinin aleyhine olan delilleri değil, lehine olan delilleri de toplamakla yükümlüdür (CMK m.160/2). Bu nedenle ifade, sizin için kendi anlatımınızı ve lehinize olan delilleri dosyaya kazandırma fırsatıdır.
Çağrı nasıl yapılır, gerçek olduğunu nasıl anlarsınız?
Kanun, ifadesi alınacak şüphelinin davetiyeyle çağrılmasını öngörür. Davetiyede çağrılma nedeni açıkça belirtilir ve gelinmezse zorla getirileceği yazılır (CMK m.145). Uygulamada kolluk birimleri telefonla arayıp ifade için gün de verebilir.
Telefonla arandığınızda arayan kişinin adını, görev yaptığı birimi, soruşturma numarasını ve hangi sıfatla çağrıldığınızı sorun. Ardından o birimin resmî santral numarasını kendiniz bulup arayarak çağrıyı doğrulayın. Hiçbir resmî makam ifade için sizden telefonda para, kart bilgisi ya da şifre istemez; böyle bir talep dolandırıcılık işaretidir.
Şüpheli olarak mı, tanık olarak mı çağrıldınız?
Haklarınız, çağrıldığınız sıfata göre değişir; bu yüzden ilk sormanız gereken soru budur. Şüpheli, soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişidir (CMK m.2/1-a). Tanık ise olay hakkında bilgisi olan, ancak kendisi şüpheli olmayan kişidir. Kolluğun müşteki, suçtan zarar gören ve suç şüphesi altında bulunmayan diğer kişileri dinlemesi Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'nde "bilgi alma" olarak tanımlanır (m.4); bu şekilde dinlenen kişilere uygulamada "bilgi sahibi" denir. Yargıtay, tanık dinleme yetkisinin Cumhuriyet savcısı, hâkim ve mahkemeye ait olduğunu, kolluğun bu yetkisinin bulunmadığını kabul etmektedir (CMK m.43/5). Bu nedenle kollukta bilgi sahibi olarak dinlenmek ile savcı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak dinlenmek, farklı sonuçlar doğurur. Kollukta tutulan tutanağın başlığında "tanık" yazması bu niteliği değiştirmez; dinleme kollukta yapılıyorsa bilgi alma niteliğindedir; tanık dinleme yetkisi savcı, hâkim ve mahkemeye aittir (CMK m.43/5).
Konu | Şüpheli | Tanık (savcı, hâkim veya mahkeme önünde) | Bilgi sahibi (kollukta) |
Konuşma yükümlülüğü | Suçlama hakkında açıklama yapmama (susma) hakkı vardır (CMK m.147/1-e). Kimlik sorularına doğru cevap vermek zorunludur (CMK m.147/1-a). | Bildiğini doğru anlatma yükümlülüğü vardır. Kendisini veya yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermeyebilir (CMK m.48). Sebepsiz çekinmenin yaptırımı vardır (CMK m.60). | Kolluğun tanık dinleme yetkisi bulunmadığından, tanıklığa bağlanan yaptırımlar (CMK m.44, m.60; TCK m.272) kolluktaki bilgi almada uygulanmaz. Beyanda bulunuyorsa doğruyu anlatmalıdır; gerçeğe aykırı beyan, örneğin suçluyu kayırma gibi başka suçlara konu olabilir. Sorular kendisini bir suçla ilişkilendirmeye başlarsa şüpheli haklarının bildirilmesini isteyebilir. |
Avukat | İfadenin her aşamasında avukat (müdafi) yardımı alabilir; kendisine avukat seçecek durumda değilse ve isterse baro görevlendirir (CMK m.147/1-c, m.149, m.150/1). | Kanunda şüpheli için düzenlenen müdafi hakkı tanık için öngörülmemiştir; dinlenmeden önce bir avukata danışmak mümkündür. | Tanıktaki gibidir; ancak şüpheli olarak dinlenmeye geçilirse avukat hakkı doğar. Kişi suçun mağduru veya şikâyetçisiyse, kanunda sayılan suçlarda barodan avukat (vekil) görevlendirilmesini isteyebilir; vekili bulunmayan 18 yaşından küçük mağdura istem aranmaksızın vekil görevlendirilir (CMK m.234/1-a-3, m.234/2). |
Yakınlık | — | Şüphelinin eşi (evlilik sona ermiş olsa bile), nişanlısı ve kanunda sayılan akrabaları tanıklıktan çekinebilir (CMK m.45). | Bu yakınlık varsa belirtilmelidir; kişi sonradan duruşmada tanıklıktan çekinirse önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz (CMK m.210/2). |
Yemin | Yemin ettirilmez. | Tanıklar kural olarak yemin eder; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcıları da yemin verdirir (CMK m.54). On beş yaşını doldurmamış olanlar ve kanunda sayılan bazı kişiler yeminsiz dinlenir (CMK m.50); tanık olarak dinlenen mağdura da yemin verdirilmez (CMK m.236/1). | Kollukta yemin verdirilmez. |
Gerçeğe aykırı beyan | Kimse kendisini suçlayan bir beyanda bulunmaya zorlanamaz (Anayasa m.38/5). Kimlik bilgilerini gerçeğe aykırı bildirmek ise idari para cezası gerektirir (Kabahatler Kanunu m.40). | Gerçeğe aykırı tanıklık, yalan tanıklık suçunu oluşturabilir (TCK m.272). | Yargıtay, bilgi alma tutanağındaki beyanın yalan tanıklık suçunu oluşturmadığını kabul etmektedir. Ancak beyan dosyada kalır ve sonraki tanıklıkla karşılaştırılır. Bir başkasını soruşturmadan kurtarmaya yönelik gerçeğe aykırı beyan suçluyu kayırma (TCK m.283), başkasının işlediği bir suçu üstlenmek suç üstlenme (TCK m.270) oluşturabilir; iftira, yetkili makama ihbar veya şikâyet ya da basın ve yayın yoluyla bir kişiye isnat; suç uydurma ise işlenmemiş bir suçun ihbarı veya delillerinin uydurulmasını gerektirir (TCK m.267, m.271). |
Çağrıya uymama | Davetiyeyle çağrılıp gelmeyen şüphelinin zorla getirilmesine karar verilebilir (CMK m.146/1); hakkında yakalama emri de düzenlenebilir (CMK m.98/1). | Usulüne uygun çağrıya mazeretsiz uymayan tanık zorla getirilebilir ve giderler kendisine ödettirilebilir (CMK m.44). Telefon veya e-posta gibi araçlarla yapılan çağrıda bu sonuçlar uygulanmaz (CMK m.43/2); tutuklu işlerde ise doğrudan zorla getirme kararı verilebilir (CMK m.43/1). Çağrıya rağmen gelmeyen mağdur ve şikâyetçi hakkında da savcı veya hâkim zorla getirme kararı verebilir (CMK m.146/7). | Tanıkların çağrılmasına ilişkin kurallar yalnızca savcı, hâkim veya mahkeme önündeki dinlemede uygulanır (CMK m.43/5); bununla birlikte savcılık sizi ayrıca tanık olarak çağırabilir. |
Bilgi sahibi olarak çağrılıp şüpheli gibi soru sorulursa ne olur? Sorular sizi bir suçla ilişkilendirmeye başlıyorsa, artık ifade alma usulünün uygulanması gerekir. Yargıtay, suç şüphesi altındaki bir kişinin "bilgi sahibi" sıfatıyla dinlenemeyeceğini ve bu kişinin aleyhine olan beyanlarının ona karşı delil olarak kullanılabilmesi için önce haklarından haberdar edilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Böyle bir durumda, şüpheli olarak dinlenip dinlenmediğinizi sorabilir, haklarınızın bildirilmesini ve avukatınıza ulaşmak için zaman verilmesini isteyebilirsiniz. Görevli "bilgi sahibi" olarak devam etmek isterse, kollukta bilgi sahibi olarak beyan vermemenin kanunda doğrudan bir yaptırımı öngörülmediğini bilin; dinlemeyi sürdürmek istemediğinizi, gerekirse beyanınızı Cumhuriyet savcısına vereceğinizi söyleyip bunun tutanağa yazılmasını isteyebilirsiniz. Bu durumda kolluk savcıyla görüşüp sizi şüpheli sıfatıyla dinlemeye geçebilir ya da savcılık sizi tanık olarak çağırabilir; kimlik bilgilerinizi bildirme yükümlülüğünüz ise devam eder. Mağdur, şikâyetçi veya tanık olarak dinlenecekseniz, talep etmeniz hâlinde polis ifadenizi evinizde veya işyerinizde de alabilir (Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu m.15/3).
Müşteki veya mağdur olarak çağrıldıysanız: Kollukta bilgi sahibi olarak dinlenseniz bile mağdur ve şikâyetçiye kanunun tanıdığı haklar uygulanır ve bu haklar size anlatılmalıdır (CMK m.234/3). Cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, ısrarlı takip, kadına karşı kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda, avukatı olmayan mağdur barodan avukat görevlendirilmesini isteyebilir; mağdur 18 yaşından küçükse, sağır veya dilsizse ya da meramını ifade edemeyecek derecede malulse istemi aranmaksızın avukat görevlendirilir (CMK m.234). Mağdurun avukatına kanunda "vekil" denir (CMK m.2/1-d). Mağdur çocuğun tanık olarak dinlenmesi ses ve görüntü olarak kayda alınır ve dinleme sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanından bir kişi bulundurulur (CMK m.52/3, m.236/3). Cinsel suçlarda mağdurun dinlenmesi ve hakları için cinsel suçlar rehberimize de bakabilirsiniz.
Yargıtay Uygulaması: Şüphelinin "bilgi sahibi" olarak dinlenmesi
Suç işleme şüphesi altındaki kişinin "bilgi sahibi" sıfatıyla ifadesi alınamaz; kişinin aleyhine olan beyanlarının ona karşı delil olarak kullanılabilmesi için haklarından haberdar edilmesi gerekir. Daire, somut olayda bu şekilde alınan beyanı başka bir sanık aleyhine de hükme esas almamıştır. (Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 13.03.2023, E. 2021/7640, K. 2023/2123)
Pratik sonuç: Hakkınızda suç şüphesi ortaya çıkmışken, haklarınız bildirilmeden "bilgi sahibi" tutanağıyla alınan beyanlarınızın aleyhinize hükme esas alınmaması gerekir. Şüphenin hangi anda ortaya çıktığını ve böyle bir tutanağın delil değerini, somut olayın koşullarına göre mahkeme değerlendirir.
İfade sırasında şüphelinin hakları nelerdir?
Şüpheli olarak ifade verirken kanun, ifadeyi alan görevliye bir dizi yükümlülük getirir (CMK m.147; Yönetmelik m.23). Bu haklar şunlardır:
Suçlamayı öğrenme: Size yüklenen suç anlatılmalıdır.
Avukat yardımı: Avukat seçme ve ifade sırasında avukatın yanınızda bulunması hakkınız size bildirilmelidir. Kendinize avukat seçecek durumda değilseniz ve avukat yardımı istiyorsanız baro tarafından bir avukat görevlendirilir (CMK m.147/1-c, m.150/1). Soruşturma evresinde ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir ve avukatın yanınızda olma hakkı engellenemez (CMK m.149).
Susma hakkı: Suçlama hakkında açıklama yapmama hakkınız olduğu söylenmelidir (CMK m.147/1-e). Bu hakkı ifadenin başında ya da herhangi bir anında kullanabilirsiniz; bazı sorulara cevap verip bazılarına vermemek de bu hakkın kapsamındadır. Anayasa, kimsenin kendisini suçlayan bir beyanda bulunmaya zorlanamayacağını güvence altına alır (Anayasa m.38/5); bu nedenle susmanız, suçlamayı kabul ettiğiniz anlamına gelmez. Ancak susmayı seçtiğinizde lehinize olan açıklamalarınız da dosyaya girmez; hangi sorulara cevap vereceğinize avukatınızla birlikte karar vermeniz yararlı olur.
Lehe delil isteme: Şüpheden kurtulmanız için somut delillerin toplanmasını isteyebilirsiniz (CMK m.147/1-f). Örneğin olay yerindeki kamera kayıtlarının, telefon kayıtlarının ya da belirli tanıkların dinlenmesini talep edebilirsiniz. Bu talebinizi tutanağa yazdırın; delillerin toplanmasını soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı değerlendirir. Kamera kayıtları belirli bir süre sonra silinebildiğinden, bu talebi erken yapmak önemlidir.
Yakınlara haber: Yakalandıysanız, yakınlarınızdan istediğinize ya da belirlediğiniz bir kişiye durumunuz Cumhuriyet savcısının emriyle kolluk tarafından gecikmeksizin bildirilir (CMK m.147/1-d, m.95/1). Yabancı uyruklu iseniz, yazılı olarak karşı çıkmadığınız sürece durumunuz ülkenizin konsolosluğuna da bildirilir (CMK m.95/2).
Tercüman: Türkçeyi derdinizi anlatabilecek ölçüde bilmiyorsanız size bir tercüman atanır; işitme veya konuşma engeliniz varsa işlemler size anlayabileceğiniz biçimde anlatılır. Soruşturma evresinde tercümanı hâkim veya Cumhuriyet savcısı atar; bu hak tanık ve mağdur olarak dinlenenler için de geçerlidir (CMK m.202). Söylenenleri anlamadıysanız bunu tutanağa yazdırmadan imza atmayın.
Kayıt: Kanun, ifade ve sorgunun kaydında teknik imkânlardan yararlanılmasını öngörür (CMK m.147/1-h); ifadenizin ses veya görüntü olarak kaydedilmesini isteyebilirsiniz; ancak bu, ifadeyi alan birimin teknik imkânlarına bağlıdır ve uygulamada ifadeler çoğunlukla yazılı tutanakla alınır.
Tutanak: İfade tutanağa bağlanır; tutanağı siz ve varsa avukatınız okursunuz ve imzalarınız alınır. İmzadan çekinirseniz bunun nedeni tutanağa yazılır (CMK m.147/1-i).
İfade, özgür iradeye dayanmalıdır. Kötü davranma, tehdit, aldatma, yorma, ilaç verme gibi yöntemler ile kanuna aykırı bir yarar vaat edilmesi yasaktır; bu yollarla alınan ifade, rıza ile verilmiş olsa bile delil olarak değerlendirilemez (CMK m.148/1-3). Ayrıca aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadeniz alınacaksa, bu işlemi ancak Cumhuriyet savcısı yapabilir (CMK m.148/5).
Yakalandıysanız; yakalama sebebi, hakkınızdaki iddialar ve haklarınız size yazılı olarak, bu hemen mümkün değilse sözlü olarak derhâl bildirilir. Haklarınızın yazılı olarak bildirildiğini gösteren "Yakalama ve Gözaltına Alma Tutanağı Şüpheli ve Sanık Hakları Formu"nun imzalı bir örneği de size verilir (Yönetmelik m.6).
İfadeye avukatla gitmek zorunlu mu, avukatım yoksa ne olur?
Kural olarak ifadeye avukatla gitmek zorunlu değildir; ancak avukattan yararlanmak, şüphelinin her aşamada kullanabileceği bir haktır. Bazı durumlarda ise istemeniz aranmaksızın size bir avukat görevlendirilir (CMK m.150/2-3):
Şüpheli çocuksa (18 yaşından küçükse),
Kendisini savunamayacak derecede malulse veya sağır ve dilsizse,
Soruşturma, kanundaki cezanın alt sınırı beş yıldan fazla hapis olan bir suç hakkındaysa. Ölçü, kanunda öngörülen cezanın alt sınırının beş yılı aşmasıdır; Ceza Genel Kurulu bu hesapta zorunlu artırım gerektiren nitelikli hâlleri de dikkate almaktadır. Örneğin beş yıldan on yıla kadar hapis gerektiren nitelikli hırsızlık (TCK m.142/2) tek başına bu kapsama girmez; ancak suç gece işlendiğinde ceza yarı oranında artırıldığından (TCK m.143) avukat istem aranmaksızın görevlendirilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 12.01.2022, E. 2021/410, K. 2022/8). Emin değilseniz avukat istediğinizi açıkça söyleyin.
Bu zorunlu hâllerde avukat görevlendirilmesi, ifadenin kollukta alınmasıyla sınırlı değildir; savcılıkta ifade alınırken de gerekir.
Bu hâllerin dışında avukatınız yoksa, kendinize avukat seçecek durumda olmadığınızı ve avukat yardımı istediğinizi açıkça söyleyin ve tutanağa geçirilmesini isteyin; ifadeyi alan merci baronun bir avukat görevlendirmesini ister (CMK m.150/1, m.156). Sonradan kendi avukatınızı seçerseniz baronun görevlendirdiği avukatın görevi sona erer.
Bir suç işlediği iddiasıyla hakkında soruşturma yürütülen çocuk (kanundaki adıyla "adli süreçteki çocuk") ile ilgili soruşturma, çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yürütülür (Çocuk Koruma Kanunu m.15/1). Bu nedenle şüpheli çocuğun ifadesini kolluk değil, çocuk bürosundaki Cumhuriyet savcısı alır; ifade avukat hazır bulundurulmak şartıyla alınır ve çocuğun yararına aykırı olmadıkça anne-babası veya vasisi ifade sırasında hazır bulunabilir (Yönetmelik m.19/b). Yargıtay, müdafi atanmadan ve bu kurala aykırı olarak kollukta alınan, çocuğun sonradan kabul etmediği ifadeye dayanılamayacağını kabul etmiştir (Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 25.11.2021, E. 2021/2635, K. 2021/18287). Kanun soruşturmanın savcı tarafından bizzat yapılmasını öngördüğünden, avukat karakola gelmiş olsa bile çocuğun ifadesinin savcılıkta alınmasını isteyin. Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış çocuğun ceza sorumluluğu yoktur ve hakkında ceza kovuşturması yapılamaz (TCK m.31/1). On beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmadan düzenlenen iddianame iade edilir (CMK m.174/1-e). Çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi de bulundurulabilir (ÇKK m.15/2) ve çocuk kollukta bulunduğu sırada yanında yakınlarından birinin bulunmasına imkân sağlanır (ÇKK m.31/3).
Avukat ifadede ne yapar? Avukat sorulara sizin yerinize cevap veremez; ancak size bütün kanuni haklarınızı hatırlatabilir ve hukuki yardımda bulunabilir. Avukatın beyanı ve müdahalesi tutanağa geçirilir (Yönetmelik m.23/d). Avukatınız soruşturma dosyasını inceleyebilir ve belgelerden örnek alabilir. Bu yetki, kanunda sayılan bazı suçlarda ve soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecekse, savcının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir; ancak sizin ifade tutanaklarınız ve bilirkişi raporları bu kısıtlamanın kapsamına girmez (CMK m.153). Ayrıca avukatınızla, başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilirsiniz (CMK m.154/1). Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar, terör suçları ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ticareti gibi kanunda sayılan suçlarda ise gözaltındaki şüphelinin avukatla görüşme hakkı, savcının istemi üzerine hâkim kararıyla 24 saat kısıtlanabilir; bu sürede ifade alınamaz (CMK m.154/2).
Kanunda, avukatınız için beklenmesi gereken asgari bir süre öngörülmemiştir. Avukatınızın ifade sırasında yanınızda olma hakkı engellenemeyeceğinden (CMK m.149/3), ulaşabilmesi için zaman istemeniz bu hakkın kullanılmasının doğal bir parçasıdır; ancak gözaltındaysanız bekleme de gözaltı süresi içinde kalır. Seçtiğiniz avukat makul bir sürede ulaşamıyorsa, barodan avukat görevlendirilmesini isteyebilirsiniz.
Avukatsız verilen ifade sonradan delil olur mu?
Bu sorunun cevabı, ifadenin nerede ve kimin huzurunda verildiğine göre değişir; bu ayrım uygulamada en sık yanlış bilinen konulardan biridir.
Kollukta avukatsız verilen ifade: Hâkim veya mahkeme huzurunda sizin tarafınızdan doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m.148/4). Yargıtay, bu ifadenin savcılıkta doğrulanmasının yeterli olmadığını kabul etmektedir. Kanun "hâkim" huzurunda doğrulamadan söz ettiğinden, soruşturma evresinde tutuklama veya adli kontrol talebiyle önüne çıkarıldığınız sulh ceza hâkimliğindeki doğrulama da bu kapsamda değerlendirilmektedir; Yargıtay, sulh ceza hâkimliğinde avukat huzurunda tekrarlanan kolluk beyanlarının hükme esas alınmasını hukuka uygun bulan kararlar vermiştir. Bu nedenle sulh ceza hâkimliğindeki sorguda "kolluktaki ifademi tekrar ederim" demeniz, o ifadenin hükme esas alınabilmesine yol açabilir. Bu kural ifadenin hükme esas alınmasını yasaklar; kanun, soruşturma aşamasında tutuklama talebini, sulh ceza hâkiminin tutuklama değerlendirmesini veya iddianamenin hazırlanmasını bu yasağa açıkça dahil etmez ve avukatsız kolluk ifadesi bu aşamalarda dosyada yer alır. Kolluk ifadesinin dışlanması da tek başına beraat sonucu doğurmaz; mahkeme öteki deliller yeterliyse mahkûmiyet kararı verebilir.
Savcılıkta verilen ifade ve kollukta avukat huzurunda verilen ifade: Sonraki beyanlarınızla çelişmesi hâlinde duruşmada okunabilir (CMK m.213). Barodan görevlendirilen avukatın huzurunda alınan kolluk ifadesi de bu şekilde okunabilir. Okunabilme için ifadenin hukuka uygun alınmış olması gerekir: Yasak usullerle alınan ifade delil olarak değerlendirilemez (CMK m.148/3); Yargıtay uygulamasında zorunlu müdafilik hâlinde avukat bulunmadan veya haklar bildirilmeden alınan ifadeler de hukuka aykırı delil olarak değerlendirilmektedir. Yani bu ifadeler, sonradan "o gün böyle demedim" denilerek kendiliğinden dışlanmaz; mahkeme bunları diğer delillerle birlikte değerlendirebilir.
Bu nedenle "nasılsa sonra inkâr ederim" düşüncesiyle hazırlıksız ifade vermek risklidir. Özellikle savcılıkta verdiğiniz ifade, avukatınız yanınızda olmasa bile ileride karşınıza çıkabilir.
Yargıtay Uygulaması: Kolluk ifadesinin doğrulanması
Avukat hazır bulunmadan kollukta alınan ifade, şüpheli veya sanık tarafından hâkim ya da mahkeme huzurunda doğrulanırsa hükme esas alınabilir; doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. İfadenin Cumhuriyet savcılığında doğrulanması bunun için yeterli değildir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.05.2018, E. 2017/1087, K. 2018/211)
Pratik sonuç: Kollukta avukatsız verdiğiniz bir ifadeyi savcılıkta tekrar etmiş olmanız, o ifadeyi tek başına hükme esas alınabilir kılmaz; ancak hâkim önünde doğrulamanız bu sonucu doğurabilir. Sulh ceza hâkimliğinde önceki ifadeleriniz hakkında ne söyleyeceğinizi önceden avukatınızla konuşun.
Yargıtay Uygulaması: Hangi ifade duruşmada okunabilir?
Önceki ifadenin duruşmada okunabilmesi için, ifadenin sonraki beyanla çelişmesi ve hâkim, mahkeme ya da Cumhuriyet savcısı tarafından alınmış olması veya kollukta alınmışsa avukat huzurunda alınmış olması gerekir; avukatsız ve doğrulanmamış kolluk ikrarı okunamaz ve hükme esas alınamaz. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 02.07.2025, E. 2023/5093, K. 2025/12400)
Pratik sonuç: Kollukta avukatsız verilen bir kabul dışlandığında, mahkemenin mahkûmiyet için başka hangi delillere dayandığını açıkça göstermesi gerekir.
Haklarınız hatırlatılmadan yapılan "sohbet" delil olur mu?
Kolluk, olayı ilk öğrendiğinde çevredekilere soru sorabilir. Henüz kimse hakkında somut bir şüphe yokken verilen bilgiler ve bu bilgi toplama sırasında sorulan sorulara verilen cevaplar ifade alma sayılmaz ve delil olarak değerlendirilebilir. Ancak şüphe belirli bir kişi üzerinde somutlaştığı anda, o kişiye soru sormak artık ifade almadır ve kanundaki usule uyulması gerekir. Yargıtay, bu aşamadan sonra isnat bildirilmeden ve haklar hatırlatılmadan yapılan "ön görüşme", "dostane sohbet" ya da "ifade öncesi mülakat" gibi yöntemlerle alınan beyanların delil olarak kabul edilemeyeceğini belirtmektedir.
Buna karşılık, size soru sorulmadan kendiliğinizden yaptığınız açıklamalar delil olarak değerlendirilebilir. Şüphenin hangi anda somutlaştığını ve bir açıklamanın kendiliğinden yapılıp yapılmadığını, olayın koşullarına göre mahkeme belirler. Bu yüzden karakolda ya da olay yerinde "kayıt dışı" bir konuşma güvencesi olduğunu varsaymayın; yaptığınız her konuşmanın tutanağa geçebileceğini düşünün.
Yargıtay Uygulaması: Hakları hatırlatılmadan alınan beyanlar
Şüphe somutlaştıktan sonra, isnat bildirilmeden ve haklar hatırlatılmadan "ön görüşme" ya da "dostane sohbet" gibi yöntemlerle alınan beyanlar ifade alma ve delil olarak kabul edilemez; henüz şüpheli olmayan kişilerin verdiği bilgiler, kolluğun bilgi toplama faaliyeti kapsamında sorduğu sorulara verilen cevaplar ve kişinin kendiliğinden yaptığı açıklamalar ise delil olarak değerlendirilebilir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.12.2022, E. 2022/388, K. 2022/824, oy çokluğuyla)
Pratik sonuç: Hakkınızda şüphe somutlaştıktan sonra, isnat ve haklarınız bildirilmeden yöneltilen sorulara verdiğiniz cevapların aleyhinize hükme esas alınmaması gerekir; Ceza Genel Kurulu bu olayda beyanı tutanağa geçiren kolluk görevlilerinin tanık anlatımlarını da hükme esas almamıştır. Buna karşılık henüz şüpheli konumunda değilken kolluğun bilgi toplama amacıyla sorduğu sorulara verdiğiniz cevaplar ve kendiliğinizden yaptığınız açıklamalar delil olarak değerlendirilebilir; Ceza Genel Kurulu aynı kararda, henüz hakkında suç isnadı bulunmayan bir kişinin tanık olarak verdiği beyanın, sonradan kendisi şüpheli konumuna geçerse kendi aleyhine delil olarak kullanılamayacağını, çünkü bunun için haklarının önceden hatırlatılmış olması gerektiğini de belirtmiştir.
Tanık olarak çağrıldıysanız neye dikkat etmelisiniz?
Savcı, hâkim veya mahkeme önünde dinlenen tanık, bildiğini doğru anlatmakla yükümlüdür ve gerçeğe aykırı tanıklık yalan tanıklık suçunu oluşturabilir (TCK m.272). Kollukta "bilgi sahibi" olarak verilen beyan ise Yargıtay'a göre yalan tanıklık suçunu oluşturmaz; ancak bu beyan dosyada kalır ve sonraki tanıklığınızla karşılaştırılır. Bir başkasını soruşturmadan kurtarmak için kollukta veya savcılıkta gerçeğe aykırı beyanda bulunmak, örneğin kazayı yapan sürücü yerine başka birini sürücü olarak göstermek, suçluyu kayırma suçunu oluşturabilir (TCK m.283; savcılıkta müşteki sıfatıyla verilen beyana ilişkin Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 16.03.2023, E. 2021/1629, K. 2023/1405, oy çokluğuyla). Suçluyu kayırmada ceza verilmemesi yalnızca failin üstsoyu, altsoyu, eşi, kardeşi veya suç ortağı için öngörülmüştür (TCK m.283/3); tanıklıktan çekinme hakkı olan nişanlı, amca veya dayı bu istisnadan yararlanamaz. Olayı kendi üzerinize almak ise suç üstlenme suçunu oluşturabilir (TCK m.270); bu suçun üstsoyu, altsoyu, eşi veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenmesi hâlinde ceza dörtte üçe kadar indirilebilir veya tamamen kaldırılabilir, ancak bu hâkimin takdirindedir. Yakınınız hakkında konuşmak istemiyorsanız gerçeğe aykırı anlatım yerine tanıklıktan çekinme hakkınızı kullanın. Bu nedenle her aşamada yalnızca bildiğinizi ve doğru olanı anlatın.
Savcılıkta tanık olarak dinlenirken sorular sizin sorumluluğunuza yönelirse, kendinizi suçlayabilecek sorulara cevap vermeyebilirsiniz (CMK m.48); şüpheli olarak dinlenip dinlenmediğinizi sorabilir ve şüpheli haklarının bildirilmesini isteyebilirsiniz. Tanığın kanunla korunan hakları şunlardır:
Tanıklıktan çekinme: Şüphelinin nişanlısı, eşi (evlilik bağı sona ermiş olsa bile), kan veya kayın hısımlığından üstsoyu ve altsoyu, üçüncü derece dahil kan hısımları, ikinci derece dahil kayın hısımları ve evlatlık bağı olanlar tanıklıktan çekinebilir. Bu hak, dinlenmeden önce size bildirilmelidir ve dinlenirken de her zaman kullanılabilir (CMK m.45).
Kendini veya yakınlarını suçlamama: Kendinizi veya yukarıda sayılan yakınlarınızı ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermeyebilirsiniz; bu da size önceden bildirilmelidir (CMK m.48).
Yeminden çekinme: Tanıklıktan çekinme hakkı olan kişi, tanıklık yapmayı kabul etse bile yemin etmekten çekinebilir (CMK m.51).
Meslek sırrı: Avukatlar, stajyerleri ve yardımcıları bu sıfatla öğrendikleri bilgiler hakkında; hekimler, diş hekimleri, eczacılar ve diğer tıp meslek mensupları hastaları ve yakınları hakkında; mali müşavirler ve noterler hizmet verdikleri kişiler hakkında mesleki sıfatları dolayısıyla öğrendikleri bilgilerle ilgili tanıklıktan çekinebilir. Avukatlar dışındakiler, ilgili kişi rıza gösterirse çekinemez (CMK m.46).
Tanıklıktan çekinme hakkı hatırlatılmadan alınan beyan delil olarak değerlendirilemez. Tanıklıktan çekinebilecek kişi duruşmada çekinirse, önceki ifadesine ilişkin tutanak da okunamaz (CMK m.210/2). Yasal bir sebep olmadan tanıklıktan veya yeminden çekinen tanık hakkında ise en çok üç ay disiplin hapsi dahil yaptırımlar öngörülmüştür; soruşturmada bu kararı sulh ceza hâkimi verir (CMK m.60).
Yargıtay Uygulaması: Tanıklıktan çekinme hakkının hatırlatılması
Tanıklıktan çekinme hakkı bulunan kişiye bu hak dinlenmeye başlanmadan önce hatırlatılmalı ve bu husus tutanağa yazılmalıdır; hak hatırlatılmadan alınan beyanlar delil olarak değerlendirilemez. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.09.2023, E. 2023/254, K. 2023/470)
Pratik sonuç: Yakınınız hakkındaki bir soruşturmada çekinme hakkınız size söylenmeden alınan beyanınız, hükme esas alınamaz.
Yargıtay Uygulaması: Kollukta verilen bilgi sahibi beyanı
Tanık dinleme yetkisi bulunmayan kolluk tarafından düzenlenen bilgi alma tutanağındaki beyanlar nedeniyle yalan tanıklık suçu oluşmaz. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 22.03.2023, E. 2022/6676, K. 2023/1533)
Pratik sonuç: Bu karar, kollukta gerçeğe aykırı beyanda bulunmanın sonuçsuz olduğu anlamına gelmez. Aynı kişi savcı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak dinlendiğinde gerçeğe aykırı anlatım yalan tanıklık suçunu oluşturabilir; kolluktaki beyan da olayın niteliğine göre, örneğin suçluyu kayırma gibi başka suçlara konu olabilir. Buna karşılık şikâyetçi olmayan ve kollukta yalnızca dinlenen kişi hakkında iftira suçunun da oluşmadığı kabul edilmiştir; iftira, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunulmasını ya da isnadın basın ve yayın yoluyla yapılmasını gerektirir (TCK m.267; Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 17.05.2023, E. 2021/15505, K. 2023/3378). Kolluğa kendiliğinizden başvurup birini suçlamanız ise somut olayda iftira oluşturabilir.
İfade tutanağını imzalamadan önce neye dikkat etmelisiniz?
İfade tutanağı, ileride dosyada sizin sözleriniz olarak okunacak belgedir; bu yüzden imzalamadan önce mutlaka okuyun. Tutanakta ifadenin yeri ve tarihi, hazır bulunanların adları, haklarınızın bildirilip bildirilmediği ve tutanağın sizin ve hazır olan avukatınız tarafından okunduğu yer alır (CMK m.147/1-i).
Söylemediğiniz bir cümle yazılmışsa ya da söyledikleriniz farklı bir anlama gelecek şekilde özetlenmişse düzeltilmesini isteyin.
Avukat istediğiniz hâlde tutanakta "avukat istemiyorum" yazıyorsa bunu kabul etmeyin.
Düzeltme yapılmazsa itirazınızın tutanağa yazılmasını isteyip tutanağı bu şekilde imzalayabilir ya da imzadan çekinebilirsiniz; çekinirseniz nedeni tutanağa yazılır (CMK m.147/1-i). İmzadan çekinmeniz tutanağı tek başına geçersiz kılmaz; bu nedenle itirazınızın tutanakta açıkça yer alması önemlidir.
Avukatınız, ifade tutanağınızın bir örneğini alabilir (CMK m.153).
Parmak izi, fotoğraf, kan örneği veya DNA incelemesi istenirse ne olur?
Bu işlemlerin her biri farklı koşullara bağlıdır; karar mercii ve şartlar işlemin türüne göre değişir. Aşağıdaki kurallar şüpheli içindir; mağdurdan örnek alınması CMK m.76'da ayrıca düzenlenmiştir.
Parmak izi, avuç içi izi, fotoğraf, ses ve görüntü kaydı: Üst sınırı iki yıl veya daha fazla hapis cezası olan bir suç söz konusuysa ve kimliğinizin teşhisi için gerekliyse, Cumhuriyet savcısının emriyle alınarak soruşturma dosyasına konulabilir; kanun bu işlem için ayrıca rızanızı aramaz. Hakkınızda kovuşturmaya yer olmadığı kararı kesinleşirse ya da beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşirse bu kayıtlar savcının huzurunda yok edilir (CMK m.81). Bundan ayrı olarak polis, gözaltına alınan kişilerin parmak izini ve fotoğrafını alarak bu amaçla kurulan sisteme kaydeder; CMK m.81 uyarınca alınan parmak izleri ve fotoğraflar da bu sisteme kaydedilir (Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu m.5). Sistemdeki kayıtlar, kişinin ölümünden itibaren on yıl ve her hâlde kayıt tarihinden itibaren seksen yıl geçtikten sonra silinir; CMK m.81'deki yok etme hükmü ise soruşturma dosyasına konulan kayıtlara ilişkindir.
Kan, tükürük, saç, tırnak gibi örnekler ve iç beden muayenesi: Kural olarak hâkim kararıyla yapılabilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcı karar verebilir; ancak bu karar 24 saat içinde hâkim onayına sunulur ve onaylanmazsa elde edilen delil kullanılamaz. Üst sınırı iki yıldan az hapis cezası gerektiren suçlarda bu işlemler yapılamaz. İç beden muayenesi ile kan ve benzeri biyolojik örneklerin alınması, kişinin sağlığına zarar verme tehlikesi varsa yapılamaz ve ancak hekim veya başka bir sağlık mesleği mensubu tarafından yapılabilir. Hâkim kararına itiraz edilebilir (CMK m.75).
DNA incelemesi: Alınan örnek üzerinde moleküler genetik inceleme yalnızca soybağının veya elde edilen bulgunun şüpheli, sanık ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti için zorunluysa yapılabilir; başka amaçlarla inceleme yapılması yasaktır (CMK m.78). Bu incelemeye yalnızca hâkim karar verebilir; kararda incelemeyi yapacak bilirkişi gösterilir ve örnek bilirkişiye kimlik bilgileri bildirilmeden verilir (CMK m.79).
DNA sonuçlarının saklanması: 7589 sayılı Kanunla 31.07.2026'dan bu yana inceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılarak bu amaçla kurulan bir sisteme kaydedilir ve bir örneği dosyaya konur. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresi dolarsa veya itiraz reddedilirse ya da beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı kesinleşirse bu bilgiler derhâl, diğer hâllerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçince yok edilir. Bu süre içinde saklama amacı ortadan kalkmışsa veya haklı bir neden varsa, bilgilerin silinmesini hâkim veya mahkemeden isteyebilirsiniz. Sistemdeki bilgiler başka bir soruşturma veya kovuşturmada mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilir; hâkim veya mahkeme kararına itiraz edilebilir, savcının kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir (CMK m.80).
Uygulamada örnek vermeye "rıza gösterdiğinizi" belirten bir tutanak imzalamanız istenebilir. Yargıtay, kişinin kendi rızasıyla verdiği idrar örneğinde de hâkim kararı veya hâkim onayı bulunmadıkça elde edilen delilin kullanılamayacağını kabul etmiştir.
Özel kanunlardaki alkol muayenesine ve kan örneği alınmasına ilişkin hükümler ise saklıdır (CMK m.75/7). Karayolları Trafik Kanunu'na göre kolluğun alkol veya uyuşturucu ölçümünü yaptırmayan sürücüye ağır bir idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır. Yaralanmalı, ölümlü ya da kolluğun müdahil olduğu maddi hasarlı bir kazaya karışıp cihazla ölçüme itiraz eden veya izin vermeyen sürücü, adli tıp kurumuna, adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı bir sağlık kuruluşuna götürülür ve kan, tükürük veya idrar gibi örnekleri alınır. Bu işlemde CMK m.75'teki "üst sınırı iki yıldan az suçlarda örnek alınamaz" kuralı uygulanmaz; hâkim kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcı kararı ve 24 saat içinde hâkim onayı gibi m.75'in diğer hükümleri ise uygulanır (KTK m.48).
Yargıtay Uygulaması: Rızayla verilen biyolojik örnek
Şüpheli veya sanıktan biyolojik örnek alınmasına hâkim veya mahkeme karar vermemişse ya da Cumhuriyet savcısının kararı hâkim veya mahkemece onaylanmamışsa, örnek kişinin rızasıyla alınmış olsa bile elde edilen delil kullanılamaz. (Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 28.04.2026, E. 2025/10520, K. 2026/5837)
Pratik sonuç: Rıza tutanağı, kanunun aradığı hâkim kararının veya onayının yerine geçmez. Hakkınızdaki bir raporun bu şekilde alınmış bir örneğe dayanıp dayanmadığını avukatınızla birlikte inceleyin.
Alınan örneğin kimin tarafından, ne zaman ve nasıl alındığı, nasıl paketlenip mühürlendiği ve laboratuvara nasıl ulaştığı tutanaklarla izlenebilir olmalıdır. Bu zincirdeki bir kopukluk, sonradan düzenlenen raporun güvenilirliğini tartışmaya açabilir. Atış artığı (barut izi) incelemesi için alınan svaplarda ya da uyuşturucu soruşturmalarında istenen kan, idrar veya saç örneklerinde bu ayrıntılar, raporun değerlendirilmesini etkileyebilir.
İfadeye gitmezseniz ne olur?
Şüpheli olarak davetiyeyle usulüne uygun çağrıldığınız hâlde gitmezseniz, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme zorla getirilmenize karar verebilir (CMK m.146/1, 4-5). Zorla getirilen kişi derhâl, bu mümkün değilse yol süresi hariç en geç yirmi dört saat içinde çağıran savcı veya hâkimin önüne götürülür; zorla getirme, ifade almanın veya sorgunun sonuna kadar sürer (CMK m.146/4-5). Çağrıya gelmeyen ya da kendisine çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, savcının istemi üzerine sulh ceza hâkimi yakalama emri de düzenleyebilir (CMK m.98/1).
Yakalama emri hakkında düzenlenen kişi, örneğin aylar sonra bir yol kontrolünde yakalandığında, en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim önüne çıkarılır ya da sesli ve görüntülü iletişim sistemiyle dinlenir (CMK m.94/1-2). Yakalama emri yalnızca ifadenizin alınması için düzenlenmişse ve mesai saatleri dışında yakalanırsanız, belirlenen gün hazır bulunacağınızı taahhüt etmeniz hâlinde savcı serbest bırakılmanıza karar verebilir; bu imkân her yakalama emri için bir kez kullanılabilir ve taahhüde uymayana idari para cezası verilir (CMK m.94/3). Hakkınızda yakalama emri bulunduğunu öğrenirseniz, yakalanmayı beklemeden ilgili Cumhuriyet başsavcılığına kendiniz başvurabilirsiniz.
Telefonla yapılan çağrı, kanundaki davetiyenin yerine geçmeyebilir. Ancak bu, çağrıyı görmezden gelmenin güvenli olduğu anlamına gelmez: Kanun, tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenlerin bulunduğu hâllerde, önceden çağrı yapılması şartı aramaksızın zorla getirme kararı verilmesine de izin verir (CMK m.146/1).
Tanık olarak savcılığın çağrı kâğıdıyla yaptığı usulüne uygun çağrıya mazeretsiz uymazsanız zorla getirilebilir ve giderler size ödettirilebilir (CMK m.44); telefon veya e-posta gibi araçlarla yapılan çağrıda bu sonuçlar uygulanmaz (CMK m.43/2). Elektronik tebligat adresi edinmişseniz ve çağrı kâğıdı size Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi'yle tebliğ edilmişse bu, Tebligat Kanunu'na göre yapılmış bir tebligattır ve adresinize ulaştığı günü izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (Tebligat Kanunu m.7/a); bu yolla tebliğ edilen çağrı kâğıdının, telefon veya e-postayla yapılan çağrı gibi değerlendirilmeyebileceğini unutmayın.
Belirtilen gün gidemeyecekseniz, çağıran birime durumunuzu bildirip yeni bir gün istemeniz en sağlıklı yoldur. Gitmemek soruşturmayı durdurmaz; savcı diğer delilleri toplamaya devam eder ve siz de kendi anlatımınızı ve lehinize olan delilleri sunma fırsatını kaçırmış olabilirsiniz.
İfadeden sonra ne olur?
İfadeden sonra çoğu durumda serbest bırakılırsınız ve soruşturma devam eder. Yakalanmış ya da gözaltına alınmışsanız şu kurallar geçerlidir:
Gözaltının şartı: Gözaltı, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve suçu işlediğiniz şüphesini gösteren somut delillerin bulunmasına bağlıdır (CMK m.91/2).
Gözaltı süresi: Kural olarak yakalama anından itibaren 24 saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkime gönderilme için zorunlu süre bu süreye dahil değildir; ancak bu zorunlu süre de 12 saatten fazla olamaz (CMK m.91/1). Üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen toplu suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı, gözaltı süresinin her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir; bu emir size derhâl tebliğ edilir (CMK m.91/3). Kasten yaralama, hırsızlık, yağma ve uyuşturucu ticareti gibi kanunda sayılan bazı suçlarda, suçüstü hâlleriyle sınırlı olarak kolluk amirleri de yirmi dört saate kadar, toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltı kararı verebilir; bu durumda kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak işlenen suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır (CMK m.91/4). Bazı özel kanunlarda da farklı kurallar bulunabilir.
Gözaltına itiraz: Yakalama, gözaltına alma veya gözaltı süresinin uzatılmasına karşı; yakalanan kişi, avukatı, kanuni temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derece kan hısımı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Hâkim başvuruyu en geç 24 saat içinde sonuçlandırır (CMK m.91/5).
Hâkime sevk: Serbest bırakılmazsanız, savcı tutuklama veya adli kontrol talebiyle sizi sulh ceza hâkimine sevk edebilir. Tutuklama istendiğinde, seçeceğiniz ya da baronun görevlendireceği bir avukatın yardımından yararlanırsınız (CMK m.101/3). Gözaltı sonunda hâkim önüne çıkarıldığınızda yapılan sorguda avukatınız da hazır bulunur (CMK m.91/7).
İtiraz süresi: Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama veya adli kontrol kararına karşı, kararı öğrendiğiniz günden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilirsiniz; itirazı, yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m.101/5, m.268/1, m.268/3-b). Kanunda ayrıca süre öngörülmeyen öteki hâkim kararlarına, örneğin vücuttan örnek alınmasına ilişkin karara (CMK m.75/6) ve tanık hakkında verilen disiplin hapsine (CMK m.60/4) itiraz süresi de iki haftadır.
Süreç nasıl işler?
Çağrı geldi → Çağrının gerçek olduğunu resmî numaradan doğrulayın; soruşturma numarasını, birimi ve sıfatınızı öğrenin.
Şüpheli olarak çağrıldıysanız → Bir avukatla görüşün; kendinize avukat seçecek durumda değilseniz ifadede barodan avukat isteyin. Zorunlu müdafi hâllerinde avukat, isteminiz aranmadan görevlendirilir.
Tanık veya bilgi sahibi olarak çağrıldıysanız → Şüpheliyle yakınlığınız varsa tanıklıktan çekinme hakkınızı değerlendirin. Sorular size yönelirse şüpheli haklarınızın bildirilmesini isteyin.
İfade sırasında → Suçlamayı öğrenin; hangi sorulara nasıl cevap vereceğinizi avukatınızla belirleyin; lehinize delilleri söyleyin.
Tutanak → Okuyun, yanlışları düzelttirin, sonra imzalayın.
Sonrası → Serbest bırakıldıysanız soruşturmayı avukatınızla takip edin. Gözaltındaysanız sürelere ve itiraz hakkına dikkat edin. Sulh ceza hâkimliğine sevk edilirseniz, önceki ifadeleriniz hakkında ne söyleyeceğinizi avukatınızla konuşun.
Kurgusal örnekler
Kurgusal örnek — Bilgi sahibi olarak çağrılıp sorulara muhatap olmak: A, iş yerindeki bir hırsızlık olayı için "bilgi sahibi" olarak karakola çağrılır. İfade sırasında sorular, olay saatinde nerede olduğuna ve kasanın şifresini bilip bilmediğine yönelir. A, kendisinin şüpheli olup olmadığını sorar ve haklarının bildirilmesini ister. Görevli, A'yı şüpheli sıfatıyla dinlemeye geçer, haklarını bildirir ve A avukatının gelmesini bekler. Görevli bu talebi kabul etmeseydi A, dinlemeyi sürdürmek istemediğini ve beyanını savcılıkta vereceğini tutanağa yazdırabilirdi. A bunu istemeseydi ve haklar bildirilmeden "bilgi sahibi" tutanağıyla dinlenmeye devam edilseydi, sorular kendisine yöneldikten sonra verdiği ve kendisini suçlayan beyanlarının ileride aleyhine hükme esas alınmaması gerekirdi; bu anın ne zaman oluştuğunu mahkeme değerlendirirdi.
Kurgusal örnek — Kollukta ve savcılıkta avukatsız ifade: B, zorunlu müdafilik kapsamında olmayan bir suç nedeniyle gözaltına alınır. Avukat istemeden verdiği kolluk ifadesinde olayı kabul eder; aynı gün savcılıkta da avukatsız olarak benzer bir anlatımda bulunur ve hâkime sevk edilmeden serbest bırakılır. Mahkemede ise suçlamayı reddeder. B'nin kolluk ifadesi hâkim önünde doğrulanmadığı için hükme esas alınamaz. Ancak savcılıktaki ifadesi, mahkemedeki beyanıyla çeliştiği için duruşmada okunabilir ve mahkeme bu ifadeyi diğer delillerle birlikte değerlendirebilir. B sulh ceza hâkimliğine sevk edilseydi ve orada "kolluktaki ifademi tekrar ederim" deseydi, kolluk ifadesi de hükme esas alınabilirdi.
Kurgusal örnek — Kardeşi hakkında tanık olarak çağrılmak: C, kardeşi hakkındaki bir yaralama soruşturmasında tanık olarak savcılığa çağrılır. Savcı, dinlemeye başlamadan önce C'ye tanıklıktan çekinme hakkını hatırlatır. C bu hakkı kullanır ve tutanağa yazdırır. Hak hatırlatılmadan dinlenmiş olsaydı, beyanının delil olarak değerlendirilmemesi gerekirdi.
Uygulamada sık yapılan hatalar
Çağrıyı doğrulamamak: Telefondaki kişinin söylediklerine güvenip resmî numaradan teyit etmemek, dolandırıcılığa açık kapı bırakır.
"Sadece bilgi verip çıkarım" diye hazırlıksız gitmek: Bilgi sahibi olarak başlayan bir dinleme, sorular değiştikçe sizin aleyhinize sonuç doğurabilecek bir anlatıma dönüşebilir.
Savcılıktaki avukatsız ifadenin de sonradan hükme esas alınamayacağını sanmak: Bu koruma (CMK m.148/4) yalnızca kollukta avukatsız alınan ifade içindir; savcılıktaki ifade, sonraki beyanınızla çelişirse duruşmada okunabilir. Zorunlu müdafilik hâllerinde ise savcılıkta da avukat görevlendirilmesi gerekir.
Sulh ceza hâkimliğinde kolluk ifadesini düşünmeden doğrulamak: Hâkim önünde "önceki ifademi tekrar ederim" demek, avukatsız kolluk ifadesinin hükme esas alınabilmesine yol açabilir.
Vaatlere güvenerek ifade vermek: İfade alan görevlinin kanuna aykırı bir yarar vaat etmesi yasaktır (CMK m.148/2). Serbest bırakılmanıza savcı veya hâkim, cezada indirime mahkeme karar verir; kolluk bu konularda söz veremez; kabul içeren bir anlatımdan önce avukatınızla görüşün.
Bir yakını veya arkadaşı korumak için olayı üstlenmek: Olayı üstlenmek suç üstlenme (TCK m.270), başkasını fail olarak göstermek suçluyu kayırma (TCK m.283) suçunu oluşturabilir; susma veya tanıklıktan çekinme hakkı ise yasal bir seçenektir.
Hekim muayenesinde yaşadıklarınızı söylememek: Gözaltına alınırken ve gözaltından çıkarken hekim muayenesi yapılır. Baskı veya kötü davranışa maruz kaldıysanız bunu hekime, savcıya ve hâkime açıkça söyleyin.
Bilmediğiniz konularda tahminde bulunmak: Hatırlamadığınız bir saat ya da ayrıntı için tahmin yürütmek, sonraki anlatımlarınızla çelişki yaratabilir. Bilmiyorsanız bilmediğinizi söyleyin.
Başkasını gerçeğe aykırı şekilde suçlamak: Yargıtay, şüphelinin kendini savunurken yaptığı ve başkası hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamaya yönelik olmayan açıklamaları savunma hakkı kapsamında değerlendirerek iftira saymayan kararlar vermektedir (ör. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 23.03.2023, E. 2020/19321, K. 2023/1624). Ancak işlemediğini bildiğiniz bir fiili, hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla belirli bir kişiye yüklemek iftira suçunu oluşturabilir (TCK m.267). Bu sınırın aşılıp aşılmadığı somut olaya göre değerlendirildiğinden, bilmediğiniz konularda başkasını suçlayan beyanda bulunmayın.
Kimliği gizlemek veya başkasının kimliğini kullanmak: Kimlik bilgilerinizi bildirmemek veya gerçeğe aykırı bildirmek idari para cezası gerektirir ve kimliği belirlenemeyen kişi gözaltına alınabilir (Kabahatler Kanunu m.40). Hakkınızda soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak ise ayrıca suç oluşturur (TCK m.268).
Tanığı veya mağduru etkilemeye çalışmak, delilleri silmek: Tanık veya mağdur üzerinde baskı kurmaya yönelik davranışlar ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme girişimleri (örneğin mesajları silmek) tutuklama nedeni sayılabilir (CMK m.100/2-b). Bu nedenle soruşturma sürerken tanık veya mağdurla olay hakkında iletişime geçmekten kaçının.
Lehe delilleri geç söylemek: Kamera kayıtları gibi bazı deliller kısa sürede kaybolabilir; ifadede toplanmalarını istemek önemlidir.
Tutanağı okumadan veya "sonra düzeltirsin" telkiniyle imzalamak: İmzaladığınız metin, sizin sözleriniz olarak dosyada kalır; sonradan "okumadan imzaladım" demek tutanağı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Düzeltmeyi imzadan önce yaptırın.
Çağrıyı tamamen yok saymak veya adres değişikliğini bildirmemek: Bu tutum zorla getirme kararına yol açabilir; çağrıya gelmeyen ya da kendisine çağrı yapılamayan şüpheli hakkında yakalama emri de düzenlenebilir (CMK m.98/1). Ayrıca kendisine tebligat yapılmış kişi, adresini değiştirirse yenisini tebligatı çıkaran mercie hemen bildirmekle yükümlüdür. Yeni adres bildirilmez ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemezse, tebliğ evrakı eski adresin kapısına asılır ve sonraki tebliğler size yapılmış sayılır; bu durumda duruşma günlerinden ya da itiraz ve kanun yolu sürelerinden habersiz kalabilirsiniz (Tebligat Kanunu m.35). Bu nedenle hem çağıran mercie yeni adresinizi bildirin hem de nüfus müdürlüğündeki adres kaydınızı güncel tutun.
İfadeye gitmeden önce kontrol listesi
☐ Kimlik kartınızı yanınıza alın.
☐ Soruşturma numarasını, çağıran birimi ve hangi sıfatla çağrıldığınızı not edin.
☐ Çağrıyı resmî santral numarasından doğrulayın.
☐ Bir avukatla görüşün; kendinize avukat seçecek durumda değilseniz ifadede barodan avukat istemeyi planlayın.
☐ Olayın tarih, saat ve yerlerini önceden hatırlayın; gerekiyorsa avukatınızla gözden geçirin.
☐ Lehinize delilleri (tanık adları, kamera bulunan yerler, mesajlar) listeleyin.
☐ Bir yakınınıza nereye gittiğinizi haber verin.
☐ Tutanağı okuyun, gerekirse düzelttirin, sonra imzalayın.
☐ Sulh ceza hâkimliğine sevk edilirseniz, önceki ifadeleriniz hakkında ne söyleyeceğinizi avukatınızla konuşun.
Sık sorulan sorular
İfadeye çağrıldım, bu suçlu olduğum anlamına mı gelir?
Hayır. İfadeye çağrılmak, bir soruşturmada anlatımınıza başvurulacağı anlamına gelir. Tanık olarak da çağrılmış olabilirsiniz. Şüpheli olarak çağrılmanız ise hakkınızda yalnızca bir suç şüphesi bulunduğunu gösterir; dava açılıp açılmayacağına savcı, toplanan delillere göre karar verir.
Polis beni telefonla ifadeye çağırabilir mi?
Kanun, şüphelinin davetiyeyle çağrılmasını öngörür; uygulamada ise telefonla da çağrı yapılabilmektedir. Tanıklar için kanun, telefon veya e-posta gibi araçlarla yapılan çağrıda, çağrı kâğıdına bağlanan zorla getirme ve gider sonuçlarının uygulanmayacağını açıkça düzenler (CMK m.43/2). Şüpheli olarak telefonla çağrıldıysanız ise çağrıyı görmezden gelmek güvenli değildir; tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli neden bulunan hâllerde, önceden çağrı şartı aranmaksızın zorla getirme kararı verilebilir (CMK m.146/1). Telefonla arandığınızda soruşturma numarasını ve birimi öğrenip çağrıyı resmî numaradan doğrulayın. Telefonda sizden para veya kart bilgisi isteniyorsa bu bir dolandırıcılık girişimidir.
İfadeye gitmezsem ne olur?
Şüpheli olarak davetiyeyle çağrıldıysanız zorla getirilmenize karar verilebilir; hakkınızda yakalama emri de düzenlenebilir. Tanık olarak savcılığın çağrı kâğıdıyla yaptığı usulüne uygun çağrıya mazeretsiz uymazsanız zorla getirilebilir ve giderler size ödettirilebilir; telefon veya e-postayla yapılan çağrıda bu sonuçlar uygulanmaz. Kolluğun bilgi sahibi olarak yaptığı çağrıya uymamak bu yaptırımları doğrudan doğurmaz; ancak savcılık sizi ayrıca tanık olarak çağırabilir. Belirtilen gün gidemeyecekseniz çağıran birime haber verip yeni bir gün istemeniz en doğru yoldur.
Bilgi sahibi olarak çağrıldım, avukat gerekir mi?
Kanunda şüpheli için öngörülen avukat hakkı, tanık ya da bilgi sahibi için düzenlenmemiştir. Ancak gitmeden önce bir avukata danışabilirsiniz. Suçun mağduru veya şikâyetçisi olarak dinleniyorsanız, kanunda sayılan suçlarda barodan avukat görevlendirilmesini isteyebilirsiniz; 18 yaşından küçük mağdura istem aranmaksızın avukat görevlendirilir (CMK m.234). Sorular sizi bir suçla ilişkilendirmeye başlarsa, şüpheli haklarınızın bildirilmesini ve avukat yardımı almanıza imkân tanınmasını isteyebilirsiniz.
Kollukta bilgi sahibi olarak verdiğim beyan yalan tanıklık sayılır mı?
Yargıtay, tanık dinleme yetkisi bulunmayan kolluğun düzenlediği bilgi alma tutanağındaki beyanın yalan tanıklık suçunu oluşturmadığını kabul etmektedir. Ancak bu, kollukta gerçeğe aykırı konuşmanın sonuçsuz olduğu anlamına gelmez: Beyanınız dosyada kalır ve sonraki tanıklığınızla karşılaştırılır. Bir başkasını soruşturmadan kurtarmak için gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçluyu kayırma suçunu oluşturabilir; bu suçta cezasızlık yalnızca failin üstsoyu, altsoyu, eşi, kardeşi veya suç ortağı için öngörülmüştür (TCK m.283/3). Savcı, hâkim veya mahkeme önünde gerçeğe aykırı tanıklık ise yalan tanıklık suçunu oluşturabilir.
İfadeye avukatla gitmek zorunlu mu?
Kural olarak zorunlu değildir; ancak avukat yardımı her aşamada kullanabileceğiniz bir haktır. Şüpheli çocuksa, kendini savunamayacak derecede malulse veya sağır ve dilsizse, ya da suçun cezasının alt sınırı beş yıldan fazla hapisse, isteminiz aranmaksızın bir avukat görevlendirilir. Bu hâllerde avukat, savcılıkta ifade alınırken de görevlendirilir.
Avukat tutacak durumum yok, ne yapmalıyım?
İfade sırasında kendinize avukat seçecek durumda olmadığınızı ve avukat yardımı istediğinizi söyleyin; bunun tutanağa yazılmasını isteyin. Bu durumda ifadeyi alan merci, baronun sizin için bir avukat görevlendirmesini ister.
Avukatımın gelmesini bekleyebilir miyim?
Kanunda avukat için beklenecek asgari bir süre öngörülmemiştir. Avukatınızın ifade sırasında yanınızda olma hakkı engellenemeyeceğinden, ulaşabilmesi için zaman isteyebilirsiniz; ancak gözaltındaysanız bekleme de gözaltı süresi içinde kalır. Seçtiğiniz avukat makul bir sürede ulaşamazsa barodan avukat görevlendirilmesini isteyebilirsiniz. Kanunda sayılan bazı terör, devlet güvenliği ve örgütlü uyuşturucu ticareti suçlarında ise avukatla görüşme hakkı hâkim kararıyla 24 saat kısıtlanabilir; bu sürede ifade alınamaz.
Susma hakkımı kullanırsam aleyhime olur mu?
Susma hakkı Anayasa ve CMK ile güvence altındadır; kimse kendisini suçlayan bir beyanda bulunmaya zorlanamaz (Anayasa m.38/5, CMK m.147/1-e). Bu hakkı kullanmanız suçu kabul ettiğiniz anlamına gelmez. Ancak susmayı seçtiğinizde lehinize olan açıklamalarınız da dosyaya girmez; hangi sorulara cevap vereceğinize avukatınızla birlikte karar vermeniz yararlı olur. Bu hak şüpheli içindir; tanık olarak dinleniyorsanız yalnızca kanunda sayılan hâllerde cevap vermeyebilirsiniz.
Kimlik sorularına da susabilir miyim?
Hayır. Şüpheli, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplamakla yükümlüdür. Susma hakkı, suçlama hakkında açıklama yapmamayla ilgilidir. Kimlik bilgilerini bildirmemek veya gerçeğe aykırı bildirmek idari para cezası gerektirir ve kimliği belirlenemeyen kişi gözaltına alınabilir (Kabahatler Kanunu m.40).
Kollukta avukatsız verdiğim ifade delil olarak kullanılabilir mi?
Kollukta avukat hazır bulunmadan alınan ifade, sizin tarafınızdan hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Yargıtay'a göre bu ifadenin savcılıkta doğrulanması bunun için yeterli değildir. Tutuklama veya adli kontrol talebiyle sevk edildiğiniz sulh ceza hâkimliğinde "kolluktaki ifademi tekrar ederim" derseniz, bu doğrulama o ifadenin hükme esas alınabilmesine yol açabilir. Kolluk ifadesinin dışlanması tek başına beraat sonucu doğurmaz; mahkeme öteki delilleri değerlendirir.
Savcılıkta avukatsız verdiğim ifadeyi sonra değiştirebilir miyim?
Mahkemede farklı bir anlatımda bulunabilirsiniz. Ancak savcılıkta verdiğiniz ifade, sonraki beyanınızla çelişirse duruşmada okunabilir ve mahkeme iki anlatımı diğer delillerle birlikte değerlendirebilir. Kollukta avukatsız verilen ifadeler için geçerli olan koruma (CMK m.148/4), savcılık ifadeleri için geçerli değildir; ancak yasak usullerle alınan savcılık ifadesi delil olarak değerlendirilemez ve Yargıtay uygulamasında zorunlu müdafilik hâlinde avukatsız ya da haklar bildirilmeden alınan ifadeler de hukuka aykırı delil sayılmaktadır. Barodan görevlendirilen avukatın huzurunda kollukta verdiğiniz ifade de aynı şekilde okunabilir.
Tutanakta söylemediğim şeyler yazılmış, ne yapmalıyım?
Düzeltilmesini isteyin. Düzeltme yapılmazsa itirazınızın tutanağa yazılmasını isteyip tutanağı bu şekilde imzalayabilir ya da imzadan çekinebilirsiniz; çekinirseniz nedeni tutanağa yazılır. İmzadan çekinmeniz tutanağı tek başına geçersiz kılmaz; bu nedenle itirazınızın tutanakta açıkça yer alması önemlidir. Avukatınız da tutanağın bir örneğini alabilir.
Akrabam hakkında tanıklık yapmak zorunda mıyım?
Şüphelinin nişanlısı, eşi (evlilik bağı sona ermiş olsa bile), kan veya kayın hısımlığından üstsoyu ve altsoyu, üçüncü derece dahil kan hısımları, ikinci derece dahil kayın hısımları ve evlatlık bağı olanlar tanıklıktan çekinebilir (CMK m.45). Bu hak dinlenmeden önce size bildirilmelidir; bildirilmeden alınan beyan delil olarak değerlendirilemez.
Polis parmak izimi ve fotoğrafımı alabilir mi?
Hakkınızda üst sınırı iki yıl veya daha fazla hapis olan bir suçtan soruşturma yürütülüyorsa ve kimliğinizin teşhisi için gerekliyse, Cumhuriyet savcısının emriyle alınabilir (CMK m.81). Gözaltına alınmışsanız polis, parmak izinizi ve fotoğrafınızı ayrıca kanun gereği alarak sisteme kaydeder (PVSK m.5). CMK m.81 uyarınca dosyaya konulan kayıtlar, kovuşturmaya yer olmadığı, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı kesinleşirse yok edilir. Ancak bu yolla alınan parmak izi ve fotoğraflar PVSK m.5 uyarınca sisteme de kaydedilir ve sistemdeki kayıtlar bu maddede öngörülen süre boyunca saklanır.
Kan veya tükürük örneği vermek zorunda mıyım, DNA incelemesi yapılabilir mi?
Şüpheliden kan, tükürük, saç gibi örnekler kural olarak hâkim kararıyla alınabilir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının verdiği karar 24 saat içinde hâkim onayına sunulur ve onaylanmazsa elde edilen delil kullanılamaz. Üst sınırı iki yıldan az hapis gerektiren suçlarda bu işlem yapılamaz. Yargıtay, kişinin rızasıyla verdiği örnekte de hâkim kararı veya onayı yoksa delilin kullanılamayacağını kabul etmiştir. Alınan örnek üzerinde DNA incelemesi yapılmasına ise yalnızca hâkim karar verebilir ve inceleme yalnızca soybağının veya elde edilen bulgunun şüpheli, sanık ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti amacıyla yapılabilir (CMK m.75, m.78, m.79). DNA inceleme sonuçları 31.07.2026'dan bu yana sisteme kaydedilir. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresi dolarsa veya itiraz reddedilirse ya da beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı kesinleşirse bu bilgiler derhâl, diğer hâllerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçince yok edilir; bu süre içinde saklama amacı ortadan kalkmışsa veya haklı bir neden varsa silinmesini hâkim veya mahkemeden isteyebilirsiniz (CMK m.80). Trafikte olağan bir alkol veya uyuşturucu kontrolünde ölçüm yaptırmamanın sonucu, idari para cezası ve sürücü belgesinin beş yıl süreyle geri alınmasıdır. Yaralanmalı, ölümlü veya kolluğun müdahil olduğu maddi hasarlı bir kazaya karışıp ölçüme itiraz eden veya izin vermeyen sürücüden ise örnek alınır; bu işlemde iki yıl sınırı uygulanmaz, CMK m.75'in hâkim kararı ve onayına ilişkin kuralları ise uygulanır. Sürücünün uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığından şüphe edilirse ayrıca CMK'nın adli kolluğa ilişkin hükümleri uygulanır (KTK m.48).
İfadeden sonra gözaltına alınabilir miyim, ne kadar sürer?
Gözaltı, tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasını ve suçu işlediğiniz şüphesini gösteren somut delillerin bulunmasını gerektirir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkime gönderilme için zorunlu süre hariç, yakalamadan itibaren 24 saati geçemez. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle savcı, bu sürenin her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün uzatılmasına yazılı emir verebilir. Kanunda sayılan bazı suçlarda suçüstü hâllerinde kolluk amirleri de gözaltı kararı verebilir; bu durumda kişi en geç kırk sekiz saat, toplu suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Gözaltına karşı siz, avukatınız veya kanunda sayılan yakınlarınız sulh ceza hâkimine başvurabilir. Tutuklama veya adli kontrol kararına itiraz süresi iki haftadır; tutuklu kişi ayrıca her zaman serbest bırakılmasını isteyebilir (CMK m.104).
Çocuğum ifadeye çağrıldı, ne yapmalıyım?
Çocuğunuz şüpheli olarak çağrıldıysa, ifadesinin karakolda değil savcılıkta, avukat hazır bulunarak alınması gerekir; hakkındaki soruşturmayı çocuk bürosundaki Cumhuriyet savcısı bizzat yürütür. Avukatı olmayan çocuğa, istemi aranmaksızın bir avukat görevlendirilir. Çocuğun yararına aykırı olmadıkça anne-baba veya vasi ifade sırasında hazır bulunabilir; çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi de bulundurulabilir. Çocuğunuz tanık olarak çağrıldıysa ve on beş yaşını doldurmamışsa yeminsiz dinlenir; çocuğunuz şüphelinin yakını ise ve yaşı küçük olduğu için tanıklıktan çekinmenin önemini anlayamıyorsa, kanuni temsilcisinin rızasıyla dinlenebilir; kanuni temsilci şüpheliyse bu konuda karar veremez (CMK m.45/2). Çocuğunuz suçun mağduruysa beyanı ses ve görüntü olarak kayda alınır.
Genel hukuki değerlendirme
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her soruşturmanın koşulları farklıdır ve somut olayın özellikleri sonucu değiştirebilir. İfadeye çağrıldıysanız, kendi durumunuzu bir avukatla değerlendirmeniz yararlı olacaktır. Ankara'daki ceza soruşturmalarına ilişkin genel bilgi için Ankara ceza avukatı sayfamıza, avukata danışma süreci için avukata danışma ücreti ve hukuki danışmanlık rehberimize göz atabilirsiniz.
Yazar: Av. Murat Akman — Ankara Barosu (Sicil No: 42294). Avukatlıktan önce Jandarma Kriminal Daire Başkanlığında adli bilimler alanında görev yapmıştır.
Son güncelleme: 1 Kasım 2026



