Kapora Nedir? Kapora Nasıl Geri Alınır? (2026)
Güncelleme tarihi: 4 gün önce
Kapora Nedir? (TBK m.177 – Bağlanma Parası)
Kapora; sözleşme kurulurken sözleşmenin yapıldığına kanıt olmak üzere bir tarafça diğerine verilen bir miktar paradır.
Tarafların bağlanma niyetini göstermek için verildiğinden kapora Türk Borçlar Kanunu’nun 177. maddesinde bağlanma parası olarak düzenlenmiştir.
TBK m.177 metni
MADDE 177- Sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır.
Aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça, bağlanma parası esas alacaktan düşülür.
TBK’nın 177/2. maddesinden açıkça anlaşılacağı üzere eğer aksi sözleşmeden anlaşılmıyorsa veya aksine yerel adet yoksa kapora asıl alacaktan düşülür yani mahsup edilir. Buna göre taraflar sözleşmede aksine düzenleme yapmadıkça ya da yerel adet olmadıkça kapora alan taraf, sözleşme kurulduktan sonra borçlunun ödemesi gereken asıl alacaktan düşülerek borçlu kapora bedeli dışında kalan bakiye borcu ödeyecektir.
Sözleşme yapılır yapılmaz taraflardan birinin diğerine bir miktar para vermesinin hangi amaçla olduğu kararlaştırılmadıysa ya da açık şekilde anlaşılmıyorsa, verilen paranın kapora olarak verildiği karine olarak kabul edilir. Aksini iddia eden bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
Bu konudaki en önemli husus, kapora ile cayma parasının farklı kavramlar olmasıdır. Cayma parası, taraflara sözleşmeden dönme yetkisi veren ve bu yetkinin bedelini oluşturan bir ödemedir; kapora ise böyle bir yetki tanımaz. İkisi arasındaki ayrım ile ceza koşulundan farkı bir sonraki bölümde ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Kapora, Cayma Parası ve Ceza Koşulu Nasıl Ayrılır?
Karışıklık nereden geliyor? Mülga 818 sayılı Kanun'un 156. maddesi
Pey akçesi ile cayma parasının birbirine karıştırılmasının somut bir tarihsel sebebi vardır. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 156. maddesi, pey akçesi ile cayma parasını tek bir madde içinde birlikte düzenliyordu. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu bu iki kurumu ayırarak bağlanma parasını 177, cayma parasını 178. maddede ayrı ayrı kaleme almıştır.
Bu ayrımın doğrudan sonucu şudur: pey akçesi, cayma parasının değil bağlanma parasının eski adıdır. Yargıtay da eski kanuna göre açılmış bir dosyada, pey akçesine ilişkin talebin "818 sayılı BK'nın 156. maddesiyle bu kanunu yürürlükten kaldıran 6098 sayılı TBK'nın 177. maddesi kapsamında" değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/423 E., 2014/2613 K.). Yani pey akçesinin bugünkü karşılığı m.177'deki bağlanma parasıdır.
Cayma parasının uygulamadaki diğer adları ise cayma akçesi, pişmanlık akçesi ve zamanı rücudur. Bir sözleşmede bu ifadelerden biri geçiyorsa, paranın gerçekten cayma parası olarak kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı ayrıca incelenir; yalnızca başlıkta "cayma akçesi" yazması tek başına belirleyici değildir.
Kapora uyuşmazlıklarının neredeyse tamamı, verilen paranın hangi hukuki kategoriye girdiği sorusunda düğümlenir. Üç kavram birbirine karıştırılır ve sonuçları taban tabana zıttır.
Bağlanma parası (kapora, pey akçesi) — TBK m.177: Sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilir. Cayma hakkı tanımaz; taraflar sözleşmeyle bağlı kalır. Aksi kararlaştırılmadıkça asıl alacaktan mahsup edilir.
Cayma parası — TBK m.178: Taraflara sözleşmeden dönme hakkı tanır. Parayı veren cayarsa verdiğini bırakır, alan cayarsa aldığının iki katını geri verir. Bu sonuç ancak paranın cayma parası olduğu açıkça kararlaştırılmışsa doğar.
Ceza koşulu — TBK m.179: Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenecek bedeldir. Cayma parasından farkı, cayma hakkı tanımamasıdır; borçlu ceza koşulunu ödeyerek sözleşmeden kurtulamaz. Ayrıca hâkim aşırı bulduğu ceza koşulunu kendiliğinden indirebilir; cayma parasında böyle bir indirim imkânı yoktur.
Kanun bir karine koymuştur: verilen paranın niteliği açıkça kararlaştırılmamışsa, bu para cayma parası değil bağlanma parası sayılır. Yani "caydım, para sende kalsın" demek kural olarak mümkün değildir; cayma hakkı ancak sözleşmede açıkça yazılıysa doğar ve bunu iddia eden taraf ispatla yükümlüdür.
Kapora günlük hayatta en çok ev, dükkân, arsa, bahçe gibi taşınmaz satışlarında verilmektedir. Taşınmaz satış sözleşmelerinde şekil şartı vardır: tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşme resmî şekilde düzenlenmelidir. Adi yazılı olarak yapılan sözleşmeler, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 60. maddeleri uyarınca hukuken geçersizdir. Geçersiz sözleşmeler, taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmaz; taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilir. Geçersiz sözleşmelerde herkes aldığını iade etmekle yükümlüdür.
Kapora Nasıl Geri Alınır?
Kaporanın hangi hukuki sebebe dayanılarak isteneceği, sözleşmenin geçerli olup olmadığına göre değişir ve bu ayrım zamanaşımından faize kadar her şeyi etkiler.
Sözleşme geçersizse: Taşınmaz satışında resmî şekil şartına uyulmadığı için sözleşme baştan geçersizse, ortada geçerli bir borç ilişkisi bulunmadığından iade talebi sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanır. Uygulamada kapora uyuşmazlıklarının büyük bölümü bu gruba girer.
Sözleşme geçerliyse: Araç satışı gibi şekil şartına tabi olmayan işlemlerde ya da resmî şekilde kurulmuş bir taşınmaz satışında sözleşme geçerlidir. Bu hâlde iade talebi sebepsiz zenginleşmeye değil, sözleşme ilişkisine ve borçlar hukukunun genel hükümlerine dayanır.
Günlük hayatta sıklıkla karşılaşılabilen kapora ile ilgili en çok merak edilen sorular şu şekildedir.
Kapora geri alınır mı?
Kapora iade edilir mi?
Kapora nasıl geri alınır?
Ev satışında alıcı cayarsa kapora ne olur?
Ev satışında satıcı cayarsa kapora ne olur?
Ev satışında cayma bedeli kararlaştırılabilir mi?
Emlakçıya verilen kapora geri alınır mı?
Müteahhite verilen kapora geri alınır mı?
Kira için verilen kapora geri alınır mı?
Araba satışı için verilen kapora geri alınır mı?
Bu soruların ortak cevabı tek bir noktada düğümlenir: ödenen paranın hukuki niteliği. Aşağıdaki bölümlerde önce bağlanma parası, cayma parası ve ceza koşulu ayrımı; ardından alıcının ya da satıcının cayması hâlinde sonucun ne olacağı; kira, araç, emlakçı ve müteahhit ödemelerinin kendine özgü durumu; son olarak görevli mahkeme, zamanaşımı, faiz ve ispat konuları tek tek ele alınmaktadır.
Duruma Göre Kapora İade Edilir mi?
Alıcı caydıysa: Burada yaygın bir yanlış bilgi vardır. Bağlanma parası bir cayma bedeli olmadığından, alıcı vazgeçti diye kendiliğinden karşı tarafta kalmaz. Kural iadedir. Satıcı, ancak sözleşmenin ifa edilmemesi yüzünden uğradığı zararı ispatladığı ölçüde bağlanma parasını alıkoyabilir veya zararına mahsup edebilir (TBK m.236). Zarar ispatlanamazsa veya zarar bağlanma parasından azsa, aşan kısmın iadesi gerekir.
Yargıtay'ın yaklaşımı da bu yöndedir: ifanın, parayı veren tarafın kusuru nedeniyle mümkün olmaması hâlinde dahi pey akçesinin iadesi gerekir; alan taraf yalnızca borcun ifa edilmemesinden doğan tazminat hakkı kadar olan kısmı alıkoyabilir. Yani alıkoyma hakkı otomatik değildir, ispatlanan zararla sınırlıdır.
Taşınmaz satışında ise ayrıca resmî şekil şartı devreye girer: sözleşme geçersizse taraflar birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade eder ve bu hâlde kapora tam olarak geri alınır.
Satıcı caydıysa: Satıcı sözleşmeden dönerse aldığı kaporayı iade etmekle yükümlüdür. Cayma parası kararlaştırılmışsa iade yükümlülüğü aldığının iki katıdır (TBK m.178).
Kimse kusurlu değilse veya sözleşme baştan geçersizse: Taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri ister; kapora aynen iade edilir.
Kira, Araç, Emlakçı ve Müteahhit Kaporası
Kira sözleşmesinde verilen kapora ile depozito karıştırılmamalıdır. Kapora sözleşmenin kurulacağına dair güvence olarak önceden verilir; depozito ise sözleşme kurulduktan sonra kiracının borçlarına karşılık alınan teminattır ve kira ilişkisi sona erdiğinde hesaplaşmaya tabidir.
Araç satışında kapora: Taşınırlarda resmî şekil şartı bulunmadığından sözleşme geçerli olarak kurulmuş sayılır; bu nedenle cayan tarafın durumu taşınmazdan farklı değerlendirilir ve TBK m.177 doğrudan uygulanır.
Emlakçıya verilen kapora: Emlakçı kural olarak satıcının temsilcisi değildir; ona verilen para, aksi kararlaştırılmadıkça satıcıya yapılmış ödeme sayılmaz. Bu nedenle emlakçıya ödenen tutarın kime, hangi sıfatla ve ne amaçla verildiğinin belgelenmesi kritik önemdedir. Emlakçılık hizmet bedeli ve komisyon iadesi ayrı bir konudur.
Müteahhide verilen kapora: Kat karşılığı inşaat veya maketten satışta verilen ön ödemeler, çoğu zaman basit bir kapora değil ön ödemeli konut satışı niteliği taşır ve kendine özgü kurallara tabidir; bu tür ödemelerde sözleşmenin niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Görevli Mahkeme, Zamanaşımı ve Faiz
Görev: Kapora iadesi bir alacak davasıdır; görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Taraflardan biri tüketici, diğeri satıcı veya sağlayıcı ise uyuşmazlık tüketici hukuku kapsamına girer ve tutara göre tüketici hakem heyeti ya da tüketici mahkemesi yetkili olur.
Yetki: Genel kural gereği davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; sözleşmenin ifa yeri mahkemesinde de dava açılabilir. Kapora iadesi taşınmazın aynına ilişkin bir talep olmadığından taşınmazın bulunduğu yer bakımından kesin yetki söz konusu değildir.
Zamanaşımı: Sebepsiz zenginleşmeye dayalı iade talebi, iade yükümlülüğünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Sözleşmeye dayalı bir iade talebi söz konusuysa genel on yıllık zamanaşımı uygulanır. Bu ayrım, talebin hangi hukuki sebebe dayandırıldığına göre değişir ve baştan doğru kurgulanmalıdır.
Faiz: Kapora bir para alacağı olduğundan iade talebine faiz işletilebilir. Faiz kural olarak karşı tarafın temerrüde düşürüldüğü tarihten, yani ihtarnamenin tebliğinden veya dava tarihinden itibaren başlar. Bu nedenle dava açmadan önce yazılı ihtar çekilmesi, faizin daha erken başlamasını sağlar.
Ankara bakımından pratik not: asliye hukuk mahkemeleri Ankara Adliyesi'nin Dışkapı ek hizmet binasında, tüketici mahkemeleri ise yine Ankara Adliyesi bünyesinde görev yapar. Davalının yerleşim yeri Sincan veya Etimesgut ise Ankara Batı Adliyesi devreye girer.
İspat: Kaporayı Ödediğinizi Nasıl Kanıtlarsınız?
Uygulamada davaların çoğu, paranın verildiğinin değil niteliğinin ispatında düğümlenir. Ödemenin banka yoluyla ve açıklama yazılarak yapılması, elden ödemede ise imzalı bir belge alınması gerekir. Belgede tarafların kimlik bilgileri, taşınmazın veya malın açık tanımı, ödenen tutar ve paranın hangi amaçla verildiği açıkça yer almalıdır.
Özellikle "bu para cayma parasıdır" veya "cayılması hâlinde iade edilmez" gibi kayıtlar, yalnızca yazılı olarak ve açık ifadeyle kararlaştırıldığında sonuç doğurur. Belgesiz elden ödemelerde tanık beyanı çoğu zaman tek başına yeterli görülmez.
Kaporanın geri alınabilmesinde borçlunun temerrüde düşürülmesi, zamanaşımı süresi, görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi ile faizin başlangıç tarihi ve türü belirleyicidir; bu başlıkların tamamı yukarıda ayrı ayrı açıklanmıştır.
Sık Sorulan Sorular
Kapora her durumda iade edilir mi?
Hayır, ama yaygın sanılanın tersine kural iadedir. Bağlanma parası bir cayma bedeli olmadığından, parayı veren taraf kusurlu olsa bile kapora kendiliğinden karşı tarafta kalmaz. Kaporayı alan taraf yalnızca sözleşmenin ifa edilmemesi yüzünden uğradığı ve ispatladığı zarar kadar olan kısmı alıkoyabilir ya da zararına mahsup edebilir (TBK m.236). Zarar ispatlanamazsa veya kaporadan azsa, aşan kısım iade edilir. Taşınmaz satışında sözleşme resmî şekil şartını taşımadığı için baştan geçersizse, kapora sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tamamen geri alınır.
Kapora ile pey akçesi aynı şey midir?
Evet, aynıdır. Pey akçesi, bağlanma parasının eski adıdır; günlük dilde kapora denilen ödeme de budur. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 156. maddesi pey akçesi ile cayma parasını tek maddede düzenliyordu; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu bunları ayırarak bağlanma parasını m.177, cayma parasını m.178 olarak kaleme aldı. Yargıtay da pey akçesine ilişkin talebin TBK m.177 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Karıştırılan kavram pey akçesi değil cayma parasıdır; onun uygulamadaki diğer adları cayma akçesi, pişmanlık akçesi ve zamanı rücudur.
İlgili Yazılarımız
Konuyla bağlantılı diğer rehberlerimiz: Emlakçı Komisyonu ve Kapora İadesi, İhtarname Nedir, Nasıl Çekilir?, Ev Sahibi Evi Satarsa Kiracı Çıkmak Zorunda mı?.
Gayrimenkul alım satımı uyuşmazlıklarınız hakkında Ankara Gayrimenkul Avukatı sayfamızdan bilgi alabilirsiniz.


