top of page

Emlakçı Komisyonu, Simsarlık Sözleşmesi ve Kapora İadesi: Yargıtay Kararlarıyla Gayrimenkul Avukatı Rehberi

6 Eki 2025
19 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 13 Eyl

Gayrimenkul alım satımında emlakçının rolü, çoğu zaman taraflar arasında en çok tartışılan konulardan biridir. Komisyon ücreti, simsarlık sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekil şartı, kapora iadesi ve tarafların yükümlülükleri hem uygulamada hem de Yargıtay kararlarında sıkça gündeme gelir. Bu yazıda, Türk Borçlar Kanunu hükümleri ve yüksek mahkeme içtihatları ışığında emlakçının hangi durumlarda ücrete hak kazandığını, hangi hallerde kaporanın iade edilmesi gerektiğini ve alıcı–satıcı–emlakçı arasındaki en yaygın uyuşmazlıkları ele alıyoruz.

Simsarlık Sözleşmesi Nedir?

Simsarlık Sözleşmesi tanımı, emlakçının taraflar arası aracılığı ve ücret hakkı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 520. maddesinde düzenlenen simsarlık sözleşmesi, "simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşme" olarak tanımlanmıştır.

Emlakçının Komisyon Hakkı İçin Şartlar

Bir emlakçının (simsarın) bu sözleşme kapsamında ücret ve komisyona hak kazanabilmesi için belirli şartların bir araya gelmesi gerekmektedir.

Bu şartlar temel olarak; geçerli bir simsarlık sözleşmesinin varlığı, simsarın sözleşmeden doğan aracılık edimini yerine getirmesi ve bu faaliyet neticesinde asıl sözleşmenin (genellikle satış veya kiralama) kurulması olarak özetlenebilir.

Emlakçının ücret talep edebilmesinin ilk ve en temel şartı, taraflar arasında hukuken geçerli bir simsarlık sözleşmesinin bulunmasıdır.

Emlakçının ücrete hak kazanabilmesi için diğer başlıca şart, TBK'nın 521. maddesinde açıkça belirtilmiştir: "Simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır". Ancak, tarafların sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde kararlaştırdıkları özel hükümler, bu genel kurallara önemli istisnalar getirebilmektedir.

Taşınmaz Simsarlığında Yazılı Şekil Şartı

Yazılı şekil şartı: Taşınmaz simsarlık sözleşmeleri yazılı olmalı.

Taşınmazlara ilişkin simsarlık sözleşmeleri için kanun koyucu özel bir geçerlilik şartı öngörmüştür. TBK'nın 520/3. maddesi bu durumu açıkça düzenlemektedir. Yargıtay kararlarında bu husus kesin bir dille vurgulanmıştır: "Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz". Bu hüküm, bir geçerlilik şartı olup, yazılı olarak yapılmayan sözleşmelere dayanılarak ücret talep edilemez. Sözlü bir anlaşma, taşınmaz simsarlığı için yeterli değildir ve bu durumda emlakçı komisyon talep edemez.

Önemli bir nokta, simsarlık sözleşmesinin geçerliliğinin, aracılık edilen asıl sözleşmenin (örneğin gayrimenkul satış sözleşmesi) geçerliliğinden bağımsız olmasıdır. Tapuda ya da noterde resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olan bir taşınmaz satış sözleşmesine aracılık edilmiş olsa dahi, yazılı yapılmış olan simsarlık sözleşmesi geçerliliğini korur ve bu sözleşmedeki hükümlere (örneğin cezai şart) dayanarak talepte bulunulabilir.

Burada kritik bir ayrım yapılmalıdır: geçerlilik ile ücrete hak kazanma aynı şey değildir. Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği gerçekten de asıl sözleşmeden bağımsızdır. Buna karşılık ücret hakkı bağımsız değildir; TBK m.521 uyarınca simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır.

Bunun pratik sonucu şudur: tapulu bir taşınmazın satışı resmî şekilde yapılmadığı için baştan geçersizse, ortada hukuken kurulmuş bir asıl sözleşme yoktur. Bu durumda simsarlık sözleşmesi geçerli olsa bile, aksine açık bir hüküm bulunmadıkça emlakçı kural olarak ücrete hak kazanmaz.

Bu nokta, aşağıda kapora başlığı altında açıklanan geçersizlik sonucuyla doğrudan bağlantılıdır. Emlakçıda veya taraflar arasında adi yazılı olarak yapılan taşınmaz satış sözleşmesinin geçersiz olması, yalnızca alıcının kaporayı geri almasını sağlamaz; aynı sebeple emlakçının komisyon talebini de zayıflatır. İki sonuç aynı hukuki temelden doğar.

Emlakçının bu riski bertaraf etmesinin yolu, sözleşmeye açık bir hüküm koymaktır. Nitekim aşağıda yer verilen Yargıtay kararlarında ücret hakkı, "nihai satışın tapudan her ne sebeple yapılmamış olması komisyon ücretini ortadan kaldırmaz" gibi açık sözleşme hükümlerine dayandırılmıştır. Böyle bir hüküm yoksa, tapuda devir gerçekleşmeden ücret talebi tartışmalı hâle gelir.

Sözleşmenin Tarafları ve Komisyon Talebi

Sözleşmenin, komisyon veya ücret talep edilen kişi ile emlakçı arasında kurulmuş olması esastır. Emlakçının, alıcı veya satıcıdan komisyon talep edebilmesi için o kişiyle arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmalıdır. Örneğin, bir davada sözleşmenin davalı şirket adına değil de dava dışı bir şahıs tarafından imzalandığı, davalı şirkete ait bir imza veya kaşenin bulunmadığı tespit edilmiş ve bu nedenle davalı şirketten ücret talep edilemeyeceğine karar verilmiştir.

Uygulamada "Gayrimenkul Görme Belgesi", "Satılık Emlak Görme Zaptı" veya "Gayrimenkul Teklif Formu" gibi başlıklar taşıyan belgeler, içerik olarak simsarlık sözleşmesinin unsurlarını taşıyorsa geçerli bir simsarlık sözleşmesi olarak kabul edilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, "Satılık Emlak Görme Zaptı" başlıklı bir belge için şu değerlendirmeyi yapmıştır: "Sözleşmenin adı emlak görme şeklinde olsa da içeriğinin simsarlık sözleşmesi niteliğinde olduğunda tereddüt bulunmamalıdır". Benzer şekilde, "Gayrimenkul Teklif Formu"nun da geçerli bir simsarlık sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir.

Emlakçının Aracılık Faaliyetinin Kapsamı

Geçerli bir sözleşmenin varlığı tek başına ücret hakkı için yeterli değildir. Emlakçının sözleşme ile üstlendiği aracılık faaliyetini de yerine getirmiş olması gerekir.

Tarafları Bir Araya Getirme ve Sözleşme Kurulmasına Aracılık Etme

Simsarın temel görevi, alıcı ile satıcıyı bir araya getirmek ve aralarındaki sözleşmenin kurulmasına aracılık etmektir. Sadece taşınmazı göstermek, kural olarak tek başına ücret hakkı doğurmaz.

Bir kararda bu durum şöyle ifade edilmiştir: "simsarın ücrete hak kazanması için gerekli olan davacı komisyoncu tarafından alıcı ile satıcının bir araya getirildiği, gayrimenkulün satımı konusunda aracılık yapıldığı, alım-satım bedeli ve diğer şartlar konusunda görüşme sağlandığı... iddia ve ispat edilmemiştir". Bu karara göre, emlakçının sadece yer göstermesi değil, aynı zamanda taraflar arasında bir müzakere ortamı yaratması ve sözleşmenin kurulması için aktif çaba göstermesi beklenir.

Ancak, taraflar sözleşmede aksini kararlaştırabilirler. Bir mahkeme kararında, sözleşmedeki özel bir hükme dayanılarak şu sonuca varılmıştır: "sözleşmenin 4/3.maddesinde 'Bölge ortağı, satıcı ile alıcıyı bir araya getirmekle kendi üzerine düşen yükümlülüğü gerçekleştirmiş olmaktadır ve komisyon ücretine hak kazanır. Nihai satışın tapudan her ne sebeple yapılmamış olması komisyon ücretini ortadan kaldırmaz.' yazılı olup... geçerli olan bu sözleşme taraflar açısından bağlayıcıdır".

Faaliyet ile Sözleşmenin Kurulması Arasındaki Nedensellik Bağı

Emlakçının ücrete hak kazanabilmesi için, onun faaliyeti ile asıl sözleşmenin kurulması arasında bir nedensellik bağı bulunmalıdır. TBK'nın 521. maddesi, simsarın "yaptığı faaliyet sonucunda" sözleşme kurulursa ücrete hak kazanacağını belirtir. Yani, satışın veya kiralamanın, emlakçının çabaları sayesinde gerçekleşmiş olması gerekir.

Salt Yer Göstermenin Ücrete Hak Kazandırmaması

Salt Yer Göstermek Ücret Hakkı Doğurmaz metni ve emlak simgesi

Mahkeme kararlarında istikrarlı bir şekilde vurgulanan en temel ilke, emlakçının sadece taşınmazı göstermesinin komisyon ücretine hak kazanmak için yeterli olmadığıdır. Yer gösterme, simsarlık faaliyetinin bir parçası olan hazırlık işlemlerinden biri olarak kabul edilir ve bu faaliyetin nihai bir sözleşmeyle sonuçlanmaması durumunda tek başına bir hak doğurmaz.

Bu konuda Hukuk Genel Kurulu'nun bir kararında şu ifadelere yer verilmiştir: "...elbette ki emlakçı satışı gerçekleştiremezse sırf yer gösterdiği için ücrete hak kazanamayacaktır. Zira yer gösterme tellallık faaliyetinin hazırlık işlemlerinden olup bu faaliyetler çerçevesinde neticenin elde edilememesi hâlinde salt yer gösterme işlemi nedeniyle herhangi bir hak/ücret iddiasında bulunulamayacaktır".

Benzer şekilde, bir başka kararda da simsarın ücrete hak kazanabilmesi için sadece yer göstermenin ötesinde bir çaba göstermesi gerektiği belirtilmiştir: "...simsarın ücrete hak kazanması için gerekli olan davacı komisyoncu tarafından alıcı ile satıcının bir araya getirildiği, gayrimenkulün satımı konusunda aracılık yapıldığı, alım-satım bedeli ve diğer şartlar konusunda görüşme sağlandığı... hususu iddia ve ispat edilmemiştir". Bu karar, emlakçının sadece tanıştırma değil, aynı zamanda pazarlık sürecine aktif katılım gibi aracılık hizmetleri vermesi gerektiğini göstermektedir.

Asıl Sözleşmenin Kurulması ve İstisnai Durumlar

Genel kural, emlakçının aracılık ettiği asıl sözleşme (satış, kiralama vb.) kurulduğu anda ücrete hak kazanmasıdır. Ancak uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar, emlakçının devre dışı bırakıldığı veya taraflardan birinin sözleşmeden caydığı durumlarda ortaya çıkmaktadır.

Emlakçının Saf Dışı Bırakılması

Alıcı veya satıcının, emlakçının hizmetinden faydalandıktan sonra komisyon ödememek amacıyla onu aradan çıkararak doğrudan işlem yapması durumunda, emlakçının ücret hakkı sözleşmedeki özel hükümlerle korunabilmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu tür durumlar için sözleşmelere konulan hükümleri geçerli kabul etmektedir. Bir kararda, alıcının imzaladığı belgedeki şu taahhüt incelenmiştir: "söz konusu emlağın kendim, birinci derecede akrabam veya bağlı bulunduğum şirket ve ortakları tarafından satın alındığını kendiliğinden bildirmez ve gerekli hizmet bedelini ödemezsem... satın alma bedelinin %4+KDV sini... ödemeyi kabul ve taahhüt ediyorum". Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu hükmü şu şekilde yorumlamıştır:

"Bu hüküm aslında, taşınmaz satın alma iradesiyle hareket ederek emlakçının yardım ve katkılarıyla bu süreci hızlandırmak isteyen muhtemel alıcı adaylarının, sözleşmenin gerçekleştirilmesi yolunda aracılık hizmetlerinden istifade ettikten sonra ücrete hak kazanılacak aşamaya gelindiğinde, emlakçı aradan çıkarılarak satışı gerçekleştirmeleri suretiyle simsarın ücretinin ödenmemesi ihtimaline binaen kararlaştırılmış... bir anlaşma olup aksi yönde bir kararlaştırma bulunmadıkça yahut sözleşme iptal edilmedikçe sözleşme serbestisi ilkesi gereği geçerli ve taraflar için bağlayıcıdır."

Bu tür bir hükmün varlığı halinde, alıcı gösterilen yeri daha sonra emlakçıyı saf dışı bırakarak satın alırsa, sözleşmede kararlaştırılan ücreti ve cezai şartı ödemekle yükümlü olur.

Taraflardan Birinin Haksız Yere Vazgeçmesi

Emlakçının aracılığı ile taraflar anlaşmaya vardıktan sonra, taraflardan birinin haksız bir nedenle sözleşmeyi imzalamaktan veya tapuda işlem yapmaktan vazgeçmesi, emlakçının ücret hakkını ortadan kaldırmaz. Bu durumda, vazgeçen taraf emlakçının komisyon kaybından sorumlu tutulabilir.

Bir mahkeme kararında, bu durumu düzenleyen sözleşme hükmü şöyle değerlendirilmiştir: "sözleşmenin 3. Maddesinde 'İş bu akit tamamlandıktan sonra alıcı veya satıcıdan birisi alım satımdan haksız olarak vazgeçerse bundan dolayı diğer tarafın ve emlak komisyoncusunun uğrayacağı her türlü zararı ödemekle yükümlüdür.' hükmünün de mevcut olduğu... satıcı sözleşme hükümlerine uymayarak gayrimenkulu sözleşme dışı 3. Bir kişiye sattığı, sözleşmenin 3. Maddesi gereğince sözleşmeye uymayan taraf olan davalının komisyon miktarının tamamından sorumlu olacağı sonucuna varılmakla...".

Benzer şekilde, bir açık artırma yoluyla satışta, en yüksek teklifi verip taşınmazı almaya hak kazanan ancak daha sonra sözleşme yapmaktan cayan alıcının, şartname gereği emlakçının komisyon ücretinden sorumlu olduğuna karar verilmiştir.

Haksız Vazgeçmede Dayanak: Sözleşme Hükmü ve TBK m.175

Yukarıdaki kararların ortak özelliği gözden kaçırılmamalıdır: her ikisinde de emlakçının ücret hakkı, sözleşmede veya şartnamede yer alan açık bir hükme dayandırılmıştır. Dolayısıyla haksız vazgeçme hâlinde ücretin korunmasının en güvenli yolu, sözleşmeye bu durumu düzenleyen bir hüküm konulmasıdır.

Sözleşmede böyle bir hüküm yoksa talep kendiliğinden düşmez, ancak dayanak değişir. Simsarlık ücreti asıl sözleşmenin kurulmasına bağlı olduğundan, iş sahibinin sözleşmenin kurulmasını dürüstlük kurallarına aykırı biçimde engellemesi hâlinde TBK m.175 gündeme gelir: koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olan taraf bakımından koşul gerçekleşmiş sayılır.

Bu ayrım uygulamada belirleyicidir. Açık hüküm varsa emlakçı doğrudan sözleşmeye dayanır ve ispat yükü hafifler. Hüküm yoksa emlakçının, karşı tarafın vazgeçmesinin dürüstlüğe aykırı olduğunu ayrıca ispat etmesi gerekir; salt fikir değiştirme veya piyasa koşullarının değişmesi tek başına dürüstlüğe aykırılık sayılmaz.

Bağımsız Sorumluluk İlkesi

Emlakçı hem alıcı hem de satıcı ile ayrı ayrı simsarlık sözleşmesi yapabilir. Bu durumda her bir taraf, kendi sözleşmesinden doğan komisyon borcundan bağımsız olarak sorumludur. Bir tarafın komisyonu ödemesi veya emlakçının o tarafı ibra etmesi, diğer tarafın borcunu sona erdirmez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu konuda şu tespiti yapmıştır: "gerek davalı alıcının, gerekse dava dışı satıcının davacıya karşı ayrı ayrı sözleşmeden doğan sorumlulukları bulunmaktadır. Dosyada mevcut olan 30.3.2012 tarihli ibranamede ise davacı, dava dışı satıcı ile yapmış olduğu 27.6.2010 tarihli sözleşmeden doğan alacağı nedeniyle satıcıyı ibra ettiğini belirtmiştir... O halde, davalının davacıya karşı sorumluluğu devam etmekte olup, mahkemece davalının ödemesi gereken ücret miktarı belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının taraf olmadığı ibranameye dayanılmak suretiyle... davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir."

Komisyon Oranının Belirlenmesi

Komisyon oranı genellikle sözleşmede açıkça belirtilir. Ancak sözleşmede bir oran belirtilmemiş olması, emlakçının ücrete hak kazanamayacağı anlamına gelmez. Bu durumda mahkeme, ilgili meslek odasından (örneğin emlakçılar odası) geçerli olan teamül oranı sorarak komisyon miktarını tespit edebilir. Bir Yargıtay kararında, "Ödenecek komisyon ücreti gösterilmemiş ise de mahkemece, emlakçılar odasından sorularak tespit edilecek oran dikkate alınarak ve sözleşmedeki taşınmaz değeri üzerinden hesaplama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekir" ifadelerine yer verilmiştir.

Bu uygulamanın kanuni dayanağı TBK m.522'dir: "Ücret, belirlenmemişse tarifeye, tarife yoksa teamüle göre ödenir." Madde bir sıra düzeni kurar; önce varsa tarife, tarife yoksa teamül esas alınır. Mahkemenin meslek odasından teamül oranını sorması bu ikinci basamağın uygulanmasıdır.

Bu nedenle sözleşmede oran yazmaması emlakçının ücret hakkını ortadan kaldırmaz; yalnızca miktarın belirlenme yöntemini değiştirir. Belirlenen oran her hâlde Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik m.20'deki üst sınırı aşamaz.

Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik: Hizmet Bedeli Üst Sınırı

Emlakçılık faaliyeti yalnızca Türk Borçlar Kanunu'nun simsarlık hükümlerine değil, 5 Haziran 2018 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik'e de tabidir. Yönetmelik, yetki belgesi zorunluluğu ile yazılı aracılık sözleşmesi zorunluluğunu getirmiş ve hizmet bedeline üst sınır koymuştur.

Alım satımda: Yönetmelik m.20 uyarınca hizmet bedeli oranı, alım satıma aracılık sözleşmesinde yer alan satış bedelinin katma değer vergisi hariç yüzde dördünden fazla olamaz.

Kiralamada: Hizmet bedeli, kiralamaya aracılık sözleşmesinde yer alan kira bedelinin katma değer vergisi hariç bir aylık tutarından fazla olamaz.

Tek hizmet bedeli kuralı: Alım satım veya kiralamaya aracılık ile birlikte yönetmelikte sayılan diğer hizmetler de verilirse, ayrı yetkilendirme sözleşmesi düzenlenmiş olsa dahi yalnızca bir hizmet bedeli alınabilir ve bu bedel yukarıdaki üst sınırları aşamaz.

Yer gösterme bedeli alınamaz: Yönetmelik, taşınmazı gösterme hizmeti karşılığında herhangi bir bedel talep edilemeyeceğini açıkça düzenlemiştir. Bu hüküm, yukarıda açıklanan "salt yer gösterme ücrete hak kazandırmaz" kuralının mevzuattaki karşılığıdır.

Paylaşım: Hizmet bedeli, aksi yazılı olarak kararlaştırılmadıkça taraflar arasında eşit olarak paylaştırılır. Bu nedenle "komisyonu kim öder" tartışmasında belirleyici olan, sözleşmede açık bir paylaşım hükmü bulunup bulunmadığıdır.

Yetki belgesi: Yönetmelik uyarınca taşınmaz ticareti, işletmesi adına yetki belgesi alan tacirler ile esnaf ve sanatkârlar tarafından yapılabilir. Bir işletmenin yetki belgesi bulunup bulunmadığı Ticaret Bakanlığı nezdinde sorgulanabilir; sözleşme imzalanmadan önce bunun kontrol edilmesi, sonradan çıkabilecek uyuşmazlıklarda taraflar açısından önem taşır.

Aşırı Komisyonun İndirilmesi (TBK m.525)

Sözleşmeyle belirlenen simsarlık ücreti aşırı ise, TBK m.525 uyarınca borçlunun istemi üzerine hâkim tarafından hakkaniyete uygun biçimde indirilebilir. Buradaki kritik ayrıntı şudur: indirim kendiliğinden yapılmaz, borçlunun bunu talep etmesi gerekir. Talep edilmezse hâkim aşırı ücreti re'sen indiremez.

Yönetmelikteki üst sınır ile TBK m.525 birbirinin yerine geçmez, birlikte uygulanır. Yönetmelik sınırını aşan bir hizmet bedeli zaten mevzuata aykırıdır; sınır içinde kalmakla birlikte somut olayda aşırı kalan bir ücret ise m.525 kapsamında indirime tabi tutulabilir.

Çift Taraflı Çalışma ve Ücret Hakkının Kaybı (TBK m.523)

Uygulamada en sık dile getirilen şikâyetlerden biri, emlakçının hem alıcıdan hem satıcıdan ücret almasıdır. Bunun kendisi tek başına yasak değildir; emlakçı her iki tarafla ayrı sözleşme yapabilir ve her taraf kendi borcundan bağımsız sorumlu olur.

Sınırı TBK m.523 çizer: simsar, üstlendiği borca aykırı davranarak karşı tarafın menfaatine hareket eder ya da dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı taraftan da ücret alma vaadini kabul ederse, ücrete ve yaptığı giderlere ilişkin hakkını kaybeder.

Bu yaptırımın üç özelliği vardır. Birincisi, kayıp tamdır; ücret indirilmez, tamamen düşer ve masraflar da istenemez. İkincisi, belirleyici olan çift taraflı çalışmanın kendisi değil, tarafsızlığın bozulmasıdır. Emlakçı bir tarafın menfaatine hareket etmiş, örneğin alıcının pazarlık sınırını satıcıya aktarmış ya da taşınmazın hukuki durumunu gizlemişse, ücret hakkını kaybeder. Üçüncüsü, bu davranışların varlığını ispat yükü, ücreti ödemekten kaçınan borçludadır; iddia edilmesi tek başına yeterli değildir.

Bu nedenle çift taraflı çalışılan işlerde her iki tarafın da bilgilendirilmiş olması ve bunun yazılı olarak belgelenmesi, emlakçı açısından ücret hakkını koruyan en önemli önlemdir.

Emlakçının Özen ve Sadakat Borcu (TBK m.520/2 Yollamasıyla Vekâlet Hükümleri)

Simsarlık sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nda "Vekâlet İlişkileri" bölümü altında düzenlenmiştir ve m.520/2 açık bir yollama içerir: simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekâlete ilişkin hükümler uygulanır. Kanun m.521-525 arasında yalnızca simsarın ücret alacağını düzenlediğinden, bunun dışında kalan bütün konularda vekâlet hükümleri devreye girer.

Bunun en önemli sonucu, emlakçının vekil gibi özen ve sadakat borcu altında olmasıdır. Emlakçı iş sahibinin menfaatini gözetmek, taşınmazın hukuki durumu hakkında bildiği bilgileri aktarmak ve kendi çıkarını iş sahibinin çıkarının önüne koymamakla yükümlüdür.

Uygulamada bu borç en çok şu hâllerde ihlal edilir: taşınmaz üzerindeki ipotek, haciz, kat mülkiyeti sorunu veya imar durumunun gizlenmesi; alıcının pazarlık sınırının satıcıya aktarılması; tarafların yanıltıcı beyanlarla yönlendirilmesi. Bu davranışlar yalnızca tazminat sorumluluğu doğurmakla kalmaz, yukarıda açıklanan TBK m.523 kapsamında ücret hakkının tamamen kaybına da yol açabilir.

Simsarlık Sözleşmesinden Dönme

Kanun, taşınmaz simsarlığı sözleşmesinden dönmeyi ayrıca düzenlememiştir. Bu boşluk, m.520/2 yollaması gereği vekâlet hükümleriyle doldurulur. Vekâlet ilişkisinde taraflar sözleşmeyi her zaman tek taraflı olarak sona erdirebilir; ancak uygun olmayan bir zamanda sona erdiren taraf, diğerinin bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.

Pratik sonucu şudur: iş sahibi emlakçıyla olan yetkilendirmesini istediği zaman sonlandırabilir, bu tek başına haksız bir davranış değildir. Buna karşılık sırf ücret ödememek amacıyla, emlakçının aracılığı sonuç vermek üzereyken yapılan bir sona erdirme, hem zarar sorumluluğu hem de yukarıda açıklanan saf dışı bırakma hükümleri bakımından değerlendirilir.

Ceza Koşulunun İndirilmesi: Ücret İndiriminden Farkı

Emlakçılık sözleşmelerinde ücretin yanında sıkça ceza koşulu da kararlaştırılır. Ceza koşulunun indirilmesi, simsarlık ücretinin indirilmesinden farklı bir rejime tabidir ve bu fark çoğu zaman gözden kaçar.

Simsarlık ücretinde (TBK m.525) indirim, borçlunun istemi üzerine yapılır; talep yoksa hâkim aşırı ücreti kendiliğinden indiremez. Ceza koşulunda ise hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir (TBK m.182/3).

Ancak burada tacir sıfatı belirleyicidir: Türk Ticaret Kanunu m.22 uyarınca tacir, fahiş olduğu iddiasıyla ceza koşulunun indirilmesini isteyemez. Dolayısıyla ceza koşulunun indirilmesi imkânı, borçlunun tacir olup olmamasına göre değişir. Taşınmazı ticari işletmesiyle ilgili olarak alan bir tacir ile kendi konutunu almak isteyen bir tüketicinin durumu bu yönden aynı değildir.

Kapora İadesi ve Geçersiz Sözleşmeler

Emlakçıya Verilen Kaporanın İadesi

Tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşmelerin geçerliliği resmî şekil şartına bağlıdır. Emlakçıda veya taraflar arasında adi yazılı olarak yapılan sözleşmeler, kanunun aradığı bu şekil şartını taşımadığından hukuken geçersizdir.

Yargıtay kararları bu hususu net bir şekilde ortaya koymaktadır: "Tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşme, resmi şekilde düzenlenmelidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 60 ıncı maddeleri uyarınca Tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşmeler resmi şekilde yapılmadığında hukuken geçersizdir.". Benzer şekilde bir başka kararda, "Bir taşınmaz malın veya payının mülkiyetinin başkasına devri ya da devir vaadini öngören sözleşmelerin geçerli sayılması BK 213, Tapu Kanunu 26 ve TMK 706. maddeleri uyarınca resmi şekilde yapılmasına bağlıdır. Burada öngörülen şekil, sözleşmenin geçerlik koşulu olup, kamu düzenine ilişkindir ve doğrudan göz önünde tutulur." denilmektedir.

Geçersiz bir sözleşme, taraflar arasında hukuki bir bağ ve borç doğurmaz. Bu nedenle, geçersiz bir taşınmaz satış sözleşmesi uyarınca ödenen kapora da hukuki dayanaktan yoksun kalır.

Fer'i şart (yan hüküm), asıl sözleşmenin varlığına bağlı olan ve onunla birlikte hüküm ifade eden yan anlaşmalardır. Kapora, cayma parası veya cezai şart gibi hükümler, asıl satış sözleşmesine bağlı fer'i şartlardır. Asıl sözleşme geçersiz olduğunda, ona bağlı olan bu yan hükümler de kendiliğinden geçersiz hale gelir. Bu ilke, bir kararda şu şekilde açıklanmıştır: "esas akit geçerli olmazsa fer'i şart dahi geçerli olmaz.". Bir başka kararda ise, "Sözleşme geçersiz olduğu için bu sözleşmede yer alan kaporaya ilişkin hükümler de aynı şekilde geçersizdir." denilerek aynı prensip vurgulanmıştır.

Sebepsiz zenginleşme, bir kişinin malvarlığının haklı bir sebep olmaksızın başka bir kişinin malvarlığı aleyhine artması durumudur. Geçersiz bir sözleşmeye dayanarak yapılan ödemeler, hukuki bir sebepten yoksun olduğu için sebepsiz zenginleşme teşkil eder. Bu durumda, taraflar aldıklarını iade etmekle yükümlüdür. Yargı kararları bu kuralı istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır: "Geçersiz sözleşmelerde herkes aldığını iade etmekle yükümlüdür.". Aynı şekilde, "Geçerli olmayan bir akit dolayısıyla ödenmiş bulunan pey akçesinin (kaporanın) geri verilmesi, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince istenebilir."

Alıcının Satın Almaktan Vazgeçmesinin Sonuca Etkisi

Uygulamada en çok sorulan "satın almaktan vazgeçme" durumu, sözleşmenin en baştan geçersiz olması nedeniyle kaporanın iadesi talebini engellemez. Satıcı veya emlakçının, "alıcı kendi isteğiyle vazgeçtiği için kaporayı iade etmeyeceği" yönündeki savunmaları mahkemelerce kabul görmemektedir.

Bir kararda, davalının "davacı taraf kendi iradesi ile daireyi almaktan vazgeçtiğini, taraflar, taşınmazın alınmasından vazgeçilmesi durumunda kaporanın iade edilmeyeceği hususunda anlaşmasına rağmen" şeklindeki savunmasına rağmen, mahkeme sözleşmenin geçersizliği nedeniyle kaporanın iadesine karar vermiştir. Başka bir deyişle, sözleşme hukuken hiç doğmamış sayıldığı için, alıcının vazgeçmesi veya satıcının satmaması gibi daha sonraki olaylar, geçersizliğin sonucunu değiştirmez. Herkes aldığını geri vermekle yükümlüdür.

Dava Yolu: Görevli Mahkeme, Arabuluculuk, Zamanaşımı ve Faiz

Ticari dava mı, değil mi? Bu soru görevli mahkemeyi ve arabuluculuk şartını birlikte belirler. Bir davanın ticari dava sayılması için, emlakçının tacir olması tek başına yeterli değildir. TTK m.4 uyarınca ya uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması ya da maddede sayılan hâllerden birinin bulunması gerekir.

Ticari dava sayılıyorsa: Örneğin iş sahibi de ticari işletmesiyle ilgili olarak hareket eden bir tacirse, dava ticari dava niteliğindedir. Bu hâlde asliye ticaret mahkemesi görevlidir ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır (TTK m.5/A). Bu aşama atlanırsa dava usulden reddedilir.

Ticari dava sayılmıyorsa: Kendi konutunu veya arsasını satan bir kişi ile emlakçı arasındaki uyuşmazlıkta, iş sahibi tarafında ticari işletme bulunmadığından dava ticari dava sayılmaz. Bu hâlde TTK m.5/A'daki ticari dava arabuluculuğu uygulanmaz; görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir.

Uyuşmazlık tüketici işlemi kapsamındaysa: Emlakçı hizmet sağlayıcı, karşı taraf ticari veya mesleki olmayan amaçla hareket eden bir tüketiciyse uyuşmazlık tüketici hukukuna girer. Bu hâlde parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvurulur; sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda ise tüketici mahkemesi görevlidir.

Burada önemli bir nokta vardır: tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması TKHK m.73/A uyarınca dava şartıdır. Yani ticari dava arabuluculuğu uygulanmasa bile, tüketici mahkemesi yolunda ayrı bir arabuluculuk zorunluluğu doğar. Buna karşılık tüketici hakem heyetinin görev kapsamındaki uyuşmazlıklar bu şartın dışında tutulmuştur.

Özetle görev: dava ticari dava ise asliye ticaret, değilse asliye hukuk; uyuşmazlık tüketici işlemi ise parasal sınıra göre tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi. Arabuluculuk bakımından ise üç ayrı rejim vardır: ticari davalarda TTK m.5/A, tüketici mahkemesi davalarında TKHK m.73/A dava şartıdır; tüketici hakem heyetinin görev kapsamındaki uyuşmazlıklar ile ticari dava veya tüketici işlemi sayılmayan adi davalarda böyle bir zorunluluk bulunmaz.

Yetkili mahkeme: Genel kural gereği davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; sözleşmenin ifa yeri mahkemesinde de dava açılabilir. Komisyon veya kapora alacağı taşınmazın aynına ilişkin bir talep olmadığından, taşınmazın bulunduğu yer bakımından kesin yetki söz konusu değildir.

Zamanaşımı: TBK m.147/5, simsarlık sözleşmesinden doğan alacakları beş yıllık zamanaşımına tabi tutmuş; ancak ticari simsarlık ücreti alacağını bu sürenin dışında bırakmıştır. Bu istisna nedeniyle sürenin somut ilişkiye göre baştan değerlendirilmesi gerekir; uygulamada en güvenli yol, beş yıllık süreyi esas alarak hareket etmek ve alacağı beklemeden talep etmektir. Kaporanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı iadesi ise, iade yükümlülüğünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Faiz: Hem komisyon hem kapora bir para alacağı olduğundan faiz işletilebilir. Faiz kural olarak karşı tarafın temerrüde düşürüldüğü tarihten, yani ihtarnamenin tebliğinden veya dava tarihinden başlar. Bu nedenle dava açmadan önce yazılı ihtar çekilmesi faizin daha erken işlemesini sağlar.

Ankara bakımından pratik not: asliye ticaret, asliye hukuk ve tüketici mahkemeleri Ankara Adliyesi'nin Dışkapı ek hizmet binasında görev yapar. Davalının yerleşim yeri Sincan veya Etimesgut ise Ankara Batı Adliyesi devreye girer.

İhtarname çekme usulü hakkında ayrıntı için İhtarname Nedir, Nasıl Çekilir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Simsarlık Sözleşmesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Simsarlık sözleşmesi nedir?

6098 sayılı TBK m.520’ye göre simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşme kurulursa ücrete hak kazandığı sözleşmedir.

Emlakçının komisyon alabilmesi için hangi şartlar gerekir?

•             Geçerli bir simsarlık sözleşmesi olmalı

•             Simsar aracılık edimini yerine getirmeli

•             Bu faaliyet sonucunda asıl sözleşme (satış veya kiralama) kurulmuş olmalı

Taşınmaz simsarlığında yazılı şekil şartı var mı?

Evet. TBK 520/3’e göre taşınmaz simsarlık sözleşmeleri yazılı yapılmadıkça geçerli değildir.

Sözlü simsarlık sözleşmesi geçerli midir?

Taşınmaz simsarlığında hayır. TBK m.520/3 yalnızca taşınmazlara ilişkin simsarlık sözleşmeleri için yazılı şekli geçerlilik şartı olarak öngörmüştür; bu şarta uyulmazsa emlakçı komisyon talep edemez. Taşınmaz dışındaki simsarlık sözleşmeleri ise şekle bağlı değildir.

Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği, asıl sözleşmenin geçerliliğine bağlı mıdır?

Geçerlilik bakımından hayır: asıl sözleşme geçersiz olsa bile yazılı simsarlık sözleşmesi geçerliliğini korur. Ancak ücrete hak kazanma bakımından durum farklıdır. TBK m.521 uyarınca simsar, ancak faaliyeti sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Taşınmaz satışı resmî şekil eksikliği nedeniyle baştan geçersizse, ortada kurulmuş bir asıl sözleşme bulunmadığından, aksine açık bir sözleşme hükmü yoksa emlakçı kural olarak ücrete hak kazanmaz. Kısacası sözleşmenin geçerliliği bağımsızdır, ücret hakkı değildir.

Emlakçı kimden komisyon talep edebilir?

Komisyon, yalnızca sözleşme yaptığı kişiden talep edilebilir. Sözleşme ilişkisi olmayan kişiden ücret istenemez.

“Gayrimenkul Görme Belgesi” veya “Teklif Formu” geçerli midir?

İçeriği simsarlık sözleşmesinin unsurlarını taşıyorsa geçerli kabul edilir.

Emlakçı sadece taşınmazı gösterirse komisyon alabilir mi?

Hayır. Tek başına yer göstermek ücret hakkı doğurmaz. Tarafları bir araya getirme ve müzakere ortamı sağlama gerekir.

Taraflar sözleşmede farklı bir hüküm koyabilir mi?

Evet. Örneğin, taraflar “yer göstermeyle ücret hakkı doğar” şeklinde özel hüküm koyabilirler.

Komisyon hakkı için nedensellik bağı gerekli midir?

Evet. Asıl sözleşmenin, emlakçının faaliyeti sayesinde kurulmuş olması gerekir.

Emlakçı saf dışı bırakılırsa komisyon hakkı devam eder mi?

Evet. Sözleşmede bu durumu düzenleyen hüküm varsa, alıcı veya satıcı emlakçıyı aradan çıkarsa dahi ücret ödenir.

Taraflardan biri haksız yere vazgeçerse emlakçı ücret alabilir mi?

Duruma göre değişir. Sözleşmede haksız vazgeçmeyi düzenleyen açık bir hüküm varsa emlakçı doğrudan bu hükme dayanır ve ispat yükü hafifler. Böyle bir hüküm yoksa talep kendiliğinden düşmez, ancak dayanak değişir: iş sahibinin sözleşmenin kurulmasını dürüstlük kurallarına aykırı biçimde engellemesi hâlinde TBK m.175 gündeme gelir ve emlakçının bu aykırılığı ayrıca ispat etmesi gerekir. Salt fikir değiştirme veya piyasa koşullarının değişmesi tek başına dürüstlüğe aykırılık sayılmaz.

Emlakçı hem alıcı hem satıcıyla sözleşme yapabilir mi?

Kural olarak evet; her iki taraf da kendi sözleşmesinden bağımsız sorumludur. Ancak TBK m.523 önemli bir sınır koyar: simsar, üstlendiği borca aykırı davranarak karşı tarafın menfaatine hareket eder veya dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı taraftan da ücret alma vaadini kabul ederse, ücrete ve yaptığı giderlere ilişkin hakkını kaybeder. Bu hâlde kayıp kısmi değil tamdır.

Bir tarafın komisyonu ödemesi diğer tarafı kurtarır mı?

Hayır. Her taraf kendi borcundan bağımsız sorumludur.

Komisyon oranı sözleşmede belirtilmemişse ne olur?

TBK m.522 uyarınca ücret, belirlenmemişse tarifeye, tarife yoksa teamüle göre ödenir. Mahkeme bu çerçevede ilgili meslek odasından teamül oranını sorarak komisyon miktarını belirleyebilir. Belirlenen oran, Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik m.20'deki üst sınırı aşamaz: alım satımda KDV hariç satış bedelinin yüzde dördü, kiralamada KDV hariç bir aylık kira bedeli.

Emlakçıya verdiğim kaporayı geri alabilir miyim?

Emlakçıda veya taraflar arasında adi yazılı olarak yapılan taşınmaz satış sözleşmesi, resmî şekil şartını taşımadığından geçersizdir; bu hâlde ödenen kapora sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği iade edilir. Buna karşılık satış resmî şekilde kurulmuşsa veya işlem şekil şartına tabi değilse (örneğin araç satışı), değerlendirme bağlanma parasına ilişkin TBK m.177 ve m.236 hükümlerine göre yapılır.

Tapulu taşınmaz satış sözleşmeleri hangi şartla geçerlidir?

4721 sayılı TMK m.706, TBK m.237, Tapu Kanunu m.26 ve Noterlik Kanunu m.60 uyarınca resmi şekilde yapılmadıkça geçerli değildir.

Adi yazılı sözleşme ile taşınmaz satışı yapılabilir mi?

Hayır. Adi yazılı sözleşmeler geçerlilik şartını taşımadığından hukuken geçersizdir.

Geçersiz sözleşmede kapora geçerli midir?

Hayır. Kapora, cayma parası veya cezai şart gibi fer’i hükümler asıl sözleşmeye bağlıdır. Asıl sözleşme geçersizse kapora da geçersiz olur.

Geçersiz sözleşmede ödenen kapora hangi hukuki sebebe dayanır?

Hiçbir hukuki sebebe dayanmaz. Bu nedenle sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır ve kapora iade edilmelidir.

Geçersiz sözleşmede taraflar ne yapmak zorundadır?

Herkes aldığını iade etmekle yükümlüdür.

Alıcı satın almaktan vazgeçerse kapora yanar mı?

Hayır. Sözleşme baştan geçersiz olduğundan, alıcının vazgeçmesi kaporanın iadesini engellemez.

Satıcı veya emlakçı “alıcı vazgeçti, kapora yanar” diyebilir mi?

Hayır. Mahkemeler bu savunmayı kabul etmez. Geçersiz taşınmaz satış sözleşmesinde kapora iade edilir.

Önemli kapsam kaydı: Buradaki sonuç, taşınmaz satışının resmî şekilde yapılmaması nedeniyle sözleşmenin baştan geçersiz olmasına dayanır. Resmî şekilde kurulmuş geçerli bir satışta veya şekil şartına tabi olmayan bir işlemde (örneğin araç satışında) değerlendirme farklıdır; bu hâlde bağlanma parasına ilişkin TBK m.177 ve m.236 hükümleri uygulanır.

Kapora, cayma parası ve ceza koşulu ayrımının ayrıntısı için Kapora Nedir, Kapora Nasıl Geri Alınır? başlıklı rehberimize bakabilirsiniz.

Emlakçı komisyonu en fazla ne kadar olabilir?

Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik m.20 uyarınca alım satımda hizmet bedeli, satış bedelinin KDV hariç yüzde dördünü aşamaz. Kiralamada ise KDV hariç bir aylık kira bedelini aşamaz.

Emlakçı yer gösterdiği için ücret isteyebilir mi?

Hayır. Yönetmelik, taşınmazı gösterme hizmeti karşılığında herhangi bir bedel talep edilemeyeceğini açıkça düzenler. Yargıtay da salt yer göstermenin ücrete hak kazandırmadığını istikrarlı biçimde kabul eder.

Komisyon çok yüksekse indirilebilir mi?

Evet. TBK m.525 uyarınca aşırı simsarlık ücreti, borçlunun istemi üzerine hâkim tarafından hakkaniyete uygun olarak indirilebilir. Talep edilmezse hâkim kendiliğinden indiremez.

Sözleşmedeki cezai şart indirilebilir mi?

Hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir (TBK m.182/3). Ancak borçlu tacirse, TTK m.22 uyarınca ceza koşulunun fahiş olduğu iddiasıyla indirilmesini isteyemez.

Satış tapuda yapılmazsa emlakçı komisyon alabilir mi?

TBK m.521 uyarınca simsar ancak faaliyeti sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Adi yazılı taşınmaz satışı resmî şekil eksikliği nedeniyle geçersizse, aksine açık bir sözleşme hükmü bulunmadıkça emlakçı kural olarak ücrete hak kazanmaz.

Emlakçının özen ve sadakat borcu var mıdır?

Evet. TBK m.520/2 uyarınca simsarlık sözleşmesine kural olarak vekâlete ilişkin hükümler uygulanır. Emlakçı, taşınmazın hukuki durumunu aktarmak ve iş sahibinin menfaatini gözetmekle yükümlüdür.

Emlakçıyla yapılan sözleşme her zaman feshedilebilir mi?

Kanun simsarlıkta dönmeyi ayrıca düzenlemediğinden vekâlet hükümleri uygulanır. Taraflar sözleşmeyi her zaman sona erdirebilir; uygun olmayan zamanda sona erdiren, diğerinin zararını gidermekle yükümlüdür.

Komisyon davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Duruma göre değişir. Emlakçının tacir olması tek başına yeterli değildir; TTK m.4 uyarınca uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir. Ticari dava sayılan hâllerde arabuluculuk TTK m.5/A uyarınca dava şartıdır. Uyuşmazlık tüketici işlemi ise ve tüketici mahkemesinde görülecekse, bu kez TKHK m.73/A uyarınca arabuluculuk yine dava şartıdır; tüketici hakem heyetinin görev kapsamındaki uyuşmazlıklar ise bu şartın dışındadır.

Komisyon alacağında zamanaşımı ne kadardır?

TBK m.147/5 simsarlık sözleşmesinden doğan alacakları beş yıllık zamanaşımına tabi tutar; hüküm ticari simsarlık ücreti alacağını bu sürenin dışında bırakmıştır. Bu istisna nedeniyle süre somut ilişkiye göre baştan değerlendirilmeli, beklenmeden talepte bulunulmalıdır. Kaporanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı iadesinde ise iki yıllık ve on yıllık süreler uygulanır.

Emlakçı – Alıcı – Satıcı Arasında Ortaya Çıkabilen Uyuşmazlıklar

1. Komisyon Ücreti Uyuşmazlıkları

•Komisyonun ödenmemesi: Alıcı veya satıcı, emlakçının hizmetinden yararlanmasına rağmen komisyonu ödemekten kaçınabilir.

•Komisyon oranı tartışmaları: Sözleşmede oran belirtilmemişse veya piyasa oranının üzerinde talep edilmişse uyuşmazlık konusu olabilir.

•Diğer: Hem alıcıdan hem satıcıdan komisyon alınmasına itiraz, oranların aşılması veya haksız tahsilatlar uyuşmazlık yaratabilir.

2. Sözleşmenin Geçerliliği

Yazılı şekil şartı: Taşınmaz simsarlığında yazılı sözleşme yapılmadıysa, emlakçının komisyon talebi reddedilebilir.

Geçersiz satış sözleşmeleri: Tapuda yapılmayan satış sözleşmeleri geçersizdir; buna rağmen alınan kapora, cayma parası veya cezai şart dava konusu olur.

3. Emlakçının Yükümlülüklerini Yerine Getirmemesi

•Yanlış veya eksik bilgilendirme (örneğin taşınmazın hukuki durumu, ipotek, haciz bilgileri saklanırsa).

•Tarafları yanıltıcı beyanlarla yönlendirmesi.

•Yeterli aracılık faaliyeti göstermemesi (sadece yer göstermekle yetinmesi).

4. Emlakçının Saf Dışı Bırakılması

•Alıcı ve satıcı, emlakçının aracılığıyla tanıştıktan sonra onu aradan çıkararak doğrudan işlem yaparsa uyuşmazlık konusu olur.

•Bu durumda emlakçı, sözleşmedeki özel hükümlere dayanarak komisyon alacağı için dava açabilir.

5. Kapora ve Cayma Parası Uyuşmazlıkları

•Geçersiz sözleşmeye dayalı kapora ödemeleri sebepsiz zenginleşme kapsamında iade davasına konu olur.

•Taraflardan birinin haksız vazgeçmesi halinde, emlakçının komisyon hakkı ve cezai şart talepleri gündeme gelir.

6. Bağımsız Sorumluluk İlkesi

•Hem alıcı hem satıcıyla ayrı ayrı sözleşme yapılmışsa, her biri kendi borcundan bağımsız sorumludur.

•Bir tarafın ödemesi, diğer tarafın borcunu ortadan kaldırmaz.

7. Haksız Rekabet ve Yetkisiz Faaliyetler

•Yetki belgesi olmayan kişilerin emlakçılık yapması.

•Birden fazla emlakçı arasında yetki çatışması.

•Emlakçının dürüstlük kuralına aykırı davranışları (örneğin alıcıyı yanıltarak kendi çıkarına işlem yapması).

Ankara Gayrimenkul Avukatı

Gayrimenkul işlemlerinde emlakçının komisyon hakkı, kapora ödemeleri ve sözleşmelerin geçerliliği yalnızca ekonomik boyutu olan meseleler değil, aynı zamanda hukuki güvenliği doğrudan ilgilendiren konulardır. Türk Borçlar Kanunu hükümleri ve Yargıtay kararları, bu alanda emlakçının emeğini korurken alıcı ve satıcının da haksız talepler ve haksız uygulamalar karşısında korunmasını sağlayan dengeli bir hukuki çerçeve oluşturmaktadır.

Bu noktada önem arz eden husus, somut olayın özelliklerine göre hukukun çizdiği sınırlar içinde hakkın kime ait olduğunu belirlemektir. Örneğin yazılı şekil şartına uyulmayan bir simsarlık sözleşmesi emlakçının talebini geçersiz kılabilirken, emlakçı aracılığıyla gerçekleşen satışta onun devre dışı bırakılması da hukuken kabul edilemez. Aynı şekilde, geçersiz sözleşmelere dayanılarak alınan kapora ödemelerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iade edilmesi gerekirken, haksız yere sözleşmeden cayan taraf emlakçının uğradığı komisyon kaybını tazmin etmekle yükümlüdür.

Doğru hazırlanmış sözleşmeler ve bilinçli hareket eden taraflar sayesinde emlakçının emeği güvence altına alınırken, alıcı ve satıcının da hak kaybı yaşamasının önüne geçilir. Aksi halde, basit görünen bir gayrimenkul işlemi dahi tüm taraflar için uzun süren davalara ve ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir. Ankara gayrimenkul avukatı desteğiyle sürecin yönetilmesi, proaktif yaklaşımla önleyici danışmanlık hizmeti alınması olası uyuşmazlıkların önüne geçer. Uyuşmazlık çıktığında da avukatlık hizmetiyle hakların etkin şekilde korunması, dava sürecinde stratejik adımların atılması ve en uygun sonucun elde edilmesi sağlanır.

Emlakçı komisyonu ve kapora davalarında Ankara Gayrimenkul Avukatı hizmeti
Ankara Gayrimenkul Avukatı


Emlakçı komisyonu, simsarlık sözleşmesi veya kapora uyuşmazlığınızla ilgili Ankara Gayrimenkul Avukatı sayfamızdan bilgi alabilirsiniz.


Son Yazılar

Hepsini Gör
  • Whatsapp
bottom of page