top of page

KİRA BORCUNUN ÖDENMEMESİ VEYA EKSİK ÖDENMESİ NEDENİYLE KİRACININ TAHLİYESİ

Kira sözleşmelerinde kiracının asıl edimi kendisine teslim edilen kiralananın kira bedelini ödemektir. TBK madde 314’e göre kiracı, sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı müddetçe veya buna dair bir yerel adet yok ise kira bedelini ve kararlaştırılmış ise yan giderleri, her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödemekle yükümlüdür. Kiracı, sözleşmede yer alan asıl edimi olan kira bedelini ödemediği takdirde temerrüde düşecek ve TBK madde 315 uyarınca kiraya veren kiracının temerrüdü dolayısıyla kiralananı tahliye edebilecektir.


Kiracı, Türk Borçlar Kanunu’nun 341’inci maddesi uyarınca ödemek zorunda olduğu, elektrik, su, ısınma ve apartman aidatı gibi kullanım giderlerini ya da sözleşmeyle kararlaştırılan diğer yan giderleri ödemediği takdirde de kiraya veren, Türk Borçlar Kanunu’nun 315’inci maddesine göre, sözleşmeyi feshedip, kiralananın geri verilmesini isteyebilecektir.


Kira bedelini ödeme zamanı TBK m. 314’de düzenlenmiştir. Bu hükme göre; kural olarak kiracı, sözleşmede veya yerel adette hüküm varsa, sözleşme veya yerel adette belirtilen zamanda, aksine sözleşme ve yerel adet olmadıkça, kira bedelini ve gerekiyorsa yan giderleri, her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödemekle yükümlüdür. Kira bedeli kural olarak TL olarak kararlaştırılabilir. Kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa ve kanun kira bedelinin yabancı olarak kararlaştırılmasına izin veriyorsa, aynen ödeme kaydı yoksa, kiracı, kira bedelini TL veya yabancı para olarak ödeyebilir.


Taraflar sözleşmede kira bedelini ödeme yerini dilediği gibi kararlaştırabilir. Kira sözleşmesinde genellikle kira bedelinin bir banka hesabına yatırılması kararlaştırılmaktadır. Kira sözleşmesinde aksi öngörülmemişse kira bedeli, kiraya verenin yerleşim yerinde ödenir (TBK m. 89/f. I). Taraflarca ödemenin banka hesabına yapılmasının kararlaştırılması halinde, bu şekilde bir ödeme yapıldığında ödeme tarihi, kira bedelinin kiraya verenin banka hesabına yatırıldığı andır.


Kira bedelinin ödenmemesi ve sonuçları TBK m. 315’te düzenlenmiştir. Bu hüküm, bütün kira sözleşmeleri bakımından uygulanabilir niteliktedir. Kira bedelinin ödenmemesi halinde kiraya verene sözleşmeyi feshetme hakkı tanınmıştır. Bu hüküm emredici niteliktedir. Yeni kira döneminde yapılacak artışa ilişkin olarak kira sözleşmesinde bir artış oranı kararlaştırılmışsa, kiracının uygulaması gereken artış oranı belli olduğu için, kiracının bu oranda artış yapmaksızın ödeme yapması da temerrüde düşmesine yol açacaktır.


Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde, kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir (TBK m. 346). Adi kira sözleşmesinde bu tür hükümler getirilebilir.


***


KİRACI TARAFINDAN TAKİP KONUSU DÖNEMLERDE KİRA PARALARINI KİRA SÖZLEŞMESİNDEKİ ARTIŞ ORANINA GÖRE ARTIŞ YAPMADAN ALACAKLININ BANKA HESABINA ARTIŞSIZ OLARAK ÖDENMESİ VE ÖDENEN TUTARLARIN İTİRAZİ KAYIT İLERİ SÜRÜLMEDEN ALINMIŞ OLMASI DAVACININ ARTIŞ KOŞULUNDAN VAZGEÇTİĞİ VE TARAFLAR ARASINDA BU YOLDA ZIMNİ BİR ANLAŞMA OLDUĞU ŞEKLİNDE YORUMLANAMAZ


(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 04.11.2014 T., 2014/10125 E., 2014/11871 K.)


Taraflar arasında 1.6.2003 başlangıç tarihli ve 4 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinin 3.maddesinde “kira parasına her sene TEFE enflasyonu oranında zam yapılacağı...” kararlaştırılmıştır. Bu artış şartı belli ve muayyen olup geçerlidir ve tarafları bağlar. Davalı kiracı tarafından takip konusu dönemlerde kira paralarını kira sözleşmesindeki artış oranına göre artış yapmadan alacaklının banka hesabına artışsız olarak ödenmesi ve ödenen tutarların itirazi kayıt ileri sürülmeden alınmış olması davacının artış koşulundan vazgeçtiği ve taraflar arasında bu yolda zımni bir anlaşma olduğu şeklinde yorumlanamaz. Bu nedenle mahkemece, kira sözleşmesinin 3.maddesinde kararlaştırılan artış şartı hükümleri gereğince takip konusu dönem kira paralarının tespit edilmesi ve varsa ödemelerin mahsubu ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.


***


ARTIŞ ORANI TÜİK'İN YAYINLADIĞI YURTİÇİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİNİN 12 AYLIK ORTALAMASINA GÖRE BELİRLENECEĞİNDEN, TAKİBE KONU ALACAĞIN BELİRLENMESİ AÇISINDAN, BU AÇIKLAMALAR NAZARA ALINARAK TAKİP TARİHİNDEN GERİYE DOĞRU BEŞ YILLIK KİRA FARKININ BELİRLENMESİ İÇİN DOSYA ÜZERİNDE UZMAN BİLİRKİŞİ ARACILIĞI İLE YAPTIRILACAK BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ SONUCUNDA ALINACAK RAPOR İÇERİĞİNE GÖRE İTİRAZIN KALDIRILMASI GEREKEN KİRA FARKI MİKTARININ TESPİT EDİLEREK SONUCUNA GÖRE BİR KARAR VERİLMESİ GEREKİR


(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 08.05.2014 T., 2014/4257 E. - 2014/5925 K.)


Taraflar arasında düzenlenen takibe ve davaya dayanak yapılan ....2002 başlangıç tarihli, beş yıl süreli yazılı kira sözleşmesinin varlığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu yazılı sözleşmenin özel hükümlerinin birinci maddesinde kararlaştırılan yıllık kira artış koşulu geçerli olup, tarafları bağlar. Davacının bu sebeple kira artış farklarını talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme bir yıllık sürelerle yenilenmiş olup, geçerliliğini sürdürmekte olduğundan, kira sözleşmesindeki kira artış oranı belirlenebilir ve hesap edilebilir şekilde belirtilmiş bulunduğundan, mahkemece uyuşmazlığın sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Sözleşmede TEFE oranındaki artış şartı ve TEFE ekonomi terminolojisinden kaldırılmakla artış oranı TÜİK'in yayınladığı yurtiçi üretici fiyat endeksinin 12 aylık ortalamasına göre belirleneceğinden, takibe konu alacağın belirlenmesi açısından, bu açıklamalar nazara alınarak takip tarihinden geriye doğru beş yıllık kira farkının belirlenmesi için dosya üzerinde uzman bilirkişi aracılığı ile yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda alınacak rapor içeriğine göre itirazın kaldırılması gereken kira farkı miktarının tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.


***


KİRACININ EKSİK ÖDEME YAPMASIYLA TEMERRÜD GERÇEKLEŞTİĞİNDEN KİRALANANIN TAHLİYESİNE KARAR VERİLMESİ GEREKİR


(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 01.05.2008 T., 3686/5613)


Davalı kiracının eksik ödeme yapması nedeni ile davalının temerrüdü gerçekleştiğinden, mahkemece itirazın kaldırılmasına, takibin devamına ve bu miktar üzerinden %40 icra inkar tazminatına ve kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekir.


***


YASADA EDİMİN CÜZİ MİKTARDA EKSİK YATIRILMASI HALİNDE TAHLİYE KARARI VERİLEMEYECEĞİNE İLİŞKİN HAKİME TANINMIŞ TAKDİR HAKKI BULUNMAMAKTADIR. BU NEDENLE TEMERRÜDE KONU KİRA VE YAN GİDERLERİN SÜRESİNDE TAM VE EKSİKSİZ ÖDENMEMESİ HALİNDE TAHLİYE KARARI VERİLMESİ ZORUNLUDUR


(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/6315 K. 2014/7722 T. 11.06.2014)


Kira parasının 1 TL eksik yatırıldığına ilişkin uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık kira parasının 1,00 TL eksik yatırılmasının tahliyeyi gerektirip gerektirmediğine ilişkidir. TBK.nun 315 maddesi “ Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür. Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.” şeklinde olup, İİK.nun 269 ve devamı maddelerinde düzenlenen kira parasının tahsili ve kiralanın tahliyesine yönelik icra takibinde temerrüt şartları da adi kiralarda TBK'nun 315 maddesindeki süre ve şartlara tabidir. Temerrüt sonuçlarından kurtulması için kiracının ihtara (takibe) konu kira veya yan gider borcunu eksiksiz ödenmesi zorunlu olup, ödemenin kısmi olarak yapılması temerrüt şartlarının oluşmasını engellemez. Öte yandan yasada edimin cüzi miktarda eksik yatırılması halinde tahliye kararı verilemeyeceğine ilişkin hakime tanınmış takdir hakkı da bulunmamaktadır. Bu nedenle temerrüde konu kira ve yan giderlerin süresinde tam ve eksiksiz ödenmemesi halinde tahliye kararı verilmesi zorunludur.


***


ENFLASYON ORANINDA ARTIŞ KOŞULU BELİRLİ VE MUAYYEN OLMADIĞINDAN GEÇERLİ DEĞİLDİR


(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2019/49 K. 2019/7680 T. 09.10.2019)


HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.


Kural olarak, kira ilişkisinin varlığını ve aylık kira bedelinin ne kadar olduğunu ispat külfeti davacıya, davalı tarafından kabul edilen kira bedelinin ödendiğinin ispat külfeti ise davalıya düşer. Davacının talep ettiği yıllık kira miktarı HMK'nın 200. maddesi uyarınca belirlenecek senetle ispat sınırının üzerinde ise davacı kira bedelini yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. Yazılı delille kanıtlanmadığı takdirde ise davalının kabulünde olan miktar esas alınmalıdır. Yine davalı da aynı koşullar altında yıllık kira bedelinin senetle ispat sınırının üzerinde olması durumunda kira borcunun ödendiğini yazılı belge ile ispat etmelidir.


Taraflar arasında 01/06/1995 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacının icra takip talebinde takip tarihine kadar tahakkuk etmiş olan kira bedellerini istediği ve bu kira bedellerine her yıl Ocak ayı itibariyle artış uyguladığı anlaşılmaktadır. Davalı ise yargılama sırasında kira bedelinin 25 TL olduğunu ancak artışın enflasyon oranında yapılmasını kararlaştırdıklarını beyan etmiştir. Enflasyon oranında artış koşulu belirli ve muayyen olmadığından geçerli değildir. Bu durumda, Mahkemece yapılacak iş; davalı kiracının uzayan dönemde ödediği kira bedeli miktarı dikkate alınarak takip tarihi itibariyle muaccel hale gelen alacak miktarının gerekirse bilirkişi eşliğinde hesaplanarak belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi iken, bundan zühul edilerek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.


***.


KİRA PARASININ ÖRNEK 13 ÖDEME EMRİNİN BORÇLUYA TEBLİĞDEN İTİBAREN YASAL OTUZ GÜNLÜK SÜREDEN SONRA ÖDENMESİYLE TEMERRÜT OLGUSU GERÇEKLEŞTİĞİNDEN TAHLİYEYE KARAR VERİLMESİ GEREKİR


(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/5295 K. 2010/6671 T. 02.06.2010)


Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında aylık 420.-TL'den 01.04.2009 - 01.08.2009 kira dönemi alacağı olan 2100.-TL kira parasının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine davalının itiraz etmemesi üzerine davacı icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece Örnek 13 ödeme emrinin tebliğ edildiği ancak tebligat tarihinin bulunmadığı bu nedenle 30.10.2009'da kira parasının da ödendiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi üzerine karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.


Dosyada mevcut Örnek 13 ödeme emrinin borçluya tebliğ tarihinin ilgili PTT'den sorulması üzerine verilen cevabi yazıda tebligatın 07.08.2009 tarihinde yapıldığı bildirilmiştir. Davalı borçlu icra dosyasına 30.10.2009 tarihinde 2552.-TL ödemiş olup, yapılan bu ödeme yasal otuz günlük süreden sonradır. Bu durumda temerrüt olgusu gerçekleşmiştir. Mahkemece temerrüt gerçekleştiğinden tahliyeye karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.


***


KİRA BEDELİ AKSİ KARARLAŞTIRILMADIKÇA KİRAYA VERENE ÖDENMESİ GEREKEN BORÇLARDAN OLUP ÜÇÜNCÜ KİŞİYE YAPILAN ÖDEME KİRACIYI BORCUNDAN KURTARMAZ


(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/1881 K. 2017/4519 T. 28.03.2017)


Davalı kiracı yargılama aşamasında, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinden itibaren 2 yıllık kira bedelinin davacının annesi hesabına yatırıldığını, bu şekilde 2 yıllık kira borcunu ödediğini savunmuş ve ödeme dekontunu dosyaya sunmuştur. Buna göre; 10.02.2014 tarihinde ...l tarafından davacının annesi ... hesabına “ ...’ın oğlu ...’a ait 2 senelik konut kira bedeli” açıklaması ile 7.000,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Kira bedeli aksi kararlaştırılmadıkça kiraya verene ödenmesi gereken borçlardan olup üçüncü kişiye yapılan ödeme kiracıyı borcundan kurtarmaz. Bu nedenle davacı alacaklı tarafından kira ödemesi olarak kabul edilmeyen üçüncü şahıs adına yapılan ödemeler davalı kiracı şirketi borçtan kurtarmaz. Bu nedenle mahkemece bu husus dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacı tarafça kabul edilmeyen anılan ödemenin takip konusu kira alacağına ilişkin olduğu kabul edilerek yazılı şekilde davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının kısmen kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.


***


(Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/1552 K. 2017/3401 T. 13.03.2017)


Borçlu kiracının, kiralananın onarımı (TBK.305-306) için yaptığı giderler tutarını kira borcu ile takas edebilmesi için, bu onarımı kiralayanın muvafakatı ile yapmış olduğunu İİK’nun 269/c,I maddesindeki belgelerden biri veya kiralananın ikrarı ile İcra Mahkemesinde ispat etmesi gerekir. Davalının ibraz etmiş olduğu belgeler 269/c,I maddesinde sayılan belgelerden değildir.


Bu durumda, davalı tarafından takibe konu bakiye alacağın ödendiği ispat edilemediğinden Mahkemece, itirazın kaldırılması ile kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ve olay ile irtibatlandırılamayan Yargıtay kararı gereğince davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.


***


(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/2281 K. 2014/2960 T. 12.03.2014)


Davacı alacaklı vekili dava dilekçesinde, davalı borçlu ile mecurun eski maliki S. B.. arasında 01.05.2006 tarihinde bir yıl süreli kira sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin bu taşınmazı 25.06.2012 tarihinde satın aldığını, bu durumun davalıya noter aracılığı ile ihtarname keşide edilerek bildirildiğini, davalının tahliyeden kaçındığını, kira bedellerini de ödemediğini, bunun üzerine davalı borçlu aleyhine tahliye istekli icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun ödeme emrine itiraz etmediği gibi 30 günlük süre içerisinde ödemede bulunmadığını beyanla taşınmazın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı duruşmadaki beyanında, kira bedellerini yatırdığını ancak kira paralarının davacı tarafından alınmadığını, kira bedellerinin kendisine geri döndüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kiralananın önceki malikinden satın alan yeni malikin kiralayanın halefi olması nedeni ile satın alma tarihinden itibaren kira paralarının kendisine ödenmesini borçlu kiracıya bildirmeden, ihtar etmeden borçlu kiracıyı temerrüde düşürmüş olmayacağı gerekçesiyle davacının isteminin reddine karar verilmiştir.


Davacı alacaklı kiralananı 25.06.2012 tarihinde önceki malik kiralayandan satın almış ve Eyüp ....Noterliği'nin 25.06.2012 tarih ve 12841 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile satın alma hususunu davalı borçluya bildirmiştir. Satın alma olgusunun icra takibinden önce davacı alacaklı tarafından davalı borçluya bildirdiği halde, mahkemece yanlış değerlendirme sonucunda satın alma hususunun ihbar edilmediği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesi doğru değildir.


Karar bu nedenle bozulmalıdır.


***


(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/6670 K. 2016/2139 T. 17.03.2016)


Kiralananı sonradan iktisap eden yeni malikin önceden kiracıya ihbar göndererek kira paralarının kendisine ödenmesini istemesi gerekir. Aksi halde önceki malike yapılan kira ödemeleri geçerli olup kiracı kira borcundan kurtulur. Davacı kiracı 2012 Ağustos, Eylül ve Ekim aylarına ait kira bedellerini 30.07.2012 tarihli satıştan haberi olmadığı ve yeni malik tarafından kendisine kira ödemeleri hususunda ihtarname gönderilmediği için önceki malik olan davalıya ödediğini belirterek yapılan bu ödemelerin iadesini istemiştir. Dosya içerisindeki tapu kaydından dava dışı ...’ün kiralananı 30.07.2012 tarihinde satın aldığı, davacı kiracıya kira ödemelerinin kendisine yapılması gerektiği hususunda ihtarname göndermediği anlaşılmaktadır. Davacının eski malik davalıya yaptığı bu kira ödemeleri geçerli bir ödemedir. Davacı kiracı, davaya konu edilen 2012 Ağustos, Eylül ve Ekim aylarına ilişkin kira bedellerinin yeni malike mükerrer olarak ödendiğini iddia etmediği gibi bu hususu ayrıca ispat edememiştir. Buna göre, istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kısmen kabul kararı verilmiş olması doğru değildir.


***


(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2008/1307 K. 2008/3084 T. 17.03.2008)


Davacı, davalının kiracı olarak bulunduğu taşınmazı 27.10.2006 tarihinde önceki malik B…Y.. 'dan satın aldığı anlaşılmaktadır. Kiralayan durumunda olmayan malik veya kiralananı sonradan iktisap eden yeni malikin önceden kiracıya ihbar göndererek kira paralarının kendisine ödenmesini istemesi bu ihbarın sonuçsuz kalması halinde yasal içerikli ihtarname tebliğ ettirmek suretiyle dava açması gerekir. Kiralananı sonradan iktisap eden davacı taşınmazı iktisap ettiğini ve iktisap tarihinden sonra kiraların kendisine ödenmesi için davalıya tebliğ ettirdiği bir ihtarname bulunmamaktadır.


Davacı tarafından kiraların kendisine ödenmesine ilişkin davalıya tebliğ edilmiş bir ihtar olmadığından yapılan icra takibi ile gönderilen ödeme emri nedeniyle davalının temerrüde düştüğünden bahsedilemez.


***


(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/7845 K. 2014/10077 T. 18.09.2014)


Taraflar arasında imzalanan 01.03.2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kira parasının aylık 400 TL olduğu ve ayın 1-3 ü arasında peşin olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı 07.06.2013 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile 2013 Mayıs ve Haziran ayları için 1.000 TL'nin geçmişten bakiye borç 75 TL olmak üzere 1075 TL nin 30 gün içinde ödenmesini istemiş, ödenmediği taktirde tahliye davası açılacağını bildirmiştir. Bu hali ile ihtarname T.B.K'nın 315. Maddesinde belirtilen yasal şartlara uygundur. Davacı 07.06.2013 keşide tarihli ihtarnameye dayanarak ihtarnameye konu ettiği aylar kira paraları nedeniyle davalının temerrüde düştüğünü ileri sürdüğüne, ihtarnamede yasanın aradığı yasal şartları taşıdığına göre işin esası hakkında bir karar vermek gerekir.


***


(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/12237 K. 2014/13015 T. 25.11.2014)


Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.04.1996 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Artış şartına ilişkin sözleşmenin 8. maddesinde “ kiracı kira ilişkisinin devam etmesi halinde kirayı ilk yıl için % 65 artırmayı … ve ödemeyi kabul etmiştir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu şart geçerli olup tarafları bağlar. Uyuşmazlık 01/04/2009-01/04/2013 tarihleri arasındaki kira farkı alacağına ilişkin olup kira sözleşmesinde artış şartı yenilenen ilk yıl için öngörülmüş devam eden yıllar kira bedellerinin artırılacağına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece sözleşmedeki artış şartının yenilenen ilk yıl için geçerli ve müteakip yıllar için artış şartı belirlenmediğinin kabulü ile alacağın buna göre hesaplanması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.


***


412 görüntüleme

Comentarios


bottom of page